şükela:  tümü | bugün soru sor
  • avukatın varlık amacı o davayı kazanmak değil mi? peki neden kaybedince para iadesi yapılmıyor? olabilecek en düşük cezayı almasını sağlamak bir başarı mı?

    bu durumu diğer mesleklere uyarlayalım. tesisatçı su kaçağı için çağrılıyor. tesisattaki kaçağı önlemiyor ama sızıntıyı azaltıyor. yine de parasını almak istiyor. olur mu?

    buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz.
  • türkiyedeki hukuk sisteminin yavaşlığının en büyük sebeplerinden biri olan olay. tam olarak değil ama anlatayım. malesef ülkemizde avukat sistemi daha doğrusu avukatı bulma-tutma işlemi çok kötü. yurtdışında ya da gelişmiş ülkelerde avukatları başarılarına göre seçersiniz, her avukatın kaç dava kazandığı ve kaybettiği herkes tarafından bilinir, en önemlisi iyi avukatlar veya kariyer yapmak isteyen avukatlar kaybedeceklerini bildikleri davayı almak istemezler. gelecekteki müşterilerinin ve itibarlarının zarar göreceğini bilirler. ancak bizim ülkemizde avukatlar davayı kaybedince kariyerleri etkilenmediğinden ve ücretlerini de her türlü aldıklarından dolayı siz başınızdaki bir sıkıntıyı bir avukata götürdüğünüzde avukat hemen "dava açalım" diyerek size baskı yapıyor. sürekli dava açmak istiyorlar. ben hangi alanda hangi avukatla görüşmüş olursam olayım hepsi o farklı konularda dava açmamı istedi. herhangi bir konuda avukata danışmaya gittiğinizde dikkat edin, konu hukuk bilgisinden ayrıntılardan sonra dava açalım mı, açsak mı noktasına gelince emlakçı galerici tribine giriyorlar. hallederiz, şöyle yaparız böyle yaparız 3 aya bu iş biter diyorlar. bir bakmışsınız 5 yıldır sikimsonik bir iş için uğraşıyorsunuz. neden böyle oldu hani 3 aya bitiyordu bu iş denince de yok istinaf yok yargıtay bilmem kaçıncı daire yok nasa houston uyduruyorlar anlamıyorsunuz. işlerini iyi yapan, davadan bir şey çıkmayacağına inanan, size gerçekten iyi tavsiye veren genç avukatlarla da tanıştım. size tavsiyem yolunuz oralardan geçerse o gençlerden bulun. inatla genç diyorum çünkü ben daha bahsettiğim olumlu özelliklere sahip yetişkin avukat görmedim ya da param onlara yetmedi.
  • çünkü hükmü avukat vermiyor. yargılamanın sonucunu tayin eden makam hüküm makamı mahkemelerdir. dolayısıyla avukat işini yaptıktan sonra davayı kaybedebilir veya kazanabilir. bu hususta tasarruf avukatın elinde değil.

    ha özen yükümlülüğünü ihlal ederse bunu ispat etmek suretiyle uğranılan zarar kendisine tazmin ettirilebilir. onun dışında vekalet ücreti kutsaldır.
  • bence avukatların ücret belirleme süreci başarıları ve başarısızlıkları ile paralel ilerlemelidir. bunun yanında müvekkillerine davaları için belirledikleri ücreti, ilk önce devlet tarafından belirlenmiş bir havuz hesabına belli bir kod ile yatırtmalılar ve dava bitene kadar bu paranın belirli bir kısmını çekebilmeliler. böylece hem avukat davayı kazanmak için daha azimli, hırslı ve takipçi davranır hem de müvekkilin aklında, parayıda verdik inşallah kazanır sorusu kalmaz.
  • avukatın görevi davayı kazanmak değil, müvekkilini hukuki bir biçimde temsil etmektir.

    sen hakime gidip ben bu adama kafa attım evet, ama önce o vurdu dersen en kötü ihtimalle para cezası yersin.

    avukat gidip hede hödö bendinin skimsonik bi fıkrasına göre nefsi müdafaaya girmektedir, müvekkilim mal ama eylem şiddet amaçlı değil diğer malı etkisiz hâle getirip verebileceği hasarı minimuma indirmek içindir der.

    finalde yine o para cezası yiyeceğin parayı avukata verirsin pek bir şey değişmez.

    ülkede ciddi bir avukat problemi var evet, maalesef bu durum ilerleyen senelerde çok daha ciddileşecek. eskiden aklı olan hukuk okur denilirdi, puanım yettiği halde okumadım. şimdi aklı olan hukuk okumaz diyorlar, iyi ki de okumamışım (ne kadar ileri görüşlüymüşüm** çocukken be).

    edit: gramer nazisi saldırısı*
  • vekalet ücreti kutsaldır evet. ancak bir komisyoncuya arabamı benim istediğim fiyata 2 ay içinde sat deyip vekalet verdiğiniz zaman komisyoncu arabanızı sizin istediğiniz şartlarda satamadiginda ne yaparsiniz enayi gibi verir misiniz anlaştığıniz parayı, yoksa size zaman ayırdığı için belli bir meblağ mi verirsiniz.

    avukatlikta da böyle olmalı. dava açılıp sonuclanincaya kadar kesin kazanicaz, başka ihtimali yok diye her türlü gazlamayi yapan avukatlar. dava kaybedilince hem 180 derece dönerler, hakim böyle karar verdi bık bık bık.

    aleyhte sonuçlanan davalarda avukatlık parasının belli bir yüzdesi odenmeli diye düşünüyorum ben. bu sistem avukatları davaları kazanmaya karşı daha teşvik eder ve adalet sistemi hakkında bir şey bilmeyen ve avukatların her dediğine inanan, caresiz kalmis insanların da hakları korunmuş olur.
  • avukatlara mahkum olmamız gibi sistematik bir sorundur. hakkın ve adaletin ticaret konusu yapılmasının sonucudur.
    paran yoksa haksızsın, güçlü değilsen konuşamazsın, ya ezersin ya ezilirsin demenin dolaylı bir yoludur. doğrudan söyleseler kendilerini soylu bir iş yaptıklarına inandıramazlar, o yüzden dolaylıdır. yoksa kibarlıktan değil.
  • vekalet sözleşmesi böyle bir şeydir zaten. avukat sonucu taahhüt etmez, sadece sadakat ve iş görme sürecinde dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmayı taahhüt eder.
    nasıl ki olumlu sonuç müvekkili üzerinde doğacaksa (bir tazminat davasını kazanmayı örnek verelim) olumsuz sonuç da gayet tabii müvekkilin üzerinde doğacaktır.
  • istanbul barosu'nun 2018 yılı için belirlediği tavsiye ücret tablosunda "büroda sözlü danışma için ilk bir saat 1.000 tl, bir saati aşan her saat için ise 580 tl" der. türkiye'deki avukatların %80'i bu danışma ücretini alamıyor çünkü müvekkil adayı vermiyor. vermiyorsa danışmanlık verme denebilir ancak o kadar çok hukuk fakültesi ve avukat var ki, sırf o kişiyi müvekkili yapmak için avukatların çoğu danışmanlık kısmını bedava verip dava için ücret anlaşması yapıyor. başka işleri bilmem ama avukatlığın en çok benzediği iş bence doktorluktur. ameliyat sonucunda (tabi ki doktorun bir hatası ya da ihmali olması durumu hariç) hasta iyileşemezse, doktorun parayı iade ettiğini görmedim. zaten olması gereken avukatın davanın başında kısmen daha sembolik bir ücret alıp, davanın sonunda asıl ücretini, dava değerinin belirli bir yüzdesine tekabül eden rakam üzerinden anlaşması diye düşünüyorum. ayrıca yazar arkadaşın ilk sorusunun cevabı da "avukatın görevi dava kazanmak değil, o kişinin hakkını savunmak". hakimlerin kalitesinin tartışıldığı bir ülkede yaşıyoruz. gazetelerde sizlerin "vay be, hakime bak,ne kötü karar vermiş" diye okuduğunuz haberleri avukatlar ne yazık ki bizzat yaşıyor.
  • vekalet sözleşmesi ile eser sözleşmesi arasındaki fark kavrandığı vakit sorunsal olmaktan çıkacak mevzu.

    tavsiye; vekalet ilişkisinde size sonuç garanti eden kişilere temkinli yaklaşınız.