şükela:  tümü | bugün
  • yazacaklarımı tam manasıyla karşılayan bir başlık olmayabilir, en yakını buydu.

    birçok insan, bilincinde tanrı'yı yok ettikten sonra; vardığı noktanın zirve olduğu, artık daha ilerisi olmayacağı sanrısına kapılıyor. zamanında, yok ettiği inançlarına öylesine bağlıydı ki, bu bağın yok olduğunu görmesiyle boşluğa düşüyor. buradaki 'boşluk' manevi boşluktan ziyade, amaç yoksunluğu. yapacak bir şey bulamaması, ateşli biçimde inançsızlığa sarılmasına ve inanç fikirlerine saldırmasına sebep oluyor. nitekim çok geçmeden bunların anlamsız şeyler olduğunu görüyor. bu evrede, yerinde saymak; insanın için için tanrı özlemi çekmesine sebep olacaktır. bir sığınak, bir amaç üretemediğinden. gözlemlediğim ateist arkadaşların büyük çoğunluğunda bu var, yerinde saymak.

    halbuki, bilinçte tanrı'yı yok etmek; kültür ve bilgi maratonuna çıkmadan önce yapılan bir hazırlıktır. bu hazırlıkta takılıp kalınmamalı, boşluğu doldurmak üzere koşulmalıdır. edebiyat, felsefe, bilim, sosyoloji ve sanat uçsuz bucaksız bir yol sunar. insanın kendini var etme sürecidir bu koşu.

    edit: konuyla ilgili düşüncelerimi yüzeysel ve eksik aktarmışım. keza birkaç dostun eleştirileri ve akıl yürütmeleri, eksiklerimi kapatmış. burayı bu yüzden seviyorum.
  • asansör boşluğu düşülebilinen bir yerdir. düşmeyin.
  • (bkz: bize öyle bir bilgi gelmedi)
    bu, o kişinin bu durumu içselleştirmesi ile ilgili olup, henüz içselleştirememiş kişi için ya daha erken veya bu durum uygun değil demektir.
    oturup "ben artık ateistim" dediği ana geri dönmeli ve "gerçekten böyle mi düşünüyorum" demelidir.
    din hayatın sağlıksız bir parçasıdır. ama ateizm hayatın bir parçası değildir. mesela artık hayatınız boyunca havuç yememe kararı verice hâlâ zaman zaman havuç düşünüyorsanız, havucu özlüyor bazen eksikliğini hissediyorsanız henüz havuç yemeyi bırakmanın zamanı gelmemiş veya aslında havuçtan kopamamışsınızdır. ama oturup havucu şu yüzden sevmemiştim diyebilirsiniz. bu onu özlediğiniz anlamına gelmez.
    bundan sonraki hayatınız “ee ateistim artık ona uygun davranıp evreni filan iyice öğrenmeliyim. hayatın bi anlamı olmalı yoksa da geçmişi, uzayı filan anlayayım big bang şu bu” demek de gerçekçi değil. herkes bunları anlayacak veya okuyacak diye bir şey yok. ama ateistim ben artık düşüncesi ile bunlara sarılmak gerekmiyor. öyle bir gereklilik sadece sizin ateist olduğunuzu, ateizmi savunmanız gerektiğinde lazım olabilir karşından bakıldığında. yani bir inanan size “e peki dünyaya niye geldik? yaşamamızın amacı ne?” dediğinde “cevapsız kalma” korkusu size bunları okutuyor olabilir. (ki bu da ateizmi içselleştirmediğinizi gösterir aslında) gerek yok. siz ateizmin savunucusu (örgütlenmek veya araştırmacı olmak anlamında) olmayacaksanız buna gerek yok. “ben inanmıyorum.” bu kadar basit. “bu düşüncemden eminim” yeterli değil mi? bence yeterli. eğer karşınızdaki ateizm hakkında bilgi almak istiyorsa bunun kaynağı siz olmak zorunda değilsiniz. gitsin o araştırsın.

    önce ekşi cepten yazmaya başladım. ama orada çorba oldu. pcye geçerken yanlışlıkla gönderdim entryi. bu arada bozuk ve eksik hali ile okuyan olduysa kusura bakmasın.

    ilave: sanırım eksik anlamışım. arkadaş ateistler boşluğa düşüyor. öğrenmeyi de bırakıyor filan gibi anladım. saat 5 diye mi nedir...
    öyle bir şey yok. bunu yapan kişinin bu tavrı ateizm ile ilgili değildir. araştırma okuma öğrenmenin durması veya bu alışkanlığın olmaması zaten klasik bir türk insanı sorunudur ve ateist veya inançlı olması fark etmez. bunu yapmıyorsa bir kaç nedeni olabilir. yeni ateist "oldu" ise henüz geçiş aşamasında kafası karışıktır. yaşına ve hayatının dönemine bağlı olarak da bu dönemi durgun geçiyor olabilir (okul iş hayatı evlilik vs gibi nedenlerle) ve fakat kafamda "üniversite sırasında bu düşünceye geçen adam" imajı canlanıyor da.. gerçekten ergenlik dönemi nedeni ile de ateist olmak istemiş/olmuş olaiblir....
    dönüp dolaşıp içselleşmeye geliyoruz.
    içselleşmemiş her şey sıkıntı yaratır insanın hayatında. bu da hayatının başka yerlerine mutlaka yansır.
  • hülooooğğğğ.
    la sana otorite mi yok, la sana efendi mi yok, la sana güç mü yok.
    neyin boşluğu amk.
    daha vajinanın gizemlerini çözememiş adamsın sen.
    daha peniste neyi aradığını bilmeyen kadınsın sen.
    neyin boşluğu amk.
    daha kimsin onu bilmiyorsun sen.
  • doğrusu boşluğa düşenin dine yönelmesidir. atheistin yaşamında geçirdiği her saniye değerlidir.
  • teolojik sanrıların beraberinde getirdiği kişiden kişiye değişebilecek olan bir yerine koyma isteğidir. kimisi alternatif egosunu dinin vecibelerini yerine getirerek tatmin ederken kimisi de sadık kaldığı bilim gerçekleri ile tatmin ediyor. varlıkların ortam koşullarına cevaben evrilmesi sonucunda zamanla sadece fiziksel olarak değil, gerçekleşen olaylara karşı refleksleri, düşünme tarzı, yönetici zümreye karşı nasıl bir tepki vereceği hepsi genetik olarak nesiller boyu evriliyor ve öğrenilmiş refleks olarak bir sonraki nesle aktarılıyor. devrimsel nitelikte bir değişim olması günümüz koşullarında imkansız gibi görünebilir ama yüzyıllardır insanların içine attığı karşı gelme isteği ya da herhangi bir olgunun nedenini hiçlik tarafından açıklanması yerine kendi nedensellik ilkelerince açıklamak istemesi ve bunun beraberinde vardığı teolojik noktanın da bir "zirve" olduğunu sanmasıda bundan geliyor. bilgi ihtiyaçtır, her daim öyle olacaktır fakat bu bilginin efendisi olmak, olabileceğini sanmak, hayali kurulduğu kadar kolay değil bilgiler ve kuramlar birbirlerine değmeyen domino taşları gibi art arda dizilmiş vaziyetteler, siz onlara minik bir dokunuş gerçekleştirmeden asla hareket etmeyecekler, lakin devrildikçe bir büyüğünü deviren bu domino fraktalı nereye gidiyor ya da nereye kadar gidecek diye sorgulamak zaruri bir ihtiyaçken bu ihtiyacın asıl sorunu başlattığınu göz önünde bulundurularak hareket etmek lazım. sonun başlangıcının merak ile baş göstermesi; cevaplanması, stabil bir insan için caydırıcı nitelikte olan konuları görmek için kaçırılmaz bir fırsattır. artan bilgiye ters oranda psikolojik baskı ve ölüm endişesi artar genelde. bunun iki nedeni vardır şahıs için, ya ömrü yetmedi için devrilmesine vesile olduğu domino taşlarının gümbürtülü sonunu göremeyecek olması ya da hiçliğin verdiği nihilist algı... hayata karşı ateist bir tavır sergileyen şahıslar, son yıllarda bu dikilemeyen söküklerden muzdarip bir biçimde bunalımın içine düşmeye mahkum bir biçimde sürükleniyor sonsuz bilginin içinde... bu bir gereklilik mi yoksa yine bir refleks mi bilmiyorum ama bu taşın da gizemi çözülecektir.
  • maneviyat bir şart değil, tercihtir, esasen yemek, içmek ve uyumak dışında her şey tercihtir. tek gerçekliği kendi olan kişinin olayları kendinden yola çıkarak yorumlaması kaçınılmaz lakin bunu bütüne yaymak ahmaklıktır.

    ekleme: madem kesin konuşuyoruz diyerekten.
  • durumu yaşayanlarla ilgili bir sorundur. yani kişiseldir, genel anlamda böyle bir şey mümkün değildir. bilginin sınırı yoktur aynı şekilde bir insan hayatı boyunca bütün her şeyi sorgulayabilecek bir zamana da sahip değildir. bu noktada nasıl oluyor da tanrı ile ilgili inanıp inanmama sorgulamasının sonunda insan kendisini nasıl bir zirvede görebilir?!

    ancak ve ancak benim görüşümde sadece ilk basamağa adım atmışlardır. aslında bu noktaya ulaşmış olması bir çok şeyi rahatça sorgulayabilecek olgunluğa erişmiş olduğu anlamına gelmektedir. bir insanın en önemli uğraşı, insanın kendisini araması olmalıdır.

    cesare pavese demiştir ki; kendimi aradım. bunun dışında bir şey aramaz insan.