şükela:  tümü | bugün
  • dinleri sürekli ahlaki yönden eleştiren, peygamberin kan bağı olmayan evliliğini ensestlikle suçlayan, ganimet kavramını hırsızlıkla ilişkilendiren ateistlerin ahlak temellendirmeleri olmadığından bahsetme vakti!

    bu başlık: ateistlerin allah'ın kendilerine verdiği vicdan sonucuyla iyilik yapıp yapmadıklarını değil; felsefi olarak ahlak kavramını temellendirememe ve ahlakı zorunlu görememe sıkıntılarını aktaracaktır.

    bu sebeple "benim ateist komşum her gün kedilere mama veriyor", "geçen hristiyan bir papaz hırsızlık yapmış", "şu ülke dindar ama şu suçlar var" gibi entry'ler girmeye yeltenmeden önce, gelen eleştiriyi kavramanızı öneririm.

    nitekim benzer suçların kat be kat fazlası, çoğu ekşi sözlük yazarının rüyalarını bozacak derecede "aydın" olarak adlandırılan ülkelerde mevcuttur. fakat konumuz bu istatistikleri ortaya koymak değil, ahlak temellendirmesi meselesi.

    uzun soluklu her entry'mde tavsiye ettiğim gibi, sırtınızı yaslayıp çaylarınızı/kahvelerinizi almayı tavsiye ediyorum. sırasıyla şunları konuşacağız:

    1) ateizmde ahlak kavramı
    2) ateizmde dedikodu
    3) ateizmde hırsızlık
    4) ateizmde ensestlik
    5) ateizmin iyiliği zorunlu görmesi için dinamiği olmadığının ispatı
    6) kötülük yapan ateist ile kötülük yapan dindar arasındaki felsefi fark
    7) allah için iyilik yapmak ile ateist iyiliği arasındaki fark

    ahlakî temellendirme, bir kişinin ahlaki algılarını bağlayacağı ilkeler bütünüdür. örnek olarak bir müslümanın ahlaki temellendirmesi; dini ilkeleri ve öz vicdanının bütünü sonucu oluşur.

    ateist ahlakı için ise iki yönden bahsedebiliriz:

    a) ilkel ahlak
    b) modern ahlak

    ateist ahlak öncelikle evrim teorisinde yer alan seleksiyon mantığına dayanır. seleksiyon, canlılardan daha sağlıklı, daha güçlü, daha zengin ve daha çok üreyenlerinin hayatta kaldığı; diğerlerinin ise hayat mücadelesinde eksilere düşerek git gide yok olmasına dayanır. canlıların temel amacı hayatta kalmak olduğuna göre, hayatta kalma uğrunda yapılan fiiler de doğada normal olanlardır.

    söz gelimi, farenin çekirgeyi yemesinin bir ahlaki sorun olduğu hakkında konuşmayız. zira farenin amacı hayatta kalmaktır. aynı farenin bir yılan tarafından yenilmesi de etik bir sorun teşkil etmez.

    ateist ahlakının ikinci yönü ise modern ahlaktır. insan beyninin gelişmesi neticesinde zihinde gelişen vicdan, toplu olarak bir arada yaşama, empati, sosyal yükümlülük gibi kavramlar insanlara vazifeler getirir. bu vazifeler de toplumsal olarak oluşur ve çağdan çağa değişirler.

    bunların gelişmesinin en büyük sebebi, insanın kendini koruma isteğidir. başka bir deyişle, ahlak kutsal olmalı ki, ahlaksız bir insanın bana ve kabileme zarar verme ihtimali düşsün. yani ahlak denilen kavram, insanların bir arada yaşayabilmesi için üretilen kurallardan oluşur ve insanlardan bu kurallara uymaları beklenir.

    ilkel ahlakı frenleyen kısım bu’dur. ancak ateistlerin modern ahlakı belirli kurallara bağlı olmadığı gibi, toplumsal anlamda birçok boşluk bırakır.

    bu konuda sırasıyla dedikodu, hırsızlık ve ensest örnekleri verelim. ardından da kötülükleri ateistlerin uygulayış biçimleri ile, dindarların uygulayış biçimlerini tartışalım.

    1) ateizmde dedikodu

    bildiğiniz üzere dedikodu, semavi dinlerce yasaklanan; toplumsal olarak da “kötü” olarak nitelenen kavramdır.

    ancak bir kısım evrim teorisyencilerine göre, dedikodu kavramı; ilkel insanların hayatta kalmak için kendileri aleyhinde gelen tehditleri önleyebilmek için gelişmiş bir mekanizmadır. şurada da bolca övülerek anlatılmış:

    https://seyler.eksisozluk.com/…i-artiracak-bir-yazi

    bahsedilen kitabın kapak fotoğrafı:

    https://i.hizliresim.com/n1wypk.jpg

    hemen ateist bireye sorularımızı soralım:

    – neden dedikodu yapıyorsun?

    cevap: kendime yapılan kötü bir şeyi anlatmak evrimin bir hediyesi.

    – neden yüzüne söylemiyorsun?

    cevap: o kişinin yüzüne söylemek, daha büyük kavgalara yol açabilir ve bu durum bana fiziksel ve psikolojik olarak zarar verir.

    – dedikodu insan hakları ihlali değil mi?

    cevap: bana yaptığı x fiili ile benim hakkımı ihlal etti. benim arkasından konuşmam çok daha küçük bir ihlal ve ancak adil bir şekilde öç almış oluyorum.

    gördüğünüz üzere basit bir diyalogla dedikodu meşruiyeti önündeki engelleri kaldırdık!

    2) ateizmde hırsızlık

    şimdi hırsızlık üzerinden örneklem sunalım.

    bildiğiniz üzere hırsızlık, hayvanlar aleminde yaygın bir fiildir. bir hayvan kendi türünden bir hayvanın ya da başka türe ait bir hayvanın avını çalabilir. bu da, elbetteki hayvanların “hayatta kalma” ve “sağlam olan daha çok yaşar” gibi “kodlanmalarından” meydana gelir ve doğal bir fiildir. şurada gördüğümüz üzere “hırsızlıkta uzmanlaşan” hayvanların bir listesini görebilirsiniz:

    http://www.care2.com/…ing/top-9-animal-thieves.html

    hırsızlık yapan bir hayvan gifi:

    https://i.giphy.com/3pdfyh4d5zsae.webp

    dolayısıyla hırsızlığın “doğada var” olduğunu kabul ettiğimizde bir üst basamağa çıkmış oluyoruz!

    örnek olarak bir ateist için, gelir adaletsizliği olan bir dünyada; orta gelirli birinin kendisinden çok daha zengin birini dolandırmasının problemli olduğunu ifade etmek için sabit bir dinamik bulunmaz.

    burada engeller ne olabilir?

    1) başkasının malına göz dikmek kötüdür.

    cevap: sistem de bana daha az vererek benim malıma göz dikiyor.

    2) sistemin yanlış yapması benim de yanlış yapmama izin verir mi?

    cevap: hakkımı almak kötülük olarak tanımlanamaz.

    3) bu fiilin sonucunda karşıdaki kişi de zarar etmeyecek mi?

    cevap: o kişi çok zengin olduğu için, benim bu pratikten kazanacağım fayda, onun kaybından daha büyük olacak!

    gördüğünüz gibi, temel insani değerlerden biri olan hırsızlığa karşı dahi; ateist temelli bir ahlak sisteminden sabit bir yasak koyamıyoruz.

    3) ateizmde ensestlik

    diğer başlıkta paylaştığımız tezi biraz daha linklerle süsleyelim:

    – bir ateist için, aile bireyleri içinde karşılıklı rıza dahilinde cinsel sapma söz konusu ise bunun etik dışılığı nereden geliyor?

    – bir ateist için, bir erkek yüz kadınla evli olmak istiyor ve bu yüz kadın da buna onay veriyorsa, yüz kişiyle evlenmekle sonuçlanan poligami ne gibi sorun teşkil ediyor?

    – daha da ilerisi, bir ateist için insanın bir hayvan ile cinsel deneyimler yaşaması ne gibi sorun teşkil ediyor?

    olası itirazları:

    1) yakın gen ile birleşimde sakat çocuk doğar.

    cevap: bireyler çocuk amaçlı beraber olmayacaklar.

    2) yakın gene meyil duymak doğal değildir.

    cevap: doğallıktan kasıt nedir? aynı mantıkla eşcinsel birleşim de doğal değildir fakat bunun özgürlük olarak değerlendirileceğini ifade ediyorsun.

    3) ama eşcinsel tavırlar sergileyen hayvanlar var.

    cevap: ensest tavırlar sergileyen hayvanlar da var.

    şu çalışma, memeli türlerde ensestin varlığından söz ediyor:

    http://rsbl.royalsocietypublishing.org/…12/20140898

    gördüğünüz üzere, din dışı ahlak telakkisi üzerinde, “karşılıklı rıza” ilkesinden hareketle daha aile içi sapmalara dahi bir müdahale noktası bulmak imkansız hale geliyor.

    nitekim ünlü ateist aktivist profesor lawrence de bu çerçeveden bakmış ve ateist temelli bir felsefeden; “özgürlük” kavramı dışında enseste dahi müdahale edebilecek bir ahlak sistemi bina edilemeyeceğini itiraf etmiştir:

    https://www.youtube.com/watch?v=m_p5yxaxaja

    – gördüğünüz üzere, ateizmin referans aldığı “modern ahlak”, birçok konuda tıkanmakta ve hemen söz konusu fiili “seleksiyon” ve “bir hayvan türü olarak insan” kavramlarına daraltılıp sahibinin “ideal iyi” çizgiden kolayca çıkmasına sebep olmaktadır.

    5) ateizmde ahlakın zorunlu olmadığı gerçeği

    son olarak din dışı ahlak telakkisinde var olan “olgu-değer” ikileminden bahsedip yazıyı sonlandıralım.

    olgu, bir gerçeklik ifade ederken; değer, “o gerçeklikten çıkarılacak anlam”ı ifade eder. bir denklem kurmamız gerekirse,

    1) ahlaklı olmak güzeldir (olgu)
    2) ahlaklı olmalıyım (değer)

    ama sorun da burada ortaya çıkmaktadır. neden birinci cümleden, kendime yeni bir “vazife” çıkarmak zorunda kalayım ki?

    daha sabit bir ifadeyle, evet “ahlaklı olmak iyi” olabilir. ama neden “ahlaklı olmak zorundayım?”. “kırmızı renk güzel” olabilir ama ben “kırmızı renk giymek zorunda değilim!”

    bütün evrenin rastgele oluştuğunu baz aldığımızda, kırmızı rengi güzel bulmamız da anlamsız bir tesadüf haline gelir. aynısını ahlak için de söyleyebiliriz. bütün bunların büyük anlamları olduğunu ifade etmek saçmalıktır. işte ateist ahlak bu sebeple olgu-değer konusunda tıkanır ve araya bağlantı noktası yerleştiremez.

    şimdi aynı denklemi yaratıcıya inanan biri için kuralım:

    a) ahlaklı olmak güzeldir
    (bağlantı noktası: tanrı güzel şeyleri istemektedir)
    b) öyleyse ahlaklı olmalıyım

    burada, yaratıcıya inanan biri bu ahlakı “zorunlu fikir” haline getirir. yaratıcıyı inkar eden ahlaka inanan biri için ise “zorunluluk” imkansızdır. böyle biri için ahlak ancak “tercih” olur. zira yemek yemeden ölebiliriz ama ahlaksız olmak birçok konuda hayatta kalmamıza fayda verebilir.

    bu bağlamdan bakıldığında bir inkarcı için “iyilik güzeldir” öyleyse “iyi olmalıyım” gibi bir zorunluluk yoktur. aksine, x ateisti “iyi olmayı seçerken”, y ateisti “bunun aptalca” olduğunu düşünebilir.

    6) kötülük yapan ateist ile kötülük yapan müslümanın farkı

    peki, bütün bunların “kötülük yapan bir müslüman” ile, “iyilik yapan bir ateist” arasındaki arka olan nedir?

    bir müslüman, kendisine yüklenilen sorumluluğu reddederek kötülük yapabilir, bir inkarcı da kendisine verilen vicdan kavramı ile iyilikte bulunabilir. fakat tartışma noktası bu değildir. tartıştığımız nokta, ahlakın fikri olarak temellendirilmesinin imkanıdır.

    kötülük yapan bir müslüman, kötülük esnasında olgu değer ilkesinden ötürü “yanlış” yaptığının farkındadır.
    kötülük yapan bir inkarcı ise, kötülük esnasında olgu değer bağlantısı kuramaz ve eğer sonuç lehine ise “yanlış” yaptığı fikrini de reddeder.

    iyilik yapan bir müslüman, iyilik esnasında “iyiliğin zorunlu” olduğunu bilirken,
    iyilik yapan bir inkarcı, iyilik esnasında “bunun tercih meselesi olduğu” fikrindedir çünkü yukarıda da geçtiği üzere bunu hiçbir temellendirme ile “zorunlu” göremez.

    7) allah için iyilik yapmak mı, kendin için iyilik yapmak mı?

    aynı şekilde “siz karşılığını allah’tan bekleyerek iyilik yapıyorsunuz, ben ise karşılıksız yapıyorum, erdem olan benimkidir” itirazı da meşhurdur. oysa ateizmin iki durumdan birini seçmenin erdem olduğunu ifade edecek felsefi dinamiği de yoktur. söz gelimi mevcut felsefenin, “tesadüfler silsilesi ile var olan ve kısa bir ömür olan hayatta; bir hayvan türü olan insan eliyle üretilen yapay ahlaki kavramlarla hayatını frenlemek zorunda olması neden anlamlı olsun ki?” sorusuna verecek bir cevabı bulunmamaktadır.

    entry'nin web sitesi versiyonu: http://dusunenmusluman.com/…k-ve-dedikodu-uclemesi/
  • sözlük üzerinde davranış ve tavırları ile durumu tasdik etmektedirler.
  • yahu kardeş tamamını okuyamadım da bana şu muhammed öldükten hemen sonra gerçekleşen (bkz: cemel vakası)'nın daha öncesinde olan (bkz: ifk hadisesi)'nın, (bkz: beni kureyza) olayının ve bunun gibi onlarcasının hangi islam ahlakıyla örtüştüğünü açıklayabilir misin? ikna edersen şayet kelime-i şehadet getireceğim.

    edit: tatmin edici bir argüman gelmediği için şimdiye dek aşağıda muhammedin ahlakıyla ilgili bazı eklemeler yapıyorum:

    sekse düşkün olan kabile reisi her savaşa giderken mutlaka karılarından birini yanına alırdı. henüz çocuk yaşta olan aişe ile cephedeyken aişe hacet gidermek için bir tepenin arkasına gider. sonra geri döner. kabile reisinin hediyesi olan başka bir savaşta yağmaladığı gerdanlığı düşürmüş. tekrar aramaya gider. askerler geri döner ve çocuk aişenin ağırlığı farketmediğinden tahtırevanı boş olarak geri götürürler. aişenin gerdanlığı ararken uykusu gelir. orada uyuyakalır. artçı askerlerden safvan aişe bulur. atının arkasına alır ve geri götürür. bu olay ardından aişenin adı safvan ile zinaya karışır. muhammed tavır alır 1 ay kadar muhabbeti keser. hayali arkadaşı cebrailde birşey demez. aişe babası hem de muhammedin can dostu ebubekirin evine geri döner. karı inadı bugün neyse o günde aynı. "allah bana şahitlik etmediği sürece muhammede dönmem" der. bunu dediğinde muhammed ebubekirin evindedir. aniden terleme titreme başlar ve hemen o anda zina suçlamasının kaç kişinin şahitliğini gerektirdiğini açıklayan vahiy gelir. ifk hadisesi budur.
    cemel vakası ise bu ifk hadisesi zamanında ali aişeye destek olmamış hatta zinayı tasdik edercesine " ya muhammed sana başka karı mı yok" der. bu husumetten ötürü muhammed öldükten sonra aişe va ali taraftarları birbirini kesmişlerdir. savaşı ali kazanmış her iki taraftan çok sayıda kayıplar olmuştur. olay aişenin devesi etrafında gerçekleştiği için cemel vakası olarak bilinir.
    beni kureyza kabilesi medineli 3 yahudi kabiledin biriydi. medineye hicret edildiğinde bir avuç müslüman medineye sığınmış. bırada yaşayan kabileler ile bir tür anlaşma yapmış. her hangi bir saldırıda ortak hareket edilmesi üzerine ve tüm kabilelerin mutlu mesut bir arada yaşaması üzerinde durulmuştur. hatta o dönem iyi ilişkiler adına kıble kudüs olarak kabul edilmiştir. sonradan müslüman çetelerin baskısıyla yahudi kabilelerin ikisi medineden sürülmüş. yahudi malları yağmalanmıştır. yahudi ticaret kervanlarına akınlar düzenlenmiştir. kıble tekrar kabe olmuştur. aslında hicret zamanı yapılan anlaşma çoktan bozulmuştur. mekke ile yapılan savaşta beni kureyza desteğini çekmiştir. hatta mekkeliler ile birlikte müslüman çeteye karşı savaşmıştır. bu yüzden vatana ihanetle suçlanmışlar ve ergen olan erkekler ile eli ailah tutanların öldürülmesine hükmedilmiştir. bazı kaynaklara göre 900 erkek kelleleri uçurulmak suretiyle idam edilmiş. kadınlar ve çocuklar esir alınmış kimisi pazarda satılmış kimisi cariye olmuştur. muhammed en güzellerinden 16 karı beğenmiş. bunlardan en güzeli reyhane'yi cariyesi yapmıştır. sorduklarında bunun allah'ın emri olduğunu bildirmiştir.

    bir başka olay evlatlığının karısı olan zeynebi gördüğünde tutulmasıyla ilgilidir ki zeyd karıyı bu yüzden boşar ve yine bir vahiy ile o zamana kadar arap geleneğinde evlenmesi haram olan evlatlığının eski karısıyla evlenmesinin önünü açar.

    şimdi bu örneklerden yola çıkarak bana islam ahlakını ve ateist ahlakını karşılaştırınız.
    ayrıca şu soruya cevapları bekliyorum. adı allah, tanrı, rab, ilah ne ise ulu varsayılan, dünyanın ve kainatın tek sahibi olan varlıklar üstü bir varlığın, tüm kainatın, tüm insanlığın sorunlarını kenara bırakıp elçisi olarak bilinen bir kabile reisinin uçkuru ile ilgili başmeleklerinden birini görevlendirip vahiy yoluyla kitap ayetleri göndermesi ne derece akla uygundur?

    bazı din alimi arkadaşlar argümanlar karşısında fikirlerini ifade edemediklerinde bazen şahsıma "orospu çocuğu" gibi yakıştırmalar yaparak kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. gerçekten söyleyecek bir sözünüz varsa mesaj atın yoksa mesaj kutumu işgal etmeyin.
  • kafayı ateistlerle bozmuş yazar beyanı.

    öncelikle tanımlara bakalım;

    ateist: tanrının varlığını tanımayan kişi

    tanrı:evrenin ve her şeyin yaratıcısı, koruyucusu, yöneticisi olduğuna ve birliğine inanılan yüce varlık, yaradan.

    ahlak:
    1.insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü.
    2.kişide huy olarak bilinen nitelik; iyi ve güzel olan nitelikler.
    3.toplum içinde bireylerin uymak zorunda bulundukları davranış biçim ve kuralları.

    özellikle semavi dinlerin,inananlarını ahlak kurallarına,iyiliğe,dürüstlüğe ve onurlu yaşamaya yönlendirme amacı güttüğü,en azından bunu iddaa ettiği tartışılmaz bir gerçektir.pratikte başarılı olsun olmasın teorik olarak semavi dinler bunu hedeflemektedir.din,kişinin ahlaklı bir birey olması için bir araç niteliğindedir.

    fakat ahlakın temeli kesinlikle din değildir.sözde dindar olup çocuklara tecavüz eden hocalar,imamlar,papazlar bunun en büyük örneği.kişi ister müslüman olsun,ister yahudi,ister hristiyan,isterse pagan olsun;saygı duymayı ve empati kurmayı beceremeyen insan ahlaklı o-la-maz.hele ki yobazlar asla olamaz.

    yobaz olmak için ise bir dine inanıyor olmak gerekmez.ateist bir yobaz ile müslüman bir yobaz arasında pek bir fark yoktur.böyle birbirlerine sallar dururlar.
  • inanmak kolaydır, kalabalığın arasına katılır kaynarsınız, nasıl inandığınızı kimse bilmez. adam olmak ise kalabalıklarda gizlenemeyecek kadar zordur. inanıyorum dediğiniz kitabı kendi başınıza elinize alıp kelime kelime kaç defa okudunuz? bunun gibiler okumaz, okumadığı için kendini inancının kendinde depolanan bilgisiyle savunmak yerine insanlara saldırma yolunu seçer. tanrımız bize ahlak diyor derler ama ahlaksız olmaktan vazgeçemezler.yazık ki kitaplarını okuyarak sayılarını çoğaltmıyorlar, üreyerek arttırıyorlar. öncelikle ilk emri oku olan bir kitabı aralarından (1.5 milyar) kaçı kelime kelime baştan sona okumuştur? onu yemek kitabı gibi canınız çekince ya da ihtiyaç duyunca okuyacak sonra ona inanmadığı halde tamamını okumuş olanlara saldıracaksınız. önce insan olun, insan.
  • ateistlerin konuşmayı sevmediği gerçektir.

    kabul edin ki sizin ahlak kavramınız gün ve zamana göre değişebiliyor. nasıl ki eşcinsellik bir noktadan sonra who'*nun verdiği fetvaya göre sizin için ahlaksızlık olmaktan çıkmışsa. yarın aynı şeyin ensestlik için olmayacağı ne malum?

    o zaman da çıkıp bizlere ensestofobi diyeceksiniz değil mi?

    hiç lafı uzatmaya gerek yok. başlığı açan kişi buz gibi gerçeklere değinmiş. istediğiniz kadar çevresinden dolaşın bu gerçeği değiştirmez.
  • (bkz: ensar vakfı) gibi ateizm temelli bir kurumda yasanan olaylarin tastikledigi iddia.

    ayrica islam alimleri yaradanin gizemlerini cozmek icin marsa koloni kurup, hastaliklari tedavi etmek icin calisma yaparken ateist bilim adamlarinin bir kizla ne zaman evlenebiliriz, kac yaşında cocugu sikerseniz sorun olmaz tartismalari bu sikimsonik savi dogru kiliyor malesef.

    mesaj geldi entari ile ilgili. yazar fikir üzerinden gitmiş ben olaylar üzerinden. o yüzden fikir sunamamışım. fikren etrafındaki çocukları sikmeyişinin tek nedeni allah korkusu olan adam ile, iyiliği sevap toplamak için yapmayan adamları kıyaslamayı bırakın.

    bir tanesi de diyor ki homoseksüellik falan.

    ben hiç bundan sonra erkek erkeğe seks yapmak caizdir bu kuranda yazıyor diyen homoseksüel görmedim. ama çoluk çocuğu sikmek hatta vakıflarda toplayıp sikmek için dini ayetlere temel dayandırmaya çalışan bir sürü alim var.

    hangisi daha ahlaksız? kendi kabuğunda cinsel hayatını yaşayan sessiz birey mi? yoksa çocuklara topluca tecavüz edip bunu ayetlere uyduran hatta bir kereden bir şey olmaz diyen müslümcükler mi?

    çürümüş fikirleriniz yok olmaya mahkum sevgili tatlı su müslümanları. gerçek islamın ne olduğunu tüm dünyaya gösteriyorsunuz yüz yıllardır. sadece siz de değil, gerçek hristiyanlar da orta çağ avrupasında sizin gibilerdi. siz de onların izinden gidiyorsunuz.

    dinsiz bilim insanlarının icatlarını kullanmayı bıraktığınız, teknolojileri ile ameliyat olmadığınız, kıtalar arası uçmadığınız zaman gelin argümanlarınızla.

    şunu bir anlayın önce, ateizmin temelinde bir felsefe bir düşünce yatmaz. ateistler sizin gibi "yha yaşıyoruz ama o kadar da boktan olamayız kesin bir sebebi vardır" arayışında değillerdir. onlar sadece yaşarlar ve ne gariptirki gözlemlediğiniz üzere ateistlerin ne katliam yaptıkları görülür ne de kafa kestikleri.

    kendi ideolojilerinizi felsefik kalıplara oturtup ideoloji ile herrr şeye pespembe bir anlam yüklemeye çalışmayan insanları bir tutmayın. aklınız almıyor saçmalıyorsunuz.

    ateizmin temelinde her hangi bir şeyin temeli olamaz zaten çünkü ateizm bir ideolojinin olmayışıdır ama pratikte deist insanlara kıyasla genelde daha ahlaklıdırlar. neden sizce?

    ben pratikte/tarihte hiç dinsizliği yayma savaşı diye bir şey hatırlamıyorum.

    kendi kabuğunuzun içinden kainatı anlamlandırmaya çalışıp herkesi sizin gibi kabukların arkasında saklanan korkak küçük böcekler olarak görmeyin.
  • ulan hala ahlakın öznel olduğu anlaşılamamış dedirten başlık. bırakın insanlar kendi hayatlarına da kendi ahlaklarına da kendileri yol versinler.
    hayır yarın ateist olsanız dağı taşı sikecekmiş gibi bi profil çiziyorsunuz.
  • oysa ki hemen yanıbaşlarında "ensarcı ahlakı" diye muazzam bir örnek var. oraya bakıp da kendi ahlaksızlıklarını nasıl giderememişler hayret!?

    tanım: bir önceki başlığında annesine halletmek istediğini ama dinin buna engel olduğunu itiraf eden çok hücreli yaşam formunun yeni teorisi.

    (bkz: ateizm ve ensestlik)