şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: avaramu)
  • herhangi bir deniz taşıtının bağlı olduğu yerden iplerini çözmek yahut demir almak suretiyle ayrılmış olması halidir.

    secimini gitmek yönünde yapmış eski sevgililer için de rahatlıkla kullanılabilir.
  • murathan munganın en güzel şiirlerinden biri.

    ..vahşi siyah atlardık
    kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
    deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
    asık ve düşmandık
    dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
    sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
    öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
    geceleri uyuyamayan çocuklardık,
    otobüs garlarında uzun maceralara umar
    apansız yolculuklara çıkardık
    ..
    ahh o gece yolculukları
    bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
    kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
    gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
    kaç yol arkadaşı?
    sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
    ne kalıyor elimizde?
    ölenler,
    terk edenler,
    bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

    vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
    içimizden kimse gidemedi amerika'ya
    kendi amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
    yağmur aldı
    rüzgar aldı
    zaman aldı
    o vahşi siyah atları
    herşey o eski rüya da kaldı
    çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
    çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
    öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
    peki sen anımsıyor musun?
  • (bkz: avara kasnak)
  • işe yaramaz, kötü.
  • murathan mungan'in enfes siiri. tamami soyledir;

    anımsıyor musun?
    bir çetemiz vardı: vahşi siyah atlar
    ısmarlama serserilikler yaşardık
    kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
    sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
    yabancıları mahalleye sokmamak gibi
    ve bir gün gideceğimiz bir amerika vardı
    herkesin bir amerika'sı vardı o zamanlar
    herkes gece istasyonlarında
    kendi amerika'sını aradı

    kısık ışıklı arkadaş odaları
    plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
    kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
    okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
    ve dünyanın bütün limanları
    önümüzdeki sessizce uzardı

    biterdi plak, disk boşa dönerdi.
    düşlerimiz çarpip geri dönen sulardi şimdi
    böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
    kaçinirdi herkes
    sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardi
    animsiyor musun?

    vahşi siyah atlardık
    kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
    deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
    asık ve düşmandık
    dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
    sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
    öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
    geceleri uyuyamayan çocuklardık,
    otobüs garlarında uzun maceralara umar
    apansız yolculuklara çıkardık

    uykulu kentlere girerdik gece yarıları
    ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
    gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
    sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
    sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
    sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
    yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
    ışığı açık kalmış pencerelere, kepenği örtülü dükkanlara,
    yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
    adını bile bilmediğimiz bu kente
    neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
    uzun uzun bakardık
    anımsıyor musun?

    ahh o gece yolculukları
    bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
    kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
    gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
    kaç yol arkadaşı?
    sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
    ne kalıyor elimizde?
    ölenler,
    terk edenler,
    bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

    vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
    içimizden kimse gidemedi amerika'ya
    kendi amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
    yağmur aldı
    rüzgar aldı
    zaman aldı
    o vahşi siyah atları
    herşey o eski rüya da kaldı

    çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
    çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
    öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
    peki sen anımsıyor musun?
  • üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma.
  • (bkz: avare)
  • (bkz: avaracı)
  • murat kekilli'nin son albumunun ismidir ayrica.

    (bkz: avara)
    (bkz: ayrilik) helal olsun.
    (bkz: e$ek gozlum) bildik, baydik.
    (bkz: tomarza)
    (bkz: yandi bu yurek)
    (bkz: vakti geldi) superdir.
    (bkz: odalarim)
    (bkz: meyro)
    (bkz: gitme dongusu)
    (bkz: me$eler)