şükela:  tümü | bugün
  • insanları aşağılamak üzerine kurulmuştur. bunların başında zekalarını abartarak yüceltmeleri gelir.
  • aslında sıradan insan psikolojisidir. yine sıradan insan psikolojisinde insanlar kendilerinden farklı düşünen insanları anlamakta ve benimsemekte zorlanırlar.
  • ateist olmayanlara sürekli kendilerinin farklı olduğunu ispat etme çabaları vardır. yav he he çok asisiniz, sonra hepiniz entel ve orijinalsiniz, tabii her şeyi inkar edince çok cool oluyorsunuz bi de hee inandık.
  • olmayan bir varlığa inananları dertlendirmiş ruh hali. adam, olmayan bir şey için tüm hayatını düzenliyor. ölüyor öldürüyor. insanlıktan çıkıyor. sonra bir de yetmemiş inanmıyorum diyenlerle dalga geçip eğleniyor. özgüven binbeşyüz.
  • en zeki biziz havalarındadırlar.onlara göre ''müslümanlar'' bağnazdırlar, araştırmazlar, sorgulamazlar ve hatta düşünmezler.onlar ne anlarlar bilimden tavrını benimsemişlerdir.''müslümanları'' bağnazlıkla suçlarlar.halbuki ''müslümanlar'' hakkındaki görüşlerine körü körüne bağlıdırlar.ekşide çok var lan bunlardan, az bir entrylerine bakın.anında sezersiniz bu dediklerimi.
  • gelin şu ateistlerin -bozuk- psikolojisini biraz tetkik edelim.

    not: bu entry, ateizmi yaymak için gece gündüz çalışan ateist tiplemesini mercek altına alacaktır.

    bir dine inananın, kendince bir misyonu var. ister müslüman olsun, ister budist. müslüman ebedi bir hayatın gerçek olduğunu vurgular, budist biri ise içsel huzuru arar ve yaymaya çalışır. hepsinin de pratik hayatta bir karşılığı vardır. müslümana göre yaratıcı onlardan hak daveti bekler, budist ise bu tip rituelleri yaydıkça kendinin de daha çok huzura kavuşacağını düşünür.

    ateistin daveti ne? motivasyonu ne?

    "sen sadece bir et parçasısın, varlığın tamamen babanın menisini boşluğa değil tesadüfen annene bırakması ile var oldu, sonunda da tesadüfi olarak öleceksin, artık kanser mi olursun, araba kazasında beynin mi patlar, delinin biri tarafından katledilir misin bilmem. tamamen rastlantısal. toprağa karışacaksın, cesedini böcekler yiyecek, sonra patates olarak bitki haline döneceksin ve rıfkı amca seni tabağında yiyecek, oradan da şehrin kanalizasyonlarına göç edip pis sularda yüzeceksin."

    bu fikri yaymak için gece gündüz çalışan adamlar var. bu mesajı kabul etsem ne olacak, etmesem ne olacak?

    eğer toprak olacaksam, zaten olacağım. yok toprak olmayacaksam fena şekilde yanmış olacaksın.

    burada muhtemelen, "biz doğruları karşılıksız savunuruz" olacak. neyin doğruları? materyalizm ne zaman kendisini bilim bazında ispatlamış? her geçen gün maddesel olarak göremediğimiz şeyleri keşfediyoruz. bundan 200 yıl önce karanlık madde deseydik, en ağır materyalistler bizimle dalga geçecekti.

    enerji gözlemleme cihazları, senin materyalist atalarının muhtemelen dalga geçeceği şeyleri gözlemleyebiliyor.

    daha insan bilincinin beyinden mi bilinçten mi ibaret olduğunu tartışıyoruz, enerji ile bağlantısını saptamaya çalışıyoruz, özgür iradeyi maddesel olarak ispatlayamıyoruz, adam diyor, "biz sadece maddeyiz ve bu doğruları yaymak için gece gündüz çalışacağım."

    bırak bu işleri. hayatın anlamı karikateist ve dawkins'ten ibaret değil. dünyanın tek araştırmacısı ve vizyon sahibi sen değilsin. savunduğun şeyi gece gündüz dillendirmenin arkasında yatan bir psikoloji var.

    o da, kendi bozuk inancına olan güvenini arttırmaya çalışmak.

    hayatın anlamı senin çok kafanı kurcalıyor. kötülük problemi gibi ontolojik olmayan argümanlarla kendini tatmin etmeye çalışsan da, hep aklına tanrının varlığı ve dinler üzerinden kavramlar geliyor. bu sebeple gece gündüz dinlerle ilgili eleştiri arayarak kendi içini susturmaya çalışıyorsun.

    bir dine inanan insanların, din karşıtı argümanlarla uğraşması dini hakkında şüphede olduğunu göstermez. bunun sebebi, o kişinin dininin üzerine yüklediği görevi yapıyor olmasıdır.

    seninse üzerine yüklenen bir görev yok. ahlak temellendirmesi konusunda olgu-değer çıkmazın var. (bkz: #68106473). bu tamamen içinden gelen çatışmanın yansıması.

    islami literatürde bu biraz şeytanın ameline benziyor. şeytan "ben yanacaksam, herkes yansın" temellendirmesi üzerinden kötülüğe devam eder, davasını savunur. ateistlerin birçoğunda da gizliden gizliye bu his var. "ben inkar ediyorum ama bu hususta yalnız olmamalıyım, ne kadar kişiyle ortak olsam kâr.", "hem yalnız değilim ki, birçok kişi de inkar edebiliyor" hissini oluşturmak.

    ama işe yaramayacak.

    kuran, bu psikolojiye biraz daha değinir ama elbette sahipleri için kötü şekilde:

    "onlar allah yolundan saptırırlar ve o yolda eğrilik ararlar." ibrahim 3

    ama iş burada kalmıyor. aklını kullanma yeteneği olmayan bir ateist, olur ki aklını kullanmayı bilmeyen birini de saptırırsa, eksi point olarak ateist bireyin hanesine yazılıyor:

    "kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak; saptırdıkları bilgisiz kimselerin günahlarından bir kısmını yüklenirler." nahl 25

    yani sen burada bir şey yazıyorsan, onları okuyanların sayısı nispetince iyice çukura gömülüyorsun. durduk yere var olan konumunu iyice aşağılara çekiyorsun.

    bu sebeple ateist olacak olsam, bunu yaymakla uğraşmam. "eğer varsa bir de başkalarının günahıyla uğraşamam, kendi cezamı çekerim" derim.

    diyeceksin ki, "biz inanmıyoruz ve eğer varsa demiyoruz."

    bu cümlene kendin bile inanmıyorsun. "eğer varsa" fikri aklına çok sık geliyor. internetten sürekli din aleyhinde bloglara girmenin de amacı bu. eğer bu konuda bu şekilde bir eminliğin olsaydı, zaten bir hayat hakkını "saçma bulduğun" bu dinleri eleştirmek için harcamazdın. saniyelerine yazık değil mi?
  • gayet de normal bir psikolojidir. özyönetimi kendindedir. aşağılayan ya da cezalandıran bir tanrı inancından çok uzakta olduğu için üretkenliği artar. amprik teknikler kullanır, düşerse kalkmasını bilir. iyiliği de kötülüğü de duygu durumu ile belirler, ekstra değişkenlerle sanrısal savunma mekanizmaları üretmez. hele ki bunların bir de bilime yönelenleri vardır ki, zaten herhangi teist yanından geçemez. varoluş krizlerinden uzaktadır bunlar, yaşamın anlamının karbon döngüsü olduğunu bilir. oturur çok da güzel bira içer, muhabbet eder.

    halbuki inançlı insanların daha çok psikiyatri kliniğine uğradığı, tarafımca yapılmış bir gözlemdir.
  • din adı verilen nevroza tutulmuş kişilerinkinden kötü değildir.

    hristiyanlik islam ve budizm pesimist dinlerdir. bu dünya hayatını küçümser ve dünya zevkleriyle mutlu olunamayacagini ileri sürer. bu mu düzgün psikoloji? bizi esas yaşatan yaşama içgüdüsüdür dinler falan değil. bu kadar yüzeysel bakılarak psikoloji tahlili yapmak hafif kaçıyor.