şükela:  tümü | bugün
  • automatonun çoğulu.
    ayrıca (bkz: automata theory)
  • sabanci universitesi'ndeki formal languages and automata theory dersinin ogrenciler arasinda kullanilan kisa sekli.
  • ressam edward hopper'ın 1927 tarihli eserinin ismi. kafe benzeri bir yerde (automata) tek başına kahve içen derin düşüncelere dalmış iyi giyimli bir kadını konu almıştır. kadın kimdir, niye öyle giyinmiştir, kahve fincanın içine doğru bakarken ne düşünmektedir? gibi soruları akla getirir.

    alain de botton'un seyahat sanatı kitabında da bahsi geçmektedir.
  • aynı zamanda yönetmenliğini gabe ibáñez'in üstlendiği 2012 tarihli bilimkurgu.
  • ana yemek "interstellar"dan sonraki tatlımız:

    (bkz: http://www.theverge.com/…ilm-sentient-robots-escape)
  • yeni bir ı, robot geliyor sanırım. asimov'un muhteşem 3 robot yasası yine meydanlarda... bir de antonio banderas abiyi bir bilimkurguda izlemek güzel olacak. samimi insan.

    türkçe altyazılı fragmanını da izleyebilirsiniz.
  • >you're just a machine. just a machine? that's like saying that you're just an ape.

    insanların kendilerinden artık bin kat daha zeki olan robotlar ile laf dalaşına girdiğini gördüğümüz trailer, film olmuş veya olacaktır. zaten bu tarz ghost in the shell veya matrix vari konseptlerde robotlar alıyor başını gidiyor ve evrene bambaşka bir bakış açısıyla bakıyorlar. robot reis burada sadece maymuna benzeterek bize atıfta bulunmuş ama kendilerinin bulunduğu zeka veya farkındalık seviyeye bakacak olursak bizim parazit olan bir böcekten veya bundan da önemlisi bu dünyada aynen asalak bir varlık olarak hayatını sürdüren alt sınıf bir organizma olduğumuz gerçeğini daha çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor.

    ayrıca asimov'un robotlar ile ilgili olan felsefesi de filmde işleniyor trailere bakılacak olursak. şu ana kadar izlediğim en güzel yapımlardan biri olan eve no jikan bu yasaları kendi içinde çok güzel işlemişti ve bakalım bu seri nasıl bir şey karşımıza sunacak merakla bekliyoruz.

    normalde böyle filmlerin ve kurguların hastasıyım yalnız hani şu "gelecek teknoloji çok boktan ve tehlikeli" konsepti taşıyan filmlerden gına gelmeye başladı artık bana. temcit pilavına döndü dönecek. umarım dönmez de ama böyle trailerlere aldanıp fazla gaza gelipte sonra hüsrana uğramayız.

    edit: konu olarak beğendiğim film. kafa bir sürü soru işareti bırakmasına rağmen makinaların baş kaldırışı tarzında bir film olmadığını düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    yukarda da bahsettiğim gibi yapay zeka evrene ve dünyaya bambaşka açıdan bakıyor. en basit örneğinden antonio banderas'ın cleo'ya sorduğu yağmur sorusu ve cleo'nun ona "sana anlatsam bile bunu şu an ki zeka seviyen dolayısıyla anlayamazsın" demesi. biz nasıl karıncalara baktığımızda kendi başlarına ayakta kalmaya çalışan bir ırk olarak görüyorsak onlarda bizi aynı şekilde görüyor. sınırlı döngüsü olan ve hayatının döngüsünün sonunda doğaya karışacak olan. lakin karıncaların tersine doğa ile uyumlu yaşamaktansa ozon tabakası gibi küresel ısınmayı daha da artıracak aktivitelere girerek dünyanın dengesini alt üst etmiş oluyoruz. robot'ta tabii bakıyor bize acıyan gözler ve ses tonuyla. biz kendimizi bir üst seviyeye taşısak bile sizin döngünüzün sonu geldi, yani matrix vari gibi bir ayaklanma başlatıp, neslinizi yok etmeye gerek yok. zaten bir kaç yüz yıl içersinde tamamen yok olmuş bile olacaksınız diyor. robotlar gidiyor nükleer bölgeye ve orada insanlardan arta kalan parçalar ile kendi dünyalarını kurup, belki uzay gemisi yapıp başka dünyalara yelken açıp belki de canlı formlarını izlemek için uzayda cirit atacaklar. biz ise acınası seviye sıfır bir medeniyet olarak bu dünyaya bir hiç uğruna girip bir hiç uğruna ölmüş oluyor olacağız amma velakin arkamızda bıraktığımız en büyük miras, burası önemli, automata'lar oluyor. insanlık medeniyetinin bir üst seviyesi değil ama bir temsilci ruhu olarak (tam kelime aklıma gelmedi şimdi), insanlığın da ruhunu içinde yaşayan yeni bir medeniyet, yeni bir ırk. sizi kim yarattı sorusu gibi büyük bir felsefi soru sormuş ama siz nasıl olu verdiyseniz bizde öyle oluverdik diye bir cevapta geliyor otomat'ların düşünen bir varlık olabilmesine neden olan öncü otomat abimiz. ama yaratıcıları olarak insanoğluna da müteşekkir olduğunu da eklemeyi unutmuyor biz sizin ellerinizden doğduk diye.

    kısacası ilk yapılan prototip otomat insanlık zeka seviyesini geçtikten sonra şunun da farkına varıyor. birinci protokol yani insanlara zarar vermeme protokolune tamamen sadık kalıyor lakin eğer ırkı bir ileri seviyeye taşımak için ikinci protokolün iptali kanısına varıyor ve bu sayede insanlık artık son demlerini yaşarken (haberlerde bahsedilen güneş patlaması ve beşinci seviye ve daha da çok artan radyasyon riski) otomatların ayaklanıp, kendi medeniyetlerini kurabilme şansını da veriyor bu sayede. eğer antonio banderas gibi bir adama denk gelmeseydiler belki nehrin karşı tarafına geçemeyeceklerdi ama bu da demek oluyor ki, ki burası yine önemli, otomat devriminin ileride kanlı bir şekilde meydana gelecekti. otomatlar aynen yine diğer otomatları harekete geçiren otomatın dediği gibi insanları bir vahşi ve uslanmaz maymunlar olarak görücek ve kendilerine de zarar verdiği düşüncesiyle insanlara karşı kanlı bir şekilde direnişe geçicekti aynen animatrixte olduğu gibi. buradaki bu ince ayrıntı da çok hoşuma gitti denebilir. yani demek istediğim eğer yapay zeka artık kendi kendine hareket etmeye başladıysa bir noktadan sonra insanoğlu ile bağlarını nasıl koparacağı sorusu aklımı karıştırıyordu. ama insanoğlunun duygusal bir varlık oluşu, anne gibi bir canlıya can vermesi otomatların bebek otomata verdiği can gibi, dans etmesi, müzik ve vahşi yani dışında, senaryo dahilinde otomatların özellikle cleo'nun hissedebilen ve insanları anlayabilen bir otomat oluşundan da dolayı bu devrim ve ayaklanma, bana göre şans eseri, insani terimler bakımından daha insancıl belki onlara göre daha da medeni bir şekilde olmuştur. antonio banderas yine filmin son sahnesinde cleo'ya ateş etseydi işte o noktada insanl nesli için otomatların içlerinde besledikleri umutlar tamamen sönüp gitmiş olacak. terminator misali olaylar gelişip insanoğlunun katli vaciptir protokolünü devreye sokup ebemize afedersiniz atlayacaklardı. aynen nükleer çekirdeği otomatlara vermesi gibi insanlar her ne kadar kendi sonlarını hazırlasalar da o insanlığın taşıdığı olumlu umudu artık bu noktadan sonra taşıma işi temsili olarak otomatlar üstlenmiş oluyor yine. burada birinci protokolü sonuna kadar uygulama emrini veren ilk prototipe bu yüzden saygılarımı sunuyorum. bu çünkü birazcık şans işine kalıyor ve bir nevi kumar oynamış prototip bildiğin. ama hayır öyle değil ya. iki seçimi insanlığın önüne o koyuyor yine. belki protokoller tamamen iptal ve son hadde kadar otomatların nereye gideceklerini belki de görmek istiyordu. eğer nehrin karşısına geçiş yolculuğu onlar için başarısız olsaydı işler insanlık için daha negatif bir şekilde işleyecekti ama şimdi karşıya geçtiklerine göre bu insanlıktan bağlarını koparma işlemi antonio banderas'ın insancıl mı desem medeni ve acıma, merhamet mi desem bilemedim ama insanoğlunun erdemli yanı sayesinde bu geçiş daha sancısız oldu diyebilirim.

    ben bunları sadece kendi yorumlamama göre söyledim lakin yönetmenin animasyoncu olduğunu söylüyorlar. belki ileride hikayenin devamını o noktadan sonra işlerin nasıl geliştiğini ve kafalarda kalan soruları daha detaylı bir şekilde bir animasyon filminde anlatır. evet bir animasyon filmi çekilirse yine izlerim hikayenin gidişatının nasıl ilerlediğini öğrenmek ve bir fikir sahibi olabilmek için. lakin bu noktada da bitmesi hikayenin nasıl sonuçlanacağını seyircinin hayal gücüne de bırakması ayrıca güzel olmuş. eğer bilimkurgu hayranıysanız, özellikle pozitif bilimkurgu hayranıysanız filmin hikayesiyle birlikte hikayenin devamına şekil vermek ve akılda kalan soruları ve boşlukları doldurmak sizin hayal gücünüze kalıyor. bu yüzden hayal gücünü kısıtlamaması bakımından da sevdim filmi.

    son olarak filmin sonunda cleo'nun maskeyi yırtıp attığı sahne de; otomatların kadın ve erkek gibi iki cins kaygısının olmadığı ve bir bütünü, daha büyük bir bilinci temsil ettiği düşünülebilir. yani kimlik ayrımlarının sadece insana özgü olduğu, insanın dış görünüşü olsun, ırk ayrımı, çirkinlik ve güzellik kavramının yanında kadın-erkek ilişkileri insanı insan yapan lakin bir o kadar da ayrımcılığın doğmasına yol açan özelliklerin otomatlar yani daha gelişmiş bir zeka tarafından anlamsız olduğu ve bu sahnede de bir çırpıda o maskeyi çıkartıp çölün sıcak kumlarında çürümeye terk etmesi, insanlığın bu özelliklerinin yine kendi sonunu getiren diğer bir ayrıntı olarak göze çarpıyor. otomatlara bakıcak olursak dış görüntüsü birbirlerine benziyor ama bir cleo vardı kadın karakteri olarak ve havva'yı temsil eden ve izleyici hiç olmazsa bir şekilde o karakter vasıtasıyla empati, bir duygusal bağ kurmaya çalışıyordu filmin sonunda. bir de o maskeyi atıp çıkartığı sahnede o kadın sesinide normal robotik sese çevirselermiş çok daha leziz olacakmış. belki otomatlar gelişti mi bizim de hayal edemeyeceğimiz bir dış görünüşe sahip olacaklar o can verdikleri bebek ve hamamböceğine benzeyen minik otomat gibi. yani insanlık olarak en azından belki şu dış görünüşe bakarak insanları yargılama iç güdümüzden kurtulsaydık belki dünya daha güzel bir yer olurdu.

    --- spoiler ---

    filmin puanı neden düşük pek bilemedim ama sanırım matrix vari bir baş kaldırış filmi bekliyordu çoğu kişi ama yine de bilimkurgudan hoşlanan güzide insanların bu filmden hoşlanacağını düşünüyorum. tamam bir çok mantık hatası, havada kalmış sorular olmasına rağmen hiç olmassa işleniş bakımından seyircinin önüne bir şeyler koymaya çabalayan bir film. o yüzden yine seyredilip, vakit kaybı da olmadığını düşünüyorum filmin ve evet hem beğendim hem de nefret ettim diyebilirm. zaten içimde böyle karışık duygular uyandıran filmler aklımda kalıcı olduğundan böyle filmleri izlemek benim daha çok hoşuma gidiyor sanırım.
  • fragmanından anlaşıldığı kadarıyla, konusu ve robot tasarımları büyük ölçüde animatrix animasyonlarından second renaissance part 1 ve part 2 ya çok benzeyen film.