şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • mangada finalden sonra verilen ekstra sayfalardan anladığım kadarıyla

    --- spoiler ---
    olay aslında koca bir nefret döngüsünden ibaret. eren’den geriye kalanların gömüldüğü ağaç yıllar geçtikçe büyüyor ve git gide ymir’in ağacına dönüşüyor. dünyada ise bu sıralarda savaş yine almış yürümüş vaziyette. savaştan belki de yıllar sonra günün birinde birisi muhtemelen bir çocuk yine ymir gibi bu ağacı buluveriyor ve hikaye bu noktada sonlanıyor.

    bu bana şu üç soruyu merak ettirdi.

    birincisi ymir’in öncesinde de insanlık teknolojik olarak çok ilerlemiş ve ardından büyük bir savaş neticesinde popülasyonun çoğu yok edilerek medeniyet yeniden başa sarılarak başlatılmış olabilir mi? ymir aslında olayların başı değil de büyük bir döngü zincirinin içerisindeki sadece başka bir halkası olabilir mi?

    ikinci soru bir noktadan sonra geçmişten manganın finaline değin her şeyi eren’in kurguladığını anlıyorduk. ancak manga finalinde görüyoruz ki eren tüm dünyayı yeni bir yer haline getirmek istediğini armin ona neden diye sorduğunda ise bunun nedenini bilmediğini söylüyor. eren’e bunu yaptıran ve ilk sorudaki döngüyü bir şekilde devam ettiren eren’den daha kapsamlı çok daha büyük bir güç söz konusu olabilir mi?

    üçüncü soru ise finalde gördüğümüz gibi eren’in gömüldüğü ağaç başlangıçta sıradan ve normal görünüyor ancak zaman ilerledikçe ymir’in içine düşerek organizmayla temas ettiği ve founder titan’a dönüştüğü ağacın ta kendisi oluyor. acaba founder titan’a dönüşerek döngüyü başa saran kişiler öldüklerinde onlardan geriye kalan parçalar toprakla temas ederek zamanla ettaftaki bitki yaşamını etkileyip bu şekilde bir ağacın ortaya çıkmasına mı sebep oluyor? bu da ilk sorudaki ymir’den önce de başka founder titanların olabileceği sonucunu veriyor bizlere.

    zeke’in eren’e anlattığı geçmiş hikayesinde birçok varlığın gelip gittiğini ancak bunlardan birinin hayatta kalabildiğini ve bunun da “yaşam” denen olgu olduğunu belirtiyor.
    finalde ise eren armin’e ölmek istemediğini dile getiriyor.

    şayet ymir’in ağacının ve içerisindeki founder titan’a dönüşmeyi sağlayan organizmanın tekrar tekrar ortaya çıkma sebebi yukarıda bahsettiğim durumdan kaynaklı ise yaşam denen olgu bir şekilde kendisini devam ettirmişe benziyor gibi görünüyor.
    --- spoiler ---
  • --spoiler--

    animeye verilen uzun aralardan gına gelerek, mangaya tam da animenin bittiği yerden devam ettim. hikaye ön planda olsa da, özellikle çizimleri de seriye yakışır şekilde, detaylı ve emek verilerek hazırlanmış. ama aot i diğer manga ve animelerden farklı kılan tabi ki iyi işlenmiş kurgusu ve senaryosu. ilk sezon ilk bölümleri hatırlayın, hiç sıkmadan, dolu dolu geçen ve her bölüm birbiri ardına cezbedici ve merak uyandıran bir seriydi. gerçekliğe uzak ama anlatımıyla bir o kadar da yakın hissettiren ve oluşturulan bu farklı dünya, usta ellerde renklendirilerek ( gökyüzü özellikle takdire şayan) bizi o dünyanın içine çekiyor, senaryo da karşımıza çıkan sorulara devler nasıl oluştu, erenin babası kimdi, zırhlı titan ve diğer insan olduğu anlaşılan devler derken death note vari komplo teorileri kurdururken bir yandan o acımasız dış dünyada yaşananlar berserk te ki vahşiliği arattırmıyordu. özellikle ilk sezonda devler tarafından canlı yenmemek için saklanan ekibin içinde, intihar eden o askeri hatırladım şimdi.

    seri etkileyici bir şekilde akarken beni en çok etkileyen marley ırkının eldianlıları geçmişlerinden dolayı, bitmek tükenmeyen öfkeleri ve onları savaş alanında kullanmaları olmuştu. özellikle paradis adasına gelip eldianlıları devlere dönüştürerek kendi ırktaşlarının üzerine salmaları. sanki nazi almanyasında sıkışıp kalan yahudiler misali, hiç bitmeyen bir aşağılama, acımasızlık ve nefret. mangayı bitirdiğimde, bende önceki yorumlarda belirtildiği gibi, böyle sürükleyici, hem müzikleri ve hem de prodüksiyonu (popüler olunca, filme aktarılması çok güç olan bu serinin bile filmini yaptılar düşünün) ile tüm dünyada uzun yıllar, kendine sıkıca bağlı kalarak büyük hayran kitlesi yaratan bu seri, çok daha etkileyici bitebilirdi. ya da bir paradoks yaratılabilirdi. karanlık bitse de yine tepki alacağına eminim. isayama reis zaten daha önce yaptığı bir röpörtaj da, seriyi tamamladığını ve içinize sindi mi sorusuna, aslında keşke bazı yerleri değiştirseydim şu an düşününce çok daha farklı olabilirdi diye biraz hayıflanıyordu. buradan anlayacağınız sonu biraz aceleye gelmiş. seride ki favori karakteri ise levi, eren hak getire, reiner miş mesela, bu da ilginç. george martin olsa anlarım, adam yazmaz kalır yıllarca başkası seriyi bitirir o da tatmin etmez kimseyi ama isayama o kadar yavaş yazan bir adam da değil. mangaka ile ilgili değineceğim son nokta, bu seriyi hazırlayıp manga stüdyolarına sunduğunda, adamlar bunu biraz haşlamışlar kibarca, devler mevler bu ne len kimse yemez bunları birde çizimlerini kötülemişler, ki çizimleri de gayet iyi tam da olması gerektiği gibi. düşünün böyle de acımasız bir sektör her alanda olduğu gibi, manga / anime lerinde artık eskiye nazaran çok daha kusursuz ve akıcı olması gerektiğini söylüyor kendisi de. şansına o zamanlar, bir stüdyo da sektöre adım atacak bir proje arıyorlarmış ve senaryo biraz ilgilerini çekince gerisi de gelmiş. seri bitince spa açacakmış birde, bırakacak yani adam bu manga işini, hem de bu yeteneğine rağmen. gerçi üzerinden baya da zaman geçmiş belki de fikri değişmiştir bilmiyorum.

    ben seneye çıkacak animesi ni de bekliyorum ve sonunu bilmeme rağmen yine her hafta çıkacak bölümü kaçırmadan izleyeceğim. alışkanlık oldu artık yıllardır. size tavsiyem seriyi bitirince en baştan izlemeniz olacak. aynı game of thrones gibi araya uzun aralar girince kopukluklar oluyor ve senaryodaki ince detayları kaçırabiliyorsunuz ya da doğal olarak bazılarını da unutabiliyorsunuz. sonuç olarak, finali pek tatmin etmese de; bu seri, izlediğim en iyi beş anime listesinde hep yerini alacak.
  • her bölümde aglacak mıyız bu animede ya
    --- spoiler ---

    sarı saclı mavi gözlü ismini vermek istemedigim devin koşuşundan daha hızlı bir şekilde 1. sezonu bitirdim. mükemmel ötesi harikulade olaganüstü tres formidable c'est magnifique

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    mangada chapter 1'in adı "to you, 2,000 years from now". bunun ne anlama geldiği ise 122 chapter sonra anlaşılıyor (nitekim chapter 122'nin adı da "from you, 2,000 years ago"), çünkü bu bölümde ymir'in 2000 yıldır kendisini kurtaracak birini beklediğini anlıyoruz. bu kişi de eren oluyor (dolaylı yoldan mikasa ama neyse).

    hajime isayama gerçekten korkunç dahi bir adam. bu nasıl bir hikaye yazımıdır be kardeşim? saygı duydum.

    --- spoiler ---
  • an itibariyle 4.sezonun müzikleri yayınlanmıştır efendim tık
  • animelere mesafeli olan beni kendisine hayran bırakmış bir yapım. steinsgateden sonra sevdiğim ikinci anime oldu. evde sasageyo sasageyo diye geziyorum.
  • animesi ilk 2 sezon nefes kesen yapım.

    mangası hakkında bilgi verecekler, bu entry manganın şu sayısına istinaden girilmiştir diye anektod geçip, iki satır boşluktan sonra spoiler ibaresi altında girilerini girseler keşke. animesini takip eden benim gibi insanlar için daha okunası olur başlık. sözlüğün sona kalan tek sevdiğim yanı, herhangi bir yapım başlığında spoiler yememek idi ama bu başlıkta bunu da bitirmişler.
  • ilk 2 sezonunu hevesle izlediğim hatta hızımı alamayıp ovalarına kadar tükettiğim anime. ne yazık ki 3. sezondan sonra soğudum. finalini bile izlemedim.
  • manga finali ağır spoiler (139.5 üzerine)
    *
    *
    *
    *
    *
    *
    mikasa eren'i sevdi ve onu her daim sevecek. eren'in yeri doldurulamaz. attack on titan serisinin kurgusu savaş, politika ve eren-mikasa ilişkisi etrafında dönüyor. bu serinin ana hikayesi mikasa'nın kiminle evlendiği ya da çocukları değil. umarım bunda hemfikiriz.

    madalyonun diğer yüzü:

    hayat sabit kalmıyor, insan ilişkilerindeki dinamik de.

    mikasa'nın birkaç yıl sonra, ana kurgudan bağımsız olarak, savaş sonrasında sakin bir hayatta bir erkekle yakınlaşması imkansız değil. yakınlaştığı kişi de bariz bir şekilde yıllardır tanıdığı ve beraber aynı dava uğruna savaştığı, ona karşı hisleri olduğu halde ondan hep uzak durmaya çalışan jean'den başkası değil, sevgili arkadaşlar. sıkı bir erenmika sever olarak bunu söylüyorum. kabullenmek üzücü ama seri bittikten, perde kapandıktan sonra çok da zor değil.

    eğer mikasa favorinizse onu az çok tanımışsınızdır. ay yaşım geldi, hadi çoluk çocuğa karışayım diye strateji kasacak türden biri değil. eğer o, jean'le bir beraberlik yaşamak istemişse bunu ona kimse zorlamamıştır. belki hayatta yeni insanlara şans vermeliyim, eren de bunu isterdi diye düşündü. neticede jean'a karşı duygusal bir şeyler hissetmiştir diye düşünüyorum. mikasa hisleriyle hareket eden bir insan. hisleri olmadığı biriyle evlenmezdi.

    mikasa, historia gibi canını kurtarmak adına hamile kalmadı. benim varsayımım, normal barış ortamında bir kadın ve bir erkek nasıl yakınlaşırsa jean ve mikasa da öyle yakınlaştı işte. daha fazla diyalog ve daha fazla birlikte zaman geçirmek gibi somut şeylerden bahsediyorum. birlikte yiyip içmekten bahsediyorum. jean onu bir yerlere davet etmiştir. her çift gibi ilk öpüşmeleri. buradaki sihir sıradanlık. mikasa bir genç kadın. jean de genç adam. budur. (bkz: date)

    yok aslında yanındaki armin'miş de... (armin'in üç senede 1.76 boylu mikasa'dan en az 10 santim daha uzun olacak şekilde boy atacağını sanmıyorum. mikasa'dan uzun iki erkek var. biri eren, biri jean. o adam da arkadan tıpatıp jean. sakalı bile aynı biçim.)

    https://www.hizliresim.com/k8xbtlk

    yok o bebek evlatlıkmış da...(aman seggs falan olmasın, söz konusu mikasa'nın kızlık zarı)

    tamam o adam jean olabilir de o çocuk biyolojik çocukları değil. evlendiler ama eren'e ayıp olmasın diye sevişmediler. (sadece gülüyorum.)

    mikasa'nın kolunda sargı var. (mikasa hiçbir zaman o dövmeyle ulu orta dolaşmak istemedi zaten)

    bu tür akıl yürütmelerle bazı eren mikasa severler, eren historia'yı gizlice sikti diyen o kaçıklardan farksız hale geldi. hani eren'in mikasa'ya ben senin neyinim demesine ipe sapa gelmeyen anlamlar yüklemek için reddit'te kıçlarını yırtıyorlardı. yaptıkları, bariz olanı inkar etmek için yaratıcılığın sınırlarını zorlamaktı.

    hem zaten mikasa nine olduğunda etrafını ona benzeyen torunlarla sarılı gördük. en son paneldeki çocuk da açık ve net mikasa'nın soyundan geliyor. evet arkadaşlar, mikasa jean'le seks yaptı. mikasa'yı edilgen bir obje, zavallı bir mağdur olarak görmek hiç hoşuma gitmiyor. her şey gönül rızasıyla oldu diyelim. eren'in yeri doldurulamaz ama mikasa eşini de sevdi. tıpkı kendi annesi babası öldükten sonra eren, carla ve grisha'yı sevmesi gibi. en iyi arkadaşı sasha'yı öldüren gabi'ye şefkat göstermesi gibi. ölenleri hiçbir zaman unutmadı. onlara olan sevgisi zerre kadar değişmedi ama yeni insanlar da sevmeye devam etti. jean'le hiç mi mutlu zamanları olmadı? hiç mi sarılmadı bunlar? hiç mi çoluk çocuk güle oynaya gezmeye gitmediler? jean ikinci tercih diye de birsey tutturmuşlar. bunu diyenler herhalde birinci tercihiyle evlendi, yani ilkokul ikinci sınıftaki aşklarıyla.

    bazen işler gerçekten de göründüğü gibidir. komplo teorilerine gerek yoktur. eğer bir kadın, kucağında bir bebek ve onun omzuna nazikçe elini uzatmış bir adam görürseniz bu kadın ölen sevgilisini özlemekle beraber kendine yeni bir hayat kurmuştur. yanındaki adam da... bir düşünelim.

    arkası dönük o kadın figürünü görünce nasıl ki hemen mikasa bu diyorsak o adamı da yazar, ahan da jean'le evlenmiş dememiz için çizdi.

    armin: yakında başka birisini severse hiç şaşırmam.

    eren neden en sonunda bu söze patladı sanıyorsunuz? ismi lazım değil o adamın varlığının eren pekala farkındaydı da ondan. armin de. eren'in ketumluğunu ancak mikasa'nın jean ile evlenme ihtimalinden söz ederek bozdu armin.

    jean'in gemide heyecandan yerinde duramayıp saçıyla neden bu kadar uğraştığını sanıyorsunuz? az sonra kimi görecek? pieck'in dediği gibi: özel birisi için mi? yok tarih kitaplarında iyi görünmek istiyormuş, yersen.

    ya mikasa'nın uzun saçları? bu seride her saç farklı bir kişisel değişime ait. kısa saçlı, asker mikasa, uzun saçlı berduş eren, topuzlu yeagerist eren, 138. bölümde ıssız kulübede mikasa'yla dağlara kaçan eren...

    139. bölüm eren ve mikasa'nın sonsuz aşkını, mikasa ve jean için de yeni bir başlangıcı sembolize ediyor muhtemelen.

    hem zaten mikasa rastgele bir adamla evlenip de ona mı uzun uzun eren'i anlatacak, ya da onu eren'in mezarına götürecek, yoksa yanındaki adam da zaten eren'i iyi tanıyan biri mi?
    mikasa'nın bu konuda derdini kim dinler ki? onun ne yaşadığını ne anlar ki? hangi eş bunu yapar? sadece başından beri onları tanıyan, işin içinde olan bir kişi: jean. mikasa olmasa bile eren’in mezarına gidip onunla dertleşirdi jean. bundan emin olabilirsiniz. (ulan intihar meraklısı moruk yine yaptın yapacağını… seninle kavga etmeyi özledim lan piç.)

    mikasa'nın evlendiği kişi jean değil de atıyorum marco da olabilirdi. mikasa ve marco'nun birkaç sahnesi, birbirlerine karşı kibar olduğu diyaloğu olurdu ve son sezonda da mikasa ile beraber savaşıp eren'i durdurma ekibinde yoldaş olurlardı. sonra da hoop bölüm 139.5/arkası dönük mikasa, marco ve bebek. aaa marco ile evlenmiş derdik. kısacası mikasa ekip arkadaşlarından biriyle yakınlaştı ve onunla evlendi. bu kişi de jean. jean'in duygularını zaten biliyoruz. mikasa açısından da dediğim gibi oldu. efsane bir aşk hikayesi değil. ama jean'i sevdi ve onunla evlenme kararı aldı. jean de reddedildiği halde yüzsüzlük yapacak cinsten birisi değil. eren'in yerini almaya çalışacak biri de değil. eren eren, jean de jean.

    seriyi ben yazmıyorum. ama büyük ihtimalle yazar bu şekilde düşündü.

    seriyi ben yazsam eren ve mikasa'ya mutlu son yazardım ve de laneti bitirirdim. eren, mikasa ve armin hiç ayrılmazdı.

    eleştirilecek bir husus da kadın karakterlerin ille de evlenerek mi hayatına devam etmesi gerektiği. dediğim gibi, ben yazmıyorum, hajime isayama adında bir adam yazıyor. jean ve mikasa'yı evlendirdi bu adam. 3 tane de çocuk yapmışlar.

    nasıl ki mutlu son evliliktedir mantığı ataerkil bir mantıksa, özgür ve bağımsız kadın ille de bekardır mantığı da feminist dayatması diye düşünüyorum. ataerkil ya da feminist dayatma. her türlü dayatma işte.

    benim sevdiğim mikasa, evli de olsa bekar da olsa güçlü ve bağımsız bir kadın. evlilik ondan bir şey eksiltmez, ki sevmese de evlenmez zaten.

    burukluğum şu iki nedenden: birincisi, eğer mikasa ve jean torun sahibi olduysa, armin ve diğerleri uzun bir ömür yaşadıysa bu eren'in her şeyden vazgeçip korkunç bir canavar olması sayesinde. onlara 100 yıllık barış ve huzur verebildi. eren'in acısı fena koydu. yazık oldu.

    ikincisi, madem mikasa ve jean'i sonunda evlendirecektin, biraz daha istikrarlı yazsaydın be hajime sensei. zorlama olduğunu düşünür tabi birçok kişi.

    neyse, mikasa ve jean'in yirmili yaşlarda yakınlaşıp evlendiğini, iyi birer eş ve ebeveynler olduğunu düşünelim.

    vay anam vay neler dönmüş, ne anlatıyon sen demeyin, sosyal medyada ship savaşlarından başka bir şey yok. eren hayranları ve jean hayranları şu anda birbirinin gözünü oyuyor.
  • bu shipper tayfa herhalde herhangi bir kurgunun başına gelebilecek en kötü hayran kitlesi ya. reddit'te, twitter'da takip ediyorum ve açıkçası kahkahalarla takip ediyorum. gerçi takip etmeyi de bıraktım arada önüme düşüyor kim ne demiş vesaire diye. bunca plothole, bunca retcon barındıran bir sonun rezilliğini millet kenarı bırakmış kim kiminle sevişmeliydi, kim kiminle evlenmeliydi, kimin çocuğu kimden, çocuklar evlatlık mı, mikasa kaç gül bırakmış* gibi oldukça ergence sorularla meşgul oluyor.

    --- spoiler ---

    1- hallucigenia tam olarak nedir? kökeni nereden gelmektedir? uzaydan mı geldi? in midir cin midir? nasıl bir organizma bir başka canlı organizmasına eklemlenince onu titana dönüştürme gücünü verebilir? aynı şekilde nasıl bir organizma bir insana uzay ve zamana etki etme yeteneği verebilir?

    2- ymir founder sayesinde zaten uzay ve zamanın ötesinde bir ortamda yani pathste yaşıyordu hep. zamanın olmadığı bir ortamda modern fiziğe göre her şey aynı anda yaşanır. yani bir timeline yoktur, olay kronolojisi yoktur. her şeyin aynı anda yaşandığı bir ortamda zaten en başından eren ve mikasa'nın sözde aşkına çoktan şahit olup lanetin ortadan kalkmış olması gerekmez miydi? bunun için 2000 yıl beklemeye gerek var mıydı?

    3- ymir denen karakterden hiç bahsetmeyi gerekli görmüyorum tamamen zaman kaybı. kendisine sistematik olarak tecavüz ve işkence eden, halkını yok eden bir adama aşık olmuş olmasını hiçbir şekilde mantığa, yazarlık becerisine vesaire değil tamamen japon ergeninin* pasif agresifliğine yoruyorum. bu stockholm sendromu bile değil çünkü. ama sorum şu olur bu karakter hakkında; ymir'in "laneti" ortadan kaldırması için illa mikasa'nın eren'in kafasını kesip onu öpmesi(?) mi lazımdı? 2000 yıl boyunca pathste takılan birinin yüz binlerce farklı senaryo görüp çoktan empati kurmuş olması gerekirdi. eren'in suçu neydi kardeşim? yani kısacası neden mikasa ve eren? mikasa neden özeldi?

    4- eren-mikasa ilişkisi nereden çıktı kardeşim? sen demedin mi 2015'te eren mikasa'yı annesi gibi görüyor birbirlerinden uzaklaşacaklar zamanla. sonra çıkıp geçenlerde demişsin ki işte 2013'te öpüştürecektim utandım çizemedim. kronolojik olarak şöyle bir anlam çıkıyor; eren hem mikasa'yı annesi gibi görüyor hem de öpecekti. harbiden rahatsız herif ya. eren'le mikasa oturup iki çay içmişler mi hayatlarında?* karakterlerin diyaloğu yok bu hususla ilgili, aslında hep birbirlerine aşıklardı ayağı çekiyorsun.

    5- kadın karakterlerin tamamının boş olması. mikasa karakterinin absürt derecede boş olması ise asıl facia. ağzından çıkan tek kelime "ereh". ciddiyim seride hiçbir şeye etkisi yok. hayata dair bir görüşü yok, gelecek vizyonu yok, bir ideolojisi yok. sadece eren'in etrafında kurgulanmış bir figüran. soylu yaptın hadi oradan bir yere bağlar dedim hiçbir yere bağlanmadı. öyle havada kaldı geçişti. tek yaptığı da eren'in onu öldürmesine izin verdikten sonra eren'i öldürmesi oldu. eren'in kesilmiş kafasıyla tüm kıtayı ve denizi aşıp, paradis'e ulaşıp, eren'i gömmesi nasıl oldu onu da pek merak ediyorum.*

    historia'yı kraliçe yaptın iyi güzel. kraliçe olması için herkesin bir taraflarından ter geldi, olduktan sonra da hikayeye hiçbir katkısı olmadı. ne bir büyük olayda etkisi var, ne de aldığı bir karar var. sadece instagram'dan takipçi kovalayan yeni evliler gibi bol bol hamile pozları verdi. farmer-kun rezilliğine hiç girmek bile istemiyorum.

    6- falco uçabiliyorsa hange neden öldü?

    7- hange harbiden neden öldü?

    8- eren bir anda rumbling'i neden durdurdu? neden colossal titan'a dönüştü? neden kendini dımdızlak titanın ağzının içinde bekletti?

    9- alliance'ın vertical maneuvering equipment'ının yakıtı nasıl oldu da bitmedi? bittiyse nereden ikmal yaptılar?

    10- "paradis'in geleceğiyle kumar oynamayacağım." lafını söyleyen bir adamın %80'de durmuş olmasının mantıklı açıklaması nedir? geri kalan %20'nin paradis'e doğru çiçek mi fırlatmasını bekliyordu? ya hiç kalkışmayacaksın ya da tam yapacaksın.

    böyle bir serinin boş romantizm klişeleriyle final yapması ne kadar içinize sindi? atanamamış code geass ending demiştim ama o bile değil bu. lelouch en azından amacına ulaşmıştı ve mantıklıydı. naruto bile daha logical bitti. bu yazdıklarım soruların anca yarısıdır belki de. içlerinde oldukça basit olanlar var, kişiye göre değişen cevapları da olanlar var.

    eren savaşı gayet kaybedilirdi elbette. gerçi teoride mümkün değil zira founder gücü bütün diğer titan güçlerini deaktif hale getirebiliyor. elde sadece mikasa ve ağır yaralı levi var. eren her türlü alırdı o savaşı. hadi işte titan güçlerini deaktif etmedi karşı tarafın yine de rumbling nedensiz durmasa kazanacaktı.

    kaybetse bile gayet mantıklı bir şekilde açıklanarak kaybedebilirdi. vay efendim dünyayı katledeyim arkadaşlarım beni durdursun kahraman olsunlar vesaire senaryoları ergen tatmin eder sadece.

    zaten en sonunda eren neyi neden niçin yaptığını bilmeyen, tamamen görüler tarafından yönlendirilen, serideki “özgürlük” temasının tam aksine yazarın bitirmek istediği son için yazar tarafından köleleştirilen bir karaktere dönüştü. rumblingi neden yaptı bilmiyor adam daha ötesi var mı?*

    benim için hikaye 90. bölümde bitti*. kalanında hiçbir temayı düzgün işleyemedi. marley-eldia teması olmamış becerememiş, titan işine zaman kontrolünü katarak zaten içine sıçtı, rumblingin gereğini de hiçbir zaman anlayamadım zaten. founder gücüyle çok daha makul işler yapılabilirdi.

    --- spoiler ---

    daha çok şey yazacağım da uykum geldi, bu kadarı bile fazla. gerçekten işsiz olmasam bununla bile uğraşmazdım da neyse. uğraşın durun bundan sonra kim mektup koklamış, kim saçını taramış*, mikasa'nın kaç çocuğu var, eren kimle sevişmeliydi gibi sorularla. adamın anlattığı hikayenin temeli falan yok millet neyin derdine düşmüş.

    hani iyisiyle kötüsüyle beğenene yine saygı duyarım. ama şurada çok zekice, dahiyane falan diyerek bu isayama denen salağı güzellemeyin kalbinizi kırarım. oldum olası her işi aşka meşke bağlayan yazarlardan nefret etmişimdir. japon ergen kızlarına fanservice yapabilmek için adam kendi serisinin içine sıçtı.

    edit:

    --- spoiler ---

    6 ve 7. maddeye bi nebze cevap geldi yakın arkadaşım tarafından. falco'nun o sırada yeteneğinin farkında olmadığını söyledi. onun dışında ise hange'nin boş yere kahramanlık sahnesi çizmek için öldüğüne halen hemfikiriz.

    8. maddeye de cevap geldi kendisinden aynı şekilde o da şöyle; jean'in eren'in founder titan'ının boynuna patlayıcı atması ve armin'in komple nuke atması sonucu hallucigenia'nın eren'in vücudundan ayrıldığını söyledi. o yüzden rumbling durmuş ve eren colossal titan'a dönüşmüş. evet aslında bu cevap beni normalde tatmin ederdi ama 139'un ek sayfalarında gördüğümüz üzere hallucigenia-eren bağlantısı orada koptuysa eren gömüldükten sonra gömüldüğü ağaç nasıl tekrar orijinal titan ağacına dönüştü? titan döngüsü tekrar başlayacak biri o ağaca girdiği zaman ve bu da gömülen hallucigenianın kendine bir host bulması sayesinde olacak böylece ymir gibi. eren'den ayrıştıysa nasıl orada çıktı tekrar?

    nereden tutsan elinde kalıyor awk. yukarıda iyi kötü bu sonu beğenene yine saygı duyarım demiştim o lafımı geri alıyorum. mezarlıkta mikasa'nın yanında duran kişinin boy analizini yapmaya devam sanki çok önemliymiş gibi. bence o farmer-kun'a daha çok benziyor bu arada. o yüzden paramı ona yatırıyorum. hem neden kuma almasın ki?*

    --- spoiler ---