şükela:  tümü | bugün
  • (rasyonel) olmayan sebeplerdir.

    “tek hayat hakkımız var. bu dünyanın ve insan hayatının anlamı yok, tamamen rastlantısal olarak hiçlikten meydana geldik ve yine hiçliğe gideceğiz.” mesajını gece gündüz yaymak için çabalayan insanlar var. dernekler kuruyorlar, blog siteleri açıp tuğla gibi makaleler döşüyorlar, saatlerini belki de günlerini verip videolar hazırlıyorlar...

    hadi müslüman olarak benim bir motivasyonum var, yaratıcım olduğuna inandığım allah, hakkı tebliğ etmem için görev vermiş. hak bildiğimi aktarmak boynumun borcu, peki ya ateist? ateist ne için gecesini gündüzüne katıp dine ve dini değerlere saldırır? neden “bu dünyadan ne kadar haz alırım” derdine düşmek yerine çevresindekileri sekülerleştirmek uğruna yaşayacağı 60-70 yıllık ömründen feragat eder?

    şöyle bir düşüncem var...

    islam literatüründeki şeytanın ameline benziyor bu. şeytan, “ben yanacaksam onlar da yansın” temellendirmesi üzerinden insanları dinden çıkarmak için uğraş verir. misyonerlik eden ateistlerin çoğunda da, ufaktan bu hissiyat vardır. “ben yanlış mı yapıyorum, yanlışsa yanlış, ama bu yanlışta tek kalmamalıyım. olabildiğince insanı kendi tarafıma çekeyim ki o yanlışlık ve yalnızlık güdüsünden kurtulayım...”

    “onlar saparlar, (insanları da) allah’ın yolundan saptırırlar ve bu yolda eğrilik/çelişki ararlar.” (ibrahim 3)

    ayrıca statüsü yüksek, isim yapmış kimseler ve ekseriyet tarafından onaylanma isteği/ihtiyacı... evet, ateist kişisi tanrı’nın var olması ihtimalinden ürperti duyar. “ya varsa” sorusu içini kemirir, korkar. dolayısı ile daha geniş bir kolektivist hareketin parçası olmak ister, bir anlamda suç ortağı arar. “ama bak, bu bilim insanı nobel ödüllü bir fizikçi aynı zamanda da ateist”, “kore ve japonya’daki insanların iq seviyeleri çok yüksek ve ateistler” minvalinde söylemler ile içerisinde bulundukları kriz ortamından kurtulup rahatlamaya çalışırlar.

    okuldan tek başıma kaçamazdım ben, suç ortağı arardım. oysa tek başıma da kaçsam bu yanlıştı, 10 kişiyle de kaçsam yanlış... bir işin rasyonelliğini tespit etmek için yapanların çokluğunu referans almak kadar ahmakça bir şey olamaz. bunu zorla yapıyor insan oğlu.

    ateistler de... aksi halde çok derin bir huzursuzluk, içten içe kaygı ve esef duyarlar. kibir ile arsızlığın karışımı eklektik bir kuram oluştururlar ve bu şekilde içerisinde bulundukları ruhi çöküntüyü baskı altına almaya çalışırlar. kendileri gibi olan/düşünen insanları can simidi olarak görürler.

    dünyaca ünlü ateist filozof thomas negal şunları söyler:

    bu korkuya güçlü bir şekilde maruz kalmış birisi olarak, tecrübemle konuşuyorum: ateizmin doğru olmasını istiyorum ve tanıdığım en zeki, en bilgili insanların bazılarının dindar kişiler olması beni huzursuz ediyor. sadece, tanrı’ya inanmamamdan ve doğal olarak bu inancımda haklı olduğumu ummamdan bahsetmiyorum. tanrı’nın var olmamasını ümit ediyorum. tanrı’nın var olmasını istemiyorum. tahminim odur ki, bu kozmik otorite problemi az görülen bir durum değildir ve günümüzdeki bilimcilik ve indirgemeciliğin çoğundan sorumludur."

    özetlemiş...

    en koyunuzdan, en agnostiğinize kadar hepinizde bu kaygı var. bu yüzden kendiniz gibi insanları görmek sizi rahatlatıyor ve aksi fikirler içinizdeki nefretin dışa vurulmasına sebebiyet veriyor. saldırganlığınızın sebebi de bu. yarın öbür gün muhattab aldığınız bir kaç ateistin ardı ardına dindar olması durumunda içinizde oluşacak olan bulantıyı tasavvur bile edemiyorum.

    ekleme: “insanları huzura kavuşturmak için ateizmi yaymalıyız” diyen arkadaşa neyin huzuru diye sormak lazım.

    neyin huzuru? (sordum)

    uluslararası anlamda, ateizm ile depresyon/obsesyon/intihar gibi girişimlerin arasında pozitif korelasyon olduğunu ispatlayan 49837498 tane araştırma var.

    bugün uluslararası ateist psikologlar bile dinin ruh sağlığının %75-90 oranında olumlu etkilediğini itiraf ediyor. gidin din psikolojisi literatürünü takip edin. ateizm evrimsel görüşlere bile zıt, tanrı geni kavramından haberiniz mi yok?

    ekleme 2: “savaşları bitirmek için ateizmi yaymalıyız...” diyen arkadaşa da sormak lazım hangi savaşları.

    sahi hangi savaşlar? (sordum)

    dünya tarihinde en çok kan akıtan liderlerin mao, stalin gibi ateist liderler olduğundan haberin yok mu? 2. dünya savaşında 70 milyon insanın katledilmesinin sorumluluğu yine dinlere mi ait? hadi ordan.

    19. ve 20. yüzyıl’lar arası yerküre, en seküler(din dışı) dönemini geçirdi. yine en fazla insan katli, tarih boyunca bu yüzyıllarda yaşandı. hayır! hem sayısal hem de orantısal anlamda en fazla insan katli bu yüzyıllarda gerçekleşti. “ama dünya nüfus yoğunluğu arttı” şeklinde bir itiraz geçerli olmaz.

    sanki dinler olmasaydı insanlar kendi menfaat ve çıkarları uğruna savaşmayacaktı...
  • vahiy gelmesi.
  • islamiyetin kendisi
  • ateizm bir inanç, görüş ya da akım değildir. bu yüzden yayılmasına gerek yoktur. kişinin tanrının varlığını reddetmesidir. dolayısıyla bu durum sadece o kişiyi ilgilendirir. ateizmi yaymaya çalışan kekolar da, dinciler kadar patatestir.
  • aslında konuyu gündeme getiren arkadaş haklı olabilir, "inananlar" kendi ilüzyonları içinde mutlu, etraflarına rahatsızlık vermeyen cahil ve meraksız insanlar olarak kendi hallerinde rahat bırakılsa onlara da kendimize de iyilik etmiş olmaz mıyız?

    güncel hristiyanlık %99 oranında böyle olduğu için birçok ateist neo-con aslında böyle düşünüyıor. "saldırgan olmayan barışçı bir din iyi bir şeydir", "düzenli istikrarlı aileler kurar", "suç oranlarını düşürür", "mülkiyete ve kurumlara saygı ve itaati artırır" diye düşünürler. yani kendileri ateist olsa da dinin hayatlarındaki yeri yüzde sıfır olsa da "toplumda işe yarıyor", "dursun, işimize gelir" derler. aslında dinin böyle sosyal siyasi bir fonksiyonu olduğu çok açık, devletler savaş veya iç huzursuzluk, ülke için sosyo ekonomik kriz ve anlaşmazlık zamanında sosyal güvenlik ve sosyal hizmet kurumlarından çok; dini kurumlara, dini ilişki birçimlerine ve sosyal ağlarına yaslanırlar. insanlar şiddete de varan şekilde hak arayacaklarına sabrederler. bu dünyada rahat ve eşitlik o kadar da önemli değildir. bilakis buradaki çile aslında bir tür kazançtır, ruhları arınmakta dünyadaki sahteliklerden pisliklerden korunmakta ve cennette herşeyin en güzeline ve gerçeğine kavuşmaları garantilenmektedir (bkz: yersen)

    yani kendin ateist ol olma, allaha dine inan inanma, dinin bu fonksiyonunu görmemek imkansız. e şimdi dine inanan kardeşim, sen insanın en samimi, çaresiz, içten ve mahrem sevgi ve refakat ve dayanak ve hakikat arayışı olan ve belki de en beyhude ve umutsuz arayıışı olan tanrı inancının, bunun arayışının ne kadar saf bir şey olduğuna ve olması gerektiğine bak, bir de bunun müteahhitler, bankacılar, köle gibi çalışan üç işçinin sigorta priminden kaçıp onunla passatın modelini yenilemeye çalışan küçük esnafın menfaati için bir sosyal kuruma dönüşmesine bak. ateist kardeşim burada büyük bir dolandırıcılık görüyor ve sana merhamet ediyor. ama sen senin için en mahrem ve kutsal bir inancın/arayışın bilakis en aşağılık bir sosyal kontrol aracına dönüşmesinde sorun görmüyorsun. özür dilerim ama iki yüzlülükte senin o ateist neo-conlar dan bir eksiğin yok.

    dinin toplumsal bir ideoloji ve sosyal kontrol kurumu olma özelliği kalksın, dini saldırganlık ve dayatmacılık ortadan kalksın, insanın içsel bir arayışı olsun, ateistler ve teistler arasındaki tartışma felsefe olimpiyatı, fikir cimnastiği tadınfa bir şey olur.
  • pek mantıklı olmayan sebeplerdir. bir insanı ateist yapmak, ateizmi "tebliğ eden" kişi için bir fayda sağlamaz. insanları ateist olmaları için ikna etmeye çalışmak, onları da kendi durumuna çekmek içindir. bir nevi içine düştüğü vaziyete başkasını da dahil edip kendini tatmin etmektir.

    bu hakikaten değişik bir psikoloji, tedkik etmek lâzım.
  • diğer tüm inançları yayma sebebi ile aynıdır, yanlış düşünmüyor olduğuna kalabalıkların desteği ile kendini ikna etmek.