şükela:  tümü | bugün
  • atatürk'ün evliliği de boşanması da ilginç ve hassas bir konudur, bu yüzden bu gibi hassas konularda yazarken, kendimden yorum yazmamaya sadece kaynak aktarımı yapmaya çalışırım, önceki yazılarımda da böyle hassas konularda kaynak aktarımından fazlasını yapmadım.

    lakin; lord kinross'un yazısından okuduğumuz zaman atatürk'ün millete öğütledikleriyle kendi hayatında yaptıklarının birbiriyle taban tabana çeliştiğini görüyoruz.

    mesela, medeni kanunla evliliği tavsiye etmiş, imam nikahının hükmünü kaldırmıştır. halka da imam nikahını değil devlet nikahını yapmayı tavsiye etmiştir. hatta sonraları imam nikahı yapanlar çeşitli cezalar da aldılar.

    şimdi lord kinross'a kulak verelim:

    "batı usulü bir ilişkinin eşitlik koşullarıyle bağdaşamayan bu iki doğulu karakterin yalnız boşanmaları değil, bu boşanmanın şekli de tuhaftı.

    gazi latife hanımla evlenirken müslüman geleneklerini bir yana iterek, töreni batı ilkelerine uydurmuştu. boşanırken ise, bir erkeğe sorgusuz sualsiz karısını boşamak hakkını tanıyan islâm yasalarına göre davranmıştı.

    -‘boş ol’ ya da ‘bir daha yüzünü görmeyeyim’ demekle bu iş oluyordu. o da böyle yaptı. bununla beraber, aldığı kararın sertliğini, ikisi arasında anlaşma ile alınmış olduğunu bildirerek, yumuşatmaya çalıştı. (atatürk, bir milletin yeniden doğuşu" sahife: 638-639-640-641)"

    ama aslında ortada anlaşma yoktu, atatürk boşanma kararını tek başına almış, kimsenin aklına latife'ye sormak, ya da boşanma davası açmak ve hakimin kararını dinlemek gelmemişti. atatürk latife hanımın fikri sorulmaya gerek görülmeden boşanmıştı. latife hanıma nafaka verip vermediğini, geçimi için herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığını ise bilmiyorum. özel mesajla bilenler kaynaklı şekilde verirse buraya eklerim.

    yine aynı yazıda atatürk'ün kadına bakış açısıyla ilgili yazılan şu kısım bu zamana kadar feministlerin nasıl ilgisini çekmemiş hayret ettim:

    " ama aslında. gazi ne kimsenin kendisini etkilemesini isterdi, ne de yardımını, hele kadın olursa. evi de, yaşama tarzı da kendisinindi. latife hanımın yapmaya kalktığı gibi, bunların değiştirilmesini de istemiyordu. nazariyeleri ne kadar ileri olursa olsun, aslında iki cinsîn eşitliği kavramı, yaradılışına uymuyordu.

    kadınlarla, fizik hoşlukları dışında pek ilgisi yoktu."

    bu sözler ışığında hem nezihe muhiddin'in kurduğu feminist hareketin engellenme sebebini, hem cumhuriyet gazetesinde tek parti iktidarının kadın hakları ile dalga geçtirmesini, hem de dünyada kadınlara seçme seçilme hakkını veren 50. ülke olmamızın sebebini daha iyi anlıyorum aslında. zira küba filan bile bizden önce kadına seçme seçilme hakkı veriyor, çok ilginç. bizse önce seçme hakkını, daha sonra seçilme hakkını uygun görmüşüz.

    (bkz: kadına seçme hakkı veren 50. devlet başkanı)
  • ben bunu engellememiş miydim aq.

    okumadım ama zırva olduğu kesin.
  • atatürk'ün birden fazla kere evliliği devam ettirin uyarılarına uyarak yaşamasına karşın sonunda ayrılma kararı aldığı biliniyor.

    hatta atatürk'e evliliğini bitirmesinler diye, artık ayrılma aşamasında olduklarını bilen birince latife hanımın saygısızlığa uğradığı söylenir. hemen latife hanımı geri çağırır, bu şekilde kadına saygısızlık konusu açılarak evliliğin devamını sağlayan dostlara rağmen latife hanımla anlaşamazlar.

    les'in yazdıklarının üstüne bunlar da lord kinross kitabında yazmaktadır. ancak adam nasıl evrimi, beğenmeyerek savunmak zorunda hissediyorsa, kadın haklarını da benimsemeden atatürk'e karşı kullanmak istediğinden eksik bilgiyle eleştiri yapıyor.
  • bunu diyenin bir önceki başlığı:

    (bkz: kadınların bazı haklarının geri alınması gerektiği)

    hadi yavrum, hadi. ikile. sana ekmek çıkmaz buradan.
  • halbuki eskiden herkes eşleri ile karşılıklı konuşarak boşanırdı kadının söz hakkı vardı.
  • boşanma işleminin zaten tek tarafın isteği ile olabileceğinden kaynaklanıyor olması bunun sebebidir.

    fetö yalayıcılarını dikkate almayınız.
  • kendimden yorum katmayacağım, kaynak göstereceğim dedikten sonra yazıda sadece bir kaynak gösterip, onun da başlığı destekler bir şey olmadığı, boş yapmak için yazılmış bomboş bir iddia.

    bazen bazı küfürlerin böyle çok okkalı, çok güzel bir şekilde ağzıma yakıştığını düşünüyorum mesela şimdi de öyle oldu. yazmıyorum ama kendi kendime söylerken baya zevk alıyorum, neden acaba??