şükela:  tümü | bugün
  • her fırsatta mustafa kemal'in anti-komünist olduğunu hatırlatarak onun kurduğu bu ülkeden komünistlerin defolup gitmesi gerektiğini söyleyen ve atatürkçü olduğunu belirten ülkücülerin bilmediği "acı" gerçektir. meğer mustafa kemal sadece komünizme değil, pan-türkizme ve turancılık düşüncesine de karşıymış...

    <<hiçbir hudut tanımayarak, dünyada mevcut bütün türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, gayrikabili istihsal bir hedeftir. bu asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadisat ile meydana koyduğu bir hakikattir.

    panislamizm ve panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı sahai tatbik yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir. >> *

    *atatürk, mustafa kemal; nutuk, 2. cilt (1920-1927), s.436, "türk milletinin takip etmesi lazım gelen siyasi prensip" başlıklı bölüm, m.e.b. yayınları, istanbul, 1973
  • cahil sanrısı, 1920'lerde enver paşa henüz hayattayken turancılık üzerinden biraz da ona vurmak için atatürk turancılığı ağzına pek almaz, o dönemde zaten anadolu'da canıyla boğuşan türkiye'nin turan diyecek hali de yoktur. ama 1930'lara gelindiğinde kafasını kaldırmış olan atatürk, içinde her zaman capcanlı yanan türk milliyetçiliği alevini ve onun yansıması olan turan ülküsünü defalarca dile getirmiştir. aşağıdaki sözleri dünyanın en turancı bilinen yazarları bile kolay kolay edemez, ama bir devlet başkanı etmiştir.

    “bu gün sovyetler birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. bu dostluğa ihtiyacımız vardır. fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. tıpkı osmanlı gibi, tıpkı avusturya-macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. işte o zaman türkiye ne yapacağını bilmelidir. bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. hazırlanmak lazımdır. milletler buna nasıl hazırlanır? manevi köprüleri sağlam tutarak. dil bir köprüdür; tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. onların bize yaklaşmasını ekleyemeyiz. bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”(29 ekim 1933)

    “türk birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. türk birliğine inanıyorum. yarının tarihi, yeni fasıllarını türk birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.” (atatürk’ün sofrası, ismet bozdağ, s.138)

    "azerbeycan türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için, onların muratlarına nail olmaları hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir. türk’ün saadeti ve mazlumların halası yolunda azerbaycan türklerinde kanını dökmeğe amade bulunduklarına dair olan beyanatınız istilacılara karşı türk’ün ve mazlumların kuvvetini artıran pek kıymettar bir sözdür.” (atatürk’ün söylev ve demeçleri cilt:2,s.21)
  • mustafa kemal'in düşüncelerini kendi ağzından ifade ettiği 1927 nutku'nu reddederek başkalarının ağzından çıkan sözlerle bu gerçeği unutturmak, yok etmek mümkün değildir. ikincil kaynaklar bu noktada hep yanıltıcıdır. ama birincil kaynak mustafa kemal'in kendi kaleme aldığı nutuk adlı belge mevcuttur ve bu ifadelerin tekzip edildiğini gösterir hiçbir kaynak mevcut değildir.

    tekrar yazıyorum adam açık açık söylemiş:

    <<hiçbir hudut tanımayarak, dünyada mevcut bütün türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, gayrikabili istihsal bir hedeftir. bu asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadisat ile meydana koyduğu bir hakikattir.

    panislamizm ve panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı sahai tatbik yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir. >> *

    *atatürk, mustafa kemal; nutuk, 2. cilt (1920-1927), s.436, "türk milletinin takip etmesi lazım gelen siyasi prensip" başlıklı bölüm, m.e.b. yayınları, istanbul, 1973

    yani öyle "sovyetler parçalanabilir" sözünü yazıp altına tarih atmakla olmuyor. bu hangi eserinde, hangi ses kaydında geçiyor göstereceksin arkadaşım, ötesi boş laf. kaynak olarak gösterdiklerin başkaları tarafından yazılmış. ortada belge yok.

    ben de buraya yazardım yoksa, "turancılar bıdı bıdı"(10 ekim 1933) diye. ama yapmıyorum birincil nitelikte kaynağım var yazıyorum, gösteriyorum.
  • atatürk'ün 10. yıl nutku diyerek nutuk kitabından referans verenler, atatürk hakkında konuşmaya kalkıyor. 10. yıl nutku o değil lan şu;
    "asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkundan, yeni bir güneş gibi doğacaktır." sahi bunu diyen adamın türklük ve turancılık üzerine söyleyeceği herhangi bir söze derin şüphe ile yaklaşmakta ilginç..

    bunlar bir de örnek beğenmezler, atatürk'ü tanımadıkları çok açık. böyle bir tane referans olur da dersin ki atatürk bunu demiş midir dememiş midir? süpheye düşersin.. ama atatürk'ün bu şekilde onlarca sözü olduğu için, atatürk'ün türk milliyetçiliği ve turancılık üzerine birinci ağızdan ona atfedilen sözlerini garipsemek ancak onu hiç tanımamakla olur. ufak bir google araştırması ile atatürk ve türlük diye aratarak, atatürk'ün en yakın arkadaşlarının ve hatta manevi kızlarının birinci ağızdan onun hakkında söylediklerine ulaşabilirsiniz.

    enver paşa'nın turancılığı her ne kadar buranın konusu olmasa da, madem taş atılmış; bu da yeni çıkan bir tartışma, galiba murat bardakçı çıktı ortaya "enver paşa turancı değil islamcıydı" diye ondan sonra böyle de bi akım çıktı.. zeki velidi togan şöyle diyor enver paşa için, "enver paşa buhara'da iken bana muvaffak olamazsak hiç olmazsa cesedimi burada bırakmakla türklüğün istikbaline hizmet etmiş olurum demişti" eğer bunu diyerek sovyet mitralyözüne karşı elde kılıç şehit olan enver turancı değilse, zaten kimse turancı değildir, o yüzden konu kapanabilir.

    he kaldı ki, enver paşa turancı olmasa bile, bizim buradaki konu özelinde bu önemli değil, çünkü enver paşa'nın turan ideali olduğu o zaman kabul gören birşeydi, yani gerçekte öyle olmasa bile algı o yöndeydi. bu yüzden atatürk'ün kimsenin aklında soru işareti kalmasın diye cumhuriyetin ilk yıllarında turancı emellere soğuk ve mesafeli durması pekala enver paşa'yı da ülkeden uzak tutmak için bir neden olabilirdi.
  • ülkücülerin zavallıca üstünü örtmeye çalıştığı gerçekliktir. atatürkçü olduğunu iddia edenlerin google'dan, sağdan soldan, rakı sofrası diyalogları olarak aktarılanları belge sanıp, adamın bizzat kaleme aldığı nutuk'u reddetmesi gerçek anlamda soytarılıktır.

    (bkz: nutuk)
  • turanciliga karsi demeyelim de, turanci bir insan degildi diyebiliriz.

    ataturk bir ulus devlet kurmustur. bunu bir irka bagli olarak degil etnisiteye bagli olarak saglamaya calismistir. o etnik kimlik ise turk olmaktir.

    turkluk anlayisi orta asyanin bagrindan kopup gelen insanlari degil, turk kulturunu, dilini ve geleneklerini benimseyenleri kapsiyordu.

    dolayisi ile diger turklerle birlesme cabasi veya istegi olmamistir. verilen orneklerde de sadece korumaci bir yaklasim var zaten.
  • vay anasını nutuk kitabından kopyaladığı yazıyı atatürk'ün 10. yıl nutkunda söylediğini sanan adam utanmadan insan içine çıkabiliyor ve yetmiyor, referans beğenmemeye devam ediyor.

    dostum atatürk'ün o sözleri çok yaygın kabul gören sözler, eğer sen onların gerçek olmadığını iddia ediyorsan, bunu ispatlamakla yükümlü olan sensin, çünkü bu "flaş" bir gelişme olur. eğer ki ben kamuoyunun ilk defa duyduğu bir cümleyi altına tarih yazıp sana getirseydim, tereddüte düşmeni anlardım. lakin bunlar afet inan'ların, mahmut esat bozkurt'ların birinci ağızlardan aktardığı ve herkes tarafından kabul görmüş cümleler. bunun kamuoyunda tartışması bile yok.
  • nutuk adlı kitabı bırakın okumayı ne olduğunu bile bilmeyen ülkücüler için..

    <<atatürk'ün, cumhuriyet halk partisi'nin 15-20 ekim 1927 tarihleri arasında ankara'da toplanan ikinci kurultayı'nda 36,5 saat devam etmek suretiyle altı günde söylediği bu tarihi nutkun, vesikaları ile birlikte türk devrim tarihi için birinci elden ve en önemli kaynaklardan biri olduğu şüphesizdir.

    ilk defa arap harfleriyle 1927'de metin ayrı, vesikalar ayrı birer cilt olmak üzere biri lüks diğeri adi olarak iki baskısı yapılan bu değerli eser, türk harflerinin kabülünden sonra yetişen nesil için doğrudan doğruya faydalanılamaz bir hale geldiğinden, milli eğitim bakanlığınca üç cilt olarak 1934'te tekrar bastırılmış ve 1938'de de yalnız nutuk kısmı bir cilt halinde birleştirilerek, cumhuriyetin on beşinci yıl dönümünde umumi istifadeye konulmuştur.>>(türk devrim tarihi enstitüsü tarafından aynı kitaba ilişkin yazılan önsöz)

    görüldüğü üzere kitap 1934 ve 1938'de m.kemal hayattayken tekrar basılmış, ancak turancılıkla ilgili düşüncelerinin değiştiğine ilişkin hiçbir tekzip metni yok. ne kitapta ne de başka bir atatürk'e ait birincil belgede... aksi yöndeki iddialar için hep üçüncü kişilerin ifadeleri sunulsa da bunlar tarihsel belge değildir. tarihsel belge adamın kendi yazılı ifadesidir ve ölene kadar tam üç defa yeniden basılmıştır.
  • mustafa kemal atatürk, pratikte minimalist, teoride ihtiyatlı ( realist de diyebiliriz ) maksimalist, fakat her şartta pragmatist bir insandı. yani ülkesinin gücünü ve zayıflıklarını bilip şartlara ve zamana göre tutum belirliyordu.

    kendisi ve bakış açısı, enver paşa'nın romantik, hayalperest maksimalistliğinin yanında yayılmacı değilmiş gibi görünse de; ileride ülke güçlendiğinde, en azından bu ülkenin resmi dili olan türkçe'nin yani güneybatı türkçesinin var ve yoğun olduğu her bölgenin ( misak-ı millinin sınır dışında kalan bölümleri + doğu ege adaları + güney bulgaristan + kuzey ve güney azerbaycan coğrafyalarının ) bir şekilde ilhak edilmesi gerektiğini düşündüğüne dair emareler var. bu durum aldığı eğitim, fikir dünyası ve hayat tecrübesine de uygundur ve hayat, bu duruşu ona dayatır vaziyettedir. hatay en basit örneğidir.

    ilber ortaylı bir yazısında mı bir programında mı tam hatırlayamıyorum, açıklamıştı. atatürk bazı kitapları okurken, sayfa kenarlarına aldığı bazı notlarda "buralar ileride alınmalı, bize bağlanmalı" anlamına gelecek ifadeler kullanmış.

    sonuç olarak, oğuz türkçe'sine dayalı minimal ve görece realist bir turan tahayyülü olduğu iddia edilebilir, tartışılabilir.