şükela:  tümü | bugün
  • günther grass'ın, allah baba'nın kuşlara şakımayı yasaklaması gibi doğaya aykırı bir şey olarak yorumladığı -artık- aforizma.

    "écrire un poème après auschwitz est barbare"

    "writing poetry after auschwitz is barbaric"
  • ...
    in meinem lied ein reim
    käme mir fast vor wie übermut.
    ...
    (bkz: schlechte zeit für lyrik)

    ...
    was sind das für zeiten, wo
    ein gespräch über bäume fast ein verbrechen ist
    weil es ein schweigen über so viele untaten einschliesst!
    ...
    [nasıl bir çağdır bu,
    ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı
    birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.]

    (bkz: an die nachgeborenen)*

    (bkz: bertolt brecht)
  • sanatın acıyı klişeleştirmesi, bir bellek ezberi yaratması ve bunun sonucunda da yaşanan acıların bir geçmiş zaman masalına çevirilmesinden duyulan endişenin ifadesidir. yoksa kast edilen artık güzelliğin, insanlığın bir anlamı kalmadı, tüm bunlar orada gerçek ifadesini buldu, bundan sonra kimse cila çekmesin insanlığa değildir.
  • devamı vardır bu lafın; "auschwitz'ten sonra şiir yazmak da barbarlıktır ve barbarlığın ne olduğunu söylemeyi kemirir; öyle ki, bugün onunla ilgili şiir yazmanın neden olanaksız olabiliyorunun varlığını, gerçeğini anlamak içindi. çünkü kültürün kimliği ve kritiği, kültür diyalektiğinin en son basamağında barbarlığın karşısında durmaktadır."

    adorno, kendisini doğrulamayı en çok auschwitz'ten sonra mesele haline getirdi, böyle katliamlardan, acılardan sonra hayatta kalmak sadece felsefi olarak değil basitçe bile 'zor'du.

    anladık, dağılalım hadi.
  • oysa şiir barbarlığa karşı en büyük silah olabilir. yine de yerinde bir sözdür.
  • adorno alman demokrasinin vahşeti teknik bir arızaymış gibi normalleştirilmesine, toplama ve yok etme kamplarının uygarlığın ilerlemesinde nahoş bir kazaymış gibi geçiştirilmesinde, auschwitz'den sonra kültürün hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi varsayıma karşı çıkıyordu.

    adorno, auschwitz'den sonra şiir yazmak barbarlıktır sözünü, insanların hayatını solduran bir felaket üzerinde anlam üretmek, anlamsız bir dehşete anlam kazandırmak olarak görüyordu. çekilen acının sanki bir anlamı varmış gibi davranmak, ölüm acısının çekildiği yerde bunu bir estetik imgeye, bir haz kaynağına, kurbanları yıkıp yok eden dünyanın tüketimine sunulmuş bir sanat yapıtına dönüştürülmesinde kurbanlara yapılmış bir haksızlık olarak görüyordu.
  • "yalvarırım
    bir şeyler yapın
    bir dans öğrenin
    bir adım
    varlığınızı hakkettirecek
    derinizi ve tüylerinizi giyme hakkı verecek
    yürümeyi ve gülmeyi öğrenin
    çünkü çok aptalca olur yoksa
    sonunda
    bu kadar insan ölmüşken
    siz yaşıyorsanız eğer
    hayatta hiç bir şey öğrenmeden"

    diye de yazmış charlotte delbo, şiirini auschwitz'den canlı kurtulduktan sonra.*