şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • yenisi çekilmediği için hayatımın loop'u olan dizi. hiç mi sıkılmaz insan? sıkılmıyorum. gülse birsel ne olur geri dön. ve avrupa yakasıyla dön.
  • şu sıralar yirmili yaşların başlarında, ortalarında olan insanları farklı farklı duygulara, düşüncelere götüren dizi. eski türkiye ne güzelmiş bizim de gençliğimiz böyle bir döneme denk gelse ne kadar farklı olurmuş. levent üzümcü'nün atv'de rakı içtiği dönem.

    dizinin zaman içindeki evrimi de ilginç. ilk iki sezon nişantaşında bir moda dergisinde çalışan normal insanların hayatlarını anlatıyor. sonra diziye burhan altıntop geliyor. 3. sezon burhan ve çevresinde olanları izliyoruz. 4. sezon gaffur karakteriyle insan diziden soğuyor. keşke biri onun olduğu tüm sahneleri silse o kadar tahammül edilemez bir karakter. 5. sezon dizinin altın çağı yaşanıyor. bir yandan burhan plan yaparken başına gelenleri izliyoruz. bir yandan şahika koçarslanlı gibi güçlü bir kadınla tanışıyoruz. dursun'un burhan'ın odasına girip çıkmaması derken gerçekten kahkahalarla dolu bir sezon oluyor. 6. sezon gerçekten olmamış bir sezon. ata demirel'in gelip hümeyra'nın gidişi bir eksikliğe yol açıyor sonra gazanfer özcan da diziden ayrılmak zorunda kalıyor. dilber ana iki cümle edene kadar zaman geçmiyor derken diziyi bitiriyoruz. yine de gülse birsel ve engin günaydın başta olmak üzere çoğuna içten bir sevgi hissediyorum bizi güldürdükleri için.

    benim için bu dizinin şöyle ayrı bir yeri oldu. ne zaman sarhoş olsam sabahında, hala alkol biraz bünyedeyken kahvaltı öncesi ve eşliğinde keyifle bazen karnım ağrıyarak izlemek. bunu bir süre daha yapacağım galiba.
  • (bkz: kahvaltı) (bkz: gece atıştırma) (bkz: terapi)
  • bu diziyi yayınlanırken fark etmemiştik meğer biz ne özgürmüşüz. dizide eşcinsel karakterler varmış, ev ahalisi içki içiyormuş ailecek, nikahsız beraber yaşama falan var. özgür ve güçlü kadın figürleri var. bugün bu saydıklarımı yayınlamayı bırak laf içinde bile kullanamıyorsun televizyonda. yani çok değil 10 sene öncesine kadar televizyonlarda böyle bir yapım varken şuan bunun yakınından geçen bir yapım yok. izlerken ağzım açık kalıyor her bölümde, lan buna nasıl izin vermişler diye.
  • az önce youtube'da 139. bölümün altında yazan bir yorum gördüm. 1,2 bin beğenisi vardı. "ruh hastalarını rahatlatan tek dogal terapi dizisi". çıtayı öyle bir yere koymuşlar ki artık kendileri bile aşamazlar. mesela gülse birsel iki dizi çekti ama olmadı işte. buradan acun beye seslenmek istiyorum. kendisi de zaten burhan altıntop'u yakından tanıyor. sihirli annem'e yaptığı gibi. hadi be hacı be. bir kıyak yap bize. aldığın tüm paralar helal olsun diyeceğim.
  • benim için yüzyıllardır şampiyonlar liginin şampiyonu olan dizidir.

    hele hele türk televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en ikonik karakteri olan burhan altıntop'u yaratmış ve sergilemiştir. yeri apayrı, bir daha bu kadar iyisi gelmedi. bence
  • mutsuzluga, ayrılıga, yanlızlıga iyi gelen tek şey. açıp açıp tekrar izleyip mutlu oluyorsunuz. bilmiyorum kaç yüz kere izlemişimdir. türkiyenin en güzel senelerini, dönemini anlatan dizidir.
  • 190. yani son bölümünde konuk oyuncu olarak izlediğimiz cem davran'ın kimyager tiplemesi takdire şayandır. *

    affına mağduren durum böyle, ben gay'ım *
  • pandemi döneminde yayınlansa şöyle sahneler görebilirdik diye düşündüğüm dizi.

    burhan: lan satanist? gitmiyorsun di mi barlara filan? yasakladı ya olum hökümet. oralarda korona olup bize de buluştıracaksın.
    tanrıverdi: ne barı ya? kapalı her yer.
    burhan: kapalı olmasa gideceksin yani. hiç düşünmüyorsun buradaki insanları. satanist. kedinin yanında yarasa da kesip yiyorsunuzdur siz. siz mi çıkardınız lan bu virüsü yoksa?
    fatoş: rahat bıraksınıza çocuğu burhan bey. korona var diye biz bile buluşamıyoruz doğru dürüst.
    burhan: ben sizi de düşünüyorum fatoş hanım. sizin daha çok dikkat etmeniz lazım.
    fatoş: o niye ayol?
    burhan: (bıyık altından gülerek) yaş ilerledikçe hastalığın etkisi artıyor diyorlar.
    (aslı ve yaprak güldükleri belli olmasın diye kafalarını çevirir.)
    fatoş: aaaa.

    iffet: maskeni çıkarsana burhan, evde de mi maske takıyorsun?
    burhan: evet ifot, dışarda iki kat, evde tek kat. bence siz de takın, şu an huzursuz hissediyorum kendimi.
    (tahsin'e döner) kendine çok dikkat et ehtiyar. zaten pek evden çıkmıyorsun ama sen yine de dikkat et. bi bulaştı mı hık diye gidersin valla.
    tahsin: hasbinallah. bak yine başladı tık tık.
    iffet: aaaa burhan. o ne biçim söz ayol.
    burhan: ben gerçeği söylüyorum ifot. ne demiş atalarımız dost acı söyler.
    iffet: kolonya alır mısın burhan?
    b: yok ifot. ben bu evde bir daha kolonya alır mıyım? (meşhur çantasını açar) kolonyam, dezenfektanım, ıslak mendilim, maskem her şey var burda.
    (makbule gelir burhanın yanına oturur)
    makbııle. hemen geldin dibime oturdun, sosyal mesafe diye bir şey var ya. git şu karşıya otur, maskeni de tak. litfen ama.

    (aslı eve gelir)
    burhan: aslı yeağvrum, niye çıkardın maskeni?
    aslı: e eve geldim burhan bey.
    burhan: bağa enişte de ama. evi dışarısı mı var yahu bunun, virüs olmuyor mu evde?
    aslı: ben evde maske takmıyorum burhan bey. beğenmiyorsanız gidebilirsiniz.
    burhan: (bağırarak) sen kimi evden kovuyorsun terbiyesiz. ben bu evin eniştesiyim, ailenin büyüğüyüm. kusura bakma da bunlara hiç büyüğe saygıyı öğretememişsiniz tahsin bey amca.
    tahsin: olur mu öyle şey burhan? biz çocuklarımızı örf ve geleneneklerimizi bilecek şekilde yetiştirdik çok şükür.
    burhan: o zaman niye takmıyor ya bu maskesini? (sesi çatallaşır) niye takmıyor tahsin bey amca?
    aslı: bağırmayın burhan bey. takmayacağım.
    iffet: ay kızım takıver maskeni, bak biz de taktık. makbule'yi de sandalyede oturtuyor sosyal mesafeye uysun diye.
    aslı: öfff tamam ya. evde de huzur yok. koronadan betersiniz burhan bey, o öldürüyor siz öldürmeyip süründürüyorsunuz.
    burhan: dil de pabuç gibi, o pabuç gibi dille bana laf söyleyeceğine osman'a güzel sözler söyleseydin de kaçırmasaydın zengin kocayı. yine kaldın cim devesine.
    aslı: ay size ne benim ilişkilerimden?
    tahsin: ne demek zengin koca? biz fakir miyiz? ben tek başıma nişantaşı'nın ortasına apartman dikmiş adamım efendi.
    burhan: beni yanlış anlama tahsin bey amca. sen de zenginsin, hatta nasılsa zenginsin korona da varken şu bizim kiraya bu yıl zam yapmasak nasıl olur ha? ne dersin bu işe?

    (volkan ile sertaç dükkanda oturuyordur)
    volkan: lan işler iyice kötüleşti sertaç. uyanık tacettin hemen fırına çevirdi baklavacıyı. işi götürüyor.
    sertaç: ben sana dedim abi.
    volkan: dedin de babama dinletemedik ki sertaç. ne fırını dedi. soyadımız bile sütçüoğlu, nesillerdir tatlıcıyız biz dedi. zaten azıcık döner takıyoruz, bi tencere pilav yapıp, beş tane muhallebi yapıyoruz. onu da iki kişi anca sipariş veriyor, kalanını sen yiyorsun.
    sertaç: (yemeğini bitirmiş, tatlısını yiyorken) ziyan mı olsun abi? yazık.
    volkan: lan koronaya karşı tuzlu su iyi geliyo dediler, kelle paça iyi geliyo dediler, bir kişi de çıkıp muhallebi iyi geliyo demedi arkadaş. en azından millet işe yaramadığını anlayana kadar biraz satış yapardık.

    (volkan burhan da varken eve gelir.)
    iffet: oğlum hiç çıkarma maskeni, burhan var.
    volkan: banane ya burhan varsa? ben dükkanda bile takmıyorum bi tek sertaçla mahmut var diye.
    tahsin: tak oğlum sen yine de maskeni.
    volkan: allah allah ya.
    iffet: aç mısın oğlum?
    volkan: yok anne dükkanda yedim. zaten bu korona yüzünden iyice kilo aldım.
    burhan: bilen bilmeyen de koronadan önce dalyan gibiydi sanar ha. keh keh keh. koronadan önce dışardaki masada oturuyordun, şimdi içerdeki masada oturuyorsun.
    volkan: ne diyosun lan sen kakalak? gitsene sen evine, korona var diyorsun bizim evden çıkmıyorsun. gelip burda bizi darlıyosun.
    burhan: bunlar da abi kardeş bana taktı ha. ben bu evin eniştesiyim, nişanlımın yanına geldim.
    volkan: ne eniştesi lan? kakalaktan enişte mi olur?

    (başka bir gün eve bülent gelir. burhan yine evdedir.)
    makbule: aa bülent amca gelmiş. sen niye geldin amca? senin yaşındakilere yasak değil mi çıkmak?
    bülent: o yasak beni kapsamıyor canım. kırk yılda bir dünürlerimi ziyarete gelemeyecek miyim? (tahsin'e döner) haksız mıyım azizim?
    makbule: ben senin için diyorum amca. hastalanırsan karın da yok bakacak. gelin desen o da bizim aslı yani. uğruna karını terkettiğin o 25'likler bakacak sanıyorsan çok beklersin, ben söyleyeyim.
    bülent: bütün havamı kaçırdın yine embesil.
    burhan: geri meri ama bu sefer haklı.
    bülent: sen ne arıyorsun yahu burada?
    burhan: aileden biriyim ben, bu ailenin bir üyesim. neyse monşer hazır seni görmüşken bir şey sorayım, senin yurtdışı bağlantıların vardır. el altından aşı getirtsen de biz de aşı olsak diyorum. ha hacı? bonsuğa, mon ami, eksköze, paris sen cermen.
    bülent: hacı mı? ne diyor ya bu? hangi dilde konuşuyor anlayan var mı?

    edit : bülent yerine burhan yazmışım bir yerde. o düzeltildi.
  • debeye girdiğini görüp iyotsuz tuz adlı suserın yazdığı senaryoyu okuyunca sanki yeni bölüm çıkmış gibi hissettim. geri dönse, gülse birsel’in kendisi bu eski tadı yaşatamazdı heralde *

hesabın var mı? giriş yap