şükela:  tümü | bugün
  • berlin (ve belki cogu $ehir) icin: kontrolcüler gelince ko$un, delicesine ko$un, allah ne verdiyse, bacaginizin ve cigerinizin yettigince ko$un.
  • münih:
    -s-bahn: s1, s2, s7,s8 gibi hatlar çok rahat. 3 seneye yakın süre içinde neredeyse her gün seyahat edilip en fazla 2-3 kere kontrole rast gelinmiştir. rahat olun.
    -u-bahn: ya bir fuarda görevli olarak münih'de bulunun (fuar biletiyle tüm mvv araçlarına (münih'in iett'si) beleş binebiliyorsunuz) ya da bekaretinizi kontrolöre satıp 40€luk cezayı geri alın. çok sık kontrol oluyor. sık sık vesaite binen bir insansanız her ay ortalama 2-3 kere kontrole yakalanırsınız. bu arada eğer yakalandıysanız o 40€'yu (aslında ilk kez yakalanıyorsanız 20€ oluyor) ödemeden almanya'dan ayrılmayın, ülkeye bir dahaki girişinizde sorun çıkabilir.
    -tramvay: bilet almayı pek düşünmeyin. kapıdan olabildiğince uzakta durun, zaten kontrol olmuyor gibi bir şey, olsa bile işe kapının yanında duranlardan başladıkları için siz kontrolörün geldiği yönün aksine doğru ilerlersiniz, durakların arası da birbirine çok yakın zaten, bir sonraki durakta inersiniz.
    -otobüs: tram kadar rahat değil, yanınızda bilet bulundurmanızda fayda var.
    -tabanvay: şaka yapıyorum sanıyorsunuz ama bazı trafik ışıklarında polis bekliyor, gizlendikleri yerden çıkıp kırmızıda geçen yayalara (evet yayalara) ceza yazıp gidiyor. kısacası yayaysanız kırmızıda etrafınızdaki insanlara bakın, onlar polisin beklediği noktaları biliyorlardır, herkes geçiyorsa siz de geçin.
    -özel araba: kırmızıda geçmeyi aklınızın ucundan bile geçirmeyin, her tarafta kamera var, geçerken mutlaka fotoğrafınız çekilir, bunlar hem ön koltukta oturanların yüzünü net olarak gösteren, hem de kırmızı ışığı ve plakayı çeken, altına da tarihini saatini yazan gelişmiş kameralardır. yani yapmadım etmedim demek sökmez, trafik ihlalinizi çat diye ispat edebilirler. 2 haftaya kadar da postayla eve ceza gelir. aslında yabancı plakalı arabalarla genelde uğraşmıyorlar (türkiyedeki trafik amirliğine "bu adam kırmızıda geçti" diye haber falan yollasalar bizimkiler anlayana kadar sadece yazışmaları bile astarı yüzünden pahalıya gelir) ama almanyada yaşıyor ve alman plakanız varsa yandınız.
    -bisiklet: mümkünse bisiklet yolundan çıkmayın, hatta hep sağ kaldırımdaki bisiklet yolundan makul bir hızla gidin, yayalar için yazdıklarımın çoğu burada da geçerli, kuralları çiğnerseniz bisikletli olarak bile ceza yemeniz olası, zira almanyada bisiklet için de ehliyet veriliyor, unutmayın, bunlar alman, oyarlar.
  • almanya'nin hessen eyaletindeki rayli ulasim sistemleri kullanildiginda uygulanabilecek en basit ancak bir o kadar da tutarli taktik turist pozisyonu almaktir. frankfurt sehrindeki gunluk yabanci giris/cikis volumu yuksek oldugu icin bu kontrolculer tarafindan duyarlilikla karsilanacaktir. bircok kez olumlu sonuc vermistir ve hala vermektedir. (bkz: tecrubeyle sabit)
  • prag'da değil beleş binme, bilet aldığınız durak sayısından daha fazla giderseniz kılçık metro görevlisi tarafından enseden tutulma suretiyle yakalanırsınız.. ammavelakin kabadayılık yapıp, hafif bir parmak haraketiyle görevliyi omzundan geriye iterseniz*, polis gelene kadar kaçma zamanına sahip olursunuz..
    yer üstü metrosu tramvay içinse tamamen iç güdülerle hareket edip, bilet kontrol zamanlarının hissi vuku olmasını beklersiniz, diğer günler o tramvay senin bu tramvay benim beleş beleş dolaşırsınız..
  • amsterdam: otobuslerde sansiniz yok, kontrol giriste. tramvaylarin hattina gore degisir, ara kapilar aciliyorsa kontrol yok demektir, ille de gidip konduktorun yanindan binmeye kalkmayin. metroda da benzer sekilde, belli saatlerde istasyon girisinde kontrol var, zaten biletinizi basmak zorunda kaliyorsunuz. ama uzun mesafe de gitseniz az basin, kim gorecek. eger olur a siz tramvay veya metrodayken kontrolculer binmeye kalkar (o da cok olasi degil), uniformali ve guruh halinde geziyorlar, merak etmeyin. tramvaydaysaniz en yakin baski aletine kosup bastiriverin biletinizi, metrodaysaniz kendinizi istasyona atin tam onlar sizin vagonunuza binerken. en kotu durumda, eger yakalanirsaniz, rotterdam'daki gibi turkce konusmayi deneyin, salak salak gulumsemeyi de unutmayin.
  • metro şöförü (?) olun herhangi bir evropa şehrinde, hergün beleş binersiniz metroya bi de her ay başında para verirler metroya biniyorsunuz diye. çok karlı.
  • vatikan: burada metro yoktur, lakin merdivenleri kullanabilirsiniz.
  • londra: belki de en kazık cezalardan birisi olan sabıka kaydıyla ödüllendirileceğinizden belki de hiç girişmemeniz gereken teknikler. ta bilmem ne zaman metro'da trajedik hikayeler yazardı da uzun yolculuklarda okurduk. "hep beleş takıldım, beni hiç yakalaycaklarını sanmıyordum, kız arkadaşıma ve cümle aleme rezil oldum, beni haftalardır izlediklerini söylediler vs.". bu noktata ben elton baba'nın dediği de komiktir: "ya tabii, 5 kişilik interpol ekibi 70 pence'in peşinde, tabii tabii"
  • schwarzfahrer teknikleridir. haftasonlari almanya icinde, bedava olmasa da ucuz bir yontem: schönes wochenende