şükela:  tümü | bugün
  • cybelenin oğludur bu mitolojik şahsiyet. gerçi, cybele gelene geçene analık yapmış ya, hiç girmeyelim o konuya....

    efendim, myth* bu ya....:
    attis beyzademiz de anadolu'nun ana tanrıçası cybele'nin en çarpıcı öykülerinden birine konu olur. (yani dejenere gençlik için en çarpıcı demek istiyorum.) tanrıça cybele, kendi tapınağının bakımını phrygia'lı* bir çoban olan attis'e emanet etmiştir. ama bir de koşulu vardır; attis tanrıçaya verdiği bakir kalma sözünden dönmeyecektir. (çocuk da yumurta gibiymiş bu arada, uff. sorma gitsin.. neyse...)

    gel gör ki, bir ölümlüye sevdalanır güzel delikanlı ve çabuk unutur
    verdiği sözü. düğün töreni sırasında tanrıçayı gören attis verdiği sözü
    hatırlar ve derin bir vicdan azabı ya da suçluluk duygusuyla erkeklik
    organını* keser. attis'in toprağa akan kanlarından menekşeler biter. delikanlı bununla da yetinmez; tam kendini asmak üzereyken, ona acıyan cybele çocukcağızı bir çam ağacına dönüştürür. çam kozalağı attis'in simgesiymiş mitolojide... öyleymiş valla. tekmelemeyin efendim kozalakları, ürkütmeyin vakvakları.
  • taş devrinde anadolu insanı ilkbaharın gelişi ve doğanın canlanmasını attis ile kibele'nin evlenmesi ile, sonbaharda doğanın uykuya yatmasını da attis'in ölümü ile açıklamış ve bunu bir kutlama haline getirmişlerdir. diğer bir ismi atta'dır.

    kaynaklarda daha çok onun kibele’nin oğlu olarak değil, sevgilisi olarak geçer. atta bakire peri kızı nana’nın oğludur. kibele ile karıştırılmasının nedeni nana ismidir. tanrıçanın bir çok ismi vardır ve bunlardan bazılar anna, nana, hanna vs. dir. nana bademden gebe kalmıştır, zamanı gelince de ışıklar saçan atta dünyaya gelir. apollon’un doğuşuna benzer bir doğumdur bu.

    anlatıldığına göre; ana tanrıça bir gün kırlarda dolaşırken frigyalı genç ve yakışıklı atta’yı görür ve aşık olur. atta kibele’nin aşkına karşılık verir, bir süre birlikte olurlar. kibele diğer işleriyle ilgilenmek için onu pessinus tapınağında rahiplik görevi verir. aradan uzun zaman geçince attis sakarya ırmağının peri kızı sangarid’e aşık olur. anlı şanlı bir düğün yaparlar. kibele düğünü basarak kızı öldürür, atta’nın da aklını başından alarak çıldırtır. çıldıran atta kendi erkeklik organını kendisi kesmiştir ve onu toprağa, yani ana tanrıçaya atar. burada dökülen kandan döllenir ve kanın döküldüğü yerlerde kırmızı menekşelker açar. kibele ona acıyarak onu çam ağacına çevirir. çam ağacı bu nedenle kışın yapraklarını dökmez, atta’nın ölümüyle bütünleşir.
  • firigyada isadan 1200 yil once varolduguna inanilan bakireden dogan, uc kralin isaret ettigi, 12 havarisi olan, carmiha gerilip oldurulen ve tekrar dirilen gunes tanrisi. (bkz: zeitgeist) in yalancisiyim.
  • gallus ta denilen frig inancında yer alan bitki tanrısıdır aslında. kibele'nin, yani ana tanrıça'nın sağında ve solunda cüce olarak 2 ayrı tasviri vardır, birinde flüt, diğerinde lir çalarken görülmektedir. attis, bitki tanrısı olmasından ötürü, urartulardan gelen hayat ağacı kültü attis içinde geçerlidir. fakat frig ve urartudaki hayat ağacı kültünün farkı vardır; mitolojiye göre, attis'i 2 teke'nin yetiştirmesinden dolayı, hayat ağacına tapınım gerçekleştiren 2 teke resmedilirken, urartularda hayat ağacına tapınım libasyon yapan cinler şeklinde resmedilir. friglerde, hilaria denilen bahar bayramı, attis ile kibelenin kavuşması ile bağdaştırılır. hıdır ve ilyas ın kavuşması gibi. bereket ve bitki tanrısı kavuşur ve bahar gelir, yaz başlar, doğa canlanır. attis, hadım edilmiş, daha doğrusu kendi kendini hadım etmiş bir tanrıdır. attis, kendini kibele mabedine adamış yakışıklı bir gençtir, kibele bu gence gönlünü kaptırmıştır fakat bir süre sonra sagaratis adında bir su perisi attis'in aklını çeler ve birlikte olurlar. bunu duyan kibele sinirlenir, sagaratis'i ölüm, attis'i ise delilikle cezalandırır. bu delilik anında attis kendisini hadım eder ve kibele, attis'i affederek tekrar mabedine kabul eder.

    attis ve hayat ağacı tapınımı ise şöyledir, hayat ağacı yerine geçecek bir sembolik ağaç kaya sunaklarının önüne getirilir, attis'i tekelerin yetiştirdiği inancına bağlı olarak ağaç, teke derisinden bantlarla sarılır ve önünde kurbanlar kesilerek, libasyon yapılarak sunum gerçekleştirilir.
  • tarımdan sorumlu mitolojik frig tanrısıdır.
    annesinin nana olduğu söylenir.
    cinsiyeti belirsiz bir yarı tanrının kopartılan cinsel uzvunun yerine büyüyen badem ağacının meyvesini nana memelerine sıkıştırmış, tabi hikmetten sual olunmaz nana attis'e hamile kalmıştır.
    ilk duyuşta fantastik gelebiliyor bademle tit fuck..
    neticesinde flütle falan tasvir edilir bu tanrı ekinler falan ondan sorulur.
  • antakya'nın mitolojik dönemdeki ismi olan antioch'un kökeni bu tanrıdır. tanrı attis'e tapanlar manasına gelir..
  • 23 mart itibariyle gündemimiz farklı tabi, ama gündemimizi belirleyen şeyin altında yine ve yine din var. bu din yüzünden saçma sapan şeylerle, kasetlerle, tapelerle uğraşıp duruyoruz. aynı dine inandığını söyleyen iki grubun birbirleriyle nasıl acımasızca savaştığını izliyoruz hep beraber. bu kavgaların altında güç veya para falan gibi nedenler var sanabilirsiniz, ama sanmayın. mesele yine din, hep din. bu dünyada hangi taşı kaldırırsan kaldır, altından ya din garabeti çıkar ya da ondan nemalanmaya çalışan bir zihniyet..

    gündemi takip ederken attis başlığına birkaç entry girildiğini gördüm şimdi. bir baktım ki 10 entrden hiç biri aslında attis'in bizi ilgilendiren yönüne değinmemiş. o zaman ben biraz değineyim;

    hikaye uzun ama özü şu: attis, kybele'yi aldatmasından utanarak kendi penisini kesti, evet. ama kendini vicdanlarda affettiremedi. insanoğlu ona ve uzvuna olan nefretini halen kutsiyet atfederek, hırsla dışavurmakta.
    müslüman hacıların şeytan diye taşladıkları direk bu kadim kültün yansımasıdır.

    al sana penis:
    resim 1

    aynı müslüman hacılar penisi taşlarken, kybele'yi remzeden vajinaya el sürüp, öpüp, kutsarlar.
    öpüp kutsatıkları şey "kıble"dir. ulaşamayanlar ise evlerinden "kıble"ye, yani kibele'ye dönerler.
    orda kibele'den doğan vardır. (bkz: hacer ul esved)

    al sana vajina ve içinde doğurduğu:
    resim 2

    attisler, kibeleler, artemisler, sinler, cinler, zeuslar havada uçuşuyor. sanırsın ki dünya bunları unuttu? hayır hala aynı kavganın derdindeyiz. sanırsın ki artık modern insan bunlara esatir diyor, menkıbe diyor, mitoloji diyor. hayır hala gerçek, hala sıcak. çünkü insanoğlu kopamıyor bunlardan. çünkü insanoğlu düşünmüyor, aralarındaki bağlantıları sorgulamıyor. öğretisinin orjinaline tümüyle tövbe etmiş, ondan bahsedeni fişliyor; ama bir yandan da tövbe ettiği külliyatın üzerine yeni birşeyler bina etmiş ve onu kutsamış. ne temelinden haberi var, ne de inşasından..

    anlıyorum, anlıyoruz. tarihin en naif öğretilerinden olan ay kültü inancını devam ettiriyorsunuz. bak şu entry'de ilah bellediğiniz şeyin aslında ay kültünün tanrıçası olduğuna değinmiştim bu konuyla alakalı olarak (bkz: #26984492). üzerinize çok gelmiyorum, gelmiyoruz. ama bokunu çıkarmayın dostlar, orjinalini bilin.
    çük, kuku derdine düşüp de hayatı bize zinden etmeyin artık.
  • kybele'nin sevgilisidir. ancak kybele'ye verdiği sözü unutarak frig kralı midas'ın kızını sever. onla evlendikleri gece düğüne tanrıça kybele de davet edilir. ancak kybele düğüne geldiğinde ve attis ile karşı karşıya kaldığında attis ne yapacağını bilemez. kybele'ye olan sözünü unuttuğu için duyduğu pişmanlıktan ötürü cinsel organını orada keser ve kanlar içinde kıvranmaya başlar. sevgilisinin böyle acı içinde kıvranmasına daha fazla dayanamayan kybele attis'i bir çam ağacına dönüştürerek ona sonsuzluğu bağışlar. çam ağacının her mevsim yeşil kalmasının sebebi budur.

    pessinus mabedinde tanrıça kybele adına her sene düzenlenen şenliklerde de bu tapınakta rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmesinin ve kesilen cinsel organlarının bir çam ağacı altına gömülmesinin sebebi budur.
  • bir yaban domuzu tarafından öldürüldüğü söylenir. bu yüzden de ona tapanlar - pessinus halkı - domuz eti yemeyi reddetmiştir. buna benzer başka bişey daha vardı sanki ya?
  • efsaneye göre tanrıça kybele attis adında bir delikanlıya aşık olur. onu, pessinus kralının (kimi kaynaklarda kral midas’ın) kızıyla evlenmek üzereyken görünce düğün yerinde birden karşısına dikilerek attis’i kadınlığıyla çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. attis kendi kestiği hayalarından akan kanla toprağı sular, bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür.
    attis erkekliğini keserek kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse, kibele’nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi eliyle kendini hadım etmek zorundadır. attis efsanesinde simgelendiği gibi akan kan ve yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nitelik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana,bütün doğaya geçmesini sağlar. ana tanrıça kültü toplumlarında bu mite bağlı olarak gelişen ritüellerde, ilkbaharda ormandan bir çam ağacı kesilir ve kibele tapınağına getirilir ve orada bu ağaca bir tanrı gibi muamele edilir. attis için o gün ya da gece yas tutulur, sonra da saygıyla gömülür. törenin son gününde ise attis’in dirilişi kutlanır.

    kybele-attis mitinde, attis’in kendini hadım etmesi, ilk bakışta attis’in ölüm içgüdüsünden hareketle kendindeki etkin eril nitelikleri edilgin hale getirmesi olarak yorumlanabilir. fakat attis kendini hadım ettiğinde bir kanama başlar ve bu kan toprağa dökülür. attis’te görünüşe çıkmış eril nitelikler kan misali akarak, yeniden hayat bulmak üzere toprakla buluşur ve bir çam ağacı olarak topraktan yeniden doğar. çam ağacının, toprağın yani dişil ilkenin gücüyle hayat bulmuş fallus olduğu söylenebilir. evet, attis dirilmiştir fakat bu sefer bir bitki olarak ana tanrıça’nın iradesi altındadır. kendini hadım ederek yani fallusundan, dolayısıyla iradesinden vazgeçerek ana tanrıça’ya kurban olur. artık ana tanrıça’nın hizmetindedir.

    pessinus mabedi'nde tanrıça kybele adına her sene düzenlenen şenliklerde de bu tapınakta rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmesinin ve kesilen cinsel organlarının bir çam ağacı altına gömülmesinin kökeni budur. bu inanış daha sonra sami ırkında (arap ve yahudiler) cinsel organı değil ama ucunu (erkeklerde prepusium, kadınlarda klitoris) kesme şeklinde günümüze kadar devam etmiştir.