şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle, inanç tüm kalbimi rahatlatacak yegane şeydir şu dünyada. inançlı insanları gerçekten kıskanırım. her defasında bir ışık görmek için ara sıra didinmeye devam ediyorum. fakat her çabam beni daha fazla uzaklaştırıyor inanmaktan. binlerce soru var inanmam için açıklanması gereken. bazıları bana özel, bir çoğu daha önce sorulmuş. binlerce cevap var, farklı insan ve farklı kaynaklardan. tek bir cevap bile içime sinmiyor. oturmuyor.

    hayatım boyunca her sağlıklı insan gibi akıllı ve zeki olduğumu düşündüm. hala da düşünürüm. bunun karşısına koyabileceğim tek tezim ise, 20 yaşına kadar ülkücü, 32 yaşına kadar müslüman olmamdır.

    hayatımdaki en büyük üzüntüm ise, annemi, babamı, çok sevdiğim bir sürü insanı kurtarmak isteyip, bununla ilgili hiçbir şey yapamamamdır.

    yanlış anlaşılmasın, ateist olduğumu açıkladığımda beni yadırgayacak veya reddedecek bir aile yapısına sahip değilim.

    sadece bütün hayatını öğrencilerine kendini adayarak geçirmiş, cumhuriyet kadını annemin içten içe üzülmesine gönlüm razı değil. ben onun en iyi öğrencisiyim. içinden bir kez bile ben nerede yanlış yaptım demesi, hayatımda duyabileceğim en büyük azap olur.

    annem. canım annem. keşke anlatabilsem. sen hiç yanlış yapmadın. benim bu kadar özgür ve sağlıklı olmamdaki yegane dayanağım sen ve öğretilerin.

    not: köydeysem eğer hala bayram namazına giderim. namaz bittikten sonra yaşlıdan gence doğru sıra oluşturup, en gencin el öperek sona doğru devam etmesi, benim hayatımdaki müslümanlık adına en güzel ritüel. dedemin pamuk gibi elleri keşke toprakta yatmasaydı, onunkini de öpebilseydim.

    not 2: umarım yanılıyorumdur ve toprağa verdiğim sevdiklerim, toprağa vereceklerim sonsuza dek mutlu bir hayat sürerler.
  • açıklamak bir zorunluluk veya gereklilik değil ki.
    insanın ailesi, yanlış bir hareket yapmadığı, kendisine ve-veya başkasına zarar vermediği sürece, evladını koşulsuz sever ve destekler.

    evladını dinsel veya cinsel kimliği ile yargılamaz.

    ya da en azından sağlıklı olanı budur.
  • düşünsene ateistsin. ailen her gün sahura kaldırıyor seni. baban hadi yavrum bu cuma'yı eyüp sultan'da eda edelim diyor. eşin münasebet sonrası gusül almıyor musun sen dercesine yüzüne bakıyor falan. bence aileye açıklamakta fayda var canlarım. zor ama yapılmalı.
  • aramaya inanmasını tavsiye ettiğim insanların yaşadığı sıkıntı.

    (bkz: ateist olduğunu aileye açıklayamama sorunsalı)
    (bkz: ateist olduğunu ailesinden gizleyen insan)
  • en yakın arkadaşım bu.
    özellikle annesi üzülmesin diye söylemiyor. annesiyle beraber sahura kalkıyor. annesiyle iftar davetlerine katılıyor. izinli gününde tüm gün dışarda takılıyor aç kalmamak için. onu gördüğümde, (bkz: good bye lenin) filmindeki çocuğun; annesi komünizmin çöktüğünü öğrenmesin diye verdiği mucadele aklıma geliyor.
  • kötü bir durum.

    ölüyorsun ardından fatiha okuyorlar, müslüman ritüeli ile gömülüyorsun ardından bunları yapanlar kendi inanışlarına göre aslında günaha giriyorlar. ha bir ateist için ardından kalanların gireceği günah ne kadar önemli onu bilemem.
  • üzücü bir durum, inanç adına kalbin en sonunda bir fikirde tatmin olması ama yine de huzuru bulamamış olmak. inancın insanları yıpratmaya ve üzmeye başladığı yer de tam olarak burası. inandığı sistemde inanmayan kişilerin akıbetlerinin belirtilmiş olması, haliyle o akıbete de inanıyor. dolayısıyla ahirete cennete cehenneme inanan bir insan için en sevdiğinin bunlara inanmıyor oluşu ona verilebilecek en kötü haber oluyor.

    allah kimseye göstermesin evlat acısı yaşamak bile böyle bir acının yerini bence tutamaz. çünkü inanç, o evladın "bir yerde" yaşamaya devam ettiğini ve bir gün onunla cennete sonsuz ve mutlu bir şekilde tekrar birlikte olunacağı hissiyatını kişiye verir. bütün bütün yıkılmaz yani insan. ama inançlı bir kişinin sevdiğinin inançsız olduğunu duyması, ilk zamanlarda belki olmasa bile, zamanla onu sıkıp boğan bir ızdıraba dönüşecektir. gerçekten inançlıysa bu kaçınılmazdır. çünkü artık onunla bir araya gelemeyecek ve o en sevdiği yaşanılabilecek en büyük acıları sonsuza kadar yaşayacak.

    cehennemin varlığına inanıp, en sevdiğinin oraya gideceğini her gün düşünmek kolay bir şey olmasa gerek.

    bu durumda iki tarafın da birbirini inandıkları şeyle ilgili hangisinin daha makul olduğuyla ilgilii ikna etmeye çalışması en isabetli yol olarak gözüküyor. ateistler bu konuda çok hırslı olmayabiliyor, çünkü en sonunda herkes yok olacak olduğundan sevdikleriyle ilgili acı çekeceğini düşünme sıkıntısı yaşamıyorlar.

    annenin yaşayacağı sıkıntının "oğlumu yetiştirememişim" sıkıntısı olacağını sanmıyorum.
  • az önce denediğim hede.
    sahur neden erken yapılıyor yaa? cümlesiyle başlayayım dedim. annem şöyle bi baktı, 'sen niyet ettin mi bakayım?' diyerek cevabı yapıştırdı. 'oku bakayım niyet duasını?' ile yükseldi, 'niyetsiz oruç olmaz, cumalara da gitmiyorsunlar', 'hiç iyi görmüyorum bu gidişatını bari ramazan'da yapma oğlum' ile de fatality yaptı. 12 yaşındayım şu an ve gerçek bir inanan gibi huzurluyum.
    bu kadını ramazan boyunca oruç tuttuğuma inandırdım ya valla yatacak yerim yok.
    yani zaten yok ama anne yüreği işte. aman tadımız kaçmasın.
    inananların ibadetleri kabul olsun.
  • türkiye ateistlerinin buyuk çoğunluğunun ergen oldugunu ve hatta ateist olmanin bir ayricalik oldugunu dusunduklerini gosteren durum. ne okudun, ne arastirdin ergenismus?