şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: otizm)
    hafif otistik belirtiler gösterme durumunda ,karşılıklı toplumsal etkileşimde ağır ve yaygın gelişimsel bozukluk olmasının yanı sıra sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinin gelişmesinde bir bozukluk olmasına ya da basmakalıp davranış, ilgiler ve etkinlikler bulunmasına karşın özgül bir yaygın gelişimsel bozukluk, şizofreni, şizotipal kişilik bozukluğu ya da çekingen kişilik bozukluğu için tanı ölçütleri karşılanmıyorsa bu kategori kullanılmalıdır.(köroğlu,2001) gözlenen semptomların tanı koymak için yetersiz kalması durumunda konan tanıdır.
    (bkz: başka türlü adlandirilamayan yaygin gelişimsel bozukluk )
  • atipik otizmle tipik otizm arasındaki farklar oldukça tartışmalıdır. araştırmalar ve sonuçları yeterli olmasa da elde edilen belli bulgular vardır. tipik otizmde, tanı kalıcıdır. hafiften ağıra giden bir yelpazesi vardır. dil sorunu bazı olgularda düzelir, ama çoğu kez kalıcıdır. kendine zarar verme davranışı sıktır. yaş, cins, ailede benzer durum özellikleri açısından atipikle aynıdır. iletişim sorunu temelde atipik otizmle aynıdır. stereotipilerin ağırlığı, sıklığı, şiddeti küçük yaşlarda atipik otizmle aynı olabilir ve ilerleyen yaşa rağmen değişmeden kalıcı olabilir. zeka en ağırdan en hafife kadar değişen düzeylerde geri olabilir. dar ilgi alanı, takıntılı davranış, duysal belirtiler atipik otizmde görülenle aynı olabilir. geç yürüyebilir. öz bakım sorunları belirgindir ve ilerleyen yaşa rağmen kalıcı olabilir. buna karşın atipik otizmde ilerleyen yaşla tanı değişebilir ve bir kişilik özelliğine dönüşebilir. otistik belirtiler zamanla kaybolabilir; iyi eğitimle ve elverişli şartlarda tamamen normale dönebilir. ağır formu yoktur ve hafif otizmden ayrılması zordur. bu nedenle normal gelişimin bir parçası olarak görülebilir. otistik davranışlar belirli durumlarda (zorlanma) açığa çıkacak şekilde maskelenebilir veya değişik görünümler altında gizlenebilir (örneğin yalancı dışa dönüklük). mizahı anlama ve oluşturmada, karşı cinsle ilişki başta olmak üzere insan ilişkilerinde hep ciddi sorunlar yaşanır. dil sorunu varsa kısa sürelidir; sonuç olarak düzgün gramer ve fonoloji ile konuşurlar. kendine zarar verici davranış görülmez. belirtiler şiddet ve bir araya geliş yoğunluğu açısından, toplumsal yasayış ve düzeni bozacak şekilde belli bir sınırı aşmaz. genel gelişim eğrisi elverişli şartlar altında düzelme yönündedir. öğrenme sorunları olabilir ve okul sorunları yaşanır. stereotipik (tekrarlayıcı) hareketler ilerleyen yaşla sebat etmez. dar ve yoğunlaşmış bir ilgi alanı vardır, ancak toplumsal açıdan daha anlamlı bir konuda (örneğin mesleğinde) bu durum başarıya neden olabilir. takıntılı davranış, ritüeller atipik otizmde daha belirgin olabilir. panik ataklar sık görülebilir.

    kaynak:http://www.todev.org/
  • (bkz: bta)
  • çocuğa belli bir teşhis konulamadığı fakat bir çok alanda gelişim geriliği gösterdiği durumlarda konulmuş tanı. pdd-nos olarak adlandırılır. "atipik yaygın gelişim bozukluğu" olarak da isimlendirilen grup, tam olarak tanısal ölçüleri karşılamayan otistik belirtiler gösteren gruptur. ilerleyen yaşlarda tanı değişebilir ve durum kişilik özelliğine dönüşebilir. iyi bir eğitim ve tedavi süreciyle otistik belirtiler kaybolur.

    bunların ötesinde 8 yaşındaki ikizlerimden birine konmuş tanıdır. son beş yıldır devam eden tedavi ve eğitim süreci her ikimizi de hayli yormuş ancak katettiğimiz yol ve geldiğimiz nokta tüm yorgunlukları çekilmemiş kılmıştır bünyemizde. o benim kuzumdur, canımdır, uyku meleğimdir.
  • oğluma teşhisi konulan durum. özel eğitim ve evde uygulanacak eğitimle aşılabilecek bir durummuş.
  • (bkz: #57945391)
  • otizm spektrumuna dahil olan (bkz: yaygın gelişimsel bozukluk) fakat diğer hiçbir otizm tanımına dahil olmayan ve otizm belirtilerinin silik olduğu durumlar için kullanılan bir psikiyatrik tanımdır. diğer bir ismi " başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk'tur." (bkz: bta/ygb)

    otizm spektrumu ( yelpazesi) şu şekilde sıralanabilir :

    1- çocukluğun disintegratif bozukluğu
    2- rett sendromu
    3- asperger sendromu
    4- kanner sendromu
    5- atipik otizm

    atipik otizmli bireylerin özel durumu, genellikle erken çocukluk döneminde fark edilir. ismi söylenildiğinde söyleyen kişiye bakmaması, duymuyormuş gibi davranması, göz teması kurmaması, gecikmiş konuşma, özel ilgi alanları olması
    ( yap-boz, lego, resim yapma veya enstrüman çalma) ve bazı seslere karşı hassasiyeti ( kulaklarını elleriyle kapatma) bu durumun klasik belirtileridir. sosyal ortamlara katılım gecikmesi duruma eşlik eder. diğer çocukların oyunlarına katılmama ya da yalnız kalmak isteme gibi durumlar sıkça görülür. bunun gibi belirtiler gösteren çocuklar acilen bir çocuk psikiyatri uzmanına ya da çocuk nöroloji uzmanına götürülmelidir.

    yapılan araştırmalar bu duruma yol açan en büyük nedenlerin genetik yatkınlık, hazır gıdalar, tv izleme, tablet veya cep telefonu ile çok fazla zaman geçirme ve sosyal ortamlardan uzak kalma gibi nedenlerin olduğunu göstermekte.

    bu duruma yakın yalancı otizm olarak nitelendirilen bir durum daha vardır. yukarıda belirttiğim etkenlere mağruz kalan çocuklar otizmli gibi belirtiler gösterebilir. bu durum tv izlememe, tablet ve cep telefonundan uzaklaşma ve bunlara ilave olarak özel eğitimle ortadan kaldırılabilir.

    özel eğitim, diyet, spor, ailenin farkındalığı ve doğal beslenme ile birlikte çocuğun performansına da bağlı olarak ilerleyen yıllarda durum ortadan tamamen kaybolabilir ya da belirtiler çok azalabilir.

    otizm daha önce de belirttiğim gibi bir yelpazedir. bazı bireylerde belirtiler çok keskin iken bazı bireylerde ise silik ve kısmidir ancak atipik olanlar tam anlamıyla bir karışımdır. genellikle birden fazla çeşitten etkilenmiş olurlar ancak hiç bir tanıma da tam olarak uymazlar. bu yelpazeye dahil bireyler farklı yönlerini olumlu alanlara yönlendirerek çok başarılı olabilirler.

    şimdilerde yapılan araştırmalar insanlık tarihine yön vermiş önemli kişilerin atipik otizmli olduğunu göstermekte. albert einstein, nikolas tesla, frantz kafka, nietzsche, newton, edison, mozart, van gogh ve kandinsky gibi bir çok ünlü ismin bu yelpazede olduğu düşünülmekte.
  • bireyin bazı tavır ve davranışları otizm tanımına uyuyor ama bu tavırların bir kısmı uymuyorsa atipik otizmden bahsedilebilir.
    atipik otizm tipik otizme göre daha geç ortaya çıkar. sosyal becerilerdeki eksiklikler, göz temasından kaçınma, arkadaş edinmede zorluk ya da arkadaş edinme isteğinin olmaması, kelime haznesinin gelişmemesi, iletişimde zorluk, mecazi anlamlı cümlelerin anlaşılmasında zorluk, sözsüz iletişimin, el hareketlerinin ve yüz mimiklerinin anlaşılmasında zorluk, rutinin dışına çıkmaktan hoşlanmamak, çeşitli cisimlerle saatlerce aynı şekilde oynamak gibi belirtileri vardır.
    erken teşhis tipik otizmde olduğu gibi atipik otizmde de önemlidir. davranış terapisi ve çeşitli ilaçlar atipik otizm görünen bireyin rahatsızlığında düzelme sağlanmasının yolunu açabilir.

    https://www.specialeducationalneeds.co.uk/…ism.html
  • bu tarz şeylerden ebeveynler ne kadar çok haberdar olurlarsa o kadar iyidir.
    tabii teşhise rağmen öyle değilmiş gibi davranmak da bu çocuklara yapılacak en büyük kötülük..
    ne kadar yadsırsanız sonuçları da o kadar büyüyor maalesef.
  • bir yıl önce, davranış bozukluğu, gelişim geriliği, konuşma güçlüğü ile birlikte oğluma konulan tanıdır. özel eğitim ve kreşe aynı anda başladık. bir yıl içinde geldiğimiz nokta muazzam. hile yapmayı bile öğrendi artık kerata. suyla oynamak için çişim var diye banyoya girip kapıyı kilitliyor. yalan söylemeyi öğrendi çocuk. siz hiç çocuğu yalan söylüyor diye sevinen anne baba gördünüz mü? biz çok seviniyoruz.
    yaramazlık yaptığında kızmayalım diye yalancıktan yere düşüp canı yanmış gibi ağlamaya çalışan çocuğa sevinir mi anne baba? biz çok seviniyoruz.
    bir yıl içindeki insan üstü çabalarımızla bambaşka biri oldu çocuk... görmeyen, duymayan, anlamayan, algılayamayan, çocuk gördüğünde şeytan görmüşe dönen oğlumuz, şimdi oyun oynarken arkadan sessizce yaklaşıp kuzeninin ensesine bir tane patlatıveriyor. siz hiç çocuğu başka çocuklara vuruyor diye sevinen anne baba gördünüz mü? biz çok seviniyoruz.

    yıllar sonra edit:

    yukarıdaki entry’i gireli çok olmuş, konuyla ilgili ara ara mesajlar alıyorum. yardımcı olabilmek adına da yaşadıklarımızı daha ayrıntılı kaleme almak istedim. altını çizerek belirtmek isterim ki doktor, ya da konunun uzmanı bilir kişi değilim yazacağım her şey yaşadıklarım ve araştırmalarım sonucu öğrendiklerimden oluşmaktadır. yani gösterebileceğim bir kaynağım yok.

    otizm, nörogelişimsel bir bozukluk. beyin gelişirken oluşan hasarlardan bahsediliyor. ve bu hasarın bireyde tam olarak ne zaman ve ne şekilde olduğu net değil. genetik etki, gebelikte yaşanan stres, bebek doğduktan sonra büyüme sürecinde yaşadığı-maruz bırakıldığı sıkıntılar, bunların hepsi teoride otizm sebebi olarak gösteriliyor. ben bu durumu kendime göre yorumladığımda hemileyken olduğum, planlanandan daha uzun süren iltihabik ameliyata, operasyon sonrasında kullanılan ağır antibiyotiklere, bebeğin erken doğmasına, bir buçuk yaş civarı yapılan karma aşıya ve tabii ki genetik faktörlere bağlıyorum. otizmle tanıştıktan sonra da genetiğe suç yıkmakta ne kadar haklı olduğumu bazı akrabalarımı gözlemleyerek pekiştirdim, çoğu teşhissiz otizimli. kesin. net.

    ilk bir buçuk yıl normal gelişim gösteren vaktinde yürüyen, ilk kelimelerini söyleyen, söyleneni anlayan oğlum( gece terörünü, koliği, laktoz intoleransını ve anne sütüne alerji göstermesine rağmen başka hiç bir temel ve ek gıda kabul etmeden sadece anne sütüyle beslenmesini saymıyorum) bir buçuk yaşından sonra, durdu, sustu, anlamamaya başladı. atipik otizm teşhisi koyarken de doktorların baz aldığı, adına tepki vermeme, göz teması kurmama, konuşma geriliği, nesneleri amacına uygun kullanmama, tekrarlayan hareketler gibi temel belirtilerin hepsi vardı ve bunlara ek olarak iletişime tamamen kapalı, ben de dahil olmak üzere kimseye dokunmayan, kendisine dokundurtmayan, insan görmek istemeyen, herkesin varlığından rahatsız olan, parka bile gitmek istemeyen, uyumayan, yemeyen, yalnız kalmak isteyen, yanına gidince başka odaya geçen bir çocuğa dönüştü.

    bu çocukta bir sorun var söylemlerime “bir şey yok, sen de böyleydin, babası da şöyleydi, olur öyle şeyler, zamanla düzelir, erkek çocuk geç konuşur” gibi argümanlarla cevap veren yakın çevreden de iyice bıkkınlık gelen bir günde, 8 yaşında otizmli bir kız çocuğunla karşılaşmam benim için hem yıkım hem de aydınlanma oldu. farklı yaşlar, aynı hareketler… soluğu çocuk ve ergen psikiyatri bölümünde aldım. ilk randevumuz allah kimseye yaşatmasın diyebileceğim tarzdaydı. ben doktorun söyleyeceği her şeye hazırlıklı olarak gittiğimi düşünüyordum ama hazır değilmişim ki o kırk dakika ömrümden ömür götürdü. “atipik otizm, iyileşen düzelen bir şey değil; bu çocukla yaşamayı öğrenin, şifa bulacağınızı sanmayın, hayatınızı ona göre düzenleyin, saldırganlaşırsa ilaç verelim” bu cümleler kafamın içinde hala yankılanıyor. bunun yanı sıra grup dersi yok, diğer otizmli çocuklarla bir arada olmak yok, özel eğitime ve kreşe acilen başlamamız gerektiğini de söyledi. oradan nasıl çıktığımı bilmiyorum.

    “şimdi küçük, çok da sevimli ama bir gün büyüyecek, güçlenecek, saldırganlaşacak, o köyün delisi, mahallenin delisi denilen insanlar hep de otizmliymiş…” internet ortamı tam bir çöplük. kafayı yedim böyle şeyleri okumaktan. geleceğin kötü senaryolarını yazdım yazdım ağladım. günlerim ağlayarak, neden ben, ben kime ne yaptım, bu olay neden benim başıma geldi diye kafamı duvarlara vurarak geçti. algıda seçicilik de böyle bir şey herhalde nasıl ki hamileyken hep hamile kadın görürsünüz, her yerde otizmli insanlar görmeye başladım. hep varmışlar, ben körmüşüm, görmemişim.

    ardından üç doktor daha gezdim, daha yumuşatılmış haliyle aynı şeyleri söylediler. çok kısa bir süre içinde kreşe ve özel eğitime de başladık. çocuk gördüğü için parka girmeyen çocuğu kreşe bırakmak çok zor oldu fakat istikrarlı bir tutum sergileyip iki gün boyunca ağlamasına rağmen gidip almadım. üçüncü gün alıştı. diğer çocuklardan biraz daha uzakta durarak onlara katılmayarak bir süre böyle devam etti.

    bu dönemde çok ciddi takıntılar ortaya çıktı. sudan korkmaya başladı, kıyafetinin ucu bile ıslansa yaygara koparıyordu. sürekli aynı kıyafeti giymek istiyor, yıkanmasına bile müsaade etmiyordu. hiç durmaksızın ışıkları açıp kapatmak, aynı yere defalarca vurmak, oyuncak arabaların sadece tekerleri döndürmek, herhangi bir nesneyi döndürmeye çalışmak( bazı nesneler şekli itibariyle dönmüyor, ama o her şey dönsün istiyordu) saatlerce ışık izlemek, donup kalmak, sürekli yüksek sesle müzik dinlemek istemek gibi garip garip huylar edindi. takıntı haline getirdiği her şeyi gözünün önünde ortadan kaldırdım. en sevdiği kıyafeti camdan aşağı attım, ampulü söktüm göreceği şekilde kırdım, ıslanmaktan korktuğu için üzerini bile isteye ıslattım, o arabanın tekerini boş boş döndürdükçe aldım elime arabayı kendi kendime oyun oynadım, çocuğa da oynatmadım. göz teması kurmadan hiçbir şeyi elde edemeyeceğini anlaması için alnımın ortasına almak istediği şeyleri yapıştırdım. uzunca bir süre elimde bantla gezdim. gözümün içine bakmazsa vermedim falan… bu dönem boyunca çocuğun öğrenme şeklini keşfetmeye çalıştım. çünkü kelimeler kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyordu, bu yaptığım şey inatlaşmak olarak görünebilir belki de sizlere acımasızca gelebilir ama amacım onu kendini kapattığı dünyasından çıkarmak, konuşulan dili öğrenmesini sağlamaktı. tavsiye değildir ama işe yaradı. daha çok göz teması kurmaya başladı. ama mecburiyetten yaptığı çok belliydi çünkü bence bu çocuklar göz teması kurarken acı çekiyorlar, kendilerini güvende hissetmiyorlar.

    özel eğitimle aldığımız ek derslere, sabahın sekizinden akşamın altısına kadar kreşte olmasına, akşam ve hafta sonu eksta sosyalleşme ve aktivitelere rağmen çok bir gelişim göstermedi. insanlarla iletişimde bulunsun sosyalleşsin diye hiç tanımadığım insanlara özellikle de genç ve güzel kızlara (güzel kızlara bakıyordu kerata ?? )neler neler yaptım. sosyalleşme ve dokunma süreci sıkıntılıydı. sadece biraz biraz söyleneni anlamaya başladı. editlemeden önce yazdıklarım aslında, bugün düşününce fazla iyimser, benim bir umuda tutunma gayretimin aşırı iyimser ifadesi.
    dört yaşına doğru ikinci kez ilk kelimelerini çıkarmaya başladı. anlaması ve uygulaması daha gözle görülür oldu, bezden kurtuldu. sınırlı düzeyde sosyalleşmeye başladı.
    beş yaşını doldurduğu zaman bir yıl içinde muazzam derecede yol katettiği apaçık ortadaydı. oyun oynayabiliyor, duygularını ifade edebiliyor, komut alıyor, koşullu şartlanmalara uyuyordu.

    geçtiğimiz kış hem pandemi hem de “normale” çok yakın olması sebebiyle özel eğitimle ilişiğimizi kestik. ayrılırken kurum müdürünün ve öğretmenlerimizin söylediği şey “ siz buraya geldiğinizde o kadar çok ağladınız ki biz aslında size biraz fazla umut vererek konuştuk, bu gelişimi hiç beklemiyorduk.” ben çaresizce ağlayarak girdiğim yerden bu defa mutluluktan ağlayarak çıktım.
    2021 temmuzda altı yaşını doldurdu. artık kız arkadaşı bile var, çok seviyormuş??
    normalde süresi dolan ve doktorumuzun yenilemeye gerek görmediği raporumuz pandemi sebebiyle uzatılmış, bu da bize birinci sınıfa değil de anasınıfına başlama imkanı tanıdı. üç haftadır anasınıfında, hiçbir sorun yok, servisle gidip geliyor kurallara uyum sağlıyor, sakin eğlenceli, sportif, oyun oynamayı çok seven bir çocuk olarak devam ediyor.

    otizmlilerle ilgili bisiklete binemez, koordinasyon gereken eylemleri yapamaz gibi bir çok söylem var. bisiklet, scooter, akülü arabayı teşhis aldığı zamandan beri işin içerise akrobasiyi de katarak çok rahat kullanıyor. ince motor becerileri ve odaklanması çok iyi, taklit yeteneğine ve görsel hafızasını, müzik kulağına zaman zaman anlam veremiyorum. ayrıca tombala, satranç, oynuyor ve inanılmaz hızlı bir şekilde puzzle tamamlıyor. dün de biraz batak sevgisi aşılamaya çalıştık, en azından gömmeli oynarız:)

    yalnız çocukta birkaç hafta önce tam oturmayan bir şeyler olduğunu farkettim. söylemezsen yapmadığı, ya da her söylediğimde sorguladğı bazı eylemler var. araca binince emniyet kemeri takması gerektiği, banyo yapmak, ödev yapmak gibi. geçtiğimiz haftalarda tavsiye üzerine neurofeedback uygulaması yapan bir merkezle görüştüm ve ölçüm yaptırdım. sonuçlar beklediğimden daha kötü çıktı. beyindeki olayları sebep-sonuca bağlayan neyi ne için yaptığımızı anlamamızı sağlayan bölümde sıkıntılar var. doktorumuzun tavsiyesi üzerine 40 seanslık programa başladık. yarın 9. seansı alacak. henüz kayda değer bir değişim yok. ara ölçümlerle gelişmeleri `(#127582491)` şuradan takip edebilirsiniz