şükela:  tümü | bugün
  • uzun süredir düşündüğüm bir konu.

    bir müslüman kendince yaratıcının verdiği görevi yapıyor, bir budist de budizm mesajını yaydıkça kendisine huzur döneceğine inanıyor, hepsinin kendince tebliğ faaliyetlerinde bir mantık var. ama bir ateistin motivasyonu ne olabilir?

    “ sen babanın tesadüfen spermini annen ile paylaşmasıyla oldun, kazara yaşıyorsun, artık trafik kazası mı geçirirsin, delinin biri tarafından katledilir misin bilmem. ölecek ve teist rıfkı amcanın tabağında patatese döneceksin, oradan sindirime, oradan da şehrin genel dönüşümüne…”

    bu mesajı yaymak için gece gündüz çalışan adamlar var. sayfa açıyor, soruları cevaplıyor, yazarlık edinmeye çalışıyor. hatta işi dernekleştirmeye geçenler var.

    arkadaşım sen napıyorsun? 13.5 milyar yaşındaki evrende 70-80 yılını, “bu evrenin boş olduğuna” inandırmaya çalışarak mı harcıyorsun?

    “benim amacım karşılık beklemek değil, insanlığı huzura kavuşturmak” diyor. neyin huzuru? uluslararası anlamda 49837498 tane araştırma var, ateizm ile depresyon/obsesyon/intihar gibi girişimlerin arasında pozitif korelasyon olduğunu ispatlayan. bugün uluslararası ateist psikologlar bile dinin ruh sağlığının %75-90 oranında olumlu etkilediğini itiraf ediyor. gidin din psikolojisi literatürünü takip edin. ateizm evrimsel görüşlere bile zıt, tanrı geni kavramından haberiniz mi yok?

    yok amacın “huzur değil savaş bitirmek” diyorsan dünya tarihinde en çok kan akıtan liderlerin mao stalin gibi ateist liderler olduğundan haberin yok mu? 2. dünya savaşında 70 milyon insanın katledilmesinin sorumluluğu yine dinlere ait değildi öyle değil mi?

    hayır ateist olursun, tanrının sana doğuştan bahşettiği iyilik güdünü yardım faaliyetlerinde, bireysel etkinliklere vb. adarsın anlarız. hayatına anlam katmak, kendince anı biriktirmeye çalışırsın anlarız.

    geçmiş bilgisayarın başına, adamın iki cümlesinden biri din, muhtemelen ben müslüman olarak dinimden o kadar bahsetmiyorumdur.

    neyi kanıtlamaya çalışıyorsun? aklına gelen gece gündüz “ya varsa” fikrinin krizini mi yaşıyorsun? benim gece gündüz başka dinlerden ve dinsizliklerden bahsetmem doğal, çünkü bu benim görevim. ben böyle inanıyorum, allah bana bu görevi vermese hayatımı neden bunlarla uğraşarak harcayayım ki? mantığı yok. dinde bile mantığı yok.

    şimdi ben ateist oldum diyelim. eline ne geçecek? ben şahsi olarak dinimle zaten herhangi bir insana zarar vermiyorum, bilakis dinim beni birçok konuda düzeltiyor, hayatımı disipline ediyor. hatta mesela senin hakkında konuşasım gelse bile dedikodu olur çekincesi ile senin hakkını da koruyorum. ateist olmamın sana sosyal anlamda da faydası yok. bu neyin obsesifliği?

    şahsi olarak bunu kutsal kitaplarda bahsedilen şeytanın ameline benzetiyorum. ben yanlış mı yapıyorum, yanlışsa yanlış, ama bu yanlışta tek kalmamalıyım. olabildiğince insanı kendi tarafıma çekeyim ki o yanlışlık ve yalnızlık güdüsünden kurtulayım, “aa bak benim gibi inkar edenler de var” diye kendimi rahatlatayım.

    hayır, bu şekilde kendi günahını yüklendiğin gibi peşinden gidenlerin de günahlarını teker teker yükleniyorsun. sistem feci şekilde eksi point olarak işliyor, akıl kârı değil derim.

    sonuç olarak tanrıya inanıyorsan inan, ki doğru yol budur. yok inanmıyorsan hayatını olmadığına inandığın varlık ya da varlıkları ispatlamak için harcama. çünkü bu kafayla zaten ahiretin boşa gidecek. bari dünyan boşa gitmesin.
  • mantık hatası değildir, cümle düşüktür. ateizm bir din değil ki yayalım? yapılması gereken tek şey emperyalizme hizmet eden tüm dinleri ortadan kaldırmaktır. yani yapılması gereken bilimi, evrimi yaymaktır.
  • amaç ateistliği yaymak değil, insanları gerçeklere uyandırmaktır. uyanan kişi gerçeklerle yüzleşince kendisi ateist olmaktadır.

    gerçekleri öğrenmek isteyenler için
    hülagu han
    kuteybe bin müslim
    talkan katliamı
    curcan katliamı
  • ateizm dinleri protesto etmek, dinlere karşı tavır almak değil, tüm dinlere kayıtsız kalmaktır. bu bağlamda dinlere karşı tavır alan dinsiz de dinsiz yobazdır.
  • büyük bir mantık hatasıdır. ateistlerin neden böyle bir harekete girdiği aşikârdır; varoluşsan problemler içinde debelenirken sırf kendini haklı çıkarabilmek için ruhunu ve mantığını dizginleme çabasıdır. ateist arkadaşımız muhtemelen mutlak hakikat olarak baktığı ateizm felsefesini sorgulamaya başlıyor ve ya varsa* diye düşünüyor. bu da rahatsız edici bir vaziyet olduğu için hemen bu problemi/derdi bertaraf etmeye çalışıyor.

    ayrıca bir yazar dinlerin emperyalizme hizmet ettiğini söylemiş, bayağı güldürdü kerata. oysa ateizm emperyalizmin kılıcıdır.
  • --- spoiler ---

    sonuç olarak tanrıya inanıyorsan inan, ki doğru yol budur. yok inanmıyorsan hayatını olmadığına inandığın varlık ya da varlıkları ispatlamak için harcama. çünkü bu kafayla zaten ahiretin boşa gidecek. bari dünyan boşa gitmesin.
    --- spoiler ---

    olmadığına inandığı varlıkları ispatlamaya çalışan ateist yoktur yahu (bkz: logical error)...olduğuna inandığı varlık ya da varlıkları ispatlamaya çalışan dindar vardır gibi...kulağa daha mantıklı geliyor değil mi?
  • tanım: kapı gibi realite.

    yeni ve duygusal ateistlerin, daha geniş bir kolektivist hareketin parçası olmak adına gerçekleştirdikleri, baştan aşağı keyfekeder kaprislere dayalı tutarsız bir eylem.

    aynı tutumu, yurtta kaldığım zaman, tek başıma kaçmaya cesaret edemeyip, suç ortağı aradığım dönemlerde gerçekleştiriyordum. tıpkı ona benzetiyorum ateistlerin misyonerlik çalışmalarını. içten içe kemirir "ya varsa" duygusu. kibir ile arsızlığın karışımı bir eklektik kuram oluşturarak gösterilen bir çabadır bu... ruhi bir çöküntü yaşarlar, bu bunalımın içerisinde can simidi olarak görürler kendileri ile aynı fikri paylaşan insanları.

    bütün bunların en temel sebebi kanımca bilinçsiz ve -ne kadar inkar etseler de- inançlarını temelsiz ve yalnızca duygusal dürtülere dayalı edinmiş olmalarıdır.

    ateistlerin ekseriyeti, inançlarını duygusal olarak edinmelerine rağmen "felsefede ve bilimde birçok araştırma yaptı ve ateist oldu” gibi saçma ve zıt bir algı vardır. bu algıyı örneklerle yıkalım...

    howard ecklund ve jerry park adında amerika’nın en prestijli 21 üniversitesinde bilim insanları arasında çalışma yürütmüş abilerimiz. bu çalışmada bilim insanlarına din ve bilimin çatıştığını düşünüp düşünmedikleri sorulmuş ve istatistikler de göstermiştir ki çoğunluk çatışmadığını düşünmektedir. ve burada şöyle garip -ama benim beklediğim gibi- bir sonuç çıkmıştır, bilim ve dinin çatıştığını düşünenlerin büyük çoğunluğu seküler ailede yetişmiş ve hatta din eğitimi bile almamışlar. bu da gösteriyor ki, din ve bilimin çatıştığına inanmalarında bilim değil, aile yaşantıları ve akranları sebep olmuştur.

    aslında birçok genç eleştirel düşün(e)memekte ve duygusal ateizme inanmaktadır. duygusal ateizm derken sadece ateist olmayı “havalı” bulanlardan söz etmiyorum. bilimle ilgilenen birçok ateist genç bunun içine giriyor. kendileri din konusunda eleştirel düşünmeden bir kanıya varıyorlar ve sonrasında da birçok çelişki ve tutarsızlık barındıran görüşleri savunuyorlar. sonrasında da kendilerine bilimsel bir kılıf uydurmaya çalışıyorlar. örneğin, türkiye’nin en ünlü yeni ateisti olan celal şengör’ün ateist olma hikayesini olduğu gibi alıntılıyorum:

    soru: ateist olduğunuzu söylüyorsunuz…
    şengör: evet… ama yani şey değil, kendimi bildim bileli.
    soru: kendinizi bildiniz bileli…
    şengör: kendimi bildim bileli…
    soru: yeni gelişen bir şey değil yani, veya okuduğunuz bir şeyle alakası yok?!
    şengör: hayır, hayır, hayır, küçücük çocukluğumdan beri.
    soru: ama siz bir ateist olarak…
    şengör: efendim ben çok küçükken bana masallar okunuyordu. o masallarda cadılar falan vardı. ben çok korkuyordum. ve bana diyorlardı ki “korkma, bu doğru değil. bu bir masal, nihayetinde”. ondan sonra dini öğretmeye başlayınca, orada da işte cehennemdi melekti falan… bunlar nerede diyordum. bunlar yok. diyordum bunlar da masallardaki yaratıklar gibi. bunlar da hayali. “hayır” diyorlardı, “bunlar hayali değil”. ee, peki nerede? cevabı yok.

    buradan da göreceğiniz üzere şengör’ün inançsızlığının sebebinin bilim veya felsefe olmadığı açıktır. şengör daha çocukken, eleştirel bir düşünceye ve mantıklı bir metoda ve herhangi bir argümana dayanmayarak dinleri reddetmiştir.

    son olarak da, dünyaca ünlü filozof thomas negal’in söylediklerine bakalım. negal, tanrı’nın var olmasından korktuğunu ve bu iddianın kendisini rahatsız ettiğini belirtir.

    negal şöyle der:

    "bu korkuya güçlü bir şekilde maruz kalmış birisi olarak, tecrübemle konuşuyorum: ateizmin doğru olmasını istiyorum ve tanıdığım en zeki, en bilgili insanların bazılarının dindar kişiler olması beni huzursuz ediyor. sadece, tanrı’ya inanmamamdan ve doğal olarak bu inancımda haklı olduğumu ummamdan bahsetmiyorum. tanrı’nın var olmamasını ümit ediyorum. tanrı’nın var olmasını istemiyorum: evren’in o şekilde olmasını istemiyorum… tahminim odur ki, bu kozmik otorite problemi az görülen bir durum değildir ve günümüzdeki bilimcilik ve indirgemeciliğin çoğundan sorumludur."

    negal abimiz durumu özetlemiş... "tanıdığım en zeki, en bilgili insanların bazıları dindar" diyerek, tanrının varlığı hususunda tedirgin oluşunu resmen dile getirmiş...

    yeni ateistler de aynı şekilde, negal gibi bir ürperti içerisinde. inançlarını duygusal edindiklerini söylemiştim.

    negal'in bahsini ettiği zeki ve bilgili dindarların, teizmi terk edip ateist olması, negal'i nasıl rahatlatacak ise, misyonerlik çalışması yapan ateistler de aynı şekilde, çevresindeki ateist insanların çokluğu, kendilerini psikolojik açıdan rahatlatacaktır.

    fakat atladıkları bir nokta var; kitleler hakikati değil, popüler olanı bir araya toplarlar...
  • ateizmde tebliğ önemlidir. tebliğ etmeden cennete giremezsiniz. öyle ben inanmıyorum bitti demek yok.
  • insanlar fikirlerini ifade etmek ve paylaşmak isterler. çok temel bir insan iç güdüsüdür.

    bunda nasıl bir mantık hatası bulunmuş anlayamadım.

    ateistler ne yapsınlar? fikirlerini mi saklasınlar? takiyeci mi olsunlar? ne bekleniyor anlamadım.
  • ateizm bu dünyayı yaşanabilir hale getirebilecek bir inanç prensibidir. çünkü araplar gibi çölde yokluk içinde umutsuzca yaşayıp da öteki taraf hayali kurmaz, bu dünyayı yaşanabilir kılmak için uğraşır. yaşam süresi, hayat koşulları önemli yer tutar. motivasyonunu da buradan alır.

    (bkz: şimdi dağılabilirsiniz)