şükela:  tümü | bugün
567 entry daha
  • kuralsizlik ve disiplinsizlik turk annelerinde gordugum.
    cocuktur yapar, eder anlayisi bizde var.

    toplumda nasil davranmasi gerektigini ogretin cocugunuza.
  • ağlamıyorlar en büyük fark bu. türk çocukları bir ağzı yerde bir ağzı gökte ağlıyor ama avrupalının çocugu ağlamıyor.
  • biri hayata geriden başlıyor ama hangisi olduğunu söylemem.

    onu da siz bulun.
  • ben liseyi türkiye'de okuyan bir avrupalı çocuktum. harçlığım herkes gibi 5 liraydı.

    ama öss'ye girmeden diploma denkliğimden sonra üniversitede istediğim bölümü tercih ettim ve okudum. ielts aldım sadece okuduğum bölüm ingilizce olduğu için.

    850 küsür euro burs aldım. ve mezun olunca hibe oldu.

    kaldığım 2+1 apt. dairesine devlet destekli 200 euro ödedim. (öğrenci evi listesi var ve 4. sene şehir merkezi ortaçağda inşaa edilmiş evleri kiralıyabiliyorsun)

    hafta sonları çalıştım. ayda 1500 -2000 euro gelirim vardı.

    gittiğim 2. ay kendime 5 yaşında bir araba aldım.

    junk food yemedim iyi beslendim.

    üniversitenin spor tesisinde bedava yüzme ve spor yaptım.

    yazları fransa, ispanya, portekiz, yunanistan tatilleri yaptım. italya pahalı diye gitmedim hiç.

    mezun olur olmaz dünyanın önde gelen bir çip firmasında işe başladım.
  • olmayan farklardır.çocuk her yerde çocuktur. aradaki fark o çocukların ailelerinin üzerindeki toplumsal ve ekonomik baskılar ve kaygılardır.
  • özgüven sanırım. aslında çocuktan ziyade gençlik için geçerli. varlığının da eksikliğinin de anlamını içinde barındıran bir sözcük bu zaten. bence yarışmanın gençler kategorisinde özgüven eksikliği çok belirgin. çocuklarda ise o kadar net olmasa da, maddiyat, anne-babanın hayata fazla müdahalesi ve "öyle denmez", "böyle yapılmaz" gibi çokça tabularla çocuk yetiştirmek bizde çok baskın olduğu için yine özgüven, birey olma, karar verme gibi konularda fark olacağı sonucuna ulaşılıyor.
  • bizim çocuklarımız anneleri tarafından ağzına kaşıkla mama verilerek beslenir. avrupalı çocuk kaşık tutmayı becerebildiği andan itibaren kendisi yer mamasını. kendisi giyinir, odasını kendisi toplar.doğduğu andan itibaren ona bir birey gibi davranılır.sadece adı çocuktur.onlarda ömür boyu çocukluk diye bir şey yoktur.
  • hazir gundem futbol, avrupa sampiyonasiyken, yasadigim ulkeden ornekleyerek;

    ilkokulda dahil olmak uzere, her okulun kendi esofman takimi vardir. aileden gelen bir yazi veya saglikla ilgili bir sorun yoksa cocuk beden egitimi dersine zorunlu katilir.

    yaz kis o dersi yapar, bahce etrafinda bir kac tur atar. daha sonra o haftanin konusu hangi spor dali ise onun kurallarini ve nasil oynandigini ogrenir, kizli erkekli karsilasma yapar.

    sagda solda mutlaka spor kompleksi, hafta sonu kursu veya klup vs vardir. ilgisi varsa birine gider.

    okul ici ve okullar arasi turnuvalar disinda, okullarin her yil bir gunu atletizm gunudur ve her cocuk orada yarismak zorundadir. kazanmak icin degil eglenmek icin.

    okullar haftalik/aylik bulten gonderir velilere. icinde mutlaka bir spor musabakasina, turnuvasina katilacak/katilmis cocuktan haber vardir.

    liseye geldiginde kariyeri icin spor dusunuyorsa ona uygun dersler alir. bu yuzden cocuk kariyer olarak olimpiyatlara katilmayi dusundugunu ailesine ve okula rahatlikla soyler.
    okulun kariyer danismanindan-rehber ogretmeninden bu yonde yardim alir.

    maalesef, bizimkiler gercekten mucize yaratir.
  • avrupalı sevişir kayda alır, türk çocuğu onun videosunu izler.