şükela:  tümü | bugün
29 entry daha
  • ateizmin verdiği bulgular neticesinde ortaya çıkan diyalektik ilişki. evet ateizmin verdiği bağ. bunu neden diyorum? çünkü ateizm ve evrim kardeş parametrelerdir. ateizmin bizlere evrim iddiasından başka sunabildiği bir argüman mevcut mudur? hayır. o halde ateizmi anlamak için evrimin metodolojik yapısını incelemenin neresi anlaşılamaz ki?

    açalım: burada bir ateistin sinirleneceği, hakaretler edeceği bir durum söz konusu değil. burada sorgulanmak istenen temel problem şudur: bir ateistin, pedofiliyi, ensestliği, adam öldürmeyi ve bunun gibi suçları, hadiseleri reddetmesini gerektirecek felsefi detaylar nelerdir? işte tam bu noktada yapılan şudur:amaç sizlere pedofilisiniz, katilsiniz, şucusunuz ya da bucusunuz demek değil aksine bunlardan olmamanızın sebeplerinin neler olduğunu ortaya çıkartmaktır. şimdi biz bir ateistin evrim teorisinden başka hayatı ve hayat paradigmalarını açıklayacak zihniyet sistematiğine sahip olmadığını biliyoruz(olduğunu ve bildiğini iddia eden açıklasın). ayrıca evrim teorisine göre de bunların suç olmadığını, işlenmemesi ve yapılmaması gereken hadiseler olmadığını da biliyoruz yani evrime göre bunların hepsi gerçekleştirilebilir. tüm bunlara binaen çelişkili bir durumla karşılaşıyoruz: tüm bu suçların evrime göre yapılabilirliği olduğu halde ateistler bunları gerçekleştirmiyor.

    o halde ortaya bazı gerçekler çıkıyor:

    -ateist olanlar kesin bir gerçeği reddediyorlar o da şudur: şuan sahip oldukları adam öldürmeme, pedofiliye karşıtlık gibi hassasiyetler evrim teorisi ya da özden değil bizzat içinde yaşadıkları toplumlardan, sahip oldukları ailelerden doğrudan ya da dolaylı olarak empoze olunmuş, yerleşik davranışsal güdülerdir.

    -yine ateistlerin bu noktada farkında olmadan dinlerin getirdiği toplumsal ahlaki değerlerden bilinçli ya da bilinçsiz olarak faydalandıklarını söylemek mümkündür.

    -o halde tüm bu çalışmalarla temas edilmek istenen nokta şudur: bir ateist iyi bir bireyse bunu; yaşadığı toplumun, mensup olduğu ailenin ya da başka çevrelerin din çerçevesindeki ahlaki, vicdani ve erdem içeren anlayışlarının etkisi sayesinde gerçekleştirmektedir ve bu gayet açık ortadadır.

    -bu yaklaşım reddedilecek olursa o zaman: dünyadaki bütün ateistlerin; kötü, zorba, suç işleyen tipler olmaması için bir sebep kalmıyor.

    -bu minvalde ateist oranı yüksek ülkelerdeki bazı suç oranları istatistikleri de örnek gösterilecek olursa bu kez de ateizm felsefesi değil, devlet, ekonomi ve hukuk teorilerini ilgilendirecek bir olgu karşımıza çıkacaktır.(ateist oranı yüksek, suc oranı düşük ülkeler)

    yani ateist vb. inançlar: evrim teorisine ve dinlere alternatif: suça, kötülüğe, erdemsizliğe karşı olan yerleşik insan davranışlarını açıklayan bir sistem inşa edemeyeceği sürece, iyilik kaynağının çevresel, sosyolojik, kültürel olduğunu bilmelidir. çünkü iyilik kavramı biyolojik mitle anlatılabilecek bir olay değildir. nitekim iyiliği ve merhameti sağlayan: ateistlerin en fazla öz olarak tanımlayabileceği ama aslında ruhun ayrılmaz parçası olan kısmi bir vicdandır. lakin salt olarak iyilik ve erdem için yine de bu kısmi vicdanın yetmeyeceğini, o yüzden ilahi nimetlerle insanlığa bu değerlerin peygamberler aracılığıyla ulaştırıldığı ve toplumların: yerel ve küresel anlamda ortak olguları haline getirildiği unutulmamalıdır.

    bugün binlerce yıldır süren insanlık serüveninindeki kanunların, ahlaki normların yine din olgusu sayesinde yerleştiğini ifade etmek yanlış olmayacaktır.

    peki bu yazılanları içselleştirebilecek yol ve yöntemler nelerdir?

    -tabiki okumak

    kimi okumak?

    -bu durum kendini inkar etme, soyutlama, iç çatışma gibi önemli bulguları bizlere verdiğinden okunması gerekenlerde bu alanlarda yani psikoloji biliminde yetkin eserler veren usta isimlerdir.

    önyargılı olunmadan yaklaşılması gereken bu konu hakkında: drucker'i okuyun, e. mayo'yu okuyun, a. maslow'u okuyun, locke'u okuyun, fayol'u okuyun, münsterberg'i okuyun anlaşılmaz mı geldi? kavramlar zihninizde yer etmedi mi? merak etmeyin bu adamların eserlerinde yer alan kollektivistlik, örgüt gibi ifadeler sadece kurumsal anlamda kullanılmış ifadeler değildir. aynı zamanda: aileyi, toplumu, milletleri de kapsayacak yaklaşımlardır.

    ancak ben felsefe severim diyorsanız: inanmamanız; gazali'yi, hatta ibn-i sina'yı, ibn-i haldun'u, platon'u, aristo'yu okumanıza engel değildir. bu sayede zıt kutupların ahlaki tanımlamalarında kendinizi daha iyi konumlandırabilirsiniz.

    edit:düzeltme.
  • bir mesajda yazdıklarımı buraya aktarmak istiyorum.

    kur’an bir alt limit belirliyor. bir öneri, tavsiyede bulunmuyor. hukukta da alt ve üst limitleri rasyonel sebeplere göre belirleriz. bakın 18 yaş diyoruz. bunun tam olarak isabetli oldugunu iddia edebilir misiniz? yani neden 18 mesela? 17 ya da 19 değil de neden 18? çünkü insanların hem biyolojik hem psikolojik gelişimi de göz önüne alınarak, ortalama bir değerde birleşilmiş zamanında. ( ki bazı ülkelerde örneğin ehliyet için 21 yaş gerekiyor, yani o bile değişken)

    şimdi genel bir kural olarak 18 de birleşilmiş. ama bu ön kabul yapılırken dahi, bu kuralı koyanlar da bu yaş sınırının istisnasını oluşturacak bireyler olabileceğini biliyor. yani 19 yaşında olup olgunlaşamamış “yetişkinler” olamaz mı? olur, oluyor da. ama genel kural için, bu istisnalar göz ardı ediliyor . aksi halde bir limit belirlemek imkansız.

    peki kur’an neden salt biolojik bir alt limit belirliyor? çünkü kur’an evrensellik ve tüm zamanlara hitap etme iddiasında bir kitap. yani 50 yıl önce 14 yaşında evlendirilen ninelerimize de , bugün 30 undan önce evlenmeyen bizlere de hitap ediyor. gerçekten de, insanların biolojik ve psikolojik gelişimleri coğrafyadan coğrafyaya ve zamandan zamana farklılık gösteriyor. tüm bunlara bir hüküm olaraksa, kişinin fiziksel hazırlığı alt kimit olarak koyuluyor. çünkü bu tespiti mümkün bir şey. bir kadın, regl döngüsüyle fiziksel olarak üremeye hazırdr. bunu bilebiliriz yani. ancak psikolojik hazırlıgı kişinin kendisinin bile tayini oldukça zor.

    bir de,bu 9 yaşında ergenliğe girilmesi meselesi de çok sakız edilen bir mevzu. yukarda 18 yaşın istisnalarında olduğu gibi, aslında büyük bir istisnadır 13-14 yaşından önce regl olmak. bunu söylerken o yaştakileri görmezden gelelim demiyorum. ama zaten 9 yaşında kızı erken ergenliğe giren sağlıklı biri onu evlendirmez. evlendirecek kadar şuursuz bir aileyse de bunun yaşıyla gelişimiyle alakası olmaz. bir dine mensup olmakla da alakası olamaz. ergenliğe girip girmediğine, olgunluğuna bakmadan evlendirirler. kısacası, kur’an ergenlikle beraber evlenin emrinde bulunmadığından, bu kadar sorun olan ne anlayamıyorum.

    bir ateist’in kur’an ı bu konuda eleştirmesi için;
    1- ya kur’an emredici şekilde ergenlikle beraber evlilik hükmü veriyor olmalı
    2-ya da psikolojik gelişimi açıkça hiçe sayan tavsiyelerde bulunuyor olmalı

    kur’an ı mı eleştiriyorsunuz, yoksa bir takım sunni sözde din adamlarını mı? dini mi eleştiriyorsunuz yoksa din kisvesi altında kendi zevkini yaşamak için din adına uydurma hüküm veren ahmakları mı eleştiriyorsunuz?

    ateist cenahta kafalar karışık sanırım...
  • ateizmin verdiği bulgular... baba ne içiyorsunuz siz. ateizm belli kuralları olan bir dinsel yapı sanki amk. dunyada atıyorum 250 milyon ateist varsa 250 milyonunun da inançsızlığı farklı lan. evrimle de kardeşmiş bak bak. evrime şüpheyle yaklaşan bir dünya ateist var. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak bu diyeceğim ama fikir sahibi olmak için az da olsa bir bilgi kırıntısı lazım o da yok. tamamen goygoy. uzun yazayım da millet bir bok sansın sonra da ortam şenlensin amaç.
  • evrim 3.6 milyar yildir var olan birsey senin anlattigin hikayeler tas patlasa 2000 ile 3000 yil civari baslamis olaylardir. o yuzden sacma sapan onermedir. gereksiz bos hikaye.
  • öğrenilmiş, sınanmış ve hayata geçirilerek ya da doğada gözlenerek doğrulanmış bilgi yerine hap gibi hazır, yeni bilgiye, deneyime kapalı metafizik felsefe ile koşullanmış beyinlerde absürd fantezilere konu olabilecek saçma bir kavram karmaşası.
    ateistim ve günümüz dindarlarından çok daha ahlaklıyım.
    çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunun farkındayım. evet, evrim hayata dair bir olgu ama bu hayatta kalma ile ilgili, ahlak ise 'bana yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapamam' kararlılığı ile sonuçlanan bir vicdan muhasebesi sonucu, kimi zaman hayata kazık çakma hırsıyla arzularını dürten üreme güdüsünü de zapt etmeyi gerektiren bir haslet. bu haliyle evrimle pek bağdaştığı söylenemez.
    "ateist cehenneme inanmıyor, o halde her kötülüğü yapmaması için hiçbir sebep yok". bu, yunus emre'yi, mevlana'yı hiç anlamamış birinin süzme cehaletini yansıtan bir varsayım. çünkü tersi, inananların salt korkuyla ahlaklı göründükleri sonucuna götürür bizi. insanın inançla olgunlaşarak, yaratıcısına duyduğu sevgiyle yükselerek kusursuz bir ahlak ve erdem sahibi olması, ya da ateistin doğanın ve hayatın kendisine hayranlık duyarak benliğini olgunlaştırması, uyumlu yaşaması bu beyinden çok uzak bir seviye.
    haliyle böyle saçmalıyor.
  • (bkz: sözlüğün iyi pedofili yapması)
    umarım tek kişinin hesabıdır hepsi
  • eğer sorulan soru, tanrı korkusu olmayan ateist'in iyi olmasının nedeni nedir ise evrimle kurulan bağlantı fazlasıyla alakasızdır. zira evrimin adaleti ya da vicdanı olmaz, acımasızdır. bu kavramlar insan üretimi olup kültüre aittir.

    e peki böyle bir ortamda insanlar neden iyidir?

    çünkü iyi olmak kafalarına vura vura öğretilmiştir. bugün rasyonel otorite olarak gördüğümüz avrupa'nın tarihi işkencelerle doludur. ardından ise ceza yasaları ve hukuk gelmiştir. modern insan ise bunları elbette unutmuştur. onun "bir vicdanım olduğu için iyiyim" düşüncesi yapay bir kodlanmadan ibarettir.

    freud'un tüm çabası ise tam da bu yapay kodlanmayı incelemek, modern insanın şiddet sevgisi ve vicdan arasındaki ilişkisini anlamak üzerine kuruludur. zira tarihin farklı dönemlerinde, dinin egemenliği olan dönemler de dahil buna, insan şiddet uygulamaktan zevk alıyor idi. id, ego, süperego; bilinç, bilinçaltı tanımları da buradan ortaya çıkar. modern insan, eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri artık bastırır ve bilinçaltında, insanlığın toptan yasak ettiği şeyleri ise bilinçdışında hapseder.

    bilinçte en fazla kalıcılığı olan şey acılardır. yukarıdaki örnekten gidersek avrupalının bilinci acılarla inşa edilmiştir. ingilizcede de bilinç ve vicdan kelimeleri birbiriyle epey benzerdir. conscious ve conscience. vicdana baktığımızda, sanki bilincin bilimi gibi bir şey ortaya çıkıyor. ya da insanın kendi içine bilimsel bir bakışı.

    iyi ya da kötü böyle bir vicdan tarihsel koşullar içerisinde insana kodlanmıştır. dinin ortaya koyduğu, "tanrı sana ceza yazacağı için bunu yapmamalısın" ahlakından da üstün durumdadır. zira tarihsel açıdan baktığımızda, ilk tip ahlak ilkel bir ahlak biçimidir. pavlov'un köpeği misali koşulludur. kötülük yapmanın neden kötü olduğu bilgisi o insanın içinde yoktur, aksine her fırsatta şiddet uygulamak ve bunun hazzını yaşamak ister. ikinci tip ahlak ise, ortada bir tanrı otoritesi kalmadığında dahi vardır. insan kötülük yapmaması gerektiğini bilir, çünkü bu ona kodlanmıştır. böyle bir insan ise kendi kendini idame ettirecek bir yapıya ulaşmıştır.

    diyorsanız ki vicdan yapaydır, evet yapaydır ben de onu diyorum zaten kodlanmış diyerek. lakin yapay olması onun modern dünyadaki mevcudiyetinin haklı zeminini ortadan kaldırmıyor. vicdan, dinsel ahlaka kıyasla pekala daha üstün bir ahlak biçimi. vicdanın yetmediği yerde ise hukuk devreye giriyor.
  • pedofililerin bu başlıkta falan toplandığı yok sayın amına koduğum. başlığı açan yazar sonuna kadar haklıdır.ergenlik çağında evlilik denilince nedense bu inançsız kesimin aklına sadece 70 yaşındaki dedelerle 9 yaşındaki kızların evlenmesi geliyor. fizyolojik olarak üreyebilme yeteneği kazanmış insanların evlenmesinde bir beis yoktur. 15 yaşındaki ergenler sevişince özgür modern diye destekliyorsanız evlenmek isteyince de kösteklik yapmayacaksınız. iki yüzlü olmayın.
  • bir tartisma konusu.

    "islam dinine nefret ve hakaret yağdıran ateistlerin gerçek durumlarından biri."

    islamda kafirlere/baska dinden olanlara minnos kediyi sever gibi davranildigindan ateistlerin bu davranisini ben de kiniyorum.
3 entry daha