şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: audiophile)
  • hastalik mi desem tutku mu desem saplanti mi desem yoksa hobi mi desem...ne desem bilemedigim birseye tutulmus kisi.

    ama evvela para sart. yoksa bakip ic gecirirsiniz sadece. teknik bilgi bu yuzden ikincil geliyor paradan sonra.
    lakin bende para olsa bile bir audiophile olacagimi zannetmiyorum. cunku "en temiz sese giden yol bir suru degiskenle kapli". odanın akustiginden tut da vakum tuplu amfilerin ikinci harmoniginin orijinal sese daha yakin sinyal uretmesine dek binbir tane degisken var. binali yildirim kekosunun da dedigi gibi "kafayi siyirirsin valla".

    bir de audiophile oldugunu sanan bir kitle var. tam douchebaglerden olusan. bunlar daha dijital aktarimda kablo kalitesinin onemsiz oldugunu bilmeyen hiyarlar oluyorlar. hersey parayla olmuyor iste.

    "ben acik hava konserlerine gitmiyorum artik. isin akustigini gectim, cok insan sesi var"
    --- mahmut ödyöfiloğulları
  • bu hastalığı bu tutkuyu artık ne dersiniz bilemiyorum, sizin kararınız mükemmel şekilde işleyen bir reklama rastlamıştım youtube'da. kişiye özel müzik ürünleri de tasarlayan alman hi-fi firması mbl, hem bu tutkuyu çok güzel şekilde anlatan hem de kendisini bir güzel öven bir reklam yapmış.

    https://www.youtube.com/watch?v=en0fknp4wls
  • kulak konusunda iddialıysanız sizi şuraya alalım:
    (bkz: golden ears challenge)
  • müzik tutkunu kişi. audiophile sadece plak sever diye birşey yoktur. doğru, sadece o yönde uzmanlaşmış audiophile'lar var. ancak gerçekten kaliteli bir cd çalar ile ya da son teknoloji bir dac ile de müthiş bir ses kalitesi elde edilir, hem de plağın dezavantajları olmadan. meridian 808.5 cd çalar (14.000 euro fiyatı) ile meridian sistemde müzik dinleyin, 1.000 dolarlık plak çalarınızı çöpe atmak istersiniz. ya da chord electronics'in herhangi bir dac'ını dinlerseniz, dac'ların ne kadar iyi ses verdiğini anlayabilirsiniz.

    aslına bakarsanız analog giderek azalıyor, dijital ise yaygınlaşıyor. ancak yeni high-res kayıtlar ve son teknoloji cd çalar ve dac'lar plaktan çok daha iyi performans verebiliyor. fakat tabii burada da iyi ekipman kullanmak gerekiyor.
  • müzik tutkunu olduğunu sanan, aksine tamamen olayın maddi tarafına odaklanmış kişi.

    hatta iddiamı daha da arttırıyorum; odyofiller genelde müzik kulağının çok gelişmiş olduğundan bahsederler. ben ise bunun tam tersini düşünüyorum, müzik kulakları sıfıra yakındır. bunun için beyinlerinin yapması gereken işi onbinlerce dolarlık aletlere yaptırırlar, hoparlörden çıkan ses artık beyinlerinin sadece algılamasının yeterli olduğu kadar temiz çıkmalıdır. öteki türlü müzikten "zevk" almazlar.

    onlar için yazılan notlar, söylenen sözler yani müziğin asıl amacı hiç önemli değildir. tek önemli olan enstrümandan çıkan notaların kulaklarına ne kadar doğru geldiğidir.

    bu yüzdendir ki hiçbiri hiçbir zaman müzisyen olamazlar.

    bonus: yemek hapı çıksa sıraya girer, "şundan aldığım tadı 1.5 iskender yerken alamıyorum aabi." diye gezerler.

    tenzih: üstteki söylediklerimden bağımsız motivasyonu olan arkadaşları tenzih ediyorum.
  • bu kadar rahatlikla kaziklanmalari dijital kavramini anlayamamaktan kaynaklanan insan guruhu.

    5 liralik usb bellek ile isletim sistemi kurar ve hic bir sorun yasamazlar ama mazallah bu eninde sonunda 0 ve 1lerden olusan ve bir hanesinin bile degismesi imkansiza yakin olan veri (degisseydi 5 liralik usb bellek ile o isletim sistemini nah kurardiniz) ses olursa sanirlar ki cok degisik bir boyuta geciyoruz.

    lan digital veri mina koyim sonucta sifir bir. bunu istedigin gibi sakla istedigin gibi tasi. gidip 3 liraya alacagin optik kabloya 300 lira niye veriyorsun allahin mali.

    zaten saklama ve tasima sirasinda bir sikinti olmasi durumunda efendim belli bir frekansi duyamadim yok efendim clarity azaldi gibi bir sey olmaz, ses toptan kesilir ya da atlama vs yapar o kisimda.
  • m-audio ses kartlarının bir model serisi.
  • bir audiophile olarak söyleyeceklerim var.

    birincisi: altın kaplı usb kablo. double blind test yaptığınızda hiçbir audiophile'in farkı anlamayacağı konusunda varımı yoğumu koyar iddia ederim.

    ikincisi: rca kablo. vivanco veya belkin marka 50$ altı bir rca kablo ile 5000$ "audiophile" kablo arasında double blind test sırasında fark ortaya çıkmayacaktır, iddia ediyorum.

    üç: 24 bit 192khz ses kalitesi. tamam 24 bit'e birşey demiyorum fakat 192khz gereksizdir. bilimsel metodlarla kanıtlanamaz.

    dört: bilgisayarın power kablosunu 4000$ lık kalbo ile değiştirmek. bilgisayarın veya amplifikatörün bir mühendislik ürünü değil de metafiziksel bir "varlık" olduğunu düşünenler için double blind testi öneriyorum. siksen fark etmez o kadar diyorum.

    beş: kulaklık veya hoparlör. evet, kulaklık veya hoparlördeki kalite double blind testte ortaya çıkar. çünkü konfigürasyondaki en büyük distorsiyon kaynağıdır son çıkış elemanı.

    altı: mp3 vs flac: doğru encode edilmiş 320kbps mp3 ile flac veya wav arasındaki fark double blind testte yoktur.

    yedi: masanızın üzerine koyduğunuz amatist taşının bir faydası yoktur. isterseniz kafatasınızın içine sokun veya aya gönderin. fark etmeyecektir. double blind test.

    sekiz: gümüş, altın, %99.999999 bakır kablo. hayır, double blind testte fark ortaya koyamazsınız

    sonuç olarak: bir kutuya toggle anahtar monte edip yukarda lambalı ampli aşağıda transistör ampli olduğunu söyleyin. aslında işlevsiz bir anahtar. audiophile'ler lambalı konumundaki sikimsonik anahtarın daha sıcak ses verdiğini iddia edecektir.

    bilimi göz ardı ederek hiçbir yere varılamayacağının "zengin" örneği

hesabın var mı? giriş yap