şükela:  tümü | bugün
  • bu nasıl davetse icabet ettik, karakter sınırlamasını takmayan twitter mucidi bir tweet canavarınca çırılçıplak şekilde ağırlandık, çok memnun ayrıldık. tersolar tersolar..

    bir haltı umursamayan bu sevimli ve huylu ve iyi manyak, bir köpek hediye eder gibi kendi üzerinden, herkese kendini anlatan müthiş bir metin hediye etmiş; koynumuza alalım, sadakatine sırt çevirmeyelim, değerini bilelim, yanımızdan ayırmayalım, ona benzemeye çalışalım, saygınlık peşinde koşacağım diye efendilik taslayıp sefilleşmeyelim, acıma uyandırmayalım. edouard leve sadece konuşurken değil yazarken de sadece kendinden bahsetmeyi seviyor. otoportre ismini verdiği bu deneme, okuyacağınız en sıradışı metinle gerçekliğin ne kadar sıradan olduğunu gösterecek. leve şöyle bir şeyler diyor: "kimsenin okurken zevk alması, iyi vakit geçirmesi için yazmam, ama hoşlarına gidiyor diye de kimseye kızmam." hoşunuza gitmezse ben kızarım.

    seni sevmeyen senin gibi olamasın.
  • dün gece okuyup bitirdiğim edouard leve eseri. biraz kıyıda köşede kalmış unutulmuş bir eser.

    kitabın ilk 10 sayfasında "ne okuyorum lan ben?" sorusu hakimdi aklımda. birbiriyle alakalı olmayan rastgele sıralanmış cümlelerdi sadece okuduklarım. bir önceki cümlede şeytana inanmadığı söylerken yazar bir sonrakinde adli sicilinden bahsedebiliyor. bahsediyor hatta.

    kitabın başıyla sonu arasında hiçbir fark yok aslına bakarsanız ama sizi öyle bir içinize çekiyor ki cümleler yağ gibi akıyor. sonraki cümlenin ne hakkında olduğuna dair fikir bile yürütemiyor olmanızın merakı belki de.

    kitabın bir yerinde geçiyordu galiba. 365 gün kendisinin bir fotoğrafını çekip her fotoğrafından 1/365ini alıp hepsini birleştirip kendisinin fotoğrafını yapmak istediğinden. bu kitapta da tam olarak aynısını yapıyor. yüzlerce cümle peşi peşine alakasızca sıralanıyor ve sonunda karşımıza edouard leve çıkıyor.

    bir yazarın kendini bu kadar duru bu kadar açık bir şekilde ortaya koyduğunu bu güne kadar görmemiştim ve muhtemel bundan sonra da görmeyeceğim. iyi bir kitap diyemem belki ama enteresan, enteresan olduğu kadar da etkileyici bir kitap diyebilirim galiba.

    kitabın son cümlesiyle bitireyim yazıyı; "yalnızca bir kere yalan söylemeden "ölüyorum" diyebileceğim. yaşamımın en güzel günü belki de geçti."