şükela:  tümü | bugün
  • ortamlarda atatürkçüyüm diyen türkiye'den siktir olup gitmekçilerinin üzerinde düşünmesi gereken bir durum.

    iyi yetişmiş bir subaysın. fransızca biliyorsun. bugün sözlükte entellektüel ayağına geçinen ağlak fularlılar bilgi/yetenek bakımından yanından bile geçemez. sarışınsın, mavi gözlüsün. hangi ülkeye gitsen on numara yaşarsın. o zamanlar vize mize de yok. dünyada her ülkeye gidip yaşayabiliyorsun. ama sen osmanlı'dan siktir olup gitmek diye avunan zamanın ekşici piçleri gibi düşünmeyip; trablusgarp, balkanlar, filistin, kafkas, çanakkale demeden cepheden cepheye koşuyorsun. hep hanedanın suçu, enver'in bok yemesi bunlar demiyorsun. bu cahil milletle, çomarla, göbeğini kaşıyan ayıyla napacaz? bunlardan adam olmaz ya! avrupa bambaşka! demiyorsun. son ana kadar mücadele ediyorsun. her taraf işgal edilip, ordu dağılınca bile yeniden mücadeleye girişiyorsun.

    şimdi düşününce aynı şartta günümüz atatürkçü geçinen ekşicisi olsa topuklar hemen. banane amk der. adam daha dil bilmiyor kanada beni alsa diyor. sözde cahillerin çoğunlukta olduğunu söylediği bu ülkede zeki * haliyle yaşayamıyor adam daha!

    işte fark burada sayın sözde atatürkçü geçinen hıyarlar. ikiyüzlüsünüz. hem atatürkçü olup hem türkiye'den siktir olup gidilmez. hem atatürkçü olup hem anadolu çomarı muhabbeti yapılmaz. burada bir problem var!

    edit: hangi ülke kabul eder diyenler enver paşaya baksın. kendi gidemiyor diyen ezikler öyle bir derdim yok, gitmeye ihtiyacım da yok. turist olarak anca giderim. başlığın verdiği mesaj net. başlıkta kıvıran pembe götlü ekşici görüyorsunuz o kadar. kıvırmak size çok yakışıyor.
  • burada bir problem yok, o zaman ki eğitimsiz kitleler değişim istiyordu, değişim de çağdaş uygarlık yolunda ilerleme yönünde olabilirdi. mustafa kemal bunu gördü, denedi ve başarılı oldu

    yıl 2002, eğitimsiz kitleler değişim istiyordu, "osmanlı zamanı iyiydi, dinimiz amin" dediler, "zaten aya astronot mu yolladı bu çağdaşçılar" dediler, çoğunluk buna kandı, bu saaten sonra 60 sene değişmez. geçmiş olsun.
  • "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

    türk değil diyen şeref yoksunlarına gelsin.

    gerçek türk kanına sahip olduğu için bırakmamıştır.
  • bu aslinda hep düşündüğüm, eminim giden bir suru kisinin de icinde kalmış bir konu.

    bazen diyorum donup savaşmalı bir seyleri değiştirmek icin, bazen de sal niye hayatimi bu yolda harcayayım diyorum. daha karar veremedim, cevabi da bilmiyorum.

    ataturk'e gelince, bu adam gercekten idealist. daha cumhurbaskanligindan çok once, hatta kurtuluş savaşında liderliği almamisken ıtalyan bir kadına mektup yolluyor. bu mektupta kadına "ben eğer bir gun guce sahip olursam gerekli reformları bir darbe ile yapacağım. ben bunca egitimden, okumadan, deneyimden sonra niye digerlerinin seviyesine ineyim, onlar benim seviyeme ciksin" tarzında bir yazı yolluyor. bakin bu daha tum devrimlerden yillar once, ama kafasında bunu kurmuş. eve gidince kitaptan tam mektubu yazacagim.

    demem o ki, bu adam inanılmaz hırslı ve azimli, ayni zamanda idealist bir kisilik. herkes ülkesini değiştirmek ister, ama herkes buna cesaret edemez. enver bile ataturk icin ona genelkurmay baskanligi versen padişah olmak ister, padisahligi versen allah olmak ister demis. durmak bilmeyen bir adam ve zaten bu devrimleri o yüzden o başardı. kafasına koymuştu. ısgal kuvvetleri ıstanbul'a geldiginde ısmet pasa ne yapacağından emin degil, umutsuz vaka olarak goruyordu durumu. ataturk daha o gunden kafasına koymuştu bunları.

    edit: ataturk'un fransa gezisi sırasında tuttuğu günlükte yazılan bir not. mektup demistim, duzeltiyorum günlüğün bir bolumu madame brandner adli bir kadina yazilmis orası ile karistirmisim. yazının tamamı:

    " benim elime büyük salahiyet ve kudret geçerse, ben hayat-i ictimaiyemizde arzu edilen inkılabı bir anda, bir coup ile tatbik edeceğimi zannediyorum. zira ben, bazilari gibi, efkar-i avami, efkar-i ulemayı yavaş yavaş benim tasavvuratimin derecesinde tasavvur ve tefekkür etmeye alistirmak suretiyle bu isin yapilabilebilecegini kabul etmiyorum ve boyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. neden ben bu kadar senelik tahsil-i alt gördükten, hayat-i medeniye ve içtimâiyeyi tetkik ve hürriyeti tefevvuk icin sarf-i hayat ve evlat ettikten sonra avam mertebesine ineyim. onları kendi mertebeme cikaririm. ben onlar gibi degil, onlar benim gibi olsunlar. mamafih bu meselede sayanı tetkik bazı noktalar var, bunları iyice tekarrur ettirmeden ise baslamak hata olur"

    bu not fransa'daki 1910 yılında yapılan picardie askeri manevralar sırasında yazilmis. yani cumhuriyetin kurulusundan 13 sene once. gercekten hayranlık verici bir adam.

    bu arada kitabin adi ataturk, yazari andrew mango.
  • dün #83300762 numaralı girime bir arkadaş şöyle bir mesaj attı.

    "türkiyeden siktir olup gitmek diye düşünürken söylediklerin tokat gibi yüzüme çarptı (friendly fire)"

    kimse kaçmanın derdinde değil aslında. insan bu ülkeyi seviyor, bu ülkenin insanını seviyor.

    biri demiş ki osmanlı kimsenin ekmeğiyle oynamıyordu. osmanlı zamanında ekmek mi varmış? matbaa ülkeye kaç yüzyıl sonra gelmiş geldikten sonra da dünya kadar adam matbaayı kontrol altında tutmak için çalışmış.

    "fakat herkes matbaayı cazip bir yenilik olarak görmüyordu. osmanlı sultanı ıı. bayezid, daha 1485’te çıkardığı bir fermanla müslümanların arapça baskı yapmasını kesin bir biçimde yasakladı. bu kural 1515’te sultan ı. selim tarafından daha da pekiştirildi. 1727’ye kadar osmanlı topraklarında matbaa makinesine müsaade edilmedi. daha sonra sultan ııı. ahmet, ibrahim müteferrika’ya bir matbaa makinesi kurması için izin veren bir kararname çıkardı. bu gecikmiş adıma bile kısıtlamalar getirilmişti. kararname “bu hayırlı günde bu batılı usul tıpkı bir gelinin duvağını kaldırır gibi gün yüzüne çıkarılacak ve bir daha asla saklanmayacaktır” dese de müteferrika’nın matbaası sıkı bir biçimde izlenecekti. kararname şöyle diyordu:

    kitapları tashih için, hakîki ulemâ ve müdekkik fâzıllardan, şer’î ilimlerde ve yüksek fenlerde ehilleri tam olan müslüman faziletli kâdılardan eski istanbul kâdısı mevlânâ ishak ve sabık selanik kâdısı mevlânâ sâhib ile galata eski kâdısı mevlânâ es’âd (faziletleri ziyâde olsun) ve büyük şeyhlerden olup, hakîkî âlimlerin önde geleni kasımpaşa mevlevîhânesi şeyhi mûsâ (ilmi ziyâde olsun) me’mur ve tâyin olunmuşlardır."

    o hayalinizdeki mükemmel osmanlı'nın bok yemesinden dolayı bugün insanlar kaçmak istiyor.

    gel gelelim atatürkçülere, her insan asker doğmadığı her insan her haksızlık ile savaşacak güce de sahip değil maalesef.

    gidenlerin mutlu mesut yaşamasını isterim. kalanlar olarak her gün daha fazla çalışacağız, herkes bok çukurunda ölmeyi beklerken bizler yine de pırıl pırıl kalacağız. çalışıp da başaramayacağımız hiçbir şey yok. yeter ki çalışalım, pes etmeyelim.
  • insani yonunu tanımamız icin yabancı kaynaklari okumanin gerekli olduğunu dusunuyorum. grey wolf u önerebilirim ilgilenenlere.
  • (bkz: karamanoğulları beyliği) atalarının toprağıdır gitmez..
  • çünkü osmanlı döneminde bile her görüşe saygı gösteriliyor, kozmopolit bir şekilde insanlar bir arada yaşayabiliyordu. zeki ve yetenekli olanlar hak ettikleri yere geliyordu. istibdat döneminde dahi insanlar bugünkü kadar korkmadan düşündüklerini ifade edebiliyor, cahil halk yığınlarının önüne mecazen veya fiilen linç unsuru olarak atılmıyor idi. toplum sadece ittihatçı ve dinciler ile bunların manipüle ettikleri sığırlardan oluşmuyor, entelijansiya hayatın akışını belirliyor idi.

    şimdi ortalık ittihatçı artıkları ile köktendinciler ve bunların güdümündeki sığırlara kaldı. düşünen insanlar düşündüklerini yazamıyor ve söyleyemiyor. böyle anonim ortamlarda bile yazdıklarımızı on kere düşünüyoruz. ve belki siz bilmezsiniz ama bu çok büyük bir zulümdür düşünen insan için.

    edit: zeki ve yetenekli olanlar istediği yere gelemiyordu diye itiraz olmuş. hayır efendim öyle değildi. yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım osmanlı'da aptal adamı paşa veya başka bir bürokrat yapmıyor idiler. osmanlı'nın geri gitme sebebi yine milliyetçi ve dinci unsurların hırtlıkları ve fetih felsefesidir.
  • çünkü atatürk isyankar bir devrimciydi. çünkü atatürk, "gitmek var dönmek yok..." diyerek girişmişti olaya. çünkü atatürk'ün mücadelesinde herhangi bir anda vurulup ölme riski vardı, ve fakat kendisi bu riski göze alarak mücadele etmişti. "tüh ben şimdi ölürsem cumhuriyeti kim ilan edecek?" dememişti; "ben gidersem benim arkamdan bu mücadeleyi yürütecek şanlı bir türk ordusu ve halkı var" demişti. eğer vurulup ölecek veya tutuklanacak, sürgün edilecek vb. olsa, paşa paşa giderdi dar ağacına (ferhan şensoy'un oyununda bahsettiği gibi).

    biz şu anda ne yapıyoruz? "aman abi bana dokunmasınlar, fetöden içeri atarlar, pılımı pırtımı toplar yurt dışına giderim burada yaşanmaz" deyip gıkımızı çıkarmıyoruz. baskıya karşı isyan edenden değil, pısandan korkacaksın. biz de pısıyoruz ne yazık ki.
  • zekayla alakalı bir durum.

    sen atatürk kadar zeki misin de kurtarmaya kalkacaksın ülkeyi.

    benim imkanım olsa ben giderim.

    not: atatürk’e tapıyorum.