şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • beni adeta çocukluğuma döndürmüş animedir.

    zira bizim mahallede mikasa topu olan eren diye bi çocuk vardı.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    dostum baş karakter demişsin eleman 5. bölümde öldü? ayrıca ölmeden hemen önce 1 adet kolunu ve 1 adet bacağını kaybederek edward elric reyize selam çaktı.
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
  • --- 8. bölüm spoiler ---

    yav o kırılan duvardan bakan biri erkek biri kadın iki devin suratı nedir allasen? tapu kadastro memuru gibi... sırıtıyorlar bi de, korkunç lan!

    --- 8. bölüm spoiler ---
  • insanların kafası bayağı karışmış,
    yardımcı olup 3 ve 4 üncü sezon ile ilgili ufak tefek karışıklıkları gidereyim
    ayrıca özet niteliğinde bir zaman çizelgesi de yazdım,
    4üncü sezon hangi zamanda geçiyor, 3 hangi zamanda geçiyor spoilerlı kısımda anlattım. (mangadan spoiler yok içiniz rahat olsun, yayınlanan son bölümü izlediyseniz, tüm entry'ı okuyabilirsiniz)

    şimdi öncelikle:

    animeyi takip eden bazı arkadaşların haberi olmayabilir: üçüncü sezon, 2 parça olarak yayınlandı. yani:

    * shingeki no kyojin - season 3
    * shingeki no kyojin - season 3 (part 2)
    şeklinde.

    yani ortada 2 tane üçüncü sezon var.
    part 2 anlayacağınız üzere season 3'ün devamı.

    season 3'ün önüne, (part 1) diye yazmadıkları için, bazı izleyiciler, üçüncü sezonun part 2 diye bir devamı olduğunu anlayamamış ve sadece part 1'i izleyip bırakmışlar. normaldir. aşağıya linkleri bırakıyorum:

    shingeki no kyojin season 3

    season 3 part 2

    sanırım salgından ötürü üçüncü sezonu bitiremeyip yarım kalınca,
    devamını sezon 3 part 2 olarak çektiler.
    dolayısı ile 3'üncü sezon yalnızca 12 bölüm değildir, 10 bölümlük part 2'yide ekleyince toplamda 22 bölümdür.

    şimdi gelelim ana mevzuya, 4üncü sezona.

    bazı arkadaşlar, ulan ne oluyor, bu marley, eldian, bu savaş, osmanlı askerine benzeyen fesli askerler, ortadoğu federasyonu diye şeylerde nerden çıktı diye düşünmüş.
    mangadan spoiler vermeden açıklayacağım.
    mangayı okumayanlar gönül rahatlığı ile buradan sonrasını okuyabilir.

    4üncü sezonun ilk bölümünü izlemeyenler için buradan sonrası spoiler.

    --- spoiler ---

    şimdi,
    3'üncü sezonun ikinci, son part'ının, son bölümünde ne olmuştu?

    bizim başrol elemanlar etraftaki tüm devleri temizleyip dim direk at koşturarak devam edip, denizin kıyısına vardıklarını, bir adada yaşadıklarını anlamış,

    ve zırhlı dev, canavar dev gibi ülkelerine saldıran devlerin dış dünyadan geldiklerini, yani dış dünyada da yaşam-insanlık olduğunu anlamışlardı.

    dolayısı ile erwin smith reis (sarı saçlım mavi gözlüm <3), haklı çıkmış,
    asıl düşmanın insana dönüşebilen devler değil,
    deve dönüşebilen insanlar olduğu,
    yani kendileri dışında insan toplumlarıda var olduğu kesinleşmişti.
    yani düşman canavarlar değil
    düşman yabancı insanlar.

    işte ilk bölümde dış dünyada neler olup bitiyor, bunu izliyoruz. fakat aradan 4 yıl geçmiş.

    bölümün bize gösterdiği şey şu:

    *marley denen bir ülke var. bu ülkenin vatandaşları marleyan
    (bazı türkçe çevirilerde marleyliler olarak çevrilmiş, siz anlayın işte).
    bu ülkenin askerlerinin başlıkları, aynı birinci dünya savaşında ingiliz askerlerinin taktıkları geniş tabak benzeri başlıklara benziyor.

    *bu marleyanların hükmü altında, eldian (eldia'lılar) isimli bir azınlık halk var.

    *eldialılar, eldialı oldukları belli olsun diye marley devletinin zoruyla, sol kollarında yıldız desenli bir kolluk taşıyorlar. (aynı naziler döneminde yahudilerin, yahudi olduğu bilinsin diye, zorunlu olarak kolunda davut yıldızı kolluğu taktığı gibi)

    *marleyliler, eldialılardan tiksiniyorlar. bunun sebebi sadece eldialıların titana dönüşebilmesi.
    bundan ötürüde marleyliler, eldialıları canavar, katil, iblisin dölü, olarak adlandırıyorlar.
    onları savaşta ön cephede tehlikeli ölüm riski yüksek görevlerde kullanıyor veya intihar bombacısı olarak düşmanlarının üzerine yolluyor.

    *marley devletinin bu bölümde izlediğimiz düşmanı ise
    esmer, koyu renk sakalları olan, fes takan, ortadoğu federasyonu isimli bir başka ülke/federasyon. (bildiğin osmanlı-mısır varyantı bir ülke.)
    bölümün sonlarında gösterilen kıyıdaki şehirde-kasabada,, dikkatli izlenirse, kubbeli yapıları da görmek mümkün.

    *bölümde gabi isimli küçük kız, düşman siperlerine doğru yürürken,
    düşman ülke olan ortadoğu federasyonunun askeri, yanındaki diğer askere diyor ki:
    "bu kız bir eldialı olabilir, deve dönüşebilir, öldürelim."

    demek ki buradan çıkan sonuç: sadece eldialı halklar/ırklar deve dönüşebiliyor.
    (bakın bu spoiler değil. bu aslında dikkatli bir izleyicinin fark etmesi gereken bir bilgi)

    *marleyli komutanın "bir zamanlar biz marleyliler böyle devler tarafından öldürülüyorduk" dediğine göre demek ki eski zamanlarda eldia ve marley ırkı savaştaymış. savaşı marley kazanmış olsa gerek ki, eldialılar, marley devletinin esareti altında yaşıyorlar.

    *marleyliler, bu eldialılardan tiksindikleri ve onları şeytanın dölü olarak gördükleri için onları kendi ülkelerinde köle gibi kullanıyor, ve onların deve dönüşme özelliğini askeri bir silah olarak kullanıyorlar.
    bölümde izlediğimiz gibi bazılarını ön cephede piyon olarak kullanıyorlar.
    bazılarını zeplinden aşağı atıp havadayken akılsız devlere dönüştürerek dev bombardımanı olarak kullanıyorlar.
    bazılarını ise, zırhlı treni patlatan küçük kız gabi gibi, özel bir eğitim vererek, akıllı devleri miras alması için eğitiyorlar.

    peki ne demek bu devi miras almak?
    önceki sezonlardan hatırladığınız gibi deve dönüşme özelliği kazanan bir insanın ömrü kısalıyor ve deve dönüştükten 13 yıl sonra ölüyorlar. akıllı dev aktarımının gerçekleşmesi için akıllı dev sahibi insan ölmeden önce, normal bir insanın akılsız bir deve dönüşüp akıllı deve sahip insanı yemesi gerekiyor.
    bu bölümde anladığımız üzere:
    bizim zırhlı dev reinar'ın 13 yılı dolmak üzere olduğu için, bir eldialı, zırhlı devi miras almak zorunda. marley devleti, gabi ve silah arkadaşlarından biri bu devi miras alabilsin diye savaş eğitim veriyor, cepheye yolluyor. gabi ve yanındaki diğer küçük çocukların hepsinin kolunda eldia kolluğu var dikkat ederseniz.

    peki bu savaş nereden çıktı?
    marley isimli ülke ile ortadoğu federasyonu isimli fererasyon neden savaşıyor?

    çünkü marley tüm dünyaya hakim olmak istiyor.
    bütün gücü ise sahip olduğu "titan" silahından geliyor.
    bölümde de gördüğünüz üzere adamlar akılsız devleri zeplinden atarak bombardıman için falan kullanıyor ahahahah güzel fikir lan.

    fakat bir sorun var kurucu titan, bütün titanları yönlendirme gücü olan ilk titan, bizim başroldekilerin yaşadığı adada, kral fritz isimli adamın ellerinde. dolayısı ile marley devleti, kral fritz'i tüm dünya açısından bir tehdit olarak görüyor. marley, kurucu devi ele geçirmesi lazım ki rahat etsin.

    (bakın bu da spoiler değil, öyle gibi görünüyor fakat 3'üncü sezonu dikkatli izlemiş biri, 4üncü sezonun ilk bölümünü de izleyince olayları anlıyor zaten)

    bu kurucu titan, kral fritzin eline nasıl geçmiş, nolmuşda geçmiş, bu ada neyin nesi falan animeyi izleyen biri henüz bilmiyor. mangada açıklandı, animede ise 4üncü son sezonda açıklanacak.

    gelelim zaman çizelgesine:

    marley devleti bu kurucu devi ele geçirmek için günümüzden yıllar önce, bizim eren-mikasa-armin'inin yaşadığı adaya operasyon yapıyorlar ve devlerden oluşan bir ekibi adaya yolluyorlar. bu esnada bizim eren mikasa armin falan daha veletler. operasyon günü erenin annesi falan ölüyor bildiğiniz üzere.

    burada 1'inci sezon başlıyor.

    marleyin elinde o zaman ("bildiğimiz kadarıyla") :

    -devasa titan (bertolhd)
    -dişi titan (annie)
    -zırhlı titan (reinar)
    -çene titan (bu veledin adını unuttum ama yoldayken bunu akılsız bir dengesiz titan yiyor bildiğiniz üzere. o kişi de ymir isimli kız.)
    -canavar titan var. (zeke)
    -cart titan (hoşşek titan :d)

    3 sezon boyunca olaylar gelişiyor ve
    üçüncü sezonun finalinde hepimizin izlediği gibi
    canavar dev, zırhlı dev, çene dev başarısız olup kaçıyorlar. yani operasyon başarısız.

    kurucu devi alayım derken,
    ellerindeki dişi titan ve colossal titan'larından oluyorlar. 2 tane silahları gidiyor yani.

    dişi titan yani annie, kendini kristale hapsediyor.
    colossal titanı da armin yiyerek armin ele geçirmiş oluyor.

    mecburen,
    canavar titan (zeke)
    zırhlı titan (reinar)
    çene titan (ymir)

    geri ülkeleri marleye dönüyorlar.
    bu esnada bizim adadaki başrol karakterlerimiz duvarların dışına çıkıp, at sürerek denize ulaşıp bir adada yaşadıklarını anlıyorlar.

    bu bölümden anlıyoruz ki marley 2 tane titanından olup düşmanlarına karşı olan üstünlüğü azaldigi icin ortadoğu federasyonu isimli bir ülke ile aralarında savaş başlamış.
    erenlerin adanin kiyisina ulaşması ve reinar ile canavar dev zekenin adayi terkedip ülkeleri marleye donmelerinin üzerinden 4 yıl geçiyor ve 4üncü sezon başlamis oluyor.

    şuan günümüzde, marleyin ellinde (bildiğimiz kadarıyla) yalnızca 4 dev var.
    canavar dev (zeke)
    zırhlı dev (reinard)
    çene dev (galliard)
    binek dev (pierce)

    peki bu galliard kim?
    hatırlarsanız, çene dev en son ymir isimli küt saçlı çilli bir kızdaydı.
    demek ki bize gösterilmeyen bu 4 yıl içinde o kız ölmüş, 13 yılı dolmuş (veya dolmadan öldürülerek), çene titanı galliard isimli bir marley askerine aktarılmış.
    tabi sadece eldia ırkının titan dönüşme özelliği olduğu için, bu galliard'ın marleyde yaşayan bir eldialı olduğunu anlamış olmanız lazım.

    marleyin elinde başka titanlar var mı? yeni tür titanlar görecek miyiz, bu 4 yıl içerisinde bizim adadakiler n'apmış sahilde rakı balık mı yapmış falan filaan hepisini zaten ilerleyen bölümlerde izleyeceğiz.

    sorusu olan yeşillendirebilir.

    kalın sağlıcakla.

    --- spoiler ---

    edit ; yazida ufak tefek hatalar yapmışım onları yarin düzelteceğim.
    cart titan isimli 4 ayakli tasiyici titani unutmusum mesela.
    eşşegı ahirda unuttuk lan cmxmxmxm

    edit2: hatalar duzeltildi. ayrica bolumu tekrar izledim, ortadoğu federasyonu ile marley arasindaki savas, marleyin elindeki devlerin sayisinin azalmasi yuzunden baslamis. daha dogrusu paradise adasi operasyonunun basarisizligi yüzünden. zeke paraşütle atlarken havada kendine kendine dusunurken diyor. o kismida duzelttim.
  • yazanların büyük bir felsefi birikime ve derinliğe sahip olduğunu düşündüğüm anime ve manga serisi. izlerken en çok etkileyen bir kaç düşünceden bahsetmek isterim.

    --- spoiler olabilir ---

    serinin bir bölümünde, askeri birlikteki okulda en iyi dereceyi yapanlar surun en güvenli, en risksiz yani en iç tarafında görevlendirilmek istiyorlar ve bu konuda, "insanlar bir işi yapmamak için o işi en iyi şekilde öğreniyorlar" gibi bir mantıksızlıktan bahsediliyor. örneğin doktorlar, göz ya da kbb gibi en temiz ve görece rahat işi yapabilmek için tus'tan en yüksek puanı almaya çalışıyorlar. bu ne demek, ellerini daha az kana bulamak için o işi en iyi şekilde öğreniyorlar. ama en iyi öğrenenlerin ellerini kana bulayarak daha riskli işleri yapmaları daha mantıklı değil mi?

    ikincisi ve zaten attack on titan'ın temel dertlerinden biri olan, dışarıdan, dışarıdakinden, bilinmeyenden korkmak ya da korkutulmak durumunun insanda yarattığı eylemsizlik. aslında güvenli olmadığı bilinen duvarların arkasında rahat yaşamayı bekleyen ve bunun için hiç bir şey yapmayan (buralar tanıdık geldi değil mi?), yapmaya çalışanları da hemen suçlayan insanları görüyoruz. zaten onların hepsini devler bir şekilde yiyor. biz de izlerken alışıyoruz, üzülmüyoruz bile. durduk yere kimse ölmüyor, hepsinin bir sebebi oluyor mutlaka. bazıları tesadüfi görünse de iyice düşününce bir şeyler çıkabilir. eren'in annesine dahi bir sebep bulunabilir.

    --- spoiler olabilir ---
  • gabi ilk üç sezonu izle gel , amk kızı kudurma artık
  • cok fazla bagiris cagiris barindirmasi da elestirilen anime. gecen yolda giderken denedim, iyi triplere sokuyor adami. bos bir yerlerde girtlagini yirtarcasina ve hafif ince tonda "mikasaaaggghhhhhhhhh" diye bogur bak, arkadan bir hatun cikip sakin tonla "arrr(u)min" diyecekmis gibi oluyor. seiyu abilerimiz ablalarimiz da baya egleniyorlardir bu bogurmeli sahnelerde galiba.
  • shounen seinen muhabbetine takılmamak lazım bu kadar. hedef kitle tanımıdır, tanrı kelamı değildir. shingeki hikaye ve karakter gelişimi bakımından shounendir ama daha ilk bölümünde kan gövdeyi götürür. neticede %100 shounen olana da shounen deniyor, %51 olana da. belli ki geniş tutmak istemişler biraz hedefi, pergel açık duruyor.
    her popüler seri gibi fanlarının yanında overratedcilerini de yaratmıştır. hoşuma gitmeyen, züppe bir kelime bu. sanki elinde mühür varmış da, neyin beğenilip neyin beğenilmemesi gerektiğini o belirliyormuş gibi. ben o kadar beğenmedim de geç. overrated deyip, üzerine bi de hiç anime izlememişler/manga okumamışlar patlatınca çok itici oluyorsun. beğenenler de bir sürü izlemişlerdir kafanızı yormayın. hem gerçekten izlememiş olsa ne olacak? beğenen birini, kendi overratedını mazur göstermek için aşağılama hakkını nereden alıyor insanlar merak ediyorum. ayrıca, aynı başlıkta hem ilginç bulup hem klişe suçlamasının mantığını da hiç anlamıyorum.
    açılıştan 8. bölüme kadar olan kısım gibi heyecanlı başlayan az anime gördüm. çok sürükleyiciydi gerçekten. içine aldı. müzik kullanımı da çok başarılıydı. ha sonra aynı heyecan sürmedi ama beklemiyordum zaten o kadarını. gene de belirli bir seviyeyi tutturdular. çıtası olan bir seri shingeki no kyojin. ben 31 yaşında bi adam olarak "mehehe, yürü be!" diye diye izledim ilk sezonu. sene sonunu bekliyorum figürler için. seineni de geçtik ebeseinen olduk diye içimizdeki shouneni gömmedik ya
    edit: yazımdan belli ama ne olur ne olmaz söyleyeyim, animesi için konuşuyorum.
  • --- spoiler ---

    mutlak kötü ve mutlak iyinin olduğu; bunlar arasındaki sonsuz savaşı konu alan yapımlardan cidden bıkmadınız mı? sıkılmadınız mı kardeşim hep aynı şeylerin farklı sunumunu izlemekten de gelip burada aot'a klişe dolu aksiyona döndü diyorsunuz.

    burada iddia edilenin aksine aot klişelerle dolu bir aksiyon değil. merak unsurunu en üst seviyede tutan bir aksiyon yapımı. ama bunu yaparken bu taraf iyi bu taraf kötü demiyor. bu yüzden ki kötü dediğimiz devlerin nasıl yaratıldığını öğrendiğimizde üzülüyoruz. bu yüzden ki kötü diye tanıdığımız karşı tarafın da aslında diğer insanlardan hiçbir farkı olmadığını öğreniyoruz, onların da hırsları, kusurları, amaçları, hayalleri, yanlışları, doğruları vs var. karşımıza ilk bölümlerde kahraman diye çıkan eren'in zaman içerisinde acımasızlaştığını, amaçları doğrultusunda kimsenin gözünün yaşına bakmadığını görüyoruz.

    siyahın ve beyazın mücadelesini anlatan tonla "klişe" bulabilirsin ama grinin başka bir griyle olan mücadelesini anlatan çok yapım bulamazsın. zaten delik deşik senaryo lafına cevap verme gereği bile duymuyorum, anime sektörünün en tepe hikayelerinden bir tanesi bu. senaryosu saçmalamıyor, yolundan sapmıyor, seyircisini şaşırtmak için saçma sürprizler yapmıyor. her şey olması gerektiği şekilde, tutarlı bir şekilde ilerliyor ve buna rağmen seyirciyi şaşırtacak olaylar oluyor. bu senaryoya delik deşik diyene bu tip yapımlar hitap etmiyordur, başka açıklaması yok.
    --- spoiler ---
  • sanki çoğu kişi erenin asıl amacını ve ymir muhabbetini kaçırmış, anlayamamış gibi geldi.
    oradaki önemli detayı yazayım:

    önedit: son sayının türkçe çevirisi çıkınca daha bir oturdu, haliyle aşağıda yazdığım final teorisinde ufak bir değişikliğe gitme kararı aldım. onunda ne olduğunu bu entrynin en sonundaki "edit 1:" isimli editte yazdım. iyi okumalar.

    manga finali spoiler
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .

    erenin ilk sezon ilk bölümden beri tek bir hedefi var: o da (bkz: tüm devleri yok etmek)..

    devlerin kaynağı ne?

    2000 yıldır, paths isimli bomboş sonsuz bir çölde (orası bir tür araf gibi) devleri yaratmaya devam eden ymir.

    paths'deki zaman kavramı tamamen farklı. geçmiş, şimdi ve gelecek, tüm her şey paths'de zaten orada aynı anda oluyor.
    olmuş olan, oluşmakta olan ve oluşacak olan her türlü dev, zaman kavramının farklı olduğu paths'deki ymir tarafından kumlar ile oluşturuluyor aslında.

    peki bu ymir neden 2000 yıldır path'de ha bire dev oluşturuyor.
    çünkü kız hala kral fritz'in emirlerine sadık.
    neden sadık,
    çünkü kral fritze aşık olmuş.

    o halde bu kızın devleri yaratmayı bırakması ve böylece (bkz: tüm devlerin yok olması) için ne olması lazım?
    yimirin kral fritze olan aşkının sonlanması lazım.

    eren ymirin, fritze olan aşkını nasıl sonlandırıyor?

    şöyle : eren düşünüyor: öyle bir şey yapmalıyım ki, mikasa bana karşı çıkmalı hatta beni öldürmeli. buna tanık olan ymirde, kendi aşkı olan 2000 yıl önceki kral fritzin emrine karşı gelmeyi akıl edebilmeli ve böylece devleri yaratmayı bırakmayı düşünebilmeli. dev yaratmazsa tüm devler yok olur.

    ne yapıyor peki? planı ne: tüm dünyayı yok etmeye çalışmak.
    mikasa ereni hala sevmesine rağmen erenin tüm dünyayı yok edeceğini düşünerek onu öldürmek zorunda kalıyor,
    buna tanık olan ymir de,
    "aaa, şuan mikasanın yaptığı gibi, bir insan sevdiğine karşı çıkıp onu öldürebilir ama onu hala sevmeye devam edebilir "
    diye düşünüyor ve fritzin 2000 yıl önce vermiş olduğu emre karşı çıkarak dev yaratmayı bırakıyor.

    böylece, eren ana amacına ulaşıyor,
    (bkz: tüm devler yok oluyor.)
    final...

    ha tabi ymirin krala olan aşkı devam ediyor mu, emre karşı çıktığı gibi bir de aşkı da mı sonlandı bilemiyoruz.
    sonuçta kralın isteğine karşı gelerek dev yaratmayı bırakmış oldu.
    tabi çevirim yetmediği için, aşkı sonlandı mı o kısmı anlamamış olabilir. fakat dev yaratmayı bırakıyor. bunu anlıyoruz.

    bunun kanıtı olarak zaten bir önceki bölüm 138'in son karesinde, mikasa erenin kafasını kesip onu öldürdükten sonra erenin kesik kafasını öperken , arkada ymir tüm bu olan olaya gülümseyerek bakıyordu.
    herkes 138'in sonunda,
    lan bu ymir ne arıyor orada,
    mikasa erenin kopuk kafasını öperken neden arkada ymir gülümsüyor,
    ne alaka diye sorup durmuştu reddite ve sözlükte.
    ahanda işte şimdi sebebini anladınız:

    o an anlıyor ki, insan sevdiğine karşı çıkabilir, hatta onu öldürebilir ama hala onu sevebilir.
    yimir bunun farkına varıp yaptığı işi, dev yaratmayı bırakıyor ve haliyle tüm devlerde yok oluyor, olay bundan ibaret.

    zaten o kareden hemen sonra final bölümünde görüyoruz ki hooop devler buharlaşmaya başlamış.
    mikasanın erenin kafasını kesip öptüğü sahne ile devlerin buharlaşmaya başlayarak yok olduğu sahne hemen birbirinin devamı.
    sadece manga da araya arminle erenin konuşmasını eklemiş isayama.

    ayrıca erenin planın yan amaçları da var: kendisini yok etmeye çalışan eldialıların ve marleylerin omuz omuza çarpışması ve böylece dünyaya barış gelmesi,
    eldialıların kahraman olarak görülmesine sebebiylet vererek ve tüm devleri yok ederek böylece eldianın şeytan olarak görülmeye devam edilmemesi,
    yani yaptığı plan bir çok işe yarıyor aslında.
    falan filan...

    ha akılda çeşitli sorular var tabi
    -mesela şu 40 ayaklı devlerin kaynağı olan canlı da mi buharlaştı?
    -buharlaşırken görmedik o şeyi ??
    -insan onu bir gösterir aga ne oldu o canlıya?
    -şuan ymir nerede? hala pathsde mi?
    -yoksa ruhu paths'den çıkıp özgürü mü kaldı?
    -ymirin içine düştüğü içi su dolu ağaç neyin nesiydi?
    -tüm ağaçların atasıymıydı, viking mitolojisindeki gibi ygdrasil agacı gibi bir şey miydi?
    -neden o kadar uzun ince farklı bir ağaçtı o?
    -neden içi su doluydu?
    -o agacın gövdesi neden yukarı doğru kollarını uzatmış ve birbirlerine dayanmış kadın ve erkek gibi görünüyordu?
    neydi onlar adem ve havva mı?
    -insanlar deve dönüşürken gökten düşen yıldırım nereden geliyordu? paths'den mi?
    -deve dönüşürken oluşan yıldırım niyeydi?
    -devlerin kaynağı olan 40 ayaklı canlı nereden geldi o ağaca, ne işi vardı o ağacta, şimdiye kadar hiç bir canlı hayvan o ağacın içine düşmemiş mi yanlışlıkla yani?
    vs vs vs.
    sorular da sorular...
    edit: 4üncü sezonun sonunda falconun sersemken "ben az önce elimde kılıçlar ile uçmuyor muydum ya" demesi mesela hala soru işareti...
    elinde kılıçla uçmak paradise adasındaki 3 boyutlu manevra techizatı kullananlara yönelik bir olay.
    falco neden böyle bir şey gördüğünü sandı veya gördü sersemken?
    serinin bir tür spin-offu yapılsa ne iyi olur.

    ne diyelim, 2012 yılında başladım bu seriye.
    o zaman 22 yaşındaydım, şuan 31.
    9 yılım bu hikaye ile geçti.
    çantası, cüzdanı, kolyesi, t-shirtü... her bir haltı var bende.
    şarkı listemde müzikleri...
    e.m.a isimli şarkısını 9 yıldır hala açar dinlerim mesela.
    insan 9 yıllık sevgilisinden ayrılmış gibi hissediyor.

    cevapsız bıraktığı sorular sebebiyle biraz beklentinin altında bir final gerçekleştirdi.
    özellikle aşırı merak konusu olan, canlıların kaynağı olan 40 ayak nereden geldi, tam olarak neydi sorusu cevaplanmadığı için çok kursağımızda kaldı.
    gerçi zekenin öğretmeni olan beyzbol toplu gözlükle eleman, ismini hatırlayamadım, devlerin kaynağı, tüm organik maddelerin kaynağı olan bir şey olabilir, demişti gözümüze soka soka.
    sanırım isayama, 40 ayaklı canlının tüm organik bileşenlerin atası ve ilk formu olduğunu düşünmemizi istedi.

    kuş teorisi doğru çıktı ya ona çok şaşırdım.
    çeşitli sahnelerde sürekli gözümüze sokularak gösterilen kuş, ciddi ciddi eren veya erenin bir tür avatarı çıktı. vay arkadaş...

    vay be, 2012 yılında seriyi ilk izlediğimde hiç bir serideki kadar merak etmemiştim acaba devler nedir, kaynağı nedir, neden deve dönüşürken yıldırım düşüyor oraya kırmızı şekilde diye. aşırı meraklı heyecanlıydım bir an önce finali gelsin her şeyi öğrenelim istiyordum.
    9 yıl geçti aradan ve bugün geldi...

    elbette sonuçta bu bir hikaye.
    gerçek değil.
    bir yazar oturuyor ve nasıl bir şey üretsem diye düşünüyor.
    ortaya hikaye çıkıyor.
    ben de roman ve hikayeler yazan biriyim, her ne kadar henüz hiç biri bitmemiş ve kitap olarak çıkmamış olsa da, kendimi bir yazar bir hikaye anlatıcısı olarak görüyorum.

    bu kadar üzerine düşmeye ve bir başkasının yarattğı masalı merak etmeye gerek var mı diye sorabilirsiniz?
    ama bizi biz yapan, hayatı heyecanlı ve zevkli yapan, varoluşumuzun bir gün son bulacağı bilgisini bize unutturan hikayeler değil mi?
    herkes kendini bir hikayeye, ülküye veya ideolojiye veya hayale adamıyor mu?
    varolma durumunu çekilir kılan şey hikayeler ve masallar değilde nedir?

    saygılarımla

    edit 1 : entry'nin başında da söylediğim gibi, teoriyi düzeltiyorum evet, şöyle ki:

    eren, en baştan beri mikasanın kendisini öldürmesini,
    ve bunun sonucunda ymirin bu anı görüp 2000 yıldır aşık olduğu kralın emrine karşı çıkmayı akıl edip devleri yaratmayı durdurmasını hiç planlamamış olabilir. hatta muhtemelen planlamadı ve ben yanılıyorum.
    çünkü eren, armin ile gemide yaptığı konuşmada ymir ve mikasadan bahsediyor, konuşma şöyle:

    eren: ymir, 2000 yıl boyunca kendisini çektiği aşkın acısından kurtaracak birini aradı ve o kişiyi buldu, o kişi mikasaydı.
    armin: mikasa mı? neden?
    eren: ben de bilmiyorum, bunu yalnızca ymir bilebilir. ben bile mikasanın ne yapacağını bilmiyorum. kesin olarak bildiğim tek şey mikasanın seçtiği son. her şey bu sona ulaşmak içindi. bu yüzden ilerlemeye devam ettim.
    armin: bu, senin madalya töreni esnasında historanin elini öperken gördüğün gelecekti. o zamandan beri yalnızdın. çok acı çekmiş olmalısın.
    eren: kafam tamamen altüst oldu, kurucu devin güçleri yüzünden benim için ne geçmiş ne gelecek vardı, hepsini aynı anda yaşıyordum.
    bunu yapmak zorundaydım.

    açıkcası bu konuşmadan çıkan sonuç şu.
    eren gelecekte olan her şeyi görmüş ve biliyor. yaptığı her şeyi gelecekte ne gördüyse gerçekleşssin diye yapmış. yaparkende pek kendinde değilmiş, zaman algısını yitirmiş aklı allak bullak olmuş. fakat mikasanın ne yapacağını görememiş, bilmiyorum diyor.

    bu konuşma daha henüz armin, erenin devasa devine ulaşıp kavga etmeye başlamadan önce armin gemideyken gerçekleşiyor.
    dolayısı ile eren, mikasanın kendisini öldüreceğini bilmiyor. belli ki o sonu görememiş. yani adam geleceği görüyor ama parça parça görüyor gibi.
    o halde mikasanın erenin kafasını kesmesi, bu kesme olayına ymir'in şahit olması ve şahit olduğu için 2000 yıldır aşık olduğu kralın emrine karşı gelmeyi akıl edip devleri üretmeyi bırakması ve bunun sonucunda da tüm devlerin yok olması, erenin farkında olmadan spontene gelişen, tesadüfü olarak oluşan bir olay olabilir. kısacası dur mikasayı kendimi öldürteyim de yimir buna şahit olup 2000 yıllık aşkından vazgeçsin diye düşünmemiş olabilir.

    yukarıda yazdığım konuşmadan, erenin "mikasanın ne yapacağını ben bile henüz bilmiyorum" diyişinden çıkan tek sonuç bu bana göre.
    zaman mekan konuları bir hikayeye girince karma karışık oluyor işin açıkcası.
    hikayenin yaratıcısı burada büyük risk almış bana göre.

    aklıma yeni şeyler gelirse bu entry'i editlerim.
  • anime / manga dünyası one piece, bleach ve naruto ile altın bir döneme giriş yapmıştı. bu dönemin ürünleri yer yer duygusal anlar yaşatsa da genel olarak olumlu, dostluk yoldaşlık gibi kavramları ön plana çıkaran, azim ve mücadele ile işlerin düzeltilebileceğine inanan bir yapıya sahipti. ancak bu hikayelerin başlangıcından itibaren dünya pek burada anlatılan şekilde ilerlemedi. biz daha depresif, daha nihilist bir hale geldik. özellikle 90’ların bitiminden itibaren pek çok insan dünya hakkındaki umutlarını da yitirdi. bu durumun yansıması haliyle animelere de geldi. çünkü mesela hollywood, her zaman seyirciye oynamayı hedeflediği için bu tür olumsuz durumlara karşı tepkisi de yavaş oluyor. animeler ise daha deneysel bir tarza sahip oldukları için yeni dünyaya adapte olma konusunda daha hızlı. şimdi yeni dönem nihilist animelerin en önemli örneklerinden biri olan attack on titan’a ve depresif atmosferine bir göz atalım.

    --- spoiler ---

    attack on titan ilk bakışta mecha shounen’lere çok benziyor. ortaya bir tehdit çıkar, ana karakter bir kayıp yaşar, daha sonra azimle eğitime başlar ve şans eseri tehdide kafa tutacak gizli bir gücü olduğunu keşfeder. standart bir hikayede bu keşif yaşandıktan sonra ana karakterin kolay bir galibiyet alması, bu sırada sezon finalinde yeneceği rakiple karşılaşıp bir kere yenilmesi ve bir flash-back / eğitim sonrası finalde galibiyete uzanması gerekiyor. ancak attack on titan’ın dünyası böyle olumlu değil. öncelikle birinci sezon ana karaktere eziyet etmekle geçiyor. elinde muazzam bir güç olmasına rağmen eren 24 bölüm boyunca üstünlüğü asla ele geçiremiyor. kazandıkları ufak tefek galibiyetlerde bile takımın çoğunu kaybetmiş oluyorlar. yani durum tam olarak pirus zaferi her zaman.

    bunu da sırf izleyiciyi yormuş olmak için yapmıyorlar. her şeyin dayandığı bir mantık var. anime mücadele konusunda çok gerçekçi. eren’in ilk sezon boyunca karşısına çıkan tüm rakipleri titan’lık konusunda hem daha eğitimli hem daha bilgili. bu nedenle ana karakter daha çok bağırıyor diye rakiplerini yenecek diye bir kural geçerli değil. ayrıca anime kahramanlık hikayelerini de sevmiyor. hatta işin oraya döneceğini düşünen izleyiciyi de sık sık cezalandırıyor. mesela birinci sezondaki sert eğitimin ardından ekibin gelen titan’ları çerez gibi çitleyeceğini umuyorsunuz ama baya kabuslarınıza girecek görüntüler eşliğinde karakterlerin ölüşünü izletiyorlar. hatta bir ara ekip tekrar toparlanıyor. hadi yapabiliriz falan diyor. bu sefer daha beter yeniliyorlar.

    peki anime’de hiç mi kazandıkları an olmuyor derseniz oluyor. ancak onların da sonuçları var. bir karakter istediği yöne gitmeye başladığında ya büyük bir yıkıma sebep oluyor ya da etik anlamda gri ya da siyah alana geçmeye başlıyor. hatta çoğu durumda bunların ikisi birlikte yaşanıyor.

    animenin yenilikçi bir diğer yönü de ana karakterin ekipteki en güçlü insan olmaması. mesela dünyanın kaderini kime emanet edersin diye sorsanız 1) armin, 2) erwin 3) mikasa 4) levi 5) hange 6) historia 7) pixis falan diye giderdim ben. eren ilk 10’da yer alır mıydı ondan bile emin değilim. elemanın motivasyonu bile insanları kurtarayım değil dünyada ne kadar titan varsa hepsini öldüreyim üzerineydi. normalde ana karakterin birini bile isteye öldürmesi animelerde bile tabu olacak bir noktayken burada eren sürekli tekrar ediyor aynı şeyi.

    hele hikayenin finali yüzyıl arasanız bulamayacağınız türden. ana karakterimiz ülkesini kurtarma peşinde. işin içinde biraz da intikam duygusu var. bunun için de işlerin kaynağına gitmeye çalışıyor ki attack on titan, lore açıklama konusunda çok başarılı. eren yine gözü kara hareket ediyor ama hadi buraya kadar kabul. peki halkı kurtarmak için uyguladığı yöntem ne? tüm dünyaya savaş açmak. bunun için de kendi ülkesindeki insanlar dahil herkesi riske atmak. hatta bir tanesinin kendi hayatını alt üst ettiği colossal titan’ları çoluk çocuk demeden tüm dünyanın üzerine göndermek. yani etik anlamda bu artık siyah bile değil. ancak animenin zaten kimseyi kahraman olarak yansıtmak gibi bir derdi yok. eren’i de dünyayı kurtarmak isteyen bir çocuk olarak değil, travmatik şekilde belli bir fikre kapılan biri olarak anlatıyorlar sürekli.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak attack on titan başladığı tarihten itibaren çok farklı bir hikaye anlattı bize. düşündüğümüz hiçbir kalıba uymadan, aman izleyici / okuyucu ana karakter hakkında ne düşünür diye kendisini kısıtlamadan, yer yer stres olmanıza neden olarak hikayesini tamamladı. bu nedenle üzerine kafa yormaya değer bir anime / manga olduğunu düşünüyorum. ancak yine de hikayeye kapılıp binge watch yapmayın bence. çünkü bir saatten sonra gözünüzü kapattığınızda insan yiyen titan’lar görmeye başlıyorsunuz. kimsenin de uyumadan önce rod reiss’in titan haliyle karşılamak isteyeceğini sanmıyorum o nedenle.

hesabın var mı? giriş yap