şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • beni adeta çocukluğuma döndürmüş animedir.

    zira bizim mahallede mikasa topu olan eren diye bi çocuk vardı.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    dostum baş karakter demişsin eleman 5. bölümde öldü? ayrıca ölmeden hemen önce 1 adet kolunu ve 1 adet bacağını kaybederek edward elric reyize selam çaktı.
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
  • --- 8. bölüm spoiler ---

    yav o kırılan duvardan bakan biri erkek biri kadın iki devin suratı nedir allasen? tapu kadastro memuru gibi... sırıtıyorlar bi de, korkunç lan!

    --- 8. bölüm spoiler ---
  • yazanların büyük bir felsefi birikime ve derinliğe sahip olduğunu düşündüğüm anime ve manga serisi. izlerken en çok etkileyen bir kaç düşünceden bahsetmek isterim.

    --- spoiler olabilir ---

    serinin bir bölümünde, askeri birlikteki okulda en iyi dereceyi yapanlar surun en güvenli, en risksiz yani en iç tarafında görevlendirilmek istiyorlar ve bu konuda, "insanlar bir işi yapmamak için o işi en iyi şekilde öğreniyorlar" gibi bir mantıksızlıktan bahsediliyor. örneğin doktorlar, göz ya da kbb gibi en temiz ve görece rahat işi yapabilmek için tus'tan en yüksek puanı almaya çalışıyorlar. bu ne demek, ellerini daha az kana bulamak için o işi en iyi şekilde öğreniyorlar. ama en iyi öğrenenlerin ellerini kana bulayarak daha riskli işleri yapmaları daha mantıklı değil mi?

    ikincisi ve zaten attack on titan'ın temel dertlerinden biri olan, dışarıdan, dışarıdakinden, bilinmeyenden korkmak ya da korkutulmak durumunun insanda yarattığı eylemsizlik. aslında güvenli olmadığı bilinen duvarların arkasında rahat yaşamayı bekleyen ve bunun için hiç bir şey yapmayan (buralar tanıdık geldi değil mi?), yapmaya çalışanları da hemen suçlayan insanları görüyoruz. zaten onların hepsini devler bir şekilde yiyor. biz de izlerken alışıyoruz, üzülmüyoruz bile. durduk yere kimse ölmüyor, hepsinin bir sebebi oluyor mutlaka. bazıları tesadüfi görünse de iyice düşününce bir şeyler çıkabilir. eren'in annesine dahi bir sebep bulunabilir.

    --- spoiler olabilir ---
  • cok fazla bagiris cagiris barindirmasi da elestirilen anime. gecen yolda giderken denedim, iyi triplere sokuyor adami. bos bir yerlerde girtlagini yirtarcasina ve hafif ince tonda "mikasaaaggghhhhhhhhh" diye bogur bak, arkadan bir hatun cikip sakin tonla "arrr(u)min" diyecekmis gibi oluyor. seiyu abilerimiz ablalarimiz da baya egleniyorlardir bu bogurmeli sahnelerde galiba.
  • shounen seinen muhabbetine takılmamak lazım bu kadar. hedef kitle tanımıdır, tanrı kelamı değildir. shingeki hikaye ve karakter gelişimi bakımından shounendir ama daha ilk bölümünde kan gövdeyi götürür. neticede %100 shounen olana da shounen deniyor, %51 olana da. belli ki geniş tutmak istemişler biraz hedefi, pergel açık duruyor.
    her popüler seri gibi fanlarının yanında overratedcilerini de yaratmıştır. hoşuma gitmeyen, züppe bir kelime bu. sanki elinde mühür varmış da, neyin beğenilip neyin beğenilmemesi gerektiğini o belirliyormuş gibi. ben o kadar beğenmedim de geç. overrated deyip, üzerine bi de hiç anime izlememişler/manga okumamışlar patlatınca çok itici oluyorsun. beğenenler de bir sürü izlemişlerdir kafanızı yormayın. hem gerçekten izlememiş olsa ne olacak? beğenen birini, kendi overratedını mazur göstermek için aşağılama hakkını nereden alıyor insanlar merak ediyorum. ayrıca, aynı başlıkta hem ilginç bulup hem klişe suçlamasının mantığını da hiç anlamıyorum.
    açılıştan 8. bölüme kadar olan kısım gibi heyecanlı başlayan az anime gördüm. çok sürükleyiciydi gerçekten. içine aldı. müzik kullanımı da çok başarılıydı. ha sonra aynı heyecan sürmedi ama beklemiyordum zaten o kadarını. gene de belirli bir seviyeyi tutturdular. çıtası olan bir seri shingeki no kyojin. ben 31 yaşında bi adam olarak "mehehe, yürü be!" diye diye izledim ilk sezonu. sene sonunu bekliyorum figürler için. seineni de geçtik ebeseinen olduk diye içimizdeki shouneni gömmedik ya
    edit: yazımdan belli ama ne olur ne olmaz söyleyeyim, animesi için konuşuyorum.
  • hayret kimse yazmamis, production i g tarafindan animeye cevrilmekte bu. bunun animesindeki titanlari ilk gordugumde "lan bunlarin tipleri bi yerden tanidik geliyor" demistim, ama cikartmamistim. bu gece kill bill'i yeniden izledim, ve derdime derman buldum, uktemi doldurdum.

    kill bill'deki anime sahnelerin yapimcisi da production i g, ve bu sahnedeki karakterlerin cizimleri(ornek 1), bizim zivanadan cikip saga sola yalpalayarak kosturan titanlarin cizimlerini andiran hava var(ornek 2), ki "bi yerden benziyor lan" demem buradan kaynaklanmis vaktinde.

    bitmedi, vaktinde blood the last vampire'i yapan studyo da, bildiniz, production i g.

    kill bill'de o-ren shii'nin kucukluk halini saya kiliginda goruyoruz, geleneksel okul kiyafetleriyle. o sahnenin linkini vermeyeyim spoiler olur kill bill izlemeyenler icin; ancak su bakislarda saya'yi gorur gibi olur blood'i bilenler.

    o-ren shii'nin bakislari: http://media.animevice.com/…6796-o_ren_ishii_19.jpg
    saya: http://4.bp.blogspot.com/…m/s1600/blood+%281%29.jpg

    yakinda yeni trivia'larla karsinizda olacagiz. bizden ayrilmayin.
    parmaktan sonra..
  • bir seriyi eleştirmeden önce öncelikle bazı kriterleri bilmemiz gerekir. bu seri ne serisidir? shounen serisidir. peki shounen serileri genellikle hangi yaştaki okuyuculara veya izleyicilere hitap eder? elbette 10 veya 16 yaş arasındaki çocuk ve gelişmekte olan kitlelere. ama one piece veya full metal alchemist gibi aşmış serileri de örnek verecek olursam tamamen bir kısıtlama yoktur shounen okuyan veya izleyen kesim için. 50 yaşına kadar gideri vardır bu kitlenin. daha sonra bu seri hangi dergide yayınlanmaktadır. aylık mıdır ya da haftalık bir seri midir? kodansha'nın bessatsu shounen dergisinde aylık olarak yayınlanmaktadır. eğer fma'nın mangakası gibi güzel bir hikaye anlatıcı değilseniz her ne kadar seriniz gaz başlasa bile sonradan okuyucu kitlenin ilgisini maksimum seviyede zor bir iştir ve bu serinin mangasını okuyan arkadaşlarımın da bahsettiği üzere mangası sonradan baya hikaye bakımından zayıflamış durumdadır. şimdi bu serinin aylık shounen serisinde yayınlandığından bahsetmiştim. öncellikle eğer çok iyi bir seri olsaydı bunu weekly jump veya fairy tail'in yayınlandığı shounen dergileri bünyesine alır bunu haftalık olarak yayınlatırlardı. bu nedenden dolayı karakterlerin arkaplan hikayelerine değinmek daha kolay olur ve karakterler ile duygusal bağ kurmak daha kolay bir iş olurdu. ama böyle aylık bir dergide yayın yapıyorsan bazı şeyleri ortadan kaldırıp, hikayeyi de hızlandırıp ve okuyucunun ilgisini düşürmeden flashbackler ile en azından ana karakterlerin geçmişine (mikasa ve eren) değinebilir okuyucunun kafasında mantık hatalarına yer vermeyip. evet bu bir shounen serisi ve karakterlerin çoğu ergen. ne demiştim shounen okuyucu kitlesi bizim buradaki gibi okumuş ve artık bir yaşa gelmiş eşek kadar bir okuyucu ve izleyici kitlesi değildir. şimdi sen on ila on dört yaşındaki bir adama askeri terimlerden zart zurt diye bahsetmeye başlarsan bu çocuk aptallaşır ve ulan ben ne okuyorum diye daha o dergiyi almaz. mangaka burada hikayesini oluştururken yaptığı türe bağlı kalarak her kitleye seslenmeye çalışıyor ve bu demin de belirttiğim gibi eğer yetenekli bir yazar değilsen zor iş. 10 ila 16 yaşındaki kitle genellikle lise ve ortaokul çağında olduğundan dolayı ve de bu kişiler ne askere gidip gün yüzü görmediklerinden dolayı bu adamlara bak işte bu kumandan diye yüzüne çat diye vurmak zorundasın. adam nerden bilsin eğer hayatında ilk kez böyle askeri terimli bir hikaye okuyorsa? sen alıştıracaksın çocuğa ve öğreteceksin? çocuk duygusal bağ kurmak istiyor karakterler ile? senin gibi filizofi düşünüp fantastik fantastik konuşsun mu tüm karakterler? ee sen gençliğini nasıl geçirdin diye sorarım eğer o karakterlerin kendileri ile girdiği o iç diyaloglar ve kendilerini sorgulamalar olmazsa bir insan nasıl ergenlikten yetişkin bir insan olur sorarım sana? onu bunu geçtim dört duvar içersine kapana sıkışmış bir insan topluluğunun psikolojisini sen bunu birinci elden deneyimlemediğin sürece nasıl anlayacaksın ve adamların nasıl hareket etmesi gerektiğini onlar sana mı soracak? tabii ki psikolojisi bozulmuş şekilde ve manyak, abartılı bir biçimde dışarı vuracaklar. o nazi kamplarında insanların psikolojilerinin nasıl olduğunu sanıyorsun sen. düşünen adam gibi herkes çenesini eline koyup dünyayı senin gibi sorgulamıyor ki kardeşim. her neyse dediğim gibi zaten mangası devam etmekte olan seri. animesinin de en az 26 bölüm olacağını varsayarsak animenin temposu gayet iyi gidiyor ve o kapana kısılmış insan psikolojisini de gayet güzel yansıtıyor. önceki mesajlarımda belirttiğim gibi bunun en büyük sebebi yönetmenlik ve sunum. evet hikaye sunumu zayıf gibi görünse de ama bunu anime stüdyosu almış gayet ortaya da leziz bir anime yapımı çıkarmıştır. animasyon, soundtrack ve karakterleri izleyeciye gayet güzel yansıtmıştır. serinin başında ve yönetmeni zaten tesuro araki ve bu abinin diğer yapımlarına bakarsak death note veya black lagoon gibi ortaya gayet başarılı yapımlar çıkarmışlar. diğer yandan bu abi ile ortaklaşa çalışan kobayashi yasuko'nun da yardımlarıyla normalde pek bir ilgisiz görünen hikayeyi gayet insanlara sevdiren bir yapım yapmışlar ve benim asıl korkum acaba seriyi claymore veya fma'nın ilk sürümü gibi kendine has bir son ile mi bitirecek ya da 26 bölüm ile güzel bir cliffhanger ile bitirip ikinci sezon ile ileride seriye devam mı edecekler işte onu merak ediyorum. yani demek istediğim şu seriyi başka bir stüdyo veya başka bir yönetmen yönetseydi hakkında bu kadar yorum yapılmazdı ve bundan da yüzde yüz eminim. aklımda söyleyecek daha çok şey vardı mesela shounen yapımları sevmiyorsanız ve eğer ergen hareketler ya da bazı şeylerin izleyecinin suratına vurulmasını istemiyorsanız gidip seinen seriler izleyin sizi anca monster gibi seriler patlar. bir siki beğenmeyen ekşisözlük tayfasını sinema başlıklarında görmeye alışmıştık ama iyice bir şeyleri düşünmeden böyle gelip anime başlıklarında yorum yapılması beni gerçekten üzüyor.

    edit: bir kaç kişiden mesaj geldi hayır efendim bu seri shounen değil aynen gantz gibi seinen serisidir. yine tekrar edeceğim söylediklerimi. bu seri içersinde şiddet ve kan öğelerini barındıran overrated ve klişe bir shounen serisidir. bunun nedeni ise eğer bu seri japonya'da bir shounen dergide yayınlanıyorsa sen bunu hangi kategoriye koyarsan koy bu seri shounen serisidir ve shounen serisi kriterleri barındırır içersinde. zamanında eureka 7 gibi seriler izlemiştim ve o seri izlediğim en ciddi serilerden birisiydi ama shounen serisiydi. çünkü ana karakterin peşinden koştuğu hayaller vardı. peki bu seride eren neyin nesi? tüm titanları kazıklara oturtacağım diye içi kin ve nefret ile dolmuş yani öç arayan bir shounen ana karakteri kendiside. eğer seride şiddet ve kan öğeleri sizi rahatsız edip ve bundan dolayı bu seri shounen serisi değil diyorsanız yine yanılıyorsunuz. sanırım hiç fist of the north star veya jojo's bizzare adventures'i izlemediniz. o seride şiddet ve kan öğeleri bu seride gösterilen şiddet ve kan öğelerinin yanında bir hiç kalır. iki çeşit gruba ayrılıyor shounen serileri. birincisi 8-14 yaş arası daha küçük kitle ve bu kitle daha çok digimon, yugioh veya pokemon gibi daha hafif seriler izliyor. ikincisi ise 15-18 arası kitle ve death note ve claymore tarzı seriler bu kitle tarafından takip ediliyor ve shingeki'de bu klasmana giriyor. eren zaten küçüktü felan ama büyüdü halen aynı mentalitede devam ediyor tüm titanlara ölüm diye. böyle de overrated seri bu. kısacası bu seri halen büyüme evresini tamamlayamamış bir ana karakterin intikam hikayesinin anlatıldığı, kan ve şiddet öğelerinin de izleyicinin gözüne sokulduğu ve kendisini olgun bir seri olarak gösterme ayağına yatsa da ortalama bir shounen serisi olmaktan kurtulamayan overrated bir seridir. serinin bu kadar tutmasının sebebi ise animesinin mangasından daha güzel olması ve anime stüdyosunun ortaya gayet güzel bir iş çıkarmasıdır. insanlar böyle şeyleri okumayı seviyor ve sevdiği içinde bu kadar çok tutuluyor. yani eğer bir shounen serisi eli ve ayağı düzgün bir hikaye anlatıcı tarafından anlatılıp bir mangaka tarafından çizilmiyorsa bu seriden çok fazla bir derinlik ve karakter gelişimi beklemeyin. bak samimi söylüyorum claymore bile bu seriden daha güzel o yüzden gidip o tarz seriler seyredin (hatta mangasını felan neyim okuyun) daha güzel bir şeyler bekliyorsanız. ha bir de her boku fma gibi bir başyapıt ile karşılaştıran tipler var ki onların karşısında saygı ile eğiliyorum burdan. her seri fma gibi olsaydı işte o zaman bu dünya daha güzel bir yer olurdu diyorum. hatta şuna da açıklık getireyim ve anlatmak istediğimi şu şekilde anlatayım. burada eminim bakuman adlı seriyi okuyan veya izleyen kişiler vardır. japonya'da manga dergilerinde işlerin nasıl yürüdüğünü çok güzel bir şekilde anlatıyor. bu serinin shounen serisi olduğundan bahsetmiştim. ve bu dergilerde eğer yayında kalabilmek istiyorsan okurun seriye olan ilgisini sürekli belirli bir seviyede tutman gerekiyor. her hafta oylama yapılıyor ve ilk on beş seri sırasına göre ayrı ayrı değerlendiriliyor. ilk beşte olan seriler en popüler seriler. beş ila on arasında kalan seriler yine popüler ve sevilen seriler ama eğer sıralamada onun özellikle on üçüncü sıralamanın altına düşmüşse ve en fazla dört hafta veya daha fazla bir süre on üçün altındaysan işte o zaman seni dergiden şutluyorlar. on ila on üç arası kritik ve editörler ile mangakalar daha bir üst sıralamaya çıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar beraber. ilk üç ise derginin vazgeçilmesi ve en populer shounen dergisi şu an japonya'da mesala weekly shounen jump dergisi ve genellikle ilk üç hiç bir zaman değişmez eğer ondan da popüler bir seri yoksa. şu an yamulmuyorsam bu derginin ilk sırasında genellikle one piece var ve ikinci sıra ile üçüncü sıra sürekli olarak toriko ve naruto arasında gidip geliyor. eskiden bleach vardı ama artık eskisi gibi değil ve bu üç seriyi gintama, bleach ve beelzebub gibi seriler takip ediyor. şimdi bunu uzun uzun anlattım şöyle bir kıyaslama yapacağım. bu sıralama okuyuculardan gelen oylar ile belirleniyor ve bu bir shounen dergisi olduğundan dolayı oyları en önemli kesim tabii ki 8-16 yaş arasındaki kitlenin oyları. adamlar oy yollarken tüm gerçek hayattaki bilgilerini yolluyorlar dergiye o yüzden oylama da hiç bir şike veya bir pürüz olmuyor. dediğim gibi bu yaş arasındaki okuyucu kitlenin düşünce, yorum ve oyları daha çok dikkate alınıyor ve bunu yüzde ile tavsir edecek olursam %75 ve üstü kadar bir etkileme söz konusu oyları. geri kalan %25lik kesimin içine de +16 veya +18 yaş okuyucu kitlenin yanında bayan okuyucu kitlenin de oyları dikkate alınıyor. her ne kadar shounen bir dergi olsa da her kesme hitap etmeye çalışıyor genellikle seri ve o yüzden tamamen bir kısıtlama yok. çünkü naruto ve one piece yıllardan beri takip edilen seri ve bu serileri her yaştan kesimler takip ediyor o yüzden bu seriler kalıplaşmış seriler. ama diyelim ki shingeki weekly shounen dergisinde yayınlandı. mesela şöyle mesajlarda geldi bana bu seri shounen görünümlü seinen serisi. tamam seinen serisiyse o zaman alt yaş kitlenin ortalama oylarını çıkarıp atacaksın. sadece yaş olarak yüksek kesim tarafından gönderilen oyların yeterli olmayacağından bu seri genel olarak 10 veya 13. sıralama arasında gider ve şu anda da olduğu gibi hikaye bayık bir halde devam etseydi işte o zaman bu seri bu dergi de tutunamazdı. o yüzden genellikle böyle seri yapacak kişiler daha az popüler shounen dergisinde şanslarını deniyorlar ve aylık dergiler bu mangakalar için biçilmiş kaftan. zaten eğer aylık bir dergide çok popüler ise yayınlandığın seri örneğin claymore zamanında haftalık olarak yayınlanıyordu ama mangakası biraz yaşlı olduğu için ve o haftalık strese dayanamadığı için tekrar aylık olarak seriye devam etti. bu seri de shounen serisi ama hikayesi almış başını gitmiş ve uzun zamandan da devam eden bir seri. shounen serileri ilk başta shounen kriterlerine bağlı olarak hikayelerine başlar ve bir süre bu kurallara sadık olarak devam ederler ama seri açıldıkça yazarın anlatmak istediği derin konuları da bu serinin içine açık ve imalı bir şekilde yerleştirirler ama bunu yaptıkları zaman her ne kadar üst yaş kesimden okuyucuların ilgisini çekse de bu onları seinen serisi yapmıyor. demek istediğim eğer shingeki shounen görünümlü bir seinen serisi olsaydı ve gelişmekte olan daha buluğ çağında olan okuyucu kitlenin ilgisini çekecek etmenler ile donatmamış olsaydı serilerini işte o zaman o seri yayınlandığı dergi de tutunamazdı. daha ciddi ve komplike bir uslup kullanacaksan zaten japonya'da bir sürü seinen seri yayınlayan dergi var gidip orada anlatırdın derdini. yani o zaman ne işin var gelip burada shounen dergisinde yayınlıyorsun serini? kısacası eğer bir shounen dergisinde yayınlanıyorsa bu seni shounen serisi yapar ve hitap ettiğin okuyucu kitlenin isteklerine uymak zorundasın. eğer onların isteklerini göz ardı edersen zaten serini iptal ederler. bu yüzden böyle dergilerde editör ve mangaka ilişkisi var. mangaka zincirleri kopardığı zaman editör gelip ona yardım eder. yalnış gidiyorsa seri onu doğru yola o sokar. mangaka asla ama asla okuyucuların isteklerini ne göz ardı etmeli ne de onların isteklerine uymaladır. eğer onların her dediğini yaparsa (aynı şekilde editörününde) işte o zaman yaptığı eser orjinal bir eser olmaktan çıkar. zaten örnek olarak mesela fma veya one piece'nin mangakası gibi kaliteli bir yazarsan işte o zaman dergide kendi kriterini kendin oluşturursun ve o dergide yayınlanan mangakalar ve eserini yayınlamak isteyen yeni yetme yazarlar senden örnek alırlar ama onları da çok örnek alırsan yaptığın seri çakma bir seri olur ve orjinal olmaz. mangaka dünyası gerçekten işlerin zor yürüdüğü ve dünya. o yüzden sözü fazla uzatmak istemiyorum. bu dünya hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorsanız o zaman death note'nin yazarının yazdığı bakuman adlı eseri okumanızı tavsiye ediyorum ve burada anlatmak istediğimi işte o zaman daha çok iyi anlayacaksınız.

    her neyse her ne kadar kendimi tekrar edip dursam da kısacası demek istediğim; eğer yaş itibari ile yüksek, gün görmüş ve kültür seviyesi almış başını gitmiş bir izleyici veya sözlük yazarı gelip gelip bu seriyi izlediği zaman istediği gibi sokup sokuşturabilir. bu mu lan sizin fantastik kurgu anlayışınız der. ne lan bu salak saçma ergen ana karakter de der. vay anasını adamlara bak işte bu komutanı sanki biz bilmiyormuşuz da gelip bize söylüyorlar diyip veya ba ba işin yoksa adamların iç seslerini dinliyoruz işe bak sen derler. tabii ki derler çünkü bu +16 yaşa hitap eden bir seri değil. eğer olsaydı mangaka gider daha ciddi anlamda yazardı serisini bir seinen dergisinde. işte o zaman sende mutlu olurdun bende mutlu olurdum ve o zaman yaptığın tüm eleştireleri canı gönülden okur ve hak verirdim sana. japonya'daki izleyici ve okur kitle ile yurt dışındaki anime ve manga okuyucu ve izleyici kitlesinin kafa anlayışı bir değil. sen bak geliyorsun burada pokemon'u yayınlıyorsun bizim oğlan geliyor camdan atlıyor ben pikacu'yum diye. ama yine aynı yaş ve ondan da daha küçük izleyici kitlesi böyle shounen serileri okuyor. bırak zaten pokemon oradan çıkmış ama çocuklar böyle serileri sevip bayılıyorlar ve hayal güçleri gelişiyor. yani senin çok aşırı gördüğün şey japonya'da olağan görünüyor onu demek istiyorum ve sen bu olağan görünen şeye gelip filizofi şeyler ararsan, fma ile kıyaslarsan, çok derin karakter arka planları ararsan veya ne bileyim bu nasık fantastik, doğaüstü seri dersen işte o zaman eleştirdiğin şey hakkında zerre kadar bir bilgin yok demektir. yani seni yaptığın şey sana saçma görünebilir ama hedef kitle tarafından gayet normal görülen bir durum ve dediğim gibi ortalama bir izleyici ile çoğul kitle böyle şeyleri görmeyi seviyor ve zaten böyle şeyler sattırıyor kendisini. ulan neyse bir de konuşabilsem (zaten kafanızı da saçma sapan şeyler ile doldurdum) daha çok söyleyeceğim ama türkçesi kıt bir yazarım o yüzden yalnış yazdığım bir şey veya anlaşılmamış bir şey var ise affola.
  • tam olarak şudur.
  • --- spoiler ---

    mutlak kötü ve mutlak iyinin olduğu; bunlar arasındaki sonsuz savaşı konu alan yapımlardan cidden bıkmadınız mı? sıkılmadınız mı kardeşim hep aynı şeylerin farklı sunumunu izlemekten de gelip burada aot'a klişe dolu aksiyona döndü diyorsunuz.

    burada iddia edilenin aksine aot klişelerle dolu bir aksiyon değil. merak unsurunu en üst seviyede tutan bir aksiyon yapımı. ama bunu yaparken bu taraf iyi bu taraf kötü demiyor. bu yüzden ki kötü dediğimiz devlerin nasıl yaratıldığını öğrendiğimizde üzülüyoruz. bu yüzden ki kötü diye tanıdığımız karşı tarafın da aslında diğer insanlardan hiçbir farkı olmadığını öğreniyoruz, onların da hırsları, kusurları, amaçları, hayalleri, yanlışları, doğruları vs var. karşımıza ilk bölümlerde kahraman diye çıkan eren'in zaman içerisinde acımasızlaştığını, amaçları doğrultusunda kimsenin gözünün yaşına bakmadığını görüyoruz.

    siyahın ve beyazın mücadelesini anlatan tonla "klişe" bulabilirsin ama grinin başka bir griyle olan mücadelesini anlatan çok yapım bulamazsın. zaten delik deşik senaryo lafına cevap verme gereği bile duymuyorum, anime sektörünün en tepe hikayelerinden bir tanesi bu. senaryosu saçmalamıyor, yolundan sapmıyor, seyircisini şaşırtmak için saçma sürprizler yapmıyor. her şey olması gerektiği şekilde, tutarlı bir şekilde ilerliyor ve buna rağmen seyirciyi şaşırtacak olaylar oluyor. bu senaryoya delik deşik diyene bu tip yapımlar hitap etmiyordur, başka açıklaması yok.
    --- spoiler ---
  • animeseverler için ortalama üstü bir yapım ancak daha geniş ele alındığında görsel sanatlar açısından müthiş bir şölen sunduğu inkar edilemez. görüntü ve sanat yönetmenliği olarak çok üst düzey planları var ve sadece bunun için izlemeye değer.