şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ateş ve buz).
  • "kadin ve erkek" için kullanılan benzetme
  • bugün tesadüf eseri bulup, dinlemeye başladığımızda, oda arkadaşımla birlikte ciyak ciyak söylediğimiz ve seneler geçmesine rağmen sözlerini unutmadığımız şarkı. üstüne üstlük bizi çocukluğumuza döndürüp, sertab erener'in tepesinde topladığı kıvırcık kızıl saçlarını ve meşhur kırmızı elbisesi içinde sallanarak şarkı söyleyişini de hatırlattı. nasıl sözlermiş de unutmamışız diye baktım, elbette buraya da iliştireceğim, lakin birşeye benzemiyor ama ah o doksanların başındaki pop patlaması işte!

    ateşle barut ah yanyana durmaz
    gönül dilinden anla biraz
    bir dokunursan ah dokunursan
    ellerin mızrap olur bedenim saz
    gözlerim gözlerinden geçerken
    ah yine tövbelerim bozulur
    kimbilir kaç senedir sana ben
    hazırım böyle hadi gel hemen hemen
    fırtına bu, bu afet deprem
    yıldızları gel topla benden
    sarsıntılar dağıtsın bizi gel
    yeniden doğuş bu vazgeç kendinden
    eriyorum bak mum gibi
    damlaya damlaya sel oldum al beni sar
    al darmadağın al dolu dizgin
    ruhum bedenime dar
  • yanyana geldiginde sicak saatlere neden olan iki madde. erkek ates kadin baruttur zannimca, ya da hayir tam tersi...
  • bu souk kış gününün (gelecekte hatırlanması için not tarih 27 ocak sibirya soğukları üç dört gündür tüm şiddetiyle etkisini gösteriyor. yollar kapalı. yiyeceğimiz azaldı. bu şartlarda çok da yaşamamız olasu görünmüyor. tanrıdan dileğim donmuş bedenlerimizin bulunması ve huzur içinde topraga verilmesi. bir buz çinde donduruşmuş bir et gibi kalmak yerine toprağa karışmayı tercih ederim. durumumuz gerçekten çok kötü. kampta üç kişi kaldık. j. s. marters'ı zatürre sonucu kaybettik. bizler de hastayız, virüs hızla hepimize bulaştı. açlıktan veya soğuktan ölmezsek bu hastalıktan öleceğiz. uydu telefonumuz çalışmıyor. benzinimiz donduğu için jeneratörü çalıştıramıyoruz. ateş yakabilecek hiçbir şey yok. kibritlerimiz dahi ıslanıp dındular ve kurutamıyoruz. sonmuş pesimet ve tuzlu etle yaşamaya çalışıyoruz. dilek'i bir daha göremeyeceğim, ama onu hep seveceğim.) gece üç buçuğunda winamp shuffle sonucu birdenbire dinleyiverdiğim, sözlerini unutmadığıma şaşırdığım eskileri hatırladığım, yerde oturmuş televizyondaki klibi seyrettiğim günlere dönüverdiğim şarkı.
  • barutun henüz icat edilmediği zamanlarda "ateşle pamuk" olarak telaffuz edilmekteydi. sonra barut icat oldu. laf da böyle değişti işte.
    nereden nereye.
  • http://www.youtube.com/watch?v=i9eado0ruoi

    klibini hiç hatırlamıyordum ama youtube sağolsun. 1:14 ile 1:17 arasındaki "ellerin mızrap olur bedenim saz" kısmında oktay kaynarca'nın hareketlerine dikkat. benzer bir hareket 2:52 ile 2:59 arasında da var.

    (bkz: nereden nereye)
    (bkz: süleyman çakır)
  • klibine geçenlerde fizy mood'da rastladığım harika şarkı.
    aysel gürel'i saygıyla anmamı sağladı ayrıca. bunlar ne güzel sözlerdir böyle.
    bu şarkı sertab erener'den başka bir sesde bu kadar güzel durur muydu bilemiyorum.
  • klibinde oynayan acaip bakışlı hatunun adını merak etmişimdir hep.