şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: bu da yazı öncesi hediyem olsun dinleye dinleye okursunuz.

    edit: olum bu nedir allah aşkına ya ben biliyorum zaten zeka küpü birileri çıkıp “ademin çocukları ensest, xd” kıvamında slogan atacak. değindim lan yazıda, değindim. zahmet olacak ama önce bir okuyuverin şu yazıyı, sonra eleştirirsiniz.
    edit: yemin ediyorum dünyanın en boş, en çirkin, en iğrenç ve zırcahil ateist kitlesine sahibiz. başlık altında küfür var, hakaret var, sövgü var, 10 sayfa entry var, fakat bir tane anti-tez yok.

    not: “din olmasa anana-bacına mı hallenecen” şeklinde zırlayan felsefe fukarası ateistlerden sebep, işbu başlığı sivri dille açmam şart oldu.

    bu konunun anlaşılması ve entelektüel uzamda konuşulması gerekiyor artık. aksini gördükçe yerimden sıçrıyorum, elim ayağım birbirine dolanıyor, serçe parmağımı sehpanın kenarına çarpmışım gibi hissediyorum.

    ahlakın objektif temellendirmesi tartışmasına henüz giremeden, lise mantık dersi aşamasında takılı kalan ve güncel filozof formunda karşımıza çıkan ateist... en büyük dayanağı ise vicdandır, duyuncudur. tabi bunlar kant'ın kemiklerini sızlatmaktan başka bir şeye yaramamaktadır... (bkz: numen)

    biraz gelişmiş olanları ise evrimsel geçmişimize atıfta bulunurlar. objektif isnadiyet yine yok. yazının sonunda buna da değineceğim ancak konu buraya gelene kadar çeşit çeşit düşünsel engeller ve zırvalar var.

    yahu biraz mantıklı, tutarlı ve refleksif olmayan ateist abilerinizi örnek alın; gereksiz refleksif anlayışlarla, yersiz siyasi tepkilerle bölünmüşsünüz kendi aranızda. "gerçek ateizm bu değil" muhabbetine gireceksiniz bu gidişle. bu entryi bitirdikten sonra geçen twitter'a attığım şu flood'u da okuyuverin

    söz konusu ateistler için ensest konusu tam bir turnusol. ensest ilişkinin ahlak dışı olduğu varsayımında, bunun temellendirilmesi yapıl(a)madığı gibi, "din olmasa anana bacına halleneceksin" söyleminden öteye de gidemiyorlar. felsefe alanında yoğun bir uzantısı bulunan bu denli ehemmiyetli bir konuyu; çirkinleşerek sabote ediyorlar. aklı başında ateist abilerinin kendilerinden utanç duyduğuna dair en ufak bir tereddütüm yok.

    öncelikle şu iyi anlaşılmalı: tanrı inancı olanlar, tanrı emrettiği için ahlaklı olduklarını düşünmüyor. objektif ahlak algısının varlığından dolayı fıtri gerçekliklerin olduğunu muhakeme ediyor. yani sizin ana-bacı derken bellediğiniz tümdengelim metodu değil, tümevarım metodu kullanılıyor. kısaca ifade edeceksek "fıtratımda ahlaki bir temel var, bunun sebebi tanrı olmalı" mantığı kullanılıyor. ondan sonra, "siz objektif ahlakı temellendiremiyorsunuz, bu mantıkla ensest ilişkiye karşı çıkabilmeniz mümkün değil, sonuçta rıza var" şeklinde eleştiriliyor. bu eleştiri ahlaksızca, saldırganca veya mantık dışı değil. ama ne yazık ki bu girişim, söz konusu ateistler tarafından daha ilk aşamada tide kalıyor ve "sus lan tecavüzcü ahlaksız, noooldu mors oldun mu dümbük, pis akpli" muamelesi görüyor. bu kadar ahlaksızca saçmalayarak tepki verenlerin, akp'nin ahlaksızlıklarından şikayet etmeye hakkı yoktur.

    örnek bir entry ve şakşakçıları: #72114028

    asıl konu şu; salt itme-çekme ve parçacıktan oluşan maddesel bir yaşamda, ahlak algısı nasıl gelişir? iyi-kötü algımızın temeli nedir? buna çıkıp da “akıl, vicdan vs” diyen insanı tüm düşünsel konulardan men etmemiz, karantina altına falan almamız lazım. objektif temellendirmeden bahsederken, ısrarla subjektif vicdan kriterini yineliyorlar. bu bakış açısına göre insanlar ahlaklı ve ahlaksız olarak ikiye ayrılıyor ve vicdansız olanların yapacak bir şeyi yok. (evrimsel anlayışla kötü insanların elemine olacağından söz edilmesi ise tam bir facia. bu konuya sonra değineceğim)

    ensest ilişkiye giren kardeşlerin yaptıklarının ahlak dışı olduğuna dair kanıtın nedir? senin temiz vicdanına ve yüce aklına ters geldiği için mi? felsefi yorumlama kapasiten bu kadar mı? ontolojik anlamda salt maddeyi baz aldığımız zaman ortaya çıkan sorunlar sadece ahlak felsefesi ile ilgili değil. aynı şekilde sanat, estetik, iyi-güzel algılarımızın da açıkta kalması söz konusu. sanat algımızın oluşmasının sebebi nedir? dinlediğimiz bir müziğin, ardı ardına gelen notaların, salt maddesel bir hayat varsayımında bizde oluşturduğu anlam nedir? veya yine bu maddesel varsayımda nasıl olur da gayesel insan bilinci ortaya çıkar? öz-farkındalık, farkındalığın farkındalığı gibi insana has bir nitelik, parçacıklar dünyasında nasıl karşılık bulur? bütün bunların olumlu veya olumsuz cevabı ancak felsefe ile mümkündür ve siz bunlara güncel siyaset konusu gibi yaklaştıkça zırvalamaktan başka çareniz kalmayacak.

    ilk zırvalar bittikten sonra konuşulmaya değer en önemli şey, ahlakın somut anlamda var olmasıyla; ahlak algısının süjelerden bağımsız, obje formunda zihni aşkın bir şekilde var olmasının farklı şeyler olduğu hususu. o nedenle evrimsel geçmişin kendi içinde sistematik ve tutarlı bir ahlak yaratacağı yönündeki düşünce ve devamındaki akıl-vicdan uzantısı, ancak "ahlakın niye var olduğu" sorusuna cevap verebiliryo.

    maddeyi aşkın, müteal bir ideanın gerekçelendirmesi hiçbir şekilde yapılamıyor. metodolojik bazda örneklemek gerekirse, dışarı çıkıldığında duyusal yollarla insanı kavramak (görmek-işitmek vs), insanları nitelendirmek için yeterli iken; zihnimizde canlanan yegane insan objesinin sebebini algılamak için yeterli olmuyor. kısacası idealar dünyasında, yani soyut gerçeklikte karşılığını bulmak, ancak metafizik düzlemde mümkün.

    yine aynı mantıkla evrimsel sürecin ahlak dışılığı elemine etmesi, söz konusu olamaz. david hume'dan beri gelen felsefi anlayış, bu konuda isabetli olacaktır: "fizikle, evrenle ilgili açıklamalardan -meli, -malı çıkmaz."

    örneğin tecavüzcü bir grubun sayısal olarak çoğalmaya başlaması varsayımında, "bu düzende kendi kendilerine yok olmalılar veya diğer insanlar tarafından dış edilip, gelişip yaygınlaşmalarına mani olunmalı" şeklindeki bir mantık, felsefi gerçekliğe ve hakikat anlayışına isnad edilemez. gerçeklik; -meli, -malı anlayışından bağımsızdır.

    ikinci dünya savaşı sırasında naziler ve alman toplumunun çoğunluğunun, nazi ideolojisini benimseyip yaymaya çalıştıklarını ve almanlar'ın atom bombası bulma çabasını göz önünde bulundurursak; nazilerin dünyanın geri kalanını yok ettiği varsayımında, nazi ideolojisinin hakim olduğu bir insanlıktan söz etmek mümkün olacaktı. bu insanlığın gelişip, çoğalıp kurguladığı bir düzende, evrimsel ve fiziki süreç, bu şekilde objektif ahlak ve gerçekliğe isnad edilebilecek miydi?

    şimdi teknik terimleri bir kenara bırakıp, herkesin anlayabileceği kıvamda, bir ateistin neden ensest ilişkiyi “ahlaksızlık/etik dışı” olarak niteleyemeyeceğine değineceğim... peygamberin kendisi ile kan bağı bulunmayan evlatlığı zeyd'in eski karısı zeynep ile evlenmesi olayını gece gündüz gündem edip, tutarsızlığın dibine vurarak asıl ahlaksızlığı yapan ateistlerin dikkatine...

    felsefe ve mantık namına tek satır okuma gerçekleştirmemiş politik doğrucu bir ateistle bu mevzuları konuşamazsınız... zira "neden enseste karşısın?" şeklinde soru yöneltildiğinde daima insicamsız ve anlamsız yanıtlar verir. olsun, sabırla anlatmaya, cehalet ve aptallık ile mücadele etmeye devam...

    sözünü ettiğimiz mesele; iki insanın özgürce kendi arasında yaşadığı ensest ilişkiye neden karşı olunduğudur. rusya başta olmak üzere uzak batı ülkelerinde anne-oğul, baba-kız ya da iki öz kardeş ensest ilişkileri hayli yaygınlık kazandı. bu insanlar kendi istekleriyle davranış sergiliyorlar ve gayet de keyifleri yerinde, son derece mutlular/memnunlar.

    dur dur, sen söylemeden ben ağzındaki baklayı çıkarayım:

    -üreyip hastalıklı çocuk da doğurmayacaklar. yani üremeye karar verirlerse önce genetik testleri yaptıracak, hastalıklı çocuk doğma ihtimali varsa da üremeden vazgeçecekler. sadece zevk için takılacaklar.

    dur dur, zahmet etme, ağzındaki baklayı yine ben çıkarırım.

    -hayvanlarda ve tabiatta en az eşcinsellik kadar, ensest de var.

    eğer bu saatten sonra bana bunlar gibi birbirinin kopyası fosilleşmiş argümanlarla gelirsen, o baklaları tekrar ağzına sokmamak için elimde hiçbir sebep kalmaz ateyiz. mantık çerçevesi içerisinde iki dakika münakaşa edemeyecek miyiz? hemen sağa sola saldırmalar, alakası olmamasına rağmen konuyu tecavüze, tacize, istismara çekmeler. etmeyin eylemeyin. mantıksızlığa/tutarsızlığa tahammül edemeyen arkadaşlar var aramızda.

    her neyse. işte böyle bir durumda, bir ateistin; anne ile oğul, baba ile kız veya iki kardeş arasındaki ilişkiye karşı çıkmak için tek bir geçerli ve rasyonel sebebi yoktur/olamaz.

    peki bir türk ateisti neden ensest ilişkiye karşıdır?

    cevap: ahlak anlayışlarının oturmayışı ve varoş olmalarından kaynaklanmaktadır. zira bu tarz hususlarda batılı ateistlere nazaran daha sertlerdir. çünkü müslüman bir aile ve müslüman bir çevrede yetişen varoş türk ateistinin ahlaki değerleri, aslında o reddettiği dinden beslenmektedir. fakat ateistimiz bunun farkında bile değildir. hele hele "karşılıklı rıza ile özgürce birliktelik yaşıyorlar" prensibi ile eşcinselliği savunan bir ateistin; gelip de murat başoğlu ve yeğeninin -yine karşılıklı rıza ile- birlikteliği üzerinden duyar kasıp ahlak dersi vermesi mantıksızlığın dik alasıdır. iki
    yüzlülüktür, samimiyetsizliktir, riyakarlıktır.

    din olmadan ensest ilişkiye kötü veya iyi deme lüksün olamaz. hoşlanmayabilirsin fakat bu yine ensesti kötü olarak tanımlaman için yeterli değildir. ben de aşure sevmiyorum, kokusu midemi bulandırıyor, o halde ''aşure yemek'' ahlaksızlıktır. oldu mu ateyiz? olmadı ateyiz. ahlak da, kötülük ve iyilik de, senin kişisel görüşlerine ve keyfekeder kaprislerine dayandırılarak temellendirilebilecek şeyler değildir.

    ayrıca ensest muhabbetinin döndüğü her yerde kaypakça ve yine konuyla alakasız olarak "ne yani, din olmasa annene mi halleneceksin?" şeklinde zırlayan zeka küpü birileri mutlaka ama mutlaka çıkar.

    sahip oldukları çöp etik değerlerinin üzerini örtmek amacıyla, söylerken kendilerinin dahi samimiyetlerine inanmadıkları böyle kıytırık bir savunma mekanizması geliştirmiş bizim ateistler.

    yine kendi lağım çukurunda harmanlanmış tezek kokulu etik değerlerini örtbas etmek amacıyla başka bir deneme daha gerçekleştirir türk ateyizi.

    "adem'in çocukları da ensestle çoğaldı..."

    kesin bir bilgi olmamasına rağmen, adem ile havva'nın çocuklarının aralarında birleştiği ihtimalini var sayalım.

    ensest ilişkinin günah olduğunu belirleyen ne?

    allah.

    zaten allah'ın bize gönderdiği dindeki emirler ve yasaklar çerçevesinde belirliyoruz neyin etik, neyin ahlaksızlık olduğunu.
    adem'in çocukları yeryüzündeki tek insan topluluğuysa ve ensestin yanlış olduğu onlara bildirilmediyse, onlar için ensestin yanlış olduğunu söylemek adına hiçbir dayanağımız yoktur.

    hz adem'e gönderilen şeriat -tevhid gibi bazı temel ilkeler dışında- islam'ı ve müslümanları bağlamamaz.

    bakın, -özellikle bu birkaç yıldır- ensesti "genetik çekim" diye rasyonelize etme çabası var "medeniyetin yuvası" avrupa'da. tıpkı "doğada ve hayvanlarda da gözlemleniyor amağğ" gibi sloganlarla eşcinselliği normal gösterme çabasına girdiğiniz gibi. ki, doğada ve hayvanlarda; tecavüz, hırsızlık, cinayet de var... etik ilkelerini ayılara, şempanzelere, gorillere bakarak çizmeye çalışırsan böyle apışıp kalırsın antipatik ateist. (genetik çekim dediğimiz şey; aile bireylerinin yetişkinlik dönemlerinde birbirlerine cinsel istekte bulunabileceklerini iddia eden bir tez)

    artık ikiyüzlülüğü bırakıp yamulmayı kesin. esneye esneye bir hal oldunuz. delikanlı gibi "ben bunu istiyorum" demeniz yeterli aslında. ensest ilişkiye karşı olmak için tutarlı ve mantıklı hiçbir nedeniniz olmadığı gibi, eşcinselliği etik göstermek için çabalamanıza da gerek yok. yalnızca "ben bunu istiyorum" demeniz yeterli.

    tekrarlıyorum: din olmadan rasyonel bir ahlak sisteminin kurulması mümkün değildir. kurduğunu iddia ettiğin -sözde- ahlak sistemi, kişisel istekler ve kaprislere dayalı, tutarsız, son derece esnek, şahsılar arası değişkenlik gösteren ve subjektif değer yargılarından ibaret dar bir sistem olmak zorundadır.

    not: bakın ateyizler, sizinle anlaşamamamızın en temel sebebi, “doğru ahlaki teoriyi oluşturmak” ve “ahlaki eylemleri rasyonel temellere oturtmak” arasındaki farkın idrakına varamamamnızdır. ne zaman konu açılsa, “öz saygı, erdem, vicdan” gibi soyut kavramlar ile soslayıp duygu sömürüsü yapan, ortalama veya ortalamanın bir gıdım üstü zekaya sahip arkadaşlar mutlaka çıkıyor. bezdim artık. ya gidin az etik felsefesi okuyun, ya da artık şunu söyleyebilin:

    "ben meteryalist ve pragmatist bir hayat felsefesini benimsemiş ateist bir bireyim. benim için yalnızca; itmeden, çekmeden, dalgadan, parçacıktan oluşan 'madde' var. maddeye de 'iyi', 'kötü', 'adalet', 'erdem' gibi soyut kavramalar yüklenemez. e doğal olarak ahlaki değerlerim de yok. bu da demek oluyor ki; bir erkek isterse 35 kadınla, bir kadın isterse 35 erkekle aynı anda beraber olsun; isterse baba ile kızı, anne ile oğlu, kız ve erkek kardeşler evlensin; hatta ve hatta daha da ilerisi; bir insan, -olumlu veya olumsuz tepki verme yetisine sahip- bir hayvan ile cinsel ilişkiye girsin; -tarafların tümünün rızası var ise-, bütün bu olanlar benim için 'madde yığınlarının üst üste binmesi' dışında hiçbir şey ifade etmez."

    ya gerçek anlamda felsefe ile ilgilenin, ya da albert camus abimiz gibi tutarlı olun, absürdizm içinde yaşadığınızı savunun. böyle arada derede, belirsizliklerle ve açıklarla kalınca olmuyor be gözüm.

    not: işbu başlık ateistler için değil, söz konusu ateistler içindir. bütünlükten anlaşılıyor ancak mevcut zırvalıkları belirtmek isterken, bir başka zırvalıkla muhatap olmak istemem.

    yazının blog sitemizdeki versiyonu: http://dusunenmusluman.com/723-2/

    bu da twitter hesabım: https://mobile.twitter.com/mudarene
  • bu konuyu sikkofield nickli cemre demirel de çokca işliyor. evet tutarlı tarafı çok ama mesela neden deistler temellendirebiliyor da ateistler temellendiremiyor?

    kutsal kitaplarda tüm değerlerin ayrıntılı olarak açıklanmamasına girmiyorum hiç.
  • oysa yazarı ateist olmasa da her ateistin ilham alabileceği ve hatta temellendirmenin kralı yapılan eserlere ulaşmak gayet basit:

    (bkz: grundlegung zur metaphysik der sitten)

    ama siz ticaret ahlakına devam edin. gerçekten ahlaklı olduğunuz için değil, cennete gitmek veya cehennemden kurtulmak adına giriştiğiniz ticaret üzerine temellenen ahlaksızlığınızla övünmeye devam edebilirsiniz.
  • önce tanım: akıllısından (%2), salağına (%98) hiçbir ateistin başaramayacağı iştir.

    ben bu arkadaş gibi felsefe yapamam, bu şekilde yazamam. hayat kısa, sizin gibi kibirlilerle uğraşacak vaktim yok.

    ateizm özentidir, ateizm safi kibirdir, ateizm ömür ziyanlığıdır.

    ateizm hastalıktır, bildiğin hastalıktır.

    en basit şekilde şöyle anlatayım: bir müslüman olarak sizin hayatınıza göre benim kaybım nedir? zina, alkol, faiz, kumar ve kadınlar için dekolte giyebilmek vs. vs.

    tamam bunlardan mahrum (!) olsun bir müslüman, peki hiç mi düşünmüyorsunuz yahu ya bu islam gerçekse? ya gerçekten sonsuza kadar cehennem varsa? ya kur'an doğruysa? ya hz muhammed gerçekten son peygamberse? ya dedikleri gerçekse?

    neyin hesabındasınız oğlum siz? neyi inkar edip neyi kazanıyorsunuz ulan? efektifi 40 sene olan 80 senelik dünya hayatını nasıl oluyor da sonsuzluğa değişebiliyosunuz?

    hadi diyelim allah yok, din yalan. ee benim kaybım ne olacak? tüh ulan hatundan hatuna atlayamadım mı diyecem? tüh ulan parayı faize vermedik sıkıntı çektik boşuna mı diyecem? tüh ulan o kadar güzel içkiler vardı da içmedim mi diyecem?

    hadi bunlar benim kaybım olsun amenna. peki sen ne halt yiyeceksin eğer benim yolum doğruysa?

    boşuna demiyorum ateizm hastalıktır diye.

    allah şifa versin.

    edit: %98'lik kesimden büyük tepki geldi. ben cennet cehennem var diye müslümanmışım, olmasa her sapıklığı yapacakmışım. ben burada "en basit şekilde şöyle anlatayım" ifadesi ile başlamışım bak "en basit". bu da islam'da taklid-i iman olarak geçer. bari buradan başlasın bazıları diye yazdım. aklı ve vicdanı olan zaten sonradan tahkik-i iman'ı bulacaktır. hindistan'da 3 sene yaşamışım, ergenin biri de mesajla sormuş; diğer dinleri gördün mü? arkadaşların tanıdıkların oldu mu? nasıl kıyas yapabiliyorsun, ya diğer dinler gerçekse diye. güldüm ya valla, sesli güldüm.
  • temellendirmeyi siktir et de, düşün ateist bir üniversite öğrencisisin, öğrenci evindesin, karşı komşun cennet teyze kapını vuruyor "al evladım mübarek muharrem ayındayız, aşure yaptım, afiyet olsun." diye veriyor, sen de alıyorsun tabi. kapıyı kapar kapamaz da anında mideye indra gandhi. o aşureyi yerken demiyor musun lan işte, "iyi ki var böyle şeyler" diye? siktir et ahlakı temellendirmeyi de, ha baba?
  • dinden bağımsız olarak ahlakın temellendirilmesi birçok klasik felsefi metinde mevcut. ancak dinini doğru şekilde anlamaya çalışan ve vahiy-akıl uyumunu sağlayan bir müslüman için bu felsefi temellendirmelerin birçoğunu kur'anda bulmak veya bu temellendirmelerin kur'anla uyumlu olduğunu görmek mümkün. akıl temellendirmesini yaparken vahiy de bu temeli sağlamlaştırır. sızıntı yapacak yer bırakmaz. ateistler de ahlakı temellendirebilir ancak zor durumda kaldıklarında temelin yıkılması daha olasıdır.
    hiç kimse günümüz müslüman kimliklilerin dibe vurmuşluklarını örnek vermeye kalkmasın. ben yukarıda gerçek bir müslümanın nasıl olacağını yazdım. dinden beslenen veya dini bir kimlik olarak görenler bu kategoriye girmiyor.

    edit: burada konuşanların çoğu, daha ahlakın ne olduğunu bilmiyor ki ateist veya dindar olarak ahlakı temellendirsin.
  • arap masallari ile beyni sungere donmus develer lutfen ahlaktan bahsetmesin.

    (bkz: ortadogu islam batakligi)

    ===

    edit: goren gozler icin buyuk resim kursumuz acilmistir. buyrun:

    (bkz: #75753437)
  • (bkz: bullshit)

    ahlak, rasyonalite kullanılarak temellendirilir, akıl kullanılmadan ilahi emirle temellendirilmeye çalışılan ahlak ancak ahlaksızlık yaratır;

    örneği de dinin emrettiği; 1) köleciliği, 2)dinden dönenin öldürülmesini, 3) kadın dövmeyi, 4) zina yapanı sopalamayı 5) yağmacılığı meşru gören bir ahlak sistemidir. bu ahlak sistemine dayanırsanız da işte ortadoğu'da birbirini kıtır kıtır kesen herkesin herkesle savaşının olduğu bir hobsiyan cehenneme varırsınız.

    sadece bir örnek olarak, mill'in sonuççu ahlakı, bize başkasına zarar vermeyi ve eylemin sonucunu ahlakın bir ölçüsü olarak sunuyor. (bkz: harm principle) (bkz: consequentialism)

    karşımızda homoseksüelliği, zinayı, ensesti ahlaksızlığın nihai noktası görüp; köleciliği, mürtedi katletmeyi ahlak gören bir ahlaksız var, fazlası değil.
  • eski ahit babalarını uyutup onunla birlikte olan kızlarını anlatırken ahlakın temelini dinlerde aramak ne kadar abes siz anlayın.

    ahlak din iman ideoloji ile olsaydı dünya nüfusu bu tartışmayı yapmıyor olurdu.

    din kişiyi iyi yada ahlaklı yapmaz. en fazla korkar kimsenin görmediği zaman yaparsınız içinizdekini.

    edit:imla
  • (bkz: altın kural)

    gerçi bakmazsın sen, dur açıklayayım. sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma. bak ne kadar basit di mi? ne bir ceza var, ne bir ödül. sadece empati.

    ateist olduğunda ahlakı temellendiremeyecek kişiler için din gerekli. yoksa bu sik kafalılar adil olmayı asla beceremezler.

    edit: engellediğim mallardan birinin başlığıymış. başlıklarını engelle'ye basmayı unutmuşum. beslememek lazım bu malı.

    (bkz: engelle)
    (bkz: başlıklarını engelle)

    edit: gelen sorulardan bunaldım. bu kadar saçma soru gelmesine şaşırdım. sözlüğün zeka ortalaması cidden inanılmaz düşmüş. adamlar takmış kafayı ensest de ensest. oğlum bu kadar meraklıysanız ablanızı sikmeye, bir hocadan icazet alın sikin lan, 200 kağıt yeter. ;)

    bozulmuş bir tavuğu yer misiniz mesela? ahlaken bir sorun yok. din de yasaklamamış. yemezsiniz değil mi? neden? yoksa onbinlerce yıllık kültürel birikimin verdiği bilgelikle bunun yanlış olduğunu bildiğiniz için olabilir mi?

    ahlak toplumsal ilişkileri evrimsel geçmişten aldığı deneyimle düzenler. aksini iddia eden bozuk tavuğu deneyebilir. bir arkadaş söyledi, beyaz et suresi 23. ayette geçiyormuş, "biz size tavuğu verdik, aç kalmayın diye" denmiş. ;)