şükela:  tümü | bugün
  • bukowski ve john fante nin kitaplarını okumak için artı bir nedendir. hatta bu yazarların bazı kitaplarının orijinalleri okunurken türkçe çevirileriyle aynı derecede zevk vermedikleri olur çevirilerinin güzelliğinden.
  • parantez yayınlarının büyük çevirmeni. yaklaşık 20 adet bukowski kitabı çevirmiştir.
  • herhangi bir kitabı hem başka bir çevirmenden hem de avi pardo'dan okuyup da bir karşılaştırma yapmış değilim ama avi pardo'nun okuduğum tüm çevirilerini iyi buldum. dil tıkanmıyor, kelimeler kasmıyor, orijinallik-lokallik uyumu yerli yerinde. akıyor da akıyor. h. miller "akıcı olan her şeyi severim" diyor yengeç dönencesinde, o hesap... çok yaşasın. çevirmenlerimizin kıymetini bilelim.
  • bukowski çevirileriyle ilgili bu kadar olumlu entry girilmiş olmasına şaşırdığım çevirmen.
    yerelleştirme yapmak yerine kelimesi kelimesine çeviri yapmayı tercih eden ve sonunda,

    "hayır, yeterince allahın cezası benzin var."
    "nereye gidiyoruz?"
    "kendime allahın cezası portakallardan toplayacağım!"

    gibi buram buram çeviri kokan diyaloglar elde eden bir çevirmendir kendisi.

    (bkz: ham on rye)
  • çevirmenden hep bir fazlasıdır bu adam.
  • ham on rye çevirisini başarılı bulmadığım çevirmen. kitabı ingilizce'den de okuduktan sonra bir daha düşüneceğim bunu.
  • bir de bunun tam zıddı var. adı şadan karadeniz .
  • diğer çevirilerini okumadım, bu adamın neden bu kadar çok övüldüğüne de anlam veremedim.

    çevirmen değilim, edebiyat okumuyorum, bu konuda ahkam kesecek birisi hiç değilim. ama bir adam "iyi çevirmen" olarak anılıyorsa, bence öncelikle okuyucuya o cümlelerin ingilizce'lerini tahmin ettirmemeli. demek istediğim, bazı çevrilmiş cümleler var ki, ingilizce'sinin ne olduğunu direkt anlayabiliyorsun. tabii ki, bu biraz iyi seviyede ingilizce bilmeye dayanan bir şey, bu yüzden her çeviri kitap okuyan okur çevirinin barizliğini algılamayabilir ve bunu anlamak için de ana dilinizin o dil olması gerekmez, dediğim gibi iyi bir seviye yeterlidir.

    her neyse, ben şimdi patrick dewitt'ten sisters kardeşler'i okuyorum, çeviri avi pardo'dan. öncelikle yukarıda bahsettiğim "ingilizce kokan" cümleler çok fazla. ama asıl beni kıl eden şey bu değil.

    okuyalı 5 dakika olmadı, şöyle bir cümle geçiyor: "charlie'nin midesi içtiği viskiden bulanıyordu, kimyagere gidip mide bulantısına karşı ilaç aldım."

    kimyagere gitti, ha?
    chemist, evet kimyager demek; ama aynı zamanda eczacı anlamı da mevcut olan bir kelime. midesi ağrıyan birine ilacı eczaneden almak, bir kimyagere gidip almaktan daha mantıklı geliyor kulağa. ama avi pardo, burada eczacı anlamında kullanıldığını akıl edemeyecek kadar tecrübesiz bir çevirmen midir?

    neden bir kelime için bu kadar tantana? öyle değil, her iş layığıyla yapılmalı. çevirmensen oturup düşünüyosundur. hiç bilmesen, kimyagere gidip mide ilacı almadaki mantıksızlık kafana takılır.

    neyse, bu entrynin sonunu getiremedim. çevirmen olmak isteyen bir ben vardı bir zamanlar, şimdi kimya mühendisi olma yolunda. bu konulara hiç girmiyor, avi pardo'nun çevirdiği kitabımı okumaya devam ediyorum.
  • diğer yazarlardan yaptığı çevirileri bilmiyorum ama bukowski çevirileri -çok klişe olacak ama- fazla çeviri 'kokuyor'. bildiğin dümdüz, kelime kelime çevirmiş adam ve sonuçta elimizde cnbce altyazılarından hallice bir bukowski külliyatı var. bari tekeline almayaydın adamı.
  • --- spoiler ---

    ‘çevirmenim avi pardo bir nevi ninja sayılır’
    kitaplarınızı türkçeye çeviren avi pardo’yla tanışıyor musunuz?
    hiç görmedim hatta sesini de duymadım…
    burada onun bir nevi kült star olduğunu, sırf o çevirdi diye bir kitabı alacak birçok okur bulunduğunu biliyorsunuz ama değil mi? tanışıyor olsaydınız hakkında birkaç sır isteyecektim sizden…
    iyi bir çevirmen elindeki kitabı bir dilden bir dile aktarırken aslında yeniden yazan kişidir ama bunun gösterisini yapmaz. şeffaftır bir bakıma; yazarın üzerini görünmez bir dil örtüsüyle kaplarmış gibi çevirir kitabı. ninja gibidir yani. varlığını her cümlede fark ettiysen, işini kötü yapmış sayılır. hakkında kimse bir şey bilmediğine göre avi pardo sadece çevirilerinde değil hayatta da ninja gibi demek ki. çok iyi bir çevirmen olduğunu biliyorum ama kaçmayı, kimseyle konuşmamayı tercih ediyormuş. utangaç biri diyorlar onun için. bir gün tanışmayı çok isterim.

    etgar keret

    --- spoiler ---

    yazının tamamı için egoistokur