şükela:  tümü | bugün
  • dünya tarihinin; ekonomik, sosyal ve siyasal yönlenişini son 500 yıldır dolaylı, son 200 yıldır ise doğrudan etkilemekte olan emperyalizm ve emperyalizmin payandalığı görevini üstlenen sosyal araçlardan en önemlisi ‘’ateizm’’ arasındaki kuvvetli bağlara sahip ilişkiyi sizlere sunacak bu yazıyı okuduğunuzda:

    -emperyalizmi ve emperyalizme ait temel frekansları,

    -ateizmi ve ateizme ait temel parametreleri,

    -ateizm ve emperyalizm arasında; siyasal, ekonomik ve özellikle sosyal boyutta var olan ve günümüzde şiddetini arttıran varoluşsal ilişkiyi tüm gerçekliğiyle kavrayacaksınız.

    bunun yanısıra : her fırsatta kapitalizm, emperyalizm, faşizm gibi sosyal, siyasi ve iktisadi facialara sebep olan akımlara karşı olduğunu bildiren ve sözde mücadele ettiğini iddia eden ateizm zihniyetinin ne kadar da ikiyüzlü ve çıkarcı bir tavır sergilediği de gözler önüne serilecektir.

    ilk olarak:

    ateizm ne demek?, zihniyet sistematiği hangi paradigmalar üzerinde yükseliyor?, tarihçesi nedir? ateizm ilk sistemli formuna ne zaman kavuştu? ve ateizmin seküler akımlarla(emperyalizm, kapitalizm, liberalizm ve diğer sosyal sömürü araçlarıyla) nasıl bir ilişkisi var? bu ve bunun gibi sorulara cevaplar verildikçe konunun muhtevası çok daha iyi bir şekilde kavranılacaktır.

    ama ilk olarak şu çok iyi bilinmeli ki: materyalist düşünce sistemi bilinmeden ateizm ve düşünce sistematiğinin anlaşılabilmesi mümkün değildir. peki materyalizm ne demektir?

    materyalizm: madde, hayat, ruhi varlık alanlarından hemen hepsini sadece maddeye indirgeyen ve bütün varlık alanlarını madde kanunlarıyla açıklamak isteyen, kısaca maddeyi ilk hakikat olarak kabul edip, biliminde temeli sayan felsefi sistemlerin adıdır.

    gelelim ateizme: ateizm en kısa tabiriyle tanrıtanımazcılıktır. evet ateizm ana hatlarıyla tanrıyı, madde+mana paradigmasındaki manayı yani hayata ilişkin soyutsal detayları tümüyle reddeder. bu da ateizme yalnızca maddeyi yani materyalist anlayış sistemini sirayet ettirir.

    gelelim ateizm tarihine: öncelikle ateizm tarihini, eski yunan’da madde ve materyalist düşüncenin rasyonel merkezli oluşum tarihinden ayrı ele alabilmek mümkün değildir. aynı karaktere sahip bu iki oluşum aynı zamanda benzer tarihi gelişime de sahiptir. açıklayalım:

    eski yunan’da m.ö 6.yüzyılda materyalistik düşünceyi yunan felsefe geleneği içinde başlatan miletli thales’tir.thales aynı zamanda arisrokratik siyasal düşünüşün materyalist hakimiyetini bir anlamda meşrulaştıracak olan akıl merkezli materyalist evren görüşünü ortaya koymuştur. bir bakıma bu eski yunan’da ateistik zihniyetinde sistemsel olarak ilk temellerinin atılması anlamına gelmektedir. peki ateizmle thales’in ne ilgisi olabilir?

    aslında ateizmin temelini oluşturacak ilk görüşlerden birisine sahiptir thales:’’ hiç den birşey meydana gelmez’’. evet bu görüşü onu su ile evreni açıklamaya itmiştir. yani maddesel bir varlığa sonsuz bir anlam yüklemiştir. devam edelim anaximandros yine benzer görüşle:’’ ilk maddenin sonsuz ve tükenmez olduğunu’’ söyleyerek maddeye yine ilahi bir anlam yüklemiştir. yine bir başka materyalist/ateist düşünür ise aneximeses’tir. o da: evreni bir başka maddeyle yani ‘’hava’’ ile açıklamaya kalkmıştır.gelelim herakletios’a o da yine evreni ateş ile açıklamaya çalışmış ve ateş’e kutsiyet atfetmiştir. yine buna benzer görüşler: parmenides, pythagoras ile devam edip gitmiştir. peki ateizm ve bu bağlamda materyalizm ilk defa tam tutarlılık ve açık seçik bir bilinçle ne zaman ortaya çıkmıştır? bu bilinç ilk defa demokritos tarafından oluşturulmuş ve ileri sürülmüştür. buna göre ‘’madde, yaratılmamış yani yoktan var edilmemiştir. madde yaratılmadığından dolayı da yok olmayacaktır.’’ evet böylece ateizm ve materyalizm sistemlerinin ilk defa bilişsel olarak temelleri atılmış oluyor.

    gelelim sağ kolu ateizm olan ve 200 yıldır doğrudan insanlığa kan kusturan, emperyalizme:
    emperyalizm: yine en basit tabiriyle bir devletin ya da zümrenin; sınır tanımaksızın, diğer devletin ya da devletlerin aleyhinde genişlemesi, onları siyasal ve ekonomik egemenliği altına almasına dayalı yayılmacı sömürü sistemlerinin genel adı. peki tarihi kökeni nedir?

    tarihçesine değinecek olursak; çıkış noktası itibariyle 16.yüzyılda baş gösteren, coğrafi keşiflerle devam eden ve 19.yüzyıla kadar dayanmış olan emperyalist düşünce tarihi, asıl sistemli zihniyet şemasına ‘’yeni emperyalizm’’ adı altında 1880’lerden itibaren kavuşuyor.

    peki emperyalizmi 1880 ve sonrasında bu kadar palazlandıran neydi?
    sömürgecilik(gasp) ve faşizan yaklaşımlardı. nitekim özellikle asya ve afrika’nın zihniyet sistematiğinden yararlanan emperyallerin bu dönemlerde ve sonrasında ağzı iyice sulanmış ve acımasızlıklarını ortaya koymuşlardı.
    `iyi de ateizmle emperyalizmin nasıl bir ilişkisi olabilir?`

    bu ilişkiyi anlayabilmek için öncelikle emperyalizm çok iyi bir şekilde tanınmalıdır. öncelikle emperyalizmi bir ahtapot olarak düşünün. nasıl ki ahtapotların çok sayıda uzvu varsa emperyalizminde aynı şekilde çok sayıda dayanak nokta ve kolları bulunmaktadır. peki bu kollar nelerdir?
    -kapitalizm
    -materyalizm
    -liberalizm, neo liberalizm
    -milliyetçilik
    -teknoloji
    -küreselleşme
    -faşizm

    yalnızca bu kollardan birkaçı. ancak bu kollardan birisi emperyalizm için o kadar önem teşkil etmektedir ki, o olmazsa emperyalizm öldürücü darbelerden birisini yer. o önemli dayanak noktası kapitalizmdir.işin ilginç yanı kapitalizm emperyalizmden de eskiye dayanmaktadır. tek gücün toprakla sağlandığı feodal dönem sonrası yani bir bakıma 15.yüzyıl sonrası şekillenen kapitalizmde yine emperyalizm gibi ancak 19.yüzyılda sistemleşebilmiştir.

    tüm bunlara rağmen hala ateizm ve emperyalizm arasındaki ilişki anlaşılamadı değil mi? o zaman açıklayalım:

    emperyalizmin altın çağı olarak adlandırılabilecek ve sömürgeciliğin devam ettiği 19.yüzyıl ve sonrasında emperyalizm ateizmi bir numaralı yayılma aracı olarak görüyordu. birazdan görüleceği üzere ateizm emperyalizm için yalnızca iktisadi anlamda değil; siyasi, kültürel, sosyal, stratejik anlamda da kullanılacaktı ve günümüze kadar da kullanılmaya devam edecekti.

    `ilk olarak iktisadi anlamda emperyalizm-ateizm ilişkisine değinelim`:

    öncelikle bu ilişkiyi kuran ateist ekonomistlere kısaca değinelim: ha bu arada:’’yo otoost olmoloroylo no olokoso vor?’’ diyecek zeka pırıltısı ateistler gelmeden önce şunu aktarayım: korkmayın ateist-agnostik olduklarını yalnızca genel kültür kazanmanız amacıyla belirttim. teorilerindeki ateizm motiflerini ise şimdi göreceksiniz. yazının çok uzamaması amacıyla zihniyetleri ve ateizm arasındaki bağı çok uzatmadan yazacağım.

    -john maynard keynes

    istihdam, faiz ve para’nın genel teorisi(1936) yazdığı eserle ingiltere’nin iktisadi gücünü garanti altına alan keynes, savaşlar boyunca finansal piyasalardan önemli bir servet kazandı

    peki ateizm etkileri keynesyen ekonomide nasıl görülecekti?

    ‘’keynes' economics - like his religion and sexual perversion - are best understood as a reaction against the christian worldview. that keynes identified the 19th century advocacy of laissez-faire (free market) economics with the christian worldview is clearly shown by an essay he wrote in 1926 called "the end of laissez-faire." ın it he disdainfully quotes from an 1850 christian pamphlet entitled easy lessons for the use of young people which says that "true liberty is `that every man should be left free to dispose of his own property, his own time, and strength, and skill, in whatever way he himself may think fit, provided he does no wrong to his neighbours'." keynes goes on to write that adam smith's "simple system of natural liberty" was derived from "his theistic and optimistic view of the order of the world’’

    özetle ekonomik teorisini hristyanlık karşıtlığı üzerine bina eden keynes: mallar ve ekonomik düzey üzerindeki sınırsız özgürlüğü ve hakimiyetin var olması gerektiğini savunuyor.

    ateizm ve teorisinin ahlaki temellerine ilişkin bağlantı:

    ’’ we entirely repudiated a personal liability on us to obey general rules. we claimed the right to judge every individual case on its merits.... we repudiated entirely customary morals, conventions and traditional wisdom. we were, that is to say, in the strict sense of the term, immoralists.’’

    yine din ahlakını, iktisadi verimliliğe aykırı gören keynes’in ahlak ve normlarından tamamen soyutlandıklarını açıklaması.

    -david hume:

    klasik iktisatla, merkantalizm’in arasında kalan hume’un politik ve ekonomik konulara ilişkin görüşleri, onun etik ve psikolojik görüşleri ile yakından ilişkilidir. insan doğası bilimi ile ilgili gelişmeyle yaşam boyu ilgilendiği için, politik ve ekonomik kurumların insansal kurumlar olmaları nedeniyle, bu kurumlara ilişkin inceleme ve eleştirilerini de insan doğasının olgular üzerinde temellendirerek gerçekleştirme yolunu tuttu. bu konulardaki dikkate değer kesinliği ve pratik öngörüsü görüşlerinin ingiliz politik düşüncesinin gelişiminde oldukça önemli bir pay sahibi olmasını sağlamıştır. peki insan doğasını ve toplum yaşayışını hume nasıl ele aldı? tamamen tanrıyı sorgulayarak ve şüphecilik üzerine durarak hatta o kadar ileri gitti ki neredeyse bu canına mal oluyordu. ilgili eserler:

    -essays and treatises

    -dialogues concerning natural religion özellikle bu eserinde tanrıyı kozmopolojik ve teleolojik olarak sorguluyor ve karşı çıkıyor.

    -friedrich hayek

    neo-liberalizmin, 80 sonrası küreselleşmenin fikir babası. küresel kapitalizmin aynı yüzyılın sonlarındaki yükselişi, hayek’in siyasetçiler ve kamu düşüncesini yönlendiren kişiler üzerindeki etkisine çok şey borçludur. hayek’in the road to serfdom adlı kitabı margaret thatcher, ronald reagan ve george w. bush gibi kişilerin yönetime gelmesini sağlayan yeni sağ hareketin ana başvuru metinlerinden biriydi. akademik camianın saygı gösterdiği john rawls ya da ısaiah berlin gibi diğer önemli liberal düşünürlerin hiçbirisi, siyaset üzerinde hayek kadar etki sahibi olamamışlardı.

    -david ricardo

    ricardo’nun kuramsal mirasının en önemli tarihsel referanslarını fransız devrimi ve sanayi devrimi oluşturur. bu iki devrim, birbiriyle yakından ilişkilidir. kapitalizm, feodalizm üzerindeki kesin zaferini bu devrimlere borçludur. bu nedenle, tarihçi eric hobsbawm, tüm dünyayı dönüştüren bu devrimleri “çifte devrim” olarak adlandırmış ve bu iki devrimin bileşik etkisini şöyle açıklamıştır:
    “19. yüzyıl dünyasının ekonomisi başlıca britanya [sanayi] devrimi’nin etkisi altında teşekkül etmişse, siyaset ve ideolojisi de esas itibariyle fransızlarca oluşturulmuştu. britanya, bu ekonominin demiryolları ve fabrikaları için bir model örnek sağlamış, avrupalı olmayan ekonomilerin geleneksel ekonomik ve toplumsal yapısını çatlatan iktisadi patlayıcı maddeyi getirmiştir; fakat devrimlerini fransa yapmış onlara fikirlerini fransa vermiştir. ...dünyanın çoğu yerlerine liberal ve demokratik siyasetin sözlüğünü ve sorunlarını fransa getirmiştir.”

    -murry rothbard:

    anarko kapitalizmin savunucusu, piyasa özgürlüğünün savunucularından liberteryanist iktisatçı, siyaset teorisini, özellikle john locke'un mülkiyeti ve ilkini kazayan yaklaşımının dayandıran rothbard, özgürlük teorisiyle ilgili heryin eylemlerinin sınırını belirleyen özel mülkiyet hakkını tesis etmeyi amaçlar. esasında, rothbard, özel mülkiyeti esas alan özgürlük teorisini iki liberteryen ilke üzerine inşa etmiştir. bunlar, kendi kişiliği ile ilgili önermesini içeren "insanın kendisine sahibi olması" ilkesi "tanımlandığı saldırmazlık aksiyomudur" (saldırganlık dışı aksiyom). rothbard, bireysel özgürlüğü insan doğası ve aklından hareketle temellendirir. insanın rasyonel doğasından başka rothbard'ın sosyal teorisinin diğer kurucu unsuru misesçi praxeologic yaklaşımdır. praxeology, 206 tekil olarak, bir birinciyiz. bu aksiyoma göre, insan eylemleri, bilinçli / but olup seçilen amaçlarla yönlendirir. rasyonel doğal hukuk anlayışı ve praxeology rothbard'ın sosyal teorisinin temelini oluşturduğu gibi, düşünürün siyaset felsefesini, nozick ve david friedman gibi liberteryenlerinkinden farklılaştırmak için yönünü de oluşturulur.
    yine bunun yanında herbert a. simon, ludwig von mises, robert heilbroner gibi ateist iktisatçıları da kapitalizmin dünya genelinde temellendirilmesindeki rolü itibariyle örnek gösterebiliriz.
    peki kapitalizmin tam anlamıyla iyice ateizm zihniyetinin argümanlarıyla yoğrulduğu ve son haliyle dünya piyasalarına şekil verdiği durum hangisidir?

    bu durumun mimari hala ateist olup olmadığı tartışılan, klasik iktisatçı kapitalizmin babası adam smith’tir. uyguladığı 2 aşamalı planla sosyal ve kültürel aşamalardan din olgusunu soyutlayan smith, tüm bu çabaları sayesinde ateistik karakterdeki ekonomik sistemi dünya piyasalarına hakim kılmıştır. bunu da ilk aşamada ‘’the theory of moral sentiments’’ adlı eseriyle din ve ahlak olgusunu piyasa ekonomisinden ayrıştırmak suretiyle gerçekleştiren adam smith ikinci aşama olarakdan dinin ve ahlaki normların iyiden iyiye etkisini yitirdiği ekonomik modele ‘’milletlerin zenginliği’’ adlı eseriyle son halini vermiştir.

    gelelim emperyalizm ve ateizmin siyasi ayağına

    1-günümüzden başlayacak olursak geert wilders koyu bir ateisttir, avrupa’nın yeni hitler’i olmak istemektedir. göçmenlere yönelik ırkçı politikalar izlemektedir.

    2-theodore herzl ve max nordau gibi ateistlerin yine ateizm zihniyetini esas alarak kurdukları siyonizmin, etnik ve ulus milliyetçiliği esas alarak ortadoğu ve islam topraklarında yayılmacı işgal hareketlerinde bulunması.

    3-yine siyonizm etkisinde yahudilik ve hahamlığın etiyopya’da da yayılmacı hareketler içerisinde olduklarını söylemek mümkün.

    4-emperyalizmin kollarından olan ulus-devlet milliyetçiliğiyle beraber ateist slobodan miloseviç’in yugoslavya’da etnik soykırım yapması.

    5-yine katil ateistlerden olan margaret sanger: en önemli misyonu sosyal nüfus planlaması amacıyla toplumlar üzerinde hakimiyet sağlamak.

    6- yine sanger’a ait olan ve kürtaj cinayeti haricinde zencilerin katledilmesine yönelik kirli emperyalist planlar.

    7-richard lynn: yine ırksal emperyalist faşizmin en önemli temsilcilerinden.

    8-yine eski fransa başkanı ateist francois mitterrand’ın katil emperyalizme sömürgecilik çervesinde hizmet etmesi.

    9-ateist james watson’un afrikalıları hor gören kamuoyu açıklamaları.

    şimdi de 21.yüzyıl emperyalizmine hizmet eden yeni ateist liderlere göz atalım:

    --ilk olarak seküler neoconları bu konuda örnek gösterebiliriz. yahudi olarak nam salmış lobilerin arka planda ateist kulislerle yaptığı işbirliği ve troçki, leo strauss gibi ittifakların ırak savaşında nasıl rol oynadığı da akıllardan çıkartılmamalıdır.

    --21. yüzyılın en tehlikeli emperyalist ateisti: christopher hitchens, misyonu itibariyle müslümanları sekülerliğin ve modernitenin karşısında gösteren hitchens genel anlamda toplumları müslüman cinayetlerine teşvik etmekte ve gerçekleşen olayları normal gösterme eğilimindedir.

    --yine tehlikeli isimlerden sam harris: islam dünyasına karşı nükleer saldırıyı teşvik eden harris işkenceyi ve sistematik soykırımı islam dünyasına karşı durmaksızın talep ediyor.

    emperyalizm ve ateizmin doğrudan ve dolaylı olarak bağlantılı olduğuna dair genel yorumlarım:

    -emperyalizmin en önemli ayağını teşkil eden ve 50 yıl içerisinde 70 000 000- 230 000 000 insanın katledilmesine, sebep olan faşizan politikaların ateizm temelli komünist rejimlerde uygulanması,(bkz: ateizmin azılı bir katil olduğu gerçeği)

    -yine ulus devlet milliyetçiliğinin yine ateizm temelli rejimlerde haiz kılınması,

    -emperyalizmin en önemli ayağı olan kapitalizmin ateizm karakterli bir yapıda olması,

    -ateizm, kapitalizm ve emperyalizm ortak noktası olan materyalizmin, 20 ve 21.yüzyıl iktisadi ve siyasi yıkımlarına sebebiyet vermesi.

    -sosyal bağları zayıflatan ve toplumsal çöküşü hızlandıran liberteryanizm, materyalizm, rasyonalizm ve pozitivizm gibi düşünce sistemlerinin ateizm ve emperyalizm için vazgeçilmez oluşları gibi maddeler göz önüne alındıklarında ateizmin emperyalizm için hem doğrudan hem de dolaylı olarak bir araç olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta.

    sonuç olarak: her ne kadar ateizm ve zihinsel uzantıları: kapitalizme,emperyalizme, faşizme, liberalizme karşı olduklarını belirtseler de, aynı zihinsel sistematiğe sahip oldukları ve aynı temel argümanlarla hareket ettikleri dolayısıyla aralarında derin bir ilişki bulunduğu inkar edilemez bir gerçektir.

    son olarak birkez daha kapitalizm ve ateizm ilişkisi güncel açıdan sizleri fikir sahibi yapacak şu isimlere bakmanızı öneririm:

    1-steve jobs
    2-jr simplot
    3-george soros
    4-richard stallman
    5-linus torvalds
    6-jimmy wales
    7-ted turner
    8-steve wozniak
    9-mark zuckerberg(şu an ateist olmadığını iddia ediyor)
    10-ferdinand piech

    kısaca ateizmin kapitalizmin ve emperyalizmin bir afyonu olduğunu söylemek mümkündür.

    -yazının içeriğini tam okumadan yapılan bir eleştiri, yukarıdaki muhteva ateizm ve emperyalizmin karakteristik ortaklığını gözler önüne seriyor. oysa ki komünist rejim ve ateizm arasındaki ilişki çok daha doğrudan ve somutsal bir karakterde.
  • bsg dedirten ilişkidir. emperyalizmin maşası ateizm değil, direkt dinlerdir, teistlerdir. siyasal islam denilen bok çukurudur. haçlı seferleridir. cihattır. sosyalizm bile emperyalizmdir. stalin sscb'si dediğimiz sosyalizm anlayışı yani... ne kadar paganist olsa da hitler de hristiyandı. hristiyanlık yaratmıştır hitler'i. tanrının gücünden tanrının yardımından bahseder konuşmalarında. üstün ırktan, tanrının alman ırkını üstün yarattığını iddia eder. hitler'in yahudileri yakması da bir emperyalist harekettir. dünyayı ateistlere bırakın, papanın, kilisenin, yahudi şirketlerinin, islamcıların eline değil, emperyalist olan ateistler değil onlardır. dünyayı siken abd, ateistlerin değil hristiyanların elindedir.
  • hani ateizm komünist ideolojiydi, ne ara kapitalist oldu?

    bunu tartışırız iki gün sonra tekrar ateizmi komünizmle eşleştiren başlık açarsınız.
  • yanlış; ateizmin güneş tutulmaları ile ilişkisi vardır.
  • konuyu en basit şekilde açıklayalım:

    ateizm felsefesine göre insan da tesadüfen var olan bir hayvan türüdür. nihai amacı ise hayatta kalmak ve üremektir. doğanın kuralına göre güçlü olan hayatta kalır, seleksiyonun parçası olarak aslan bir hayvanı yediğinde suçlanamaz, bir kuş kendisinden daha güçsüz bir varlıkla doğduğu zaman yargılanamaz. çünkü doğanın dili güçlünün ayakta kalmasıdır.

    aynı şekilde insan da böyledir. güçlü ve güzel olan insanın hayatta kalma ihtimali artar. güç, nasıl hayvana "yok etme" meşruiyeti veriyorsa insana da aynısını verir.

    ateist perspektif için bu yüzden ahlakın bir temeli yoktur. neden ahlaklı olmak zorundayım? çünkü ahlaklı olmak iyidir. iyiyi kim belirliyor? vicdanımız. ya benim vicdanım bencil olma tercihinde bulunuyorsa? cevap bulunamadı.

    bu sebeple bir kısım evrim teorisyencilerine göre de ahlak "çıkar" sonucu doğmuştur. yani ben senin kabilene saldırmayayım ama sen de benim kabileme saldırma. ikimiz barış ve huzur içinde yaşayalım. sonra bu sistem ise evrilerek vicdanı oluştursun.

    fakat kaçırdıkları kilit nokta şudur: insana barış ortamı fayda verebilir, fakat kaos da fayda verebilir. yani eğer karşı kabile, bana saldırma gücüne sahip değilse neden "hayatta kalmak" için onları elimine etmeyeyim?

    cevap: ama biz insanız. tamam da hayvan türü değil miyiz? ana amaçlarımız yok mu? ahlaki temellendiremeyen sen, insanı tanımlayamayan sen, sonunda yine cevabın "biz insanız" oluyor.

    ateizm ile emperyalizm arasındaki ilişki tam olarak budur. başka kabile ve milletlere üzülebilirim ama hayatta kalmak için, daha çok mal mülk ham madde ve zenginlik gerekiyor. neden insanları sömürmeyeyim? hatta mantık ilkelerine göre düşünürsek, iyi olmanın akıllıca yönü de yok.

    aklına hemen "ama o kutsal kuzey ülkelerinde" böyle kötülükler yok safsatası gelmesin. çin de kore de ateist, facebook kullanmak yasak. dini inançlara baskı had safhada. yani hikmet ateizmde değil.

    daha "iyiyi neden seçmeliyim" sorusuna cevabı olmayan tiplerin "zeyd evliliği ahlaki midir" gibi fularlı sorular sorma hakkı yoktur. sen önce aynaya baktığında bir hayvan ile irtibat kurup kurmadığın konusunu irdele.

    sonuç olarak emperyalizm, seleksiyon ve insanı hayvan olarak gören ateizm felsefesinin bir parçasıdır.

    özgürlükleri baskılayan komünizm de öyledir. emperyalizmle birlikte halkı sömürür dururlar. sadece birisi "eşitlik" yalanı söyler, diğeri "özgür ekonomi".
  • üstteki entry'ye yönelik olarak yazıyorum: ateizm felsefesi diye bir şey yoktur. ateizm kavramı bir kere zaten evrim teorisinden binlerce yıl daha eskidir, antik yunandan gelir. ateizm tanrıya inanmamak demektir. yapılmayan bir şeyin felsefesi de yapılmaz. manyak mısınız amk öyle saçmalık olur mu.

    götünüzden ideoloji, öğreti, felsefe uydurmaya çok meraklısınız.

    ancak size süper bir din tabanlı sömürme ilişkisi vereyim:

    (bkz: müminin şikayete hakkı yoktur)

    edit:

    ayrıca söylemem gereken bir ultra seviye gerizekalılık var burada. dinlere göre insanlar arasında eşitlik yok. iki din eşit değil, her zaman bir din geri kalan tüm inançlardan ve inançsızlardan üstün. yazdığınız herşeyin antitezini, zaten kendisi ateizmin antitezi olan dinler vermiş en baştan. daha en baştan kendi kendinizi göte getirmişsiniz yani *

    (bkz: kim tanrıya daha yakınsa üstün olan odur)
  • sözlüğün en gerizekalı trollerini engellemiyorum sayfalarca yazıyorlar iki satırla dalga geçebiliyorsunuz; tersi olması lazım çaktırmayın.

    edit: alttaki gerizekalı troll başlık yukarı çıksın diye yazdığını silip silip tekrar yazıyor hahaha bu kadar eziğini görmemiştim iyi ki engellememişim.

    edit2: deşifre olunca onu da sildi.
    işin gücün yok bunları mı takip ediyorsun diyeceksiniz; haklısınız. son sekmesine baktıkça bu başlığın hep en son entry girilen başlıkları arasında olduğunu ve en üstte kaldığını farkettim; onun üzerine uyandım. yoksa elbet bunları takip etmiyorum.
  • çeyreğini okudum. uyduruk olma bağlamında yeterince çarpıcı.
  • --- spoiler ---

    ateist perspektif için bu yüzden ahlakın bir temeli yoktur. neden ahlaklı olmak zorundayım? çünkü ahlaklı olmak iyidir. iyiyi kim belirliyor? vicdanımız. ya benim vicdanım bencil olma tercihinde bulunuyorsa? cevap bulunamadı.
    --- spoiler ---

    ateist perspektif nedir ben bilmiyorum ama seküler bir ahlak teorisinden bahsedeceksek, jeremy bentham, james mill, j.s. mill bunu kurmaya çalışmıştır. ve vicdan değil akıl, toplumun nasıl bir arada tutulacağı, bir arada yaşanacağı üzerine kurmuşlardır etik felsefelerini. consequentialist ethics, sonuççu etik diye koca külliyat var, şu şöyle -dir, -durlarla kestirilip atılamayacak kadar da kıymetlidir. temel olarak çoğunluğun iyiliği-greater good ve eylemin sonucunu ahlakın ölçüsü olarak alırlar. zarar vermiyorsa ahlaklıdır, mağdur yoksa suç yoktur.

    şimdi bunun bir ahlak felsefesi olarak iyi kötü yanı tartışılır ve diğer ahlak felsefeleriyle karşılaştırması (deontolojik etik misal) ayrıca yapılır ama ilahi kudrete kendini dayandırmayan, dünyevi (ateist demiyorum burada, tanrı inancı olan ve-veya dindar biri de dünyevi etik temelli toplum amaçlayabilir) bir etik felsefesi yok veya vicdana dayalıdır demek hakkaniyetli değil, ayıp.

    başlık pek umrumda değil, çok aşırı zorlamalardan ibaret, ateizm eleştirilecekse de bunu dünyadaki tüm kötülüklerin anası pozisyonuna çekmenin alemi yok, felsefi temelde kal kafi.
  • halil halid’in asirlar evvel anlattigidir.