şükela:  tümü | bugün
  • ateistlerin klişe ve bir o kadar da içi boş sloganlarından biri "biz inanmayız çünkü inanç bilimsel değildir" şeklindedir.

    onlara göre tanrıya inanan kişi görmediği bir varlığa inanarak bilim dışı bir tavır takınırken, kendisi görmediği bir varlığı reddederek "inanç"tan soyutlanmış olmaktadır.

    fakat maalesef işin felsefi boyutu böyle değildir. ateizm de bir inançtır. zira ateistler de tanrının var olmadığına "inanmaktadır".

    peki nasıl? adım adım anlatalım.

    1) sadece gözlemlenen kısmı 92 milyar ışık yılı olan evrenin ötesini ve big bang öncesini bilmek "bilimsel olarak" mümkün değildir. dolayısıyla bunlar hakkındaki fikirlerin hiçbiri deney ve gözleme dayanmayacak, felsefi olacaktır.

    minik bir denklem kurarsak:

    bilim = deney ve gözlem
    felsefe = aklın çıkarımları

    yani tanrıya inanmak da, inanmamak da felsefi bir kanaattir. "tanrı olabilir de olmayabilir de" diyen agnostisizm de felsefi bir kanaattir. bu kısma gelmeden önce devam edelim:

    2) bu noktada ateistler gözlem güçlerinin dar olduğu gerçeğini "ispat yükümlülüğü" ile kapatarak "ispatla o halde yok" demeye kalkarlar. oysa ispat yükümlülüğü deney ve gözlemin aşamadığı yerlerde geçerlidir.

    söz gelimi, odada bir sandalyenin var olduğunu iddia edebilmem için sandalyeyi göstermem gerekir çünkü odayı gözlemleme gücüm vardır. ama evrenin daha milyonda birini bile gözlemleyebildiğimiz muamma iken "ispatla o halde yok" fikrinin felsefi problemini görmek için aristoteles olmaya gerek yoktur.

    - bu konuda ateist bireylere "uzaylı" örneğini veriyoruz. uzaylıların varlığına dair henüz bir ispat olmamasına rağmen uzaylılar reddedilmez, aksine birçok bilim insanı bunu kuvvetli bir olasılık görür. evrenin her yerini gözlemleme gücümüz olmadığı için, görmediğimiz kısımları kenara atıp "ispatla o halde yok" demek mantıksal problem içerir.

    kaldı ki uzaylılar var olmadan da bu evren olabilir ama tanrı olmadan daha hidrojen dengesini bile açıklayamıyoruz, yine de oraya şimdi değinmiyorum.

    3) mantık yürütmenin üçüncü aşamasında ateist birey "aynı mantıkla evrenin başını göremiyorsak bigbang öncesi superman'lar da var olabilir" itirazı sunacaktır.

    bu itiraz, sahibinin dinlerin tanrı tasavvurları ve felsefi sorunları hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığını gösterir.

    zira evrenin başına konumlanacak varlığın zaman üstü olması gerekiyor. superman özel güçleri olsa da insandır ve doğmuştur. doğan bir varlık var ediciye ihtiyaç duyar. ama bir varlık zamandan önce de varsa sabit ve statiktir; sonradan var edilmeye ihtiyaç duymaz.

    bu sebeple güneşe, aya, heykellere ilahlik isnad eden birçok politeist din, tanrı tasavvuru konusunda sınıfta kalır. örnek olarak eski avrupa dinlerinde tanrının kaderi değiştiremediği, uzak doğu dinlerinde ise tanrının da karma mahkumu olduğu gibi ilah tasavvuru sorunlarıyla karşılaşmak mümkündür.

    4) ateist birey bu noktada tanrının var olmaması ihtimali üzerinden konuşmaya başlar. ve size sadece üç şey söyleyebilecektir:

    a) tanrı yerine madde ezeliyse?

    - madde ezeli değildir zira big bangle birlikte var olmuştur. olsa olsa madde altı parçalar ezelidir, eğer bunlar zamandan önce var iseler; akılları olmadığı için nasıl oluyor da o statiklikten çıkıp düzenli bir evren var ettiler?

    akılları ve güçleri olmayan bu varlıklar, tanrısal bir dış güç olmadan nasıl zamanı yardılar? cevap elbetteki yok. bilim kurgu cinsinden bile yok. çünkü bilim dışı.

    b) evrendeki bileşimlerin toplam değeri sıfır demek ki yoktan var olmak mümkün.

    0 rakamı her zaman yokluğa denk gelmez. elimizde bir kağıt var ve üzerinde rakamlar var. bunların toplamı sıfır olsa bile kağıttaki rakamların "yok" olduğunu iddia edemeyiz. ateistlerin yokluk dediği şey kuantum alanından ibaret.

    c) sonsuz sayıda evren var oldu ve bizimkisi tesadüfle düzgün oldu. yoksa ortada hassas ayar yok.

    sonsuz sayıda evren fikri için "bilimsel" kanıt yok, felsefi iddialar var. fakat bu durumda bile "görülmeyen görülene kıyas edilir" ilkesinden ötürü; o evrenleri var kabul etsek bile hepsinin düzenli olduğunu var saymak zorundayız. ve her düzenli evrenin de bir tanrı tarafından var edildiğini söylemek kaçınılmaz olur.

    5) ateist bireyin elinde bilim kurgu cinsinden bile "tanrısız evren modeli" imkanı kalmayınca hemen işi kötülük problemi gibi epistemolojik alanlara saptırır. oysa tanrı varsa kötü de olsa vardır. yani kötü bir tanrı ise ben inanmıyorum deme hakkın yok.

    - bununla birlikte kötülük problemi gibi iddialar incelendiğinde ateizm aleyhine verilerle karşılaşırız.

    şöyle ki, bir ateist bir bebeğin ölümüne merhamet duyar ve bununla tanrıyı yok saymak ister. ancak kendi inancına göre o bebeğin sonsuza dek yok olduğunu ve katillerinin azap görmeyeceğine inandığını görmez.

    6) bu noktada "agnostik taklidi" yapmaya başlar. var da olabilir yok da, nasılsa göremiyoruz gibi iddialara girer.

    oysa bir bilgi ancak şüphe edilmeye değer edildiği zaman şüphe edilir.

    binlerce yıldır tanrı fikrine alternatif hiçbir evren modeli sunulamamış, aksine bigbangle birlikte materyalizmin binlerce yıllık "ezeli evren" iddiası çöpe gitmiştir. kuantumla birlikte de "evrenin determinist yani dışa kapalı, tamamen kurallara bağlı" olduğu iddiası sorgulanmaya başlamıştır.

    "sunamadik çünkü bilim yetmiyor" demekle ateist birey burada kurtulamayacaktır. zira biz kendisinden bilimsel bir gözlem değil, hayali; bilim kurgu, felsefi cinsten, bir model istiyoruz. "big bange ışınlan" demiyoruz. tanrısız en ufak bir ihtimale dayanan model sun diyoruz. sunamıyor. en ufak bir mantıksal ihtimal ortaya koyamıyor.

    ortada hayal ürünü bile bir sey yokken tanrı fikrinden şüphe etmemin mantığı nedir? ateizmin açığını kapatmak için agnostik taklidi yapmam bana bir artı getirmeyecek.

    evren modeli olmayan onlar, felsefi temeli olmayan onlar, bir teorisi olmayan onlar,

    bilim dışı olan tanrıya inananlar, bilim duayenleri ise ateistler mi?

    buna rağmen tanrı fikrini küçük aklıyla bilim dışı bulmaya devam ediyorlar. üzgünüm ama bu basic level tartışmalarla, felsefe bilen bir teisti güldürmekten başka bir şey yapamazsınız.

    uyanın artık, bir oyunun içindeyiz. belirli bir süre verilmiş. belirli bölümler var. sorumluluklar var. evren milyarlarca yıldır kod yazıcısı olmayan en ufak bir oyun kasedi var edememişken, koca evrenin bir hiç olduğu fikirlerinizi bilim diye yutturmaya kalkmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

    edit: ortaçağda da ecnebi ülkeler "bilim yerine kilise kanaatleri" fikrini kullanıyordu. oysa kilise kanaatlerinin büyük bir kısmı "safsata" idi. tıpkı şimdi kilise kanaatleri yerine ateizmi kullanmaları gibi. herkes var olduğu dönemi yüceltmiştir. ancak ölçü, aklın ışığı ve sağlıklı bir yol tutmaktan ibarettir.

    başlıktaki temel itirazlara cevap entry'si: (bkz: #70116510)
  • yanlış önermedir.
    ateizm bilimin ta kendisidir. bu yüzden ecnebi ülkelerin çoğunda 'science' kelimesi yerine 'atheism' kullanılmaya başlamıştır. bir gün tüm doğa bilimleri ve sosyal bilimler ateizmin entelektüelite ve şefkat kokan kollarında bütünleşecektir.
  • ateistlerin iddiasına göre ''ateizm bir inanç değildir'' oysaki ateizm de bir inançtır. din değildir fakat bir inançtır.

    ateizmin bir inanç olmadığını iddia edenler ateist olmalarına rağmen ateizmin doğru bir tanımına sahip olmayanlardır. günümüzde birçok ateist, ateizmi, tanrı inancının yokluğu olarak tanımlıyor. böyle tanımlandığında bir inanca dahil edilmesine gerek kalmıyor. bu tanım masum gibi görünse de son derece hatalı bir tanımdır. eğer tanrı inancına sahip olmayan ateist oluyorsa o zaman bir kişinin kedisi ve köpeği hatta mobilyası bile ateisttir, çünkü koltuk takımının da tanrı inancı yoktur. böyle bir tanımı savunmak elbette saçma olur fakat ateizmi tanrı inancının yokluğu olarak tanımlayan birçok ateist bu tanımın hatalı olduğunun farkında bile değildir.

    ateizm, tanrı yoktur inancına sahip olmaktır. yani ateizmin doğru tanımı: tanrı'nın olmadığına inanmaktır. bu tanım en sorunsuz ve felsefe camiası tarafından en doğru bulunan tanımdır. birçok ateistin kendi inançlarının doğru tanımına sahip olmamaları ne yazık ki ateistlerin bile ne kadar dogmatik olabildiklerini göstermektedir. ateist olmakla bir kişi otomatikman bilgili ve kültürlü olmuyor.

    din de elbette bir inançtır. inanç sözcüğü halk arasında bir şeye kanıt olmaksızın inanmak olarak biliniyor, halbuki bir şeyin inanç olması o şeyin ne derece temellendirildiği konusunda bize bir şey söylemez. bir inanç gayet sağlam temellere ve argümanlara sahip olabilir. inancın anlamlarından biri, bir önermenin doğru kabul edilmesidir.

    ateistlerin inanç kelimesinden huylanmaları son derece anlamsızdır. bilimde bile birtakım önermeler doğru olma ihtimali yüksek olduğu için kanıt olmaksızın kabul ediliyor. mesela yaptığımız gözlemlerde iki ters yüklü parçacığın birbirini çektiğini defalarca gözlemledikten sonra ters yüklü parçacıklar birbirini her zaman çeker kanısına vardık. bilim dünyasında bu artık kabul gören bir ilke haline gelmiştir. halbuki bu ilke özünde bir inançtır. beş katrilyonuncu kez çekip çekmediğine bakmadık, bakmadığımız halde inandık çünkü beş katrilyonuncu kez farklı bir sonucun çıkma ihtimali çok ama çok düşüktür. yani bu güçlü bir inançtır. bu tarz varsayımlar bizim bilim yapabilmemizi sağlıyor. yani bilim bile özünde birtakım inançlara sahip. inanç az önce de belirtildiği gibi bir şeyi kanıtsız kabul etmek anlamına gelmiyor ancak böyle bir anlamı olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
  • ateistlere "müslüman değilsin islam hakkında neden konuşuyorsun" diyen adamların ateist olmadan ateizm hakkında hüküm verdiği saçma iddia.
  • oldukça ortada olan bir gerçek. şöyle ki:

    ateizm karakteristik olarak bölgesel ve zamansal değişimler gösterse de genel çerçeve itibariyle ateizmin inanç noktalarının herşeye rağmen var olduğu ve bu inancın tamamiyle antiteze dönüştüğü söylenebilir. yani varoluşsal olarak ateizm ancak ve devamlı olarak inanç paradigmalarını saldırarak ve onları sarsarak hayatta durabileceğine inanır ve mensupları olan ateistlere bunu empoze eder. bir başka deyişle mantık ya da akıl süzgeci değil, inat süzgecinden geçer ateist fikirler. bu da karşımıza; doğanın, sanatın, sekülerliğin tanrısallaştırılması olarak çıkar.

    işin aslına değinecek olursak ilk entryde genel olarak bahsedilen duruma binaen ateistlerin tıpkı putperestler gibi realistik öğelere (ki bunlar yalnızca 5 duyu organıyla algılanabilenlerden oluşmakta) tapındığını söyleyebiliriz. aslına bakarsanız bu antitez bakış açısı: ateistleri doğrudan doğruya materyalizm "dininin" radikal dincileri yapmaktadır. yani tüm yönleriyle değerlendirildiğinde sosyolojik ve tarihsel çıkış noktası inançsızlık üzerine değil farklı inanç arayışlarını gerçekleştirme noktasında var olmaktadır.

    edit:imla
  • üst edit: arkadaşın yazılarının özetini yazıyorum hazır mısınız?

    her şeyi allah yarattı.
    allah yaratmadıysa bu düzen nasıl oldu?

    (bkz: aferin sana)
    ciddi ciddi yazdın mı bunu ya?
    ateizm tanrıdan ya da birilerinden intikam almak değildir.
    eğer ateistten kastınız üniversite birinci sınıftaki marjinal olma çabası içindeki ergense o başka.

    ateizm ispat edilene kadar tanrı kavramını yok saymaktır.

    çıkmış bir de konuşuyor ya, git ne demekmiş onu öğren bari.

    edit: ne iş yaptığını merak ettiğim bu arkadaş umarım bir bilim insanıdır, zira bu kadar "onu ispat edemezler, bunu asla bilemezler" gibi konuşmak bir ispat gerektirir.

    vay arkadaş kimlerle, ne kafalarla yaşıyoruz ya.

    paralel evrenler için söylediklerini dikkatlice okumanızı tavsiye ediyorum.
    tanrı kavramını kesin olarak kabul ederken paralel evrenlere gelince "iddia" deniyor.
    işine gelen kesin, gelmeyen iddia.
    peki.
  • ben diyorum ki ben tanrıyla karşılaşmadım sen karşılaştın mı?
    ikimizin cevabı da hayır. ama sen, birisi karşılaştığını ya da iletişime geçtiğini söylüyor ben onun söylediklerine inanıyorum diyorsun ve devam ediyorsun; benim tanrıyla karşılaştığına kişisel olarak inandığım kişinin söyledikleri kesinlikle doğrudur ve benim kişisel olarak doğruluğuna inandığım sözler senin de doğrularındır. ben de diyorum ki gayet iyi bildiğim şey şudur : hiç bir tanrı hiç bir insanla konuşmadı çünkü ben onları konuşurken görmedim.

    daha basit nasıl anlatılır bilemedim.
  • (bkz: adım adım anlatalım)

    anlat anlat heyecanlı oluyor.