şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle bu entry kesinlikle hiçbir inanca ve seçime saygısızlık içermez aksine her seçimi över ve yüceltir.

    tanrıyı yok sayabilen, inanmayan bireylerin cesaretlerini başlıkta ima ettiğim üzere haddim olmayarak takdir edeyim mevzuya geçeyim. inanç meselesi 21.yy itibariyle malesef ağızlara sakız olan, olmuş bir mevzudur. ben müslüman bir birey olarak ne zaman kendimi farklı ve yüksek hissetsem aklıma uzun zaman önce kazıdığım o sert cümleler geliyor. ne olursa olsun, neye dönüşürsem dönüşeyim, ne kadar yükselirsem yükseleyim sadece basit bir fikirden ibaret olduğumu biliyorum, ben sadece başka bir varlığın hayali ve arzusuyum gördüğüm görmediğim tüm sistemler ya inandığım üzere sadece yaratıcının fikri ya da ihtimal dahilinde olan ama inanmaya korktuğum bir tesadüfler zinciri... bilinçli bir varlığım ve bu bilinçle her şeyin bana iyi veya kötü her şeyin bahşedildiğini biliyorum, görüyorum sanki. tüm benliğim, gülümseyişlerim, acılarım, zaferlerim, hüsranlarım, isyanlarım her şey onun basit bir fikri sayesinde gerçekleşti ve gerçekleşmekte. bu aslında malesef benim adıma, inancımı paylaşanlar adıma oldukça üzücü bir gerçek! diğer yolun ve seçimin kendine özel ayrı acıları ve hüzünleri var.

    evet çok kırılma noktalarım oldu, o aşamaya yani ateist dostlarımın büyük cesaretle yaklaştığı ve geçtiği inkar noktasına çok yaklaştım, düşündüm fakat tanrı'dan bir türlü kopamadım, kopamıyorum ve sanırım kopmakta istemiyorum esasen ben buna bir açıdan bildiğin cesaret edemiyorum, bir adım ileri hiç geçemedim çünkü korkuyorum. bu düşüncelerim ışığında bunlar henüz aklımdayken benim için olası bir inkar olası bir kopuş sadece delilik olurdu sanırım hoş pek akıllı ve dengeli bir insan sayılmam. yanlış anlamayın lütfen, burada ateist dostlarıma kesinlikle deli demiyorum benim için henüz bu aşamadayken böyle büyük bir adım delilik olurdu diyorum, onlar bu adımı attığı, atabildiği için aksine onları yüceltiyorum. ben aslında salt kendi buhranımı dile getiriyorum, iman ve inkar ikisini de bir bütün olarak, özümseyerek ve hissederek gerçekleştirmek çok büyük bir cesaret istiyor, hegel'in dediği gibi "gerçek bir bütündür." ve gerçeğin parçası olmak bir yalanın parçası olmaktan elbette çok daha zordur. cesaretini takdir ettiğim, özel bulduğum sınıfa ne imanını ne inkarını araştırmadan, layıkıyla bilmeden sürdüren bireyler kesinlikle girmemektedir bu arada...

    insanlığı ve insanlığın basit bir parçası olan beni tanımladığını düşündüğüm tanrı figürünü hayatımdan çıkardığım takdirde hayatımı nasıl anlamlandıracağımı, hayat motivasyonumu nasıl alevlendirebileceğimi bilmiyorum. bu hayat denen buhrana, saçma ve değersiz insanların kirli ruhlarına eğer inandığım tanrı yani yargı ve denetim mekanizmasını inkar edersem nasıl dayanırım ve hayatımı niçin sonlandırmam? kimin için yaşamalıyım ve hangi son için? sayısız yer görmek, sayısız insan tanımak, sayısız insan ile sevişmek, sayısız leziz şarap ve yemek tatmak veya tüm bunların dışında, basit kimliklerden uzakta neutral ve dingin bir hayat... bu iki seçenekten birinde ilerlemenin tanrı olmadan yani asal yargı mekanizması olmadan ne önemi var? tüm bu kaosun ve dayatmaların tanrı olmadan ne gibi bir amacı ve getirisi olacak? var olmanın ne kadar şatafatlı ve masalsı bir ömür sürerseniz sürün ne hikmeti var? cevap mı? cevap benim için o olmadan bir hiç, bu iki yolun da hiçbir manası ve insan üzerinde kalıcı bir tatmini yok çünkü ne yaparsak yapalım insanlık olarak kazanamayacağımız bir savaşın içindeyiz. unuttuğumuz ölüm realitesi bizi ne yaparsak yapalım bir an gelecek ve mutlaka yakalayacak "belki yarın belki yarından da yakın! " bu gerçek ışığında eğer tanrıyı red edersem sonsuz bir yok oluş düşüncesini, sonsuz bir karanlığı kabul ederek bir ömür yaşayacağım. inancın ya da inkarın doğruluğu çağlar boyunca sabitlenemedi, tanrının varlığı yahut yokluğunun tartışması kesinlikle bitmedi ve görünen o ki hiçbir zaman bitmeyecek. en azından şu an yazdıklarımı okuyan kimse muhtemelen bu mücadelenin galibini göremeyecek.

    gördüklerimi, okuduklarımı tanrı üzerinden dahi açıklayamıyorum, cevapsız bir takım sorular, sorunlar hep var, o olmadan bu sorunlarımın şahsen iyice artacağına inanıyorum. yaratıcıya inandığım halde oldukça genç yaşımda pek çok dengesizliğe, bir takım insan davranışlarına tahammül edemiyor iken onu hayatımdan izole edersem ve inkar edersem buna nasıl dayanırım daha doğrusu yine soruyorum niçin dayanmalıyım?

    tanrıya inanıyorum fakat hayatımın hiçbir evresinde muhafazakar bir birey olmadım, olamadım, her şeyi yaşamaya çalıştım, korkmadan... fikrimce tanrı yarattığı insan denilen bu basit, zayıf, fani ama bir o kadar da özel olan canlıyı sanırım iyisiyle kötüsü ile ayrım yapmadan evladı olarak görüyor. insan özgür hisseder ama değildir, ilahi otorite insanı özel biçimde sarmalamıştır. inkar bir kırılma anıdır, bu kırılma anına insan çok zor ulaşır çünkü her şey bir muammadır, her soru korkutur, her soru cevapsızdır ama bir şekilde o noktaya ulaşılır. bu süreç büyük bir kavga sonrası evladın babaya kızması ve evini, geçmişini, en değerlisini terk etmesi gibidir, zordur, çok zordur. büyük cesaret ister çok büyük o yüzden sizleri iş bu entrym üzerinde pek çok defa taktir ettim ateist dostlarım. o yüzden bu süreci yaşayan, kırılma anında korkmadan bu yoldan ayrılabilen dostlarımın hepsini anlıyor ve tekrar cesaretlerine hayranlığımı sunuyorum çünkü ben muhtemelen hiçbir zaman yaratıcıyı inkar etme cesaretini gösteremeyeceğim.

    son olarak bu platformda, ekşi sözlük ailesinde dahi inançlı bireylerin inançsızları, inançsızların ise inançlıları aşağılamaya çalıştığını görüyorum. lütfen seçimlere ve yollara saygı duyalım ve kınamayalım unutmayın inancınız değişebilir. tanrıyı inkar ya da tanrıya tekrar geri dönüş bir fikirdir, insan bir fikirden ibarettir, her şeye sadece bir fikir ve birkaç soru uzaklıktayız. yazdıklarım kiminiz için belki koskoca bir saçmalık, kiminiz için anlamsız kişisel hezeyanlar, kiminiz için doğru kiminiz için ise yanlış bunların zaten bir esprisi yok bu yazı onaylanmak yahut küfür yemek için yazılmamıştır. netice itibariyle okuyan herkese teşekkür ediyorum, umarım arayan herkes aradığını bulur.

    edit: @2 lütfen bu yazıdan böyle bir sonuca ulaşmak için bir insanın okuduğunu anlama ve idrak etme özürlüsü olması lazım. umarım basit bir şakadır bu eğer şaka değilse ben burada art niyet aramak durumundayım. burada islamiyet savunuculuğu yapmadım, hatta islamiyete genel olarak hiçbir şekilde değinmedim bile. buraya gelip nüzul sebebini, kastını tam olarak öğrenmediğiniz ve bilemediğiniz ayetleri alay amaçlı atmayın lütfen. bu entrymde en fazla ateistleri övdüm hem de son derece samimi ve içten biçimde. hayatım boyunca her inanca ve her kişiye, her seçime saygı duydum. bu yazıdan kötülük çıkartmak ancak ruhu kararmış insanların işidir. belki cehalet kaynaklı bile olabilir bu çıkışlar fakat buna ihtimal vermek istemiyorum.
  • müslüman olduğu için kendini ateistlerden üstün gören bir şahsın saçmalaması ve bu yazar inançsızların inançlıları aşağılamaya çalıştığını gördüğünü söylüyor. yersen.
  • takdire şayan olmayan cesarettir. insan hür bir varlıktır dolayısıyla dini inançları inkar ya da kabul etmesi sadece bir seçimdir. saygı duyulur, o kadar yani.