şükela:  tümü | bugün
  • dünya hayatından sonra başka bir hayat olmadığına ve ilahi adeltin olmadığına inanmanın insan psikolojisine ters bir yapıda olmasıdır.

    ilk olarak dinin tanımı ile başlayalım.
    birçoğunuzun okulda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde öğrendiğiniz üzere din, insanın dünya hayatını düzenleyen ve kişinin hem dünyada hem de ahirette (inancına bağlı olarak neye inanıyorsa) mutluluğunu amaçlayan kurallar bütünüdür. bu görüşten yola çıkarsak, bütün dinlerin ortak amacının insanın mutluluğu olduğu varsayımını yapabiliriz. bu tanıma rağmen tarih boyunca din kisvesi altında yapılan savaşlar, katliamlar ve bombalamalar bazı kesimlerce dinin barışçıl değil, insanları kutuplaştıran ve birbirine kırdıran bir şey olduğu çıkarımını yapabilirler. dünya üzerinde tarih boyunca yapılan savaşları ve çatışmaları göz önüne aldığımızda, insanların din olmasa bile ırk, düşünce veya milliyet farklılıkları gibi etkenler yüzünden savaştıklarını rahatlıkla göreceğiz. hitler, mao, stalin veya mussolini’nin milyonlarca kişiyi katletmesinin ardında din değil, düşünce farklılıkları ve kendi düşüncesinden olmayanları bastırma, yıldırma veya yok etme çabası bulunmaktaydı. south park çizgi dizisinin bir bölümünde dinin yeryüzünden tamamen yok olmasıyla dünyanın nasıl bir hal alacağı mantıklı bir şekilde resmedilmişti. tüm dünya nüfusunun ateist olduğu bir zamanda, insanlar ateizmin farklı yorumlayarak nihayetinde birbirleriyle savaşmaya başlayacaktı. yani dünya üstündeki savaşların, kötülüklerin kaynağı din değil, dini kendi radikal görüşlerine alet eden kötü kişilerdir. ortaçağ’da hıristiyan kilisesi insanlara bu zulmü uygularken, günümüzde ise ortadoğu’nun karışık ve devlet otoritesinden yoksun bölgelerinde terörist gruplar kendilerine yaşam alanı bulmuşlardır. bölge halkının büyük bölümünün müslüman olması nedeniyle de müslümanlığı taraftar çekme ve beyin yıkama amacıyla araç olarak kullanmaktadırlar. bu yüzden asıl amacı insanların dünya ve inandıkları ahiret mutluluğunu elde etmeleri olan dinlerin geçmişte yaşanmış ve günümüzde de yaşanan şiddetin temel unsuru olduğu düşüncesi yanlıştır. bu şiddetin temel unsuru insanlığın doğasında olan kendinden olmayanı bastırma ve yok etme düşüncesidir.

    dinin özünde şiddetin kaynağı olmadığını izah etmeye çalıştıktan sonra neden ateist düşüncede mantık hatası olduğunu ele alalım. ateist düşüncenin temelinde bir yaratıcı olmadığı inancı bulunmaktadır. ateizm, insanlığın nasıl oluştuğunu sorgulamakla beraber neden oluştuğu ve var olma amacımızı sorgulamaz ve dünyaya çeşitli rastlantısal olaylar sonucu dünyaya geldiğimizi ve öldükten sonra da yok olacağımızı savunur. insan psikolojisini büyük bunalıma sokabilecek düşünce de burada başlar. dünyaya bir kere geleceğini ve ömrünün sonunda da yok olacağını düşünen bir kişi bu dünyada bütün zevkleri tatmak ve mutlu bir hayat yaşamak ister. mutlu yaşamak ateist olsun olmasın her insanın amacıyken, bunun elde edilmemesi durumunda yaratıcıya inanan ve inanmayan insanlar arasındaki farklılık boy göstermektedir. dünyada, yine insanın doğası ve bencilliği dolayısıyla, adalet her zaman güçlüden yana olmuştur. adaletsiz bir dünyada yaşayan bir insan, çalışmasının ve emeğinin karşılığını her zaman alamayabilir. adaletsizliğe uğrayan veya uğradığını düşünen inançlı bir birey, ilahi adalete inandığından hakkını eninde sonunda elde edeceğini düşünür. fakat herhangi bir inancı olmayan kişi adaletsizliğe uğradığı ve bunu değiştiremeyeceğini düşündüğü anda büyük bir psikolojik buhrana girer. bunun sonucunda da hem mutsuz olur, hem de hayatını daha fazla sürdüremeyeceğini düşünerek intihara daha meyilli bir birey haline gelir. dini inancın temelinde ahiret için çalışmak ve intiharın neredeyse tüm dinlerde yasaklanmış olduğunu ve ayrıca ateist düşüncede olan kişilerin ölümden sonra hayata inanmadıkları ve intihardan kendilerini alıkoyan herhangi bir yasak olmadığını ele alırsak, ateist düşüncenin neden psikolojik olarak bunalımda olan insanları daha kolay intihara sürüklediği çıkarımını yapabiliriz. bu konuda yapılan bir araştırma tezine buradan göz atabilirsiniz: http://ajp.psychiatryonline.org/…pi.ajp.161.12.2303

    tüm bu verileri karşılaştırdığımızda, adaletin olmadığı veya zayıf olduğu dünyamızda ateizm inancı, dünya hayatından ve çevresinde yaşadığı olaylardan memnun olmayan inançsız insanları depresyona ve yaşadıkları süre boyunca mutsuzluğa sürüklemektedir. işte ateizmdeki tezat da burada ortaya çıkmaktadır. ister herhangi bir yaratıcıya inanın, ister inanmayın, bu dünyada amacınız mutluluksa, yaratıcıya ve nihayetinde dünyadan sonra yaşam ve ilahi adalete inanan kişiler bu mutluluğa çok daha kolay ulaşabilmekte, kendilerine yapılan haksızlıklara, eninde sonunda mükâfatını alacağı düşüncesiyle, daha dirençli ve dirayetli olabilmektedir. ateizmde ilahi adaletin olmayışı ve kişinin yok olacağına olan inancı kendisi adaletsizlikler ve mutsuzluklar karşısında çıkmaz bir yola sokarak çaresizliğe sürüklemektedir. bu yüzden din insanların dünya mutluluğunu sağlamak için gerekli olmuştur ve olmaya devam edecektir.

    ateizm, gelişmiş ve refah seviyesi yüksek toplumlarda çoğunlukla kabul görüp bilimsel temellere dayandırılsa bile, unutmamak gerekir ki insanın dünyaya niçin ve hangi amaçla geldiği, bildiğimiz kadarıyla mukavemet gücü olan tek varlık olması bilimin değil felsefenin konusudur. maddenin nasıl şekil aldığını ve günümüze kadar nasıl bu hale geldiğini bilimle açıklamak gayet mümkündür, fakat bu maddenin nasıl ve neden oluştuğunu bilimin açıklaması mümkün değildir.

    bu sebepledir ki nihai amacı dünya mutluluğu olan bireylerin mutluluğu, sonunda yok olacağı ve ilahi adaletin olmadığı bir düşüncede araması, adaletin mümkün olmadığı bir dünyada birbiriyle çelişmektedir.

    not: tamamen kişisel görüşüm olmakla beraber, tarafımca tek bir din değil, teizm ile ateizm karşılaştırması yapılmıştır.

    özet geçmek için edit:
    ne yazdığımı okumadan ya da anlamadan yazanlara, bilal'e anlatır gibi özet şeklinde edit olsun bu.

    din = mutluluk veya ateizm = mutsuzluk demedim.
    insan doğası ve yapısı gereği mutlu veya mutsuz olabilir. bunun milyonlarca nedeni olabilir.
    dini inanca sahip olan birey bu mutsuzluktan daha kolay çıkabildiği için genel olarak daha mutlu olur. isterse orta dünyaya, iyi bir insan olursa elflerle "undying lands"a gideceğine inansın. sonunda bu inancı kendisine mutlak mutluluğu getiriyor mu getirmiyor mu?

    ayrıca dinin amacı insanların dünyada azap çekmesi, mutsuz olması değil. aksine dünyadaki hal ve davranışlarını belirli bir ahlaki değerler çerçevesinde düzenleyip mutlu olmasını saplamaktır. din demek yasak demek değil, düzenleme demektir. dini inancıyla bir insan tüm dünyevi tatları ve hazları alabilir. müslümanlık ve bazı dinlerde olan alkol ve domuz eti yasağı gibi şeler dünya hazlarının yanında devede kulaktır ve alternatifleri de bulunmaktadır.

    ayrıca birçok ateistin sormaya çekindiği soru. ya gerçekten bir yaratıcı varsa?

    yaratıcının olup olmaması istatiki olarak ele alınırsa ya vardır ya da yoktur.
    yok olduğunu varsayarsak:

    mutsuz ateist = bu dünyada mutsuz ateist. sonrası yokoluş.
    musuz inançlı = bu dünyada mutsuz inançlı. sonrası yokoluş.

    yaratıcının var olduğunu varsayarsak:

    mutsuz ateist = bu dünyada mutsuz ateist ve sonraki dünyada ebediyyen mutsuz ateist.
    mutsuz inançlı = bu dünyada mutsuz inançlı ve sonraki dünyada ebediyyen mutlu inançlı.

    dünyayı cennete çevirmek varken niçin başka dünyayı arzuluyorlar dendi.
    dinin amacı dünyayı ve ahireti kendisi ve çevresi için cennete çevirmektir zaten.
    hiçbir din insanların kendi çıkarları için çevresindekilere azap etmesini emretmez.
    günümüzdeki temel sorun yeterince iyi dini eğitim verilmemesi, yanlış insanlar tarafından dinin öğretilmesi ve dinin bazı radikal grupların elinde oyuncak olmasıdır. ayrıca türkiye gibi uzun süredir çoğunluğu müslüman olan bir ülkede din ile gelenek birbirine girmiştir ve neyin din, neyin gelenek olduğu eğitimi verilmediği için gelenek ve töre olarak adlandırılan birçok şeyin din kaynaklı olduğu düşünülmektedir. eğer insanlara yeterli ve doğru bir dini eğitim verilirse din adına yapılan kötülüklerin büyük bir bölümünün önüne geçilebilir. fakat bu bile teröristlerin veya çıkarcı kişilerin dini kendi çıkarlarına alet etmeyeceği anlamına gelmez. anarşi ve egoistlik insanın doğasında olan bir şey ve gerekli bir kılıf bulduğunda din veya başka bir suretle her zaman ortaya çıkacaktır.
  • yoktur.

    mutluluk senin ipe sapa gelmez mitolojilerine inanmamla değil, kendi iç bütünlüğüm ve eylemlerimle alakalıdır.
  • vardır, çünkü cehalet mutluluktur.
  • asıl çelişki, var olup olmadığı meçhul olan "öbür taraf"taki şüpheli mutluluk beklentisi için var olduğu kesin olan gerçek hayattaki haksızlık, hukuksuzluk ve mutsuzluğa katlanma fikridir.

    sonuç olarak ateizm ile mutluluk ve tatmin arasında doğru orantı vardır, çelişki yoktur.
  • hazzı erteleyebilme davranışına kutsiyet atfedenlerin var olduğunu düşündüğü davranış.

    sizin yaptığınız şeyi belli bir yaşa gelmiş çocuklar da yapıyor. önüne şeker koyuyorsun çocuğun, "bu şekerleri yemezsen sana daha fazla şeker vereceğim." diyorsun, bakıyorsun çocuk şekeri yiyor mu yemiyor mu...

    hah işte din de böyle bir şey. dünyada yaşayabileceğin sayılı mutluluğu elinin tersiyle itiyorsun, çünkü öte tarafta daha güzeli var. e ertelediğin için de bilinçaltına baskı yaptığından hasetinden çatlıyorsun sonra "o niye mini şort giyiyor, bu niye ramazan'da su içiyor..." falan diye kafaları yiyorsun, sadece kendine değil herkese hayatı dar ediyorsun.

    çünkü öteki türlü ne kadar mal olduğun anlaşılacak da ondan.

    marshmallow testi

    ekleme: videoda çocukların hazzı erteleyerek sonraya bırakmak istedikleri marshmallowlar karşısında nasıl acı çektiklerini görebiliyoruz. aynısını dindarlar da yaşıyor. ucundan alayım, biraz koklayayım, kapı aralığından bakayım. her şeyi kendilerine kısıtladıkları için zevk ve haz verici olgularla saçmasapan ilişki kuruyorlar. bu çocukların marshmallowu ağzına burnuna sürmesi gibi işte. adam kendi eşi bile kendisine haram olduğundan örtü altından ellemeye çalışıyor karısını, çünkü öte tarafta daha güzel karılar verecekler...
  • sorsan insan acizdir, insan allah karşısında çaresizdir...

    bu kadar aciz bir canlının var olma amacına sahip olduğu hissiyatı niye peki?

    kendinize bu kadar kutsiyet atfederken sözde yarattığınız tanrı karşısındaki sözde acziyetiniz kibrinizi örtmüyor ki.

    dünyanın içine ediyorsun, aldığın nefes, attığın adım zarar, hayvana, bitkiye, denize, havaya her şeye yarardan çok zararın var, yedi milyar oldun hala çoğalıyorsun, sırf başka türlere değil kendi türüne karşı da garezin var.

    ama allah seni diğer canlılardan daha çok seviyor.

    sen diğer canlılardan daha üstünsün, bu nedenle var olmanın bir amacı var.

    yok olduğunda da muhakkak ödüllendirileceksin.

    ama sorsan "insan acizdir, insan çaresizdir..." he anam he.

    en büyük kibir de tevazunun ta kendisidir bildin mi...
  • yoktur. en azından türkiye`de. buradaki ateistler islamafobik oluyor genelde ve her gün müslüman görmek onları mutlu etmez herhalde.
  • oldukten sonra ne olacak diye bir got korkusu olmadigindan ateistler daha mutlu yasar. nasil bilincini kaybettiginde mutluluk, huzun, aci ya da diger soyut somut hic birseyi hissetmiyorsan, olum de ayni bunun sonsuz olanidir.

    (bkz: the end)
  • yanlış bir genellemedir. mutlu ateist de vardır, mutlu teist de. ama mutlu aşk yoktur. kafayı aşka taktım bu aralar kusura bakmayın. konuya giriyorum.

    genelde teist arkadaşlarımda şunu görüyorum. bakın ben de genelledim ama kendi çevremi genelledim. başlarına kötü bir şey geldiğinde hemen mutsuz ve kızgın oluyorlar. mutsuzluğun sebebi belli de kızgınlık ne alaka diyeceksiniz. şimdi bir yaratıcı, belki bir dine inanan teist arkadaşım, kendisinin iyi bir birey olduğunu, hatta ibadetlerini yaptıını ama yine de kötü dediğimiz durumun kendi başına gelmesinin haksızlık olduğunu düşünüyor. haksızlık olduğunu düşündüğünde de bir kat daha mutsuz oluyor. tamam gerçek teizm bu değil diyebilirsiniz ama durum bu. dinlere göre iyi işler yapanların dünyada başına iyi şeyler geleceğinin garanti yok onlar da biliyor. dinin bu bugının öbür tarafla kapatılması bazı insanları tatmin etmiyor. öbür tarafı bekleyemiyor. istiyor ki iyi insana mükafatı her iki tarafta da verilsin. sonuçta insan doğası hep fazlasını istiyor.

    neyse benim başıma saçma sapan bir şey geldiğinde ise mutsuz oluyorum ama kızgın olmuyorum. çünkü benim inancıma göre her şey rastgele oluyor. olaylar rastgele oluyorsa da hesap soracak kimse yoktur. olan olmuştur.