şükela:  tümü | bugün
  • batıya yağmur çok yağdı, sulamayla uğraşmadılar, tarımı ondan çok gelişti, parası bol oldu, sanayisi de gelişti, doğu hep susuzluktan muzdaripti, yapay sulamayla uğraştı, randıman alamadı, fakir kaldı diyen bi teorem vardı sözlükten öğrendiğim, lakin bakınız verecektim, bulamadım başlığı..
  • avrupa'nın dünyanın efendisi olmasının nedenleri, çok karmaşık ve içiçe geçmiş nedenlerin ortaya çıkardığı bir durumdur. batı avrupa bir bütün olarak, 15.yy'a kadar dünyanın geri kalan uygarlık merkezlerinden gerek ekonomik gerekse sosyal yönden çok farklı değildi. 15.yy'a kadar gelişkin uygarlık merkezleri akdeniz havzası ve mezopotamya ile çin ve hindistandı(sayarsak aztek ve inkaları da sayalım ama onlar çok çok izoleydiler ve dünyanın geri kalanında bir etkileri yoktu). bu merkezlerin ortak özelliği ılıman iklimde bulunmaları, topraklarının tarıma çok elverişli olması ile deniz ticaretine imkan verecek limanları olmasıydı.

    amerika'nın keşfi, avrupa'nın dünya siyasetinde ön plana çıkışında önemli rol oynasa da, 15yy'ın büküm noktası olmasının belirleyici nedeni değildir. asıl nedenleri, daniel deudney'nin ortaya koyduğu şekliyle sıralayalım:

    1)coğrafi konum: jepolitik teoride, asıl uygarlığın çıktığı yer olarak kabul edilen avrasyaya* göre batı avrupa'nın konumu, oradaki diğer uygarlıklarla etkileşimi hem çok kolay hem de çok ucuz kılacak denli iyiydi. hem karasal hem de akdeniz havzasıyla denizden ulaşım oldukça kolaydı ve bu diğer uygarlıklardan teknolojik ve yeni ortaya çıkan hastalıkların yayılması açısından geri kalmamasını sağlıyordu. kara veba salgını ve barutun avrupa'ya gelmesi feodal sistemi yıkıp insanların, kapitalist burjuvazinin gelişmesine olanak sağlayan şehirlere akmasına ve merkezi devletlerin gelişmesine neden oldu. ayrıca gene coğrafi konumu ve sık orman örtüsü, o dönem tüm avrasya'yı kasıp kavuran moğol istilasından korunmuş tek kara parçası olmasını sağladı.

    tüm bunlar avrasya'dan izole olan amerika ve okyanusya kıtalarındaki az gelişmişliği açıklar. oradaki aztek ve inka uygarlıkları her ne kadar gelişmiş bir siyasi yapılanmaya ulaşmışlarsa da, avrasya'da gelişmiş teknolojiden ve de salgın hastalıklardan izole kaldıkları için, avrupalılar 15.yy'da amerika'ya ulaştığı zaman, onlara karşı koyma kapasiteleri olmamıştır.

    2)denizlere bağlantısı: erken dönem avrupa kapitalizminin ekseninde geliştiği ticaret deniz yollarıyla birebir ilişkiliydi. avrupa'nın kıyı/arazi oranı, girintili çıkıntılı yapısı, yarımadaları, adaları vesairesiyle çok fazla olduğundan, kıtanın içlerinde yaşayan insanların dahi denize bağlantı yolu çok uzak olmuyordu. bunun yanında kıtanın içlerine kadar ulaşan ve şelalesiz, girdapsız, sakin ve debisi yüksek nehirleriyle kıta içlerinden deniz kıyılarına ve oralardan da başka diyarlara ulaşım ve ticaret, dünyanın başka yerlerine kıyasla inanılmaz kolay ve ucuzdu. önce italyan kent devletleri ve hansa birligi, ardından da 15.yy'la birlikte okyanus aşırı ticaretin gelimesiyle ingiltere, hollanda, fransa, ispanya ve portekizin gelişmesi bu şekilde açıklanabilir.

    diğer yerlerin kıyı/arazi oranının düşüklüğü ile özellikle afrika'daki bol şelaleli,kanyonlu, bataklıklı ve girdaplı akarsuların ticarete elverişsizliği ve buralarda bol miktarda yırtıcı hayvanın yaşaması gibi olumsuzluklar, avrupa'yı öne çıkaran etkenlerdir.

    3)iklim: avrupa ılıman kuşakta oluşu ve çok değişik iklimsel özellikleri(dağ, step, orman, okyanus, akdeniz) barındırması nedeniyle her türlü tarıma dayalı ticari ürünü üretebilmesi, bu gibi ürün kalemlerinde hem başkalarına muhtaç olmamasına hem de bu geniş çeşitlilikteki ürünleri başkalarına pazarlayabilmesine olanak tanımıştır.

    ılıman iklimin bir başka özelliği de kış mevsimlerinin bulunmasıdır. bu mevsimler ılıman bölge insanını iklimsel zorluklarla başa çıkma, planlama ve biriktirme(yiyecek, malzeme) özellikleri aşılamıştır. ayrıca kışlar hastalık taşıyan zararlı parazitlerin her yıl ölmesine neden olmaktadır. böylece süreğen bir hastalık döngüsüyle iyice coşan ve yaşamı yer yer sürdürülmesi imkansız hale getiren salgın hastalıkların yayılımı önemli şekilde yavaşlar, hatta kaybolur.

    iklimsel çeşitliliği çin, hindistan veya ortadoğu'da bulamayız. tropik bölgelerdeyse(afrika, güney asya) yiyeceğin sürekli ve bol olarak bulunması, sıcak ve nemli olması oralarda yaşayan insanların biriktirme, barınma, giyinme vs gibi sorunlarını öenmli ölçülerde hafifletmiştir. aynı şekilde gene tropik bölgelerdeki hastalıklar insanların yaşam sürelerini ve kalitelerini etkilemiş, gelişmlerine engel olmuştur(bkz: hastalık perdesi). yine benzer şekilde sıcak ve nemli havanın insan fizyolojisinde "mayıştırıcı" etkisi olduğunu ve sıcak bölge insanlarının(bizden mi bahsediyor yoksa?) daha tembel ve sakin oldukları iddiaları ortaya atılmıştır.

    4) avrupa'nın parçalı topografisi: bol dağlı, ormanlı, geniş nehirlerle bezeli avrupa'nın coğrafyası, bu coğrafya üzerinde ulaşımı zorlaştırdığı için, geniş arazilere hükmedebilen tek parça politik birimlerin doğmasını engellemiştir. oluşan daha ufak birimler, yakınlıkları dolayısıyla sürekli olarak etkileşim ve rekabet içerisindedir, dolayısıyla bir izole kalma durumundan söz edilemez ama bu tip bir topografi, bağımsız birimlerin kolayca ele geçirilmesini de zorlaştırmıştır. gerçekten de, bugün bile dünya siyasi haritasında en küçük parçalı politik birimlerin(ülkelerin) avrupa'da kümelenmiş olduğu kolayca farkedilebilir. aynı şekilde en fazla ulus ve en fazla çeşitlilik gösteren diller de gene avrupa kıtasında bulunmaktadır.

    coğrafyanın sonucu olarak doğmuş bu "etkileşimli çoğulcu devlet sistemi*" özel mülkiyet ve kapitalizm kavramlarının doğmasına yol açmıştır zira birikmiş sermaye ve nitelikli işgücünün, eğer bulunduğu devlette rahatı kaçarsa, hemen bir yandaki ülkeye kaçabilmesi çok kolaydır, bu da devletleri mutlakiyetçi* bir anlayıştan daha liberal bir politika izlemeye zorlamış, bu da demokrasiyi doğurmuştur.

    aynı şekilde böyle bir yapı zayıf kalanın anında yandaki devlet tarafından ezilmesi durumunu getirmiş ve bu nedenle ölümüne bir rakabetçi anlayışı yaratmıştır. bu durum teknolojik gelişmleri kamçılamak yanında avrupa'nın kurumsal yapısının gelişmesini de tetiklemiştir.

    geniş düzlüklerin yer aldığı asya steplerinde, ortadoğu'da, çin'de veya hindistan'da aynı tip bir politik parçalanmışlıktan söz edilemez.

    hikayenin devami icin (bkz: sanayi devrimi/@iwillshowyouwhatitmeans)
    ayrıca (bkz: copy paste değil alın teri)
  • avrupa birliğine girmesi.. ya da ben bu konuyu biraz daha düşüneyim..
  • avrupanın coğrafi olarak bereketli hilal'e yakın olması ve bu bölgede gelişen medeniyelerle sık sık savaşması.
  • (bkz: orta dünya)
  • kendilerini önemsemeleri...*
  • - nedir çocuğum sebepleri bu avrupalının ileriye gitmesinin? *
    - eee... domuzlar hocam!
    - aferim. tüf mantarı olacan sen.
    - varın, yiyin hocam.

    *
  • avrupa 15. yüzyıla kadar nispeten fakir, hastalık ve açlıkla boğuşan, politik olarak tamamen parçalanmış bir kıtayken iki yüzyıl sonra dünyanın en uzak uçların kadar sokulmuş ve üstünlüğünü kabul ettirmeye başlamıştı. bunun nedenleri çok karmaşıktır. ancak yeni kuşak tarihçilerin verdiği (bana da gayet doyurucu gelen) yanıt parçalanmışlığın dünyanın diğer bölgelerinde görülmeyen bir rekabete yol açması, rekabetin de tekamülü tetiklemesidir. nitekim kaynakları kıt ve vasat boyutlu avrupa coğrafyası olması gerekenden kat kat fazla sayıda değişik kültür odağı ile bağımsız politik güce ev sahipliği yapıyordu. bu birimler arasındaki karmaşık siyasi ve ekonomik ilişkiler önce modern finans sistemi ve diplomasiyi ardından da teknoloji yarışını doğurdu. birimler (devletler) arasındaki ilişkiler çok fazla miktarda yazılı belgeye ihtiyaç gösterdiği için matbaa icad edildi ve bir iletişim devrimi gerçekleşti. böylece ekonomik, kültürel ve teknolojik devrimler çok daha hızlı avrupa içinde yayılabildi. latince gibi bir ortak bilim dilinin varlığı da bunda etkili oldu. ardından askeri devrim yani ateşli silahlar ile yelkenli gemiler geldi. ateşli silahlar gerçi çok daha önce asya ve yakındoğuda kullanılmaya başlanmıştı ancak buralardaki güçlü merkezi otoriteler (osmanlı imparatorluğu, çin, hint-moğol imaparatorluğu) bunların kullanımının yaygınlaşmasını varlıklarına tehdit olarak algıladılar ve bu icatları başarılı şekilde kontrollerine alıp kısıtlayarak durağanlık ve yerinde saymaya neden oldular. halbuki parçalanmış avrupada merkezi otoritenin yokluğu hem topun hem de yelkenlinin rekabet ortamı içinde hızla gelişip güçlenmesine neden oldu. 16. yüzyıla gelindiğinde iki icat birleşti (bkz: pruva hattı kalyonu), bir de üzerine bunları destekleyecek modern devlet ile finans-kapital eklenince avrupalılar kürenin en uzak köşelerine dek uzanmaya ve silah üstünlüklerini konuşturarak ihtiyaç duydukları her türlü materyali kendi ülkelerine akıtmaya başladılar. bu durum artık avrupayı ancak birkaç onyıl önce son bulabilen küresel üstünlük sürecine geri dönüşsüz olarak sokmuş oldu. daha ayrıntılı okumalar için

    paul kennedy, büyük güçlerin yükseliş ve çöküşleri, iş bankası yayınları
    geoffrey parker, askeri devrim, küre yayınları
    george huppert, after the black death, indiana university press (annales okulunun tüm tezlerini su gibi bir üslupla bir araya getirip özetleyen bir başyapıt, her kütüphanede bulunmalı)
  • (bkz: türk girmesi)