şükela:  tümü | bugün
  • şöhretli avukatın yazıhanesine bir müşteri geldi ve
    -size bazı hususlarda akıl danışmak istiyorum.
    -soracağınız iki sual için 10 milyon tl.sı alırım.
    -iki sual için 10 milyon tl.sı çok değil mi?
    -olabilir dostum. şimdi ikinci sualinizi bekliyorum. (istanbul üniversitesi hukuk fakültesi 1975 yıllığından.)

    vatandaş, bir avukatın yazıhanesine gelir. duvarda büyük harflerle şu ikaz yer almaktadır. "danişmadan ücret alinmaz." vatandaş, buna güvenerek sorununu avukata açar, avukat da gerekli malumatı vatandaşa verir. ona çay ısmarlar, tüm bu teşrifattan çok memnun olan vatandaş, avukata teşekkür ederek kapıya yönelir. tam çıkmak üzereyken avukatın ikazıyla yerinde durakalır. "danışma ücretini vermediniz", vatandaş şaşırmıştır. "aman avukat bey, şuradaki yazıda danışmadan ücret alınmadığı yazmıyor mu?". avukat,"ee tamam yazıyor, danışmadan ücret almıyoruz. ama, danışınca ücret alıyoruz. sen de danıştın, ücreti öde bakalım. danışmasaydın böyle bir şey talep etmeyecektim"
    seklinde iki örnekle acıklanabilecek olan meslektasların haciz sırası beklemek vb. avukatlara özgü zaman öldürücü zorunlu faaliyetleri gerçeklestirirken, zaman zaman birbirlerine anlatıp eglendikleri , gercek ya da kurgu olabilen komik olayları konu alan fıkra kategorisi.
  • iki avukat birlikte bir lokantaya gitmişler.çantalarindan birer sandviç çikarip yemeye başlamişlar. masalarina yaklaşan garson "burada kendi yiyeceklerinizi yiyemezsiniz" demiş. avukatlar "afedersiniz,bilmiyorduk" demişler ve sandviçlerini değiş tokuş etmişler
  • bir rahip, bir doktor ve bir avukat deniz kazası sonucu okyanusta anakarayı gören fakat ıssız bir adada mahsur kalmışlar. adadan kurtulabilmek için tek yol yüzmekmiş ancak deniz aç köpekbalıklarıyla doluymuş. başka çare olmadığını anlayan üçlüden önce doktor karaya yüzmeye karar vermiş. rahip ve avukata dönerek, "ben hayatımı insanları kurtarmaya adadım, bu yüzden de tanrı yardım eder." demiş ve okyanusa atlamış. daha bir kulaç atamadan köpekbalıkları doktoru yemişler. rahip ve avukat bu durumdan çok rahatsız olmuş. ama yine de rahip avukata, "ben tüm ömrümü tanrıya adadım, o bana yardım edecektir, burada ölemem" demiş ve atlamış. tabii köpekbalıkları rahibi de oracıkta yemişler. avukat olanları görünce bir değerlendirme yapmış, bu iki adam hayatlarını insanlığa ve tanrıya adadıkları halde öldüler, bense hep kendim için çalıştım bu köpek balıkları beni de kesin yer, ama burada aç susuz yavaş yavaş ölmektense atlayıp hemen ölürüm diye düşünmüş ve kendini okyanusa atıvermiş. denizde olağandışı bir hareketlenme olmuş, bütün köpek balıkları "buyur üstat" demişler ve avukatın geçeceği yolda bir kordon oluşturmuşlar.
  • genç avukat çok iyi bir işi bitirdikten sonra kazandığı para ile kendine güzel bir spor araba almış. sabah en şık takımını giymiş, rolex saatini takmış ve arabasıyla bürosuna yola koyulmuş. bürosunun önüne aracını park ettikten sonra kapıyı açtığı anda hızla geçen bir kamyon yeni aracının kapısını alıp götürmüş. avukat sinir ve şaşkınlıkla birkaç saniye kıpırdayamamış ve ardından polisi arayarak yardım istemiş. yakınlarda olan bir polis hemen avukatın yanına gelmiş. polis gelir gelmez avukat telaşlı bir şekilde ve hiç durmadan derdini anlatmaya başlamış;
    a- arabama çarpıp kaçtılar. çarpanın plakasını aldım. daha dün almıştım bu arabayı. kaskosu bile yapılmadı. dünyanın parasını verdim ve başıma gelene bakın. şikayetçiyim hemen kaza raporu tutalım...
    avukat yaklaşık 3 dakika boyunca hiç susmadan arabası ve kaza hakkında konuştuktan sonra gözleri kamaşmaya başlamış ve sesi kesilmiş. polis ise bunun üzerine avukata;
    p- avukat bey hakikaten size inanamıyorum. şu durumda hala arabanızdan söz edebiliyorsunuz. farkında değilsiniz ancak sol kolunuz kopmuş !!!
    avukat bir saniye duraksamış ve koluna bakmış ve;
    a-desene rolex saatte gitti. bunu da tutacağınız rapora ekleyelim.
  • önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
    ''2 kere 2 kaç eder.''
    matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kağıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''eminim ki dört eder.''
    sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. yarım saat sonra : ''yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.''
    en son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
    ''kaç olmasını istersiniz.''
  • hakim sanığa sormuş;

    -karakoldaki ifadende suçunu itiraf etmişsin, peki şimdi neden inkar ediyorsun?
    -o zaman avukat tutmamıştım ki... şimdi suçsuz olduğuma ben bile inandım.
  • avukata sormuşlar:

    “bir daha dünyaya gelirsen hangi işi yapmak istersin?”
    “imamlık.” demiş.

    nedenini sormuşlar:

    “mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor.”
  • kadının biri bir doktorun muayenehanesine gitmiş.
    asistan, kadını doktorun odasına almış.
    kadın odaya girer girmez soyunmaya başlamış.
    doktor şaşkın bir ifadeyle; "hanfendi ne yapıyorsunuz" diye sormuş.
    kadın cevaplamış: muayene olmaya geldim ve üstümü çıkarıyorum.
    doktor: rica ederim giyininiz hanfendi, burası avukatlık bürosu değil.

hesabın var mı? giriş yap