şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    son bölümde hikayenin doğru kullanılan yanı benim açımdan şuydu:

    zuko'nun da belirttiği gibi aang'in kalbindeki en büyük acı kendi ulusuna mensup olan tüm bükücülerin katledilmesiydi ve avatar olarak bu katliam gerçekleşirken dünyadan izole olmasıydı. altında ezildiği bir sorumluluk ve bu sorumlulukla başa çıkamamanın verdiği kendini değersiz görme düşüncesiyle boğuşuyordu. zira aang'in hikayesi boyunca tüm dostlarını ve üstatlarını kaybetmiş olmasından dolayı çektiği yalnızlık sık sık karşımıza çıktı. bu zaafıyla verdiği içsel mücadele hikayede önemli bir rol oynadı.

    elbette aang'in altında ezildiği sorumluluk ile karşılaştırılması abesle iştigal etmek olacaksa da tenzin de bir süreliğine son hava bükücü damgasını üzerinde taşımış bir karakter. aang'in ölümü ile tenzin'in ilk kızının doğumu arasındaki sürede bir ulusun mirasını yaşatma görevini üstlenmek zorunda olan kişi tenzin'di. hatta çocuklarının yaşça küçüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu yükü hala sırtında taşıyor olması anlaşılabilir bir durum. zaten bu sebeple yeni hava keşişlerini eğitme görevine bu derece büyük bir saplantıyla değer veriyor. aang gibi usta bir avatar(özellikle de hava bükücü) tarafından eğilitilen ve onun hava keşişlerinin kaybedilmesi ile ilgili düş kırıklığından beslenen kültür mirasını aktarma arzusundan nasibini alan tenzin'in vermesi gereken tepki buydu. son nefesine kadar çarpışması, korra'nın bir avatar olarak bile tereddütle yaklaştığı kendini feda etme fikrini hiç düşünmeden üzerine alması aang'in oğlunun kendisinin ve babasının geçmişine bir saygı duruşudur. zuko'nun varsayımsal "aang ne yapardı?" konuşmasının tenzin'de vücut bulması hikaye açısından tatmin edici bir hamleydi.

    öte yandan the legend of korra serisinin en büyük hatalarından biri olarak gördüğüm yanlış bir alışkanlık var:

    korra dışındaki avatar'ı destekleyen karakterlerin zor durumlarda kahramanca çarpışıp kazanmasına müsade etmiyor yazarlar. aang'in hikayesinin en güzel yanlarından biri diğer karakterlerin amaca giden yolda önlerine çıkan engellerin aşılmasında bazen aang'den bile fazla payı olmasıydı. karakterlerin iç dünyalarına dahil olup empati kurma seviyemizin korra serisinde nasıl düştüğüne değinmiyorum bile. tekrar "diğer karakterlerin başarısızlığa mahkum olarak resmedilmesi" konusuna gelirsek; ilk seride katara azula'yı mağlup eden kişiydi. toph'un haddini bildirmediği ödül avcısı, içinden kurtulmadığı zor durum kalmamıştı. aang zora düştüğünde sokka ya da suki bir şekilde durumu kurtarabiliyordu. hepsinden öte bir iroh gerçeği vardı. ay ruhuna müdahale eden zhao'ya öfkelenmesiyle tüm ateş ulusu askerlerini telef etmesinden, bunu gören zhao'un topukları yağlamasından tut da batının ejderi ismini nasıl aldığını uygulamalı gösterdiği sahneye, ba sing se surlarını aşışına kadar kahramanlıklarla doluydu hikayedeki öyküsü. omashu kralı bumi'yi hatırlayın. aang'in çocukluk arkadaşı olan. kapatıldığı yerden çıkıp toprağını nasıl toprak bükme dersi niteleğinde geri aldığını. zuko'nun yalnız yolculuğunda halka zorbalık taslayan toprak ulusu askerlerini alt edişi bir başka örnek.

    aang serisinde diğer karakterlere baktığımızda yan karakterler değil, farklı ekollerde takımı sırtlayan usta bükücüler ya da fikir adamları görüyorduk. ortamda aang olmasa da etkileyici bir sahne olabileceği beklentisi içerisine girmekte hiç zorlanmıyorduk. korra'da bu durum tam aksi yönde. bolin ve mako'nun yukarıda saydıklarıma eşdeğer hiçbir zaferine tanıklık etmedik, zaten öyle bir altyapı da hazırlayamadılar. bu saatten sonra çok zorlama olacaktır. lin ilk sozonda etkileyici bir karakter olarak karşımıza çıkmıştı tenzin ve ailesini kurtarmak adına equalistler ile yalnız yüzleşmesiyle. ama onun gibi yetenekli bir toprak bükücü ve şefin equalist'ler karşısında kolayca kaybedişini ve amon'a teslim edilişini izledik. tenzin usta bir hava bükücü olarak karşımıza çıktı. ama üç sezondur büyük mücadele verip kaybetmesini izliyoruz tüm zor durumlarda. bu da beklentileri tek noktaya sabitliyor: korra yoksa zafer de yok. bu alışkanlık seriye etkileyiciliğini kaybettiriyor.

    ben şu final çarpışmasında kardeşleri kaybetse de tenzin'in tüm o inancıyla tek kişilik bir ordu gibi red lotus'a karşı kazanmasını isterdim mesela. korra'ya muhtaç olmamasını isterdim. sonuçta eski order of the white lotus üstatları seviyesinde sayılabilecek bir bükücü. kimse iroh'un, bumi'nin ya da pakku'nun tek başına dört güçlü bükücüyü alt etmesini garipsemezdi. gerçekçilik adına yapılıyorsa bu savaşıp kaybetme hamleleri, ne yazık ki sadece diziyi tahmin edilebilir yapıyor.

    not: zuko'nun korra'dan amcası iroh'un ruhlar dünyasında olduğunu öğrenmesinin ardından yüzündeki "ulan bu herif nasıl bi herif? n'aptın lan yine amca?" ifadesi paha biçilemez.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    zaheer'in dünyada ki bağı p'li'ymiş. onu kaybettikten sonra tüm dünyevi bağlantılarından kurtulmuş oldu ve uçmaya başladı. romantik terörist.
    --- spoiler ---
  • güzel bir bölüm olmuş. iki sezondur ilk başta yarak kürek hikayeler anlatıp son bölümlere doğru giriyor senaristler asıl olaylara. ne bok yemeye böyle yaptıklarını çözebilmiş değilim. yalnız aklıma şöyle bir şey takıldı.

    --- the last airbender spoiler ---

    hani ilk earthbender'lar dev köstebeklerden earthbending öğrenip omashu şehrini kuran two lover'lardı?** hani ilk waterbender'lar ayın hareketini örnek alarak başlamışlardı?* hani ilk air nomad air bicon'lardan öğrenmişlerdi hava bükücülüğü?* senaristler bizi mi sikiyosunuz lan? lost izlemiş nesiliz biz.

    --- the last airbender spoiler ---
  • legend of korra serisini, doğru ya da yanlış, işleme cesaretini gösterdiği konuları da hesaba katarak ve sadece bununla sınırlı kalmayan etkenleri göz önünde bulundurarak seven ve izleyici olarak varlığından mutluluk duyan biriyim. hakkında çıkarımlar üretme aşamasında da kesinlikle objektif olmaya çaba sarfediyorum.

    şimdi aklımızda bulundurulması gereken ve zaten istemsizce bulunan birkaç gerçek var:

    atla serisinin ve korra'nın yaratıcıları aynı, iki serinin kurgularının tabanını oluşturan evren aynı ve kronolojik olarak birbirleriyle takiptelik ilişkisi kapsamındalar, ortak karakterler ve iki serideki bazı karakterlerin birbirleriyle çeşitli bağları mevcut.

    bunlar ışığında izleyicinin iki seriyi birbirinden tamamen kopuk görmesi beklenemez. eleştrilerde atla'nın anlatı metotlarına dair temellemeler kullanılması bu büyük bağın bir getirisidir. çünkü fantazya ürünü olarak yaratılan evrenlerin tarihini dallandırmak ve genişletmek amacıyla ortaya konulan ek ya da devam eserlerinde evrenin ilk yaratılış haritasıyla(coğrafyası, felsefesi, tarihsel gerçekleri, siyasal yapısı, ruhani kavramlar ve bunların çeşitli halklar arasındaki konumu, antropolojisi vs.) bütünlük teşkil etmesi beklenir. bu yüzden korra serisindeki tercihlerden hoşnutsuzluk duyan bir atla hayranının kıyasa dayanan eleştri hakkı bulunur; çünkü onun bir izleyici-deneyimleyen olarak bu esere dair bütünsel imgelemine etki etmektedir bu ayrı fakat bütünün parçası olduğundan bir derece ayrı olamayan eser.

    neyse. esas değineceğim şeye gelelim:

    avatar the last airbender'a yalnızca çocukları eğlendiren ve güçlünün sevildiği bir yapım kategorisi biçip korra'yı karşı kutupta yüceltmek abestir. sebeplere gelelim(ben lafı edip orada bırakmayı uygun görmüyorum):

    -aang'i sevmenin güce tapmanın izdüşümü olarak kabul edilmesi serinin mantığına tamamen terstir. aang gücü değil, zaafları, bunlara karşın barışçıl, şiddet karşıtı olabilmeyi temsil eden bir karakterdir. aang'in başarısız olduğu pek çok bölüm, zayıflığının su yüzüne çıktığı pek çok sahne, duygularını dizginleyemediği pek çok kırılma noktası, pişmanlık duyduğu tercihleri, korkarak yaklaştığı pek çok düşünce ve hadise vardır. biri çıkıp aang için güç içgüdüsü ve temel motifiyle hayatını yönlendiren biri diyorsa o kişinin seriyi izlemediğine ya da izler gibi yaptığına kanaat getiririm. aang'in gücünün tamamen "en güçlü" haline geldiği tek an final bölümüdür ki o da olabildiğince insana saygıyı esas tutan bir şekilde sonuçlanmıştır. üç sezonun sonunda faşist bir diktatörü deviren aang için güç sembolü yakıştırması yapıp tüm sezonlarında en başta batırıp son bölümde çıldıran(hatta ikinci sezonda deve falan dönüşen), düşmanlarını silip atan korra için güçsüz, bizden biri demek tutarsızdır. tek fark aang'in gücünü şekillendiren niteliklerinin daha doğru tasvir edilmesi, korra'nın gücünün belirleyicilerinin sığ olmasıdır.

    öte yandan aang serisinde açık vermeyecek denli güçlü olduğu iddia edilebilecek dört karakter ön plana çıkar: ozai, azula, toph ve iroh. bu dört karakterin de bambaşka profillerle çizilmiş olması, bazılarını sevenin bazılarını sevmiyor oluşu, kişisel öykülerindeki zenginlik ve bu sebeple izleyici tarafınca anlayış derinliğine sahip olmaları atla'nın ne kadar büyük bir başarının ve emeğin sonucu olduğuna, tek taraflı bir perspektiften beslenmediğine ışık tutar.

    zuko gibi hayatı boyunca kaybedişlerle mücadele etmiş, hiçbir zaman azula, ozai, iroh kadar güçlü olamamış bir karakterin aang kadar seveni olması da güçlü aşkıyla atla'ya beslenen beğeni arasında kurulan orantının yanlışlığını gösteren bir örnektir.

    -atla'da karakter derinliği korra ile kıyaslanamayacak kadar doğru aktarılmıştır. yakınlık etkisi sebebiyle korra'nın hikaye boyunca yaşadığı psikolojik değişime hayranlık duyup atla'da bunlar olmuyormuş gibi davranmak yine beni gözyaşlarına boğan bir hatadır. zuko karakterinin bireysel iç mücadelesi, psikanalize uzanan psikolojik durumu, mental değişimi öylesine lezzetli bir meddahlıkla anlatılmıştır ki. korra'nın amon'lu, zaheer'li halüsünasyonları ona karakter derinliği katarken sadece aang'in ozai ile ilgili kabusları ve bunun sonucu olan uyku problemine odaklı bir bölüm ayrılması çocukça mı oluyor? karakterleri insani boyutuyla güçlendirme işi atla'da öyle büyük bir başarıyla sergilenmiştir ki birkaç sahne ile iroh'un koca hikayesi izleyiciye verilmiş, karakter izleyici tarafından anlaşılmış ve duygusal bağ kurulmuştur.

    -bir serinin ana karakterlerinin çocuklar olmasını o seriyi küçümsemek için kullanan bir insanın anlatıya odaklanma konusunda sıkıntı yaşadığı, bu hatasını göremeyecek yetersizlikte bir edebiyat, sinema dağarcığına sahip olduğu ve önyargılarla boğuştuğu aşikardır. sanatların tarihi bu önyargıyı yerden yere vuran eserlerle doludur.

    -bölüm bazlı düşünüldüğünde, tek bölümün hikaye değeri olarak bakıldığında atla birçok tekliği içinde mükemmelliğe yakınlaşmış, bir bölüm olarak özenle kurgulanmış, senaryo hamleleri yetkince seçilmiş bölüme sahiptir. roku ve sozin'in anılarının işlendiği bölüm, ba sing se hikayeleri bölümü, zuko'nun toprak krallığı'nın bir köyündeki bir aileye yardım ettiği bölüm, zuko'nun iroh'tan yıldırımı yönlendirmeyi öğrendiği bölüm, katara'nın annesinin katilini bulduğu bölüm, boiling rock hapishanesi bölümü, aang ve zuko'nun sun warrior kabilesi aracılığıyla ejderhalardan ateş bükmeyi öğrendiği bölüm yalnızca ilk etapta aklıma gelenler. korra'nın bu kaliteye yakınlaşan yalnızca beş kadar bölümünü biraz da iyimser davranarak seçebiliyorum.

    -korra serisini eşitlik, radikal dindarlık, anarşizm, hitler almanyası gibi konulara değinmesi ışığında takdir etmek güzel fakat aang serisinin bu tarz göndermelerden kopuk olduğunu zannetmek "kör göze parmaktan anlarım ben" demekle eşdeğerdir. dai li ajanları tarafından ba sing se halkı üzerinde yürütülen izolasyon ve sahte gerçeklik politikası(kuzey kore'nin sahte haberleri gibi), sozin'le başlayan imparatorluk yayılmacılığı, soykırım ve soykırımın çarpıtılan tarihsel bilgi yoluyla meşrulaştırularak eğitim kitaplarına girmesi, kuzey su kabilesi'ndeki seksist toplumsal ayrımcılık, toprak krallığı'ndaki sınıfsal tabakalaşma yine ilk etapta aklıma gelenler.

    neyse bu saatte yoruldum yazarken. bu tarz bir kıyas tabanlı yazı düşünmüyordum hiçbir zaman ama atla'ya arkası boş argümanlarla saldırılınca yazma gereği hissettim. yoksa iki seriyi de keyifle izleyin.
  • normalde avatar insanlari kurtarmak icin savasir, bunda insanlar avatari kurtarmak icin savasiyor.
  • amon'un kim olduğundaki fikrim şöyle:

    --- spoiler ---

    amon aslında amon millet. illa başka birisi mi olmak zorunda lan? çocukluğunda bender'lar tarafında ezilmiş bir eleman işte. yok tarrlok muş yok şuymuş yok buymuş. aang diyen bile var. oldu amına koyim. oldu olacak avatar roku diyin.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    korra'nın spirit world'de asami'ye spirit portal'ını göstereceği dizi.*

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    ağladım lan ilk bölümde. daha 10 dk olmadı başlayalı tutamadım kendimi. katara'nın tenzin giderken gözündeki yaşı silişi, tenzin'in "oogie* yip yip" demesi... kataranın falan gençliği geldi aklıma. yaşlı teyzeler gibi oldum nickimden utanıyorum resmen. çok özlemişim lan avatarı. ayda bir falan yayınlasalar da uzun uzun, yaya yaya izlesek.

    ayrıca küçük korra'nın "i'm the avatar you gotta deal with it"* demesi de inanılmaz şirin olmuş.

    --- spoiler ---
  • m. night shyamalan'dan saklanması gereken çizgi filmdir. mümkünse kimse adama haber vermesin.
  • avatar the last airbender hayranlarının uyuz olmasının başlıca sebebi olarak keloğlan'dan rocky'ye çocukluğumuzdan bu yana sayısız yapıt, masal, edebi eser ve söylencede gördüğümüz monomyth`:kahramanın mitolojik yolculuğunun standart izlencesi. yolculuğa çıkış, hazırlanma, sınavlar, dönüş.` arketipine uyacak hikaye yapısının olmamasıdır.

    ilk seride yola koyulduklarında kimse aman aman güçlü değildi. herkes yol boyunca sınavlar verip, o sınavların neticesinde gücünü elde etti. katara'nın kan bükmeyi arkadaşlarını manyak kan bükücü kadından kurtarmak için öğrenmesi, aang'in ateş bükmeyi öğrenmek için zuko ile güneş ulusu savaşçıları tapınağına yolculuk yapıp, ejderhaların sınavından geçip ateş bükmeyi öğrenmesi, sokka'nın kılıç ustası olmak için antrenmandan geçip, kendi kılıcını dövüp, ustasına karşı dövüşmesi, zuko'nun bükücülüğünü kaybedip ateş bükücülüğü kaynağından tekrar öğrenip, eskisinden de iyi olması gibi.

    ancak korra'da bu tür güçler edinildiğinde de anticlimactic şekillerde edinildi. korra metal bükmeyi su'nun ülkesinde güzel güzel öğrendi. halbuki toph'un iki paralı asker toprak bükücünün tutsağı iken öğrenmesi gerekmişti. korra'da takip edilen ark, kötünün sezon başında ortaya çıkıp, sezon sonuna kadar güçlenip, sezon sonunda varolduğunu bilmediğimiz, son anda ortaya çıkan bir avatar gücüyle yenilmesi oldu. korra'nın sınavlardan geçtiğini yeterince hissedemedik. climax'a ulaşmadı hikayeler. toph'un zehri alması bile bir yeniden doğuş hikayesi olmadı. zaheer vizyonlarını atlatamadı. ama son kuvira dövüşünde atlatmış gibiydi. neden, nasıl sağlandı bu gelişim? korra gerekli sınavı vermemiş gibi hissettik. korra için tezahürat etmek içimizden gelmedi.

    chritopher booker'ın 6 temel hikayesi* veya campbell'ın kahramanın sonsuz yolculuğu yegane hikaye formatları değildir. ancak kuşaklardan beri insanlığın kullandığı, tanıdık bulduğumuz ve ait hissettiğimiz hikayelerdir. bu sebeple iyi bir hikaye, o motifleri birer checklist olarak kullanıp birebir takip etmek zorunda değildir. ancak oradaki motifleri yapısının içine örmek zorundadır. gerçek hayatta bile aradığımız desenlerdir bunlar.

    son bir argümanla kapatıyorum, korra hikayesinin en sevdiğimiz bölümleri avatar wan ile ilgili olanlardı. korra izlemeyen arkadaşlarım dahi izleyip sevdiler, korra kadar like aldı avatar wan'ın sayfası. bunun başlıca sebebi neydi? aang'de de gördüğümüz messianic arketip hikayesini wan sonuna kadar gösterdi. gerçekten campbell görse "aha işte bak onu diyorum" derdi muhtemelen. bu kadar birebir uyabilir çılgınca gerçekten. yolculuğa çıkmak istemiyordu, ancak açlık yüzünden gücü çalmaya itip sürüldü ve mecbur kaldı. sonra insanlar ve ruhlar arasında köprü olma sınavını geçti. bu ilk sınavıydı. sonra gerçek sınavı olan vaatu ile savaş yolculuğuna çıktı. raava onun yoldaşı ve mentoruydu. ömrünü bu uğurda vakfetti, ve spiritüel olarak zenginleşmiş şekilde macerasını tamamladı.

    peki bu denli tekrar eden ve öngörülebilir bir deseni böyle farklı farklı maceralarda her seferinde sevmemiz, bize hikayecilikte bir numara olmadığını, ve tek tip bir hikayenin yeterli olduğunu mu söyler diye düşünürsek de, cevabın hayır olduğu kanaatindeyim. bir çok yan hikaye, karakterler arası iletişim ve detayların yarattığı "büyü" faktörüne geliyor iyi hikayenin başarısı neticede. bu çatıyı takip etmeyen çok iyi hikayeler olabileceği gibi, takip eden ninja warrior veya road house gibi en iyi ihtimalle komik kabul edilebilecek örnekler de var. burada bahsedilen şey genel eğilimler ve makro bir bakıştır.

    tabii tenzin'in o kadar gelenekçi ayağı yapıp, "hava ulusu kültürünü dirilteceğim" diye takılıp, sonra o vücuda yapışan soytarı kıyafetlerini herkese giydirmesi de dizinin sevilmemesinde bir etkendir. öyleydi çünkü hava ulusu, herkes totosunu kavrayan latexlerle dolaşıyodu değil mi? budizm etkileri falan öyle arkadaş arasında ufak geyiklerdi. bravo tenzin. inanılmaz muhafazakarmışsın, dedelerinin mezar taşlarını falan ful okuyosundur sen bu kafayla. adın tenzin, babanın hocası gyatso* utan lan. hıyar.