şükela:  tümü | bugün
  • "yabancılar dışarı"
  • alm. "yabancılar dışarı" anlamına gelen bu sözcükler kel kafalılar * * tarafından her duvara yazılır. türklerin oturduğu mahallelerde özelleşir. turken raus biçimine dönüşür. bir takım sözlükçülerin * dalga geçtiği gibi dönerci ali hariç yazmazlar.
  • derdiyoklar da liebe gabi isimli şarkılarında kullanırlar bu laf öbeğini. yermek için tabi ki.
  • bu ahlaksiz sloganin karşıtı akla daha yatkın:

    http://img195.imageshack.us/…aenderreintitanic.jpg/

    edit: karikatürü silmisler. yeni link:

    https://www.titanic-magazin.de/…laender-rein-pk.jpg
    (türkcesi: yabancilar iceri!)
  • “hey dostum, biz burada yabancilari sevmeyiz”
    (western filmlerinden bir replik)

    bir „ausländer“ olarak kendi deneyimlerimden bahsetmek isterim.

    ben ısvicre’den bahsedecegim, cunku orada yasayan bir yabanciyim. ısvicre’nin avrupa’daki (batinin vitrini) konumundan dolayi, genel olarak merkez avrupa hakkinda da bilgim var. turkiye’den avrupa olarak gorulen yerde yasiyorum. ama avrupa’da bir butun degil. kuzey avrupa, dogu avrupa, vs...

    genel olarak avrupa‘da yabancilari sevmezler...

    burada yanlis bir sey yok. yabancilardan herkes tedirgin olur. yabanciyi anlamak, onun davranislarini analiz etmek zordur cunku. yabanci olanin baska bir kodlama sisteminden geldigini her canli bilir, bunu bilincli olarak aklina getirmese de bir yabanci ile karsilastiginda ona gore konum alir… (ınsanlari anlamak zor, isteyen bu davranisi hayvanlarda gozlemleyebilir.)

    bana soran olursa, su siralar turkiye’de yasanan sorunlarin asil sebebi bu :
    basta turkiye’yi kuranlar, “herkes turk olsun da sorun yasamayalim” diye dusunmus. ama iste bu dusunce bugunlerde turkiye’de hayati zorlastiriyor.

    cunku bazilarimiz, “biz turk degiliz” diyorlar...
    eee, turkler de bir anda ortaya cikan yabancilardan tedirgin oluyorlar... aslinda bu yabancilar bir anda ortaya cikmadi, onlar hep oradaydi. bu insanlarin soylemi degisti. aslinda belki bu insanlarin soylemini bile degismedi, onlar hep “biz yabanciyiz” diyorlardi. ama iste dunyanin ve turkiye’nin degisen sartlarindan dolayi bazi turkler bunu yeni duyuyor, ya da yeni duymus gibi yapiyor. bu adamlar biz yabanciyiz diyor, ama aslinda yabanci bile degiller. bu sadece bizim onlari nasil gordugumuz ve onlarin kendini nasil gordugu ile ile ilgili. yoksa bu adamlar bin yildir burada yasiyor. ortada aslinda bir yabancilik bile yok.

    aramizdan bazilari, turkiye cumhuriyeti’nin kurulus asamasinda yapilan anlasmayi artik kabul etmiyor.
    ben bunu bir suc, ya da yanlis bir sey olarak da gormuyorum. sucu ortaya cikaran sey ne dediginiz degildir, soylediginiz seyi nasil soylediginizdir.

    aramizdan bazilarinin bastaki anlasmayi bozmak istemesinde bence sorun yok. cunku, ortakliklar kurulur bozulur. ortakliklarin kaderinde bu vardir. ama sanki turkiye’de ortakliklar kavgasiz sona ermiyor. yoksa, dunyanin her yerinde ortakliklar bozuluyor. herkes ortakligini kavga ile bozmuyor. bazilari ortakligi bozuyor, ama birlikte calismaya (yasamaya) devam ediyor.
    onemli olan anlasma nasil bozulacak?
    anlasmayi bozmak sart da degil. eger iki taraf da ortakliga devam etmek isterse oturulur sartlar yeniden tartisilir, yola devam edilir. onemli olan ortakligi devam ettirmek icin gereken sartlari yerine getirmektir. eger beraber yasamaya devam karari cikarsa oturup ortakligin kapsamini tarif etmek gerekir. ortakligin kapsami basta iyi tarif edilmezse, ortaklik devam etse bile sorunlar cozulmez.

    turkiye icin kesin olan bir sey vardir. birileri ortaklik basladiginda yapilan anlasmayi artik kabul etmiyor. anlasma yasal olarak gecerli olmaya devam etse bile, ortaklardan en az biri sartlari artik kabul etmedigi icin isler bozuldukca bozuluyor.

    avrupa’da ortakligi bozmak isteyen, elinde bir planla gelir ve yeni planini aciklar…

    turkiye’de o isler biraz daha farkli.
    ortaklardan biri ortakligi bozmak istiyor, yeni planini da cok belli etmek istemiyor.

    kurtler planini net ortaya koymuyor, koyamiyor belki. belki bir planlari yok, belki eski ortaklarina guvenmiyor, saklamak isitiyorlar. olabilir, bunda yanlis bir sey yok. net bir planlari oldugunda soylerler planlarini, ya da hic soylemezler. ama eski ortaginin yeni planlarini yaptigini ve bu planlari sakladigini farkeden turkler de tedirgin oluyor... bunda da yanlis bir sey yok, turkler de haksiz degil.
    dedik ya, yabancilardan herkes rahatsiz olur.

    turkiye’de olan (bence) sudur: (ornekle anlatiyorum)
    evin babasi, bir anda evin icinde cocuklardan birini baska bir dilde konusurken buldu. ustelik cocugun elinde bicak var. cocuk bicagi salliyor, kendine yaklastirmiyor. hatta, kardeslerinden birini yaraladi bile. baba da henuz ne yapacagini bilemiyor. cocuk, babasini babaliktan reddetmis. babanin, cocugu onun kendi cocugu olduguna inandirmasi gerek. diger taraftan, cocuk kendine ve etrafa daha fazla zarar vermeden elinden bicagi almasi gerek. cocugun derdi var orasi kesin. ama baba bir turlu cocuga yaklasamiyor. cocuk laf dinlemiyor, bicak salliyor. baba saniyor ki, cocuk baska bir dilde konusuyor. derdini anlayamiyor.
    (aslinda cocuk baska bir dilde konusmuyor. baba onu baska dilde konusuyor saniyor. eee, bu cocuk da hep boyle degildi. demek ki, babasi onu zamaninda hic dinlememis. simdi baba dinlemeye kalksa bile kendi cocugunu anlamiyor...)

    simdi ben turkiye’yi daha fazla karistirmadan kendi dertlerime geleyim efendim.

    ben ısvicre’de yabancilari sevmediklerini biliyorum. ama ben ısvicre’yi ve ısvicre’deki hayatimi seviyorum. onlarin yabancilari neden sevmediklerini de biliyorum. o yuzden kendime pek dert etmiyorum.
    nereden biliyorum? suradan biliyorum. ben de turkiye’deyken turktum. simdi burada turk-kurt yok. buradaki kurtlerle hicbir sorunumuz yok, cunku hepimiz ausländer’iz... (ferdi olaylar oluyor olabilir, genel olarak hicbir sorunumuz yok) hem buradaki kurtler sizin tanidiginiz kurtlerden ibaret de degil. ırak’tan gelen kurtler var, suriye’den gelen kurtler var, ıran’dan gelen kurtler var. hepsi kurt, hic itirazim yok. ama onlarin da hepsi bizim bildigimiz kurt degil, aralarinda farklar var... soylememem gerekir; ama fikrimi soran olursa soyleyeyim. ben kurtleri seviyorum. bana kurtum diyene, hic baska bir sey daha sormadan, „rojbas“ diyorum. sonradan soruyorum, ırak’tan misin, iran’dan misin diye. ama once, „rojbas“ diyerek adamin kurt oldugunu kabul ediyorum. ben adamin kurt oldugunu kabul ettikten sonra, adam benim turk oldugumu ogrense de bir tepki gostermiyor. zaten tum kurtler, turkleri sevmiyor diye de bir sey yok. bazi ıranli kurtler turk oldugumu ogrenince boynuma sariliyor. turkiye’den gelen kurtlerle dansimiz daha uzun suruyor. cunku, turkiye’den kalmis hesaplar var, kenara koymak zor oluyor...

    uzatmayayim. ben karsimdakinin kurt oldugunu kabul ettikten sonra gerisi geliyor. konusmaya biribirini taniyarak baslayinca hic sorun yasamadan sohbet ediyoruz. turkiye’de sorunlar yasadik; ama burada onlar kurt degil, ben turk degilim. hepimiz ausländer‘iz... siz de bunu anlayin. ben buradaki kurtlerle hayatta kavga etmem... onlar turkiye’de ne islere bulasmis olursa olsun, ben turkiye’de ne islere bulasmis olursam olayim kavga etmem. cunku o adamlar benim icin kurt degil, benim gibi ausländer.

    ısvicre’ye donersek ısvicreliler seker gibi insanlar. tarih ve kultur olarak turklerle bir cok benzerlikleri de var. ısvicreliler savasci bir toplumun cocuklari. tarihleri boyunca cok acimasiz savaslarin ortasinda kalmis, ama hayatta kalmislar. onlarin hayatta kalma yolu bizimkinden farkli olmus. hayatta kalma sekillerinin farkli olmus olmasi burada baska bir turlu birliktelik olusturmus. o yuzden de burada kantonlar var.

    farkli kantonlar aslinda biribirileriyle savasan fakli sehir devletlerini temsil ediyor. bunlar zamaninda burada fena kavga etmisler. sonunda bakmislar ki, bu kavgalar cok pahaliya mal oluyor aralarinda bir anlasmaya varmislar. ısvicre bir ortaklik. ısvicre’nin resmi adi confoederatio helvetica, yani helvetik konfederasyon. bu ortakligi kimler olusturuyor? kolay anlasilsin diye ısvicre’yi bir firma olarak gosterecegim. tabii ki burasi bir firma degil bir ulke. (ama firma gibi ulke, orasi da ayri bir konu )
    ılk bakista hemen gorebileceginiz gibi, bir romali, bir ıtalyan, bir fransiz, bir alman’in onderliginde bir firma kurmus. firma basta romali’nin arazisinde kurulmus, ama bir alman’in müdür olmus. ama bu firma, ne alman firmasi, ne de roma firmasi olarak kurulmus. o bir zamanlar oyleymis. su anda bu adamlarin hicbiri basta ilk yola cikan adamlar degil. yani, artik ısvicre’de ne alman, ne fransiz, ne italyan, ne de romali kalmis... hepsi ortakligin icinde eriyip gitmisler. su an hepsi ısvicreli… firma zaten hicbir zaman alman firmasi olmamisti, sadece bir alman tarafindan kurulmustu.
    bu is bu kadarla da bitmiyor. ısvicre kar amacli bir ortaklik sonucta. dolayisi ile disaridan gelen yeni yatirimcilara her zaman kapisi acik. ama gelenlerin bu sirketin kurulusta belirtilmis sartlarina uymalarini bekliyorlar. yani, ısvicre’de ausländer olarak haklariniz gercekten cok sinirlidir. ama illaki auslöänder olmak zorunda degilsiniz. bu aralar ısvicre’deki en onemli konulardan birisi de, entegrasyon. gidersiniz entegrasyon programlarina katilirsiniz, siz de ısvicreli olursunuz. zaten ısvicreli olmak ne demek ki? ısvicre’nin kurulus beyannamesinde koyulan sartlara uyan herkes ısvicre milletinin bir ferdi olabilir...

    ben burada daha iyi isler bulmak icin, insanlari daha iyi tanimak icin, daha baska bir suru farkli nedenlerden entegrasyon programlarina katiliyorum. almancayi her gecen gun daha iyi konusuyorum. sadece almancayi konusmakla da olmuyor. ısvicrelilerin kulturel kodlama sistemi bizimkinden farkli, onu da ogreniyorum. ben buradaki hayatimdan memnunum. evet, ısvicreliler yabancilari gunahlari kadar sevmiyorlar. ama onun da sebebi var... ısvicreliler dedigimiz gibi aslinda biribirinin olumcul dusmani... bizim kurtlerle oykumuz daha farkli. biz bu aralar kavga ediyoruz. ama biz kurtlerle hicbir zaman dusman olmamistik aslinda. simdi de tam olarak dusman degiliz, sorun ortaklikla ilgili. kurtlukle-turklukle ilgili degil. yoksa turkiye’de sorunsuz yasayan bir suru arap var, cerkez, var laz var, rum var... turkiye de, millet biter mi? dunyada ne kadar millet varsa turkiye’de o kadar millet var. basta, bunlar biraraya gelip kendilerini turk diye adlandirmislar. su an turk olmayi istemeyen birileri var; ama turk kalmak isteyen de birileri var. sorun yasanacak, orasi kesin… ama bu turk ismi zaten sadece turkiye ile sinirlidir. yoksa, turknenistan’da yuzde olarak turkiye’dekinden daha cok “gercek turk(!)” var. ama onlar da zaten kendilerine turk demiyorlar, turkmen diyorlar. turkiye’de bir suru turkmen var; ama onlar da zaten turkmen degil turk... turkmenistan sozcugunu azerbaycan ile degistirin, ayni sonuca ulasacaksiniz. durum detaya gittikce karisiyor. soylemek istedigim, turkiye cumhuriyet’ini en basta kuranlar da karisiklik olmasin, isler kolaylassin, zaten tarihten gelen bir turk imgesi var, kurtulus savasinda da en cok turkler oldu, vs. sebeplerle herkese turk demisler. aslinda onlar da herkesin iyiligini istemis, kurtleri dislamak istememis. ama turkiye cumhuriyeti isimli gemi yola devam ederken, bazi kurtler kendilerini nacar hissetmisler. kendini kotu hissedenlerin hepsi kurt de degil aslinda. ınanmayan hdp’ye baksin. hdp’de turkler de var... mhp’de de kurtler vardir, olabilir. bu kavga zaten aslinda kurt-turk kavgasi degil.
    ama yine de, kurtlerin kendini kotu hissetmelerinin onemli sebepleri var. onlari da anlamak gerek....

    biliyorum, yaziyi uzatiyorum. birazdan bir sonuca varacagim.

    kisaca tekrar etmem gerekirse bana gore durum su:
    ısvicre’de dusmanlarin olusturdugu bir birliktelik var. birlikteler ama, soyle birlikteler. maca devam edemedikleri icin biribirine sarilmis boksorler pozisyonunda bekliyorlar. mac oyle devam ediyor, hakem boksorleri ayirmiyor. bu maci devam ettiren de ekonomidir. ekonomi turkiye’deki kadar olmasa da, burada da zaman zaman tekliyor. yani aslinda mac zevksiz; ama seyredenler icin koltuklar rahat, arada dansci kizlar cikip gosteri yapiyor, biraz ileride popstarlar oturuyor, cumbus suruyor. yine de ben size soyleyeyim, mac zevksiz, ortada mac bile yok. olur da seyirciler boksorlerin dovusmedigini farkederlerse kalkip gidecekler... seyirciler de bir sekilde macin devam etmediginin farkinda degiller. belki bua rada boksorler biraz soluklanir, maca devam eder. orasini bilemiyorum. ben de su an mac seyrediyorum, mac zevksiz; ama kalkip gidecek kadar degil...

    bana sorarsaniz durum o. burada bizim spor salonlari guzel. biz de o yuzden maca pek bakmiyoruz. anlasilan sizin mac seyrettiginiz koltuklar pek rahat degil, yerinizde oturamiyorsunuz...

    boyle bir durumda, ortakligi gozden gecirmek gerek. yeni bir plan yapmak gerek. bakin, siz de bizim buradaki gibi bir ortaklik yapabilirsiniz. kurun kantonlari sorun bitsin. ama o sistem de kendi sorunlari ile gelecek. turk kantonlarinda kurtlere kota koyacaklar, kurt kantonunda turklere kota koyacaklar. dusmanlarin birlikteligi olunca hareket serbestisi yok. baska bir kantona gitmek istiyorsaniz basvuru yapacaksiniz. sizi sirf turk oldugunuz icin kabul etmeyebilirler, ama bunu boyle soylemezler. kota uygun olmadigindan basvurunuzu reddederler. kantonlara ayrilirken her bir kantonun kendi basina yasayabileceginden emin olmak gerek. yoksa, burada isler sizin oradaki gibi degil. basel’dekiler acliktan olurler, bizi hic ilgilendirmez. biz zurich’te kendi isimize bakariz. (b is bu kadar basit degil, orneklemek icin abartiyorum) adamlar sizi kabul etti, gittiniz. gittiginiz kantonda kodlama sistemi farkli, orada da ben “suradan geliyorum, buradan geliyorum” diyemezsiniz. almanca konusan bir isvicreli fransiz kantonuna aklina gore gidemez. her seyden once fransizca ogrenmesi gerek. ısvicre’de yasamak isteyenler icin tavsiyem isvicreli olmaktir. yoksa burada yabancilari sevmezler....

    burada dusmanlarin ortakligi var, herkes isvicreli olmayi kabul ediyor. turkiye’de bir kisim turk olmayi kabul etmiyorsa onlarla bir anlasma yapmak gerek. belki turk olmayi kimse kabul etmiyor. ınsanlara ozgur bir ortamda sormak gerek, “siz necisiniz?” eger kimse turk olmayi kabul etmiyorsa, yeni sirket kurulur, yeni isim bulunur. ama disaridan gorunen o ki, cogunluk turk isminden memnun. turk ismini sevmeyenler hala azinlikta....

    yine de turk olmayan bu azinlik da insan, bu azinlik da herkes kadar vatandas. bu insanlar yabanci degiller, bin yildir beraber yasadigimiz insanlar. gidecegiz diyorlar, bir yere gidecekleri de yok aslinda. sanki, „hadi gidin“ denilse, topraklari alip avusturalya’ya mi tasiyacaklar? yine neredelerse orada kalacaklar. adamlar „biz gidiyoruz“ diyorlar ama bir yere gittikleri de yok, ayni yerlerinde kaliyorlar. bizim kurtler, „biz gidiyoruz“ derken baska bir sey soyluyorlar aslinda. anlamak icin dinlemek gerek...

    kurtlerle kardes olamadiysak dost oluruz. burada bir sorun yok. yeni bir birliktelik kurariz, orada da bir sorun yok. ama once karar vermemiz gerek...

    hayata birlikte devam etmek istiyor muyuz?
    ıstiyorsak nasil bir anlasmaya varacagiz? bu dusmanlarin birlikteligi mi, dostlarin birlikteligi mi?

    bu is burada da bitmiyor. bana da laf soylemek dusmez ama disaridan gorduklerimi soyluyorum.
    kurtlerin arasinda turkiye’de kalmak istiyenler olabilir, turk olmak isteyenler olabilir. turklerin arasinda, kurtlerle birlikte gitmek isteyenler olabilir. kendilerine sormak gerek kim ne olmak istiyor? turk olmak da sorunlu degil, kurt olmak da... ama bir sormak gerek, sormak icin soru soracak kosullari olusturmak gerek. bu adamlara her seyden once soru sorulabilecek guvenli ortam yaratmak gerek. oyle kolay degil, bu adamlarin bir cogunun kapisinin onunde silahlar patliyor, adam sorulara nasil dogru cevap versin?

    kurtlerin arasinda kalmak isteyenler vardir, kopruleri atip gitmek isteyenler vardir. kalmak isteyenler icin ayri sorunlar, gitmek isteyenler icin ayri sorunlar olabilir. kalanlarla sorunlarimizi cozeriz. gidecekler nasil gidecekler?

    orasi biraz karisik. ona kendileri karar vermeliler, bana laf dusmez. ama gorunen o ki, gideceklerin isi kalacaklardan cok daha zor olacak. kolay mi sil bastan yeni dukkan acmak? oncelikle gitmek isteyen kurtlerin yola cikmasina izin verilmiyor.

    ızin verilse bile nereye gidecekler? kendileri gibi diger kurtlerle ortaklik yapabilirler. ama orada da bir sorun var. diger kurtler onlar gibi degil ki... onlarin da aralarinda yasanan bazi sorunlar var.

    biz turkiye’deki sorundan konusuyorduk.
    sorun olur. hayat boyle. sorunu cozmek istersek cozeriz...

    ben zaten ısvicre’den bahsedecektim. efendim, ısvicre’de yabanci olmak cok zor. yasalar ısvicre’deki yabancilari cok iyi koruyor. yoksa, polis, devlet memurlari, isverenler, gercek isvicreliler surekli yabancilarin tepesinde. ısvicre’de yapilacak en iyi sey, en kisa zamanda buraya entegre olmaktir. cunku entegre oldugunuz andan itibaren siz de isvicreli olup yeni gelen yabancilarin tepesine binersiniz. ısvicreli oldugunuz an, sirf bir pasaport sebebiyle maasiniz iki katina cikar. o yuzden en iyisi, turk oldugunuzu, kurt oldugunuzu bir kenara koyup entegre olmaktir...

    ben de entegre olmak icin elimden geleni yapiyorum. sartlarim zaten bastan beri kotu degildi, entegre oldukca daha da iyi oluyor.

    turkiye’de bir kurte sorsan, „turk olabildin mi” diye kan cikar...
    ama bana burada bazen soruyorlar, „ısvicreli olabildin mi?“

    efendim, hic kan cikmiyor. ısvicre devleti buyuk devlet. ısterseniz, yabanci olarak burada yasamaya devam edin, isterseniz isvicreli olun. sizin her sartta guvenliginizi sagliyor. size kendinizi iyi hissettiriyor. hal oyle olunca, ben de, “valla ogreniyoruz. daha pasaport icin basvurmasdim. ınsallah yakinda ısvicreli de olacagiz” diyorum.

    turkiye’nin buyuk devlet olma iddiasi var.
    ısvicre ulke olarak minicik; ama devleti buyuk. bize kendimizi bizi sevmeyenlerin arasinda iyi hissettiriyor.

    turkiye eger buyuk devlet ise, buyuk devlet olmanin geregini yapacak.

    kurtlere, ermenilere, araplara, rumlara, cerkeslere, gurculere, turklere, kisacasi herkese kendini iyi ve guvende hissettirecek.

    buyuk devlet oyle olunuyor gunumuzde...