şükela:  tümü | bugün soru sor
  • esk. fr. "o unicorn gibiyim"

    viii. yüzyıl'dan xiv. yüzyıl'a kadar kuzey fransa'da konuşulan eski fransızca'da yazılmış bir şarkıdır, ama diğer yandan bir epifanidir de. şarkının yazarı, yüksek orta çağ gibi kutlu bir dönemde yaşarken hem bir kral hem bir şair/gezgin/müzisyen* olma onurunu gösteren thibaut de champagne'dir.

    şahsım nezdinde bu çok değerli ve büyülü eser, ortaçağ edebiyatında bakire ikonunda yoğunlaşan kaderci bakışı yansıtır. bekâret için yakılan yılışık şarkılar, türküler, ağıtlar ve övgüler, bu şarkıda eşsiz bir bakire tarafından, ürkekçe karşılanır ve geri çevrilir. liriklerdeki genç kadın, hep baştan çıkarmış, ama hiç baştan çıkmamıştır -o bir bakireyi temsil eder. o, arzulanmasının ön şartı olarak, kendi başına eksiksiz ve mükemmeldir -dolayısıyla sevmenin sine qua nonu olan arzu***da yoktur onda. dolayısıyla henüz sevilmemiştir bile. böylesine bir kusursuzluk, kuşkusuz, bakire olmayanın karşısında bir soyutlama gibi görünecektir; kusurlu olan, bu durumda bir unicorn görmüş gibi, sadece sabit bir duygu durumunda bulunabilir: arzu. yine de benim için gerçek bir unicorn'un şarkısı bu; daha ilk dizede çarpılmış kişi bir unicorn'a öykünüyor ve üzerindeki büyüyü kovamıyor. bu duruma tamamen kör kalıyor, çünkü efsun ancak böyle sürebiliyor.

    kelimelerin daha da kifayetsizleşmemesi için, ileride çevirisini de eklemek üzere lirikleri yazalım:

    ausi conme unicorne sui
    qui s’esbahist en regardant,
    quant la pucelle va mirant.
    tant est liee de son ennui,
    pasmee chiet en son giron;
    lors l’ocit on en traïson.
    et moi ont mort d’autel senblant
    amors et ma dame, por voir:
    mon cuer ont, n’en puis point ravoir.

    dame, quant je devant vous fui
    et je vous vi premierement,
    mes cuers aloit si tressaillant
    qu’il vous remest, quant je m’en mui.
    lors fu menez sans raençon
    en la douce chartre en prison
    dont li piler sont de talent
    et li huis sont de biau veior
    et li anel de bon espoir.

    de la chartre a la clef amors
    et si i a mis trois portiers :
    biau senblant a non li premiers,
    et biautez cele en fet seignors;
    dangier a mis en l’uis devant,
    un ort, felon, vilain, puant,
    qui mult est maus et pautoniers.
    ciol troi sont et viste et hardi:
    mult ont tost un honme saisi.

    qui porroit sousfrir les tristors
    et les assauz de ces huissiers?
    onques rollanz ne oliviers
    ne vainquirent si granz estors;
    ıl vainquirent en combatant,
    més ceus vaint on humiliant.
    sousfrirs en est gonfanoniers;
    en cest estor dont je vous di
    n’a nul secors fors de merci.

    dame, je ne dout més rien plus
    que tant que faille a vous amer.
    tant ai apris a endurer
    que je suis vostres tout par us;
    et se il vous en pesoit bien,
    ne m’en puis je partir pour rien
    que je n’aie le remenbrer
    et que mes cuers ne soit adés
    en la prison et de moi prés.

    dame, quant je ne sai guiler,
    merciz seroit de seson més
    de soustenir si greveus fés.
  • çevirim geldi:

    "o genç kıza [bakire] baktığında
    mest olan unicorne gibiyim.
    öylesine mutlu ki azabında,
    baygın, yatar onun kollarında
    ve sonra kıyarlar ona haince;
    kıydılar bana da aynı şekilde.
    kadınım ve onun aşkı,
    bütün dürüstlüğüyle aldı kalbimi
    ve geri alamıyorum!

    leydi'm, davranıp sizden önce,
    sizi ilk kez gördüğümde
    titreyen kalbim dışarı atıldı
    ve sizden ayrılırken sizinle kaldı.
    alındı, götürüldü; fidye bile istenmedi
    arzudan sütünların,
    mayhoş bakışlardan kapıların
    ve umut halklarının bu tatlı esaretine.

    esaretin anahtarı aşkın ellerinde
    ve üç muhafızı var önünde:
    güzel görünüş, birincisi
    ve güzellik onun efendisi.
    dikilir geçidin önünde reddi;
    o pis haini; o iğrenç taşralısı,
    en şeytancası ve en kötüsü.
    bu üçü de uyanık, hem cesur.
    öyle ki, çoğu erkeği tutmuştur.

    bu üç gardiyanın eziyetlerine
    kim dayanır, hem saldırılarına?
    roland ya da oliver bile asla
    kazanamaz böyle sert savaşlarda.
    onlar savaş hâlinde kazandılar,
    fakat bu üç gardiyanı ancak
    önemini kaybeden yenebilir.
    merhametten başka çarenin olmadığı
    bu savaşta, ölçümüz sabırla belirlenir.

    leydi'm, aşkına sahip olamamaktan başka
    korktuğum hiçbir şey yok bu dünyada.
    özel olarak sana ait olmaya
    nasıl dayanabileceğimi çok iyi öğrendim.
    ucunda seni üzmek olsa bile,
    hatırımda tutmadan, seni yad etmeden,
    kalbimi kendimle sonsuz hapsinde bırakmadan
    ayrılmam senden.

    leydi'm, rol yapmayı bilmediğimden,
    şimdi omuzları ağır birer yük olan bana
    merhamet vakti vakitlerden."
  • the symbolism of the lady and the unicorn tapestry cycle

    "... it is this sixth sense that leads the lady to return her jewels to her casket. the gesture may be read as a sign of her virtue, an expression of the dominance of her reason over the physical sensations she experiences in the other tapestries, or, of the will as the centre of being. in this interpretation, the phrase mon seul désir could be read not as "my sole desire" but "by my own free will"... "

    la odeur

    la toucher

    le goût, le goût (détail)

    la vue, la vue (détail)

    mon seul désir, mon seul désir (détail)