şükela:  tümü | bugün
  • bizim bir arsa davamız var, avukat arazi değeri üstünden pay istiyor. hemen hemen hepsi de böyle.

    bir başka yakınımın iş tazminatı var, adamı tazminatını vermeden işten çıkarttılar, avukat bu tazminattan pay istiyor. %20 gibi bir şeye geliyor hem de. neymiş, masrafları da dahilmiş. *

    hukuken yardım almak için avukatlar tarafından dolandırılmayı göze almanız gerekiyor davanın sonunda maddi bir kazancınız varsa.

    midemi bulandıran bir gerçek. aramızdaki avukatların bu konudaki görüşünü de gerçekten çok merak ediyorum.

    edit: benim meramimi benden daha iyi anlatan bir arkadas olmus, benim saskinligimin sebebini o entry'de bulabilirsiniz: (bkz: #72669063)

    not 1: avukat sadece komisyon almiyor, zaten sabit aldigi bir ucret var. yani eli bos ayrilmiyor dava eger kazanilamazsa. sadece komisyon almayi kabul etse bir noktada anlarim, cunku eli bos ayrilma ihtimali var ama durum bu degil.
    not 2: ben yazilimciyim, saatlik ucretimi belirler, harcadigim zaman uzerinde odememi talep ederim. gidip hem saatlik ucret, hem de yapilan urunden kar istemem sizce ne kadar mantikli olur? bunu tum yazilimcilarin agiz birligi yaparak yaptigini hayal edin.
    not 3: ogrendigimiz kadariyla avukat durusmalarin coguna* kendisi bile katilmamis, ozetle yetkilendirdigi bir arkadasini yollamis. biz sordugumuzda ise "sunu yaptim bunu yaptim sunlar gorusuldu sunlar halledildi" diye anlatiyordu.

    ozetle, avukatin ucreti neden belirli bir kriterle belirlenmiyor da, gidip hukuki destege ihtiyaci olan kisinin maddi kazanimiyla belirleniyor? bunun en basit adi firsatcilik olmuyor mu? etik mi dersiniz? avukat, neden hukuki destege ihtiyaci olan kisinin davasindan ekstra, yeri geldigince "zenginlesecek" kadar maddi kazanim elde ediyor, bunun nesi normal?

    doktorlarin, gotunde donu olmayan insanlardan istedikleri bicak parasindan cok farkli oldugunu sanmiyorum.
  • geçen gün doktora gittim, vizite ücreti istedi. neymiş efendim o kadar sene tıp okumuşmuş beyefendi, emeğinin karşılığını istemesi gerçekten midemi kaldırdı. bir hışım doktorun odasından çıkarak mide bulantımın geçmesi için eczaneye koşup emadur aldım. eczacı da doktor sonuçta, neden para vereyim ki? üstünden bir kaç ay geçti, çok ciddi bir rahatsızlığımın olduğunu öğrendim, tek çare ameliyatmış.ameliyat da o kadar pahalı ki, hepsi dolandırıcı bunların. kendi ameliyatımı kendim yaparım ben de. en iyisi gidip öleyim de daha fazla oksijen israfı yapmiyim.
  • komisyon almasi o davayi kazanacagi icin caba gosterecegini dusundurur. diger turlu ver viziteyi veya ucretini sonra davaya girmemis! bence hayati bastan sorgulaman gerekir.
  • buna mani olmak istiyorsanız kolayı var, hukuk fakültesi okuyun. avukatlar elektrik faturasından pay almıyor, ya ücreti vereceksin ya da tazminattan yüzde. normal durum.
  • arkadaşım avukat o işi babanın hatrı için mi yapıyor. sana edindiği bilgileri kullanarak bir hizmet sunuyor. o kadar sene aldığı eğitimin sonucu bi şeyleri yapmaya ehil oluyor. ehil sahibi kişinin meziyetinden ötürü ücret almasından daha doğal ne olabilir ki? tipik söylemle aç kanununu, yap takibini, ulaş sonucuna. ne dava masrafı öde ne de avukatlık ücreti veya komisyonu. bunu yapmana engel yok. ama işi / bilgisi / mesleği gereği avukata başvuruyorsan kusura bakma ama paşa paşa ödeyeceksin o parayı.

    gelen mesajlar üzerine ekleme:

    gelen mesajlar ve tepkiler üzerine ekleme:

    -birçok ama burada avukatlık ücretinden değil komisyon ücretinden bahsediliyor şeklinde mesaj gelmiş. arkadaşlar herhalde farkındayım. yanlış falan anlamadım. roma hukuku devrinde mi yaşıyoruz da avukatlar sadece onurları için iş yapsın, herhangi bi ücret talep etmesin. bunun tartışma konusu bile olmaması lazım zaten. ancak komisyon meselesine gelince hala neden komisyon ücreti talep edilmesi yanlış bulunuyor anlamış değilim. siz davanızı bir avukata vekalet ile verince artık müvekkil konumuna geçiyorsunuz ve davanın her şeyini avukat üstlenmiş oluyor. sizi çok müşkül duruma düşüren bi durumu düşünün. siz bunu alıyorsunuz avukat a şahsına yüklüyorsunuz. artık anlaşmanızı yaptıktan sonra o sorunu tamamen avukat üstlenmiş oluyor. onun üzerine araştırıyor, soruşturuyor, kafa yoruyor, yeri geliyor uykusundan yeri geliyor eşinden çocuğundan feragat ediyor. günlerce, aylarca buna hem bedeni hem de fikri emek harcıyor. avukat değilim henüz ama ille her insanın kafasında halledilecek işlerin yoğunluğunun ağırlığı olmuştur. işte avukat kişisi kendi hayatı dışında başka hayatların da dertlerini üstleniyor ve bunun üzerinde mesai harcıyor. e bi hizmet sunuyor. bu durumda avukatlık ücreti dışında, kazanılan edimden komisyon istemesi neden yanlış, hala anlamış değilim. sanıyorum ki herkes "komisyon" ibaresine takılmış. pek tabi avukatınızla görüşerek bir komisyon oranı belirlemek yerine avukatlık ücretine ek sabit bi ücret belirleyebilirsiniz. örneğin ben bu dava üzerinde şu kadar saat mesai harcarım der kişi tahmini, siz de emeğinin karşılığı olarak belli bir ücret üzerinden anlaşırsınız. ama emin olun bu yolla bir konuşma gerçekleştirdiğinizde konuşma sonrası komisyon oranı belirlemenin çok daha makul olduğunu göreceksiniz. öncelikle davayı kazanmanız garanti değil. hukuk dünyası bu her şey olabilir. kazanmama ihtimaliniz olan bir dava için sabit ücret ödemek ister misiniz? kazandıktan sonra kazanılandan belli bir oran avukata vermek daha makul değil mi? ayrıca günümüz de "serbest piyasa ekonomisi" var. yani herkes emeğini, bilgisini pazarlama ve satma derdinde. ekonominin, hayatın bu şekilde ilerlediği bir devirde avukatların da davalarda etkin bi şekilde emek harcayabilmesi için komisyon ücreti istemesinin neresi yanlış? dediğim gibi bu ücret yerine avukatlık ücreti de saat üzerinden konuşulabilir. çok rahatsızsanız komisyon oranından neden olmasın. ama kimse gelipte o kadar kafa patlatacak adama cüzi bir ücret yeter demesin.

    -ayrıca bu komisyon ücretleri şu açılardan eleştirilebilir. bunu vicdani ve etik değerlere zıt olarak kişinin zorda bulunmasından yararlanarak kullanan paragözler kesinlikle vardır. hukukta kişinin karşı tarafın zorluğundan yararlanması hakkında "gabin" müessesi var. nasıl bi şey olduğuna bakmak için (bkz: gabin) bu tarz durumlar için barolar birliği çalışma yapabilir. bu durumu suistimal eden hukuk insanlarının şikayet edilebileceği ve denetlenebileceği masalar oluşturulabilir. serbest piyasa ekonomisinde bu durum çok tartışmalı bir durum olsa da... sonuçta iki tarafın da anlaşmasıyla oranlar belirlenir. bunun herhangi bir şeye aykırı olmaması gerek. ancak sonuçta hukuk değerleri var. ve hiçbir nitelikli hukukçu, temel hukuk ilkelerini şiar edinmiş hukuk insanları "serbest piyasa ekonomisi" deyip, insanların zor durumda kalmasından yararlanılmasını tasvip etmez.

    -vakıf üniversitelerinde verilen ucuz diplomalarla avukat olanlardan dem vuran olmuş. evet gayet doğru. bu durum en başta bizim gibi babasının üç-beş kuruş memur maaşıyla okumaya çalışanların emeklerini hiç ediyor. siz çalışıyorsunuz. iyi bi devlet okulu kazanıyorsunuz. hard mı hard bi eğitimden geçiyorsunuz. (bkz: iühf) (bkz: mühf) (bkz: aühf) ama elin zengin bebesi gidiyor bilmemne vakıf ünisinden diploma satın alıyor. bu durum başta hukuk dünyasının içini acıtıyor hiç merak etmeyin. ama malum iktidarın eğitim politikası her yerden çatlak veriyor ve emin olun hukuk eğitiminin de alığı hal içler acısı. ama bu durum avukat kişinin ücret almasıyla bir ilişki arzetmiyor. konuyla irrevelant yani.

    -ayrıca başlığa şöyle bir göz gezdirdim de. " iki eliyle bi sıkı doğrultamayanlar da avukat olmuş " şeklinde beyan bildiren andavalın entry si pek çok kişi tarafından beğenilmiş. ekşi sözlüğün bu hali yeni bi yazar olarak beni gerçekten üzdü. burada çoğunluğun mantıklı, muhakemesi güçlü insanlardan olmasını beklerdim. herif gelmiş yıllarca dirsek çürüten ve işini de kurallara uyarak etik ve ahlak çerçevesinde yapan bir sürü kişinin emeğiyle dalga geçiyor. ve bunu birçok insan tasdik ediyor. yazık gerçekten. evet iki eliyle bi siki doğrultamayacak bir çok insan avukat oluyor günümüzde. çünkü babaları zengin ya da iktidara yakın çevreleri var ya da tanıdık zenginleri vs vs var. ama emin olun kendi donanımını kendi kuran bir sürü insan, öğrenci var. bu şekilde bir ifadenin onlar için kullanılması çok aşağılık bi olay.

    -ayrıca mesajlarında sadece olayı yanlış anladığımı ve iyiniyetli olduğumu düşündüğünü beyan eden arkadaşlara teşekkür ederim. başlığı yanlış anlamadım. ve başka yere çekmeye de çalışmadım. ayrıca başlığı açan arkadaşa karşı da bi art niyetim yok idi yazımda.
  • bazı durumlarda avantajlı olabilir. mutlak kazanacak olduğunuz bir dava değilse, komisyon işinize gelebilir. ya da gelmeyebilir bilmiyorum. sadece allah avukatın eline düşürmesin demekle yetinebilirim.

    ayrıca, yazarın burada değindiği mesele avukatın ücret alması değil % ile komisyon alması.
    mantıklı ya da mantıksız bilmem. ısrarla konuyu saptırmanın lüzumu yok.
  • avukatlık da bir meslek neticede ve bütün meslekler gibi bir karşılığı olmalı. ancak bu karşılık yapılan iş ve sarf edilen emekle orantılı olmalı, işin neticesinde elde edilecek pahaya göre değil.

    o zaman doktorlar da yapsın bunu. oo açık kalp ameliyatı mı, cerrah hemen yapışsın "bu ameliyattan sonra kazanacağın bütün paraların %10'u benimdir hacı, ben olmasam değil parayı kazanmak yaşayamayacaksın bile"*. bence daha iyi bir argüman bu. öbür tarafta avukatın hiçbir hakkı olmayan bir tazminatın kafadan yüzde bilmemkaçına göz dikmesi var.

    veya bir mühendis tıpta çığır açacak bir cihaz geliştirdi diyelim, bu cihazla yapılan tüm tıbbi işlemlerden komisyon istesin o zaman? hepimiz komisyonlarla çalışalım.

    bir avukat 1 milyon liralık bir tazminat davasının %20 'sini komisyon olarak alıyor. avukatın aldığı 200 bin liralık komisyonun %30'unu avukatı ameliyat eden doktor alıyor. doktorun aldığı 60 bin liralık komisyonun da %25'ini, doktorun ameliyatının başarılı geçmesinde önemli bir payı olan cihazı yapan mühendis alıyor. hop mühendisin eline de 15 bin lira geçti. hatta mühendisin cihazı yapabilmesinde payı olan teknolojiyi geliştiren bilim insanı da %50 komisyon koparsın, 7.500 lira da bilim adamına gitti.

    nede olsa bilim insanı olmasaydı o teknoloji olmayacaktı, o teknoloji olmasaydı o cihaz olmayacaktı, o cihaz olmasaydı o ameliyat başarıyla gerçekleşemeyecekti, o ameliyat başarılı olamasaydı 1 milyon liralık dava kazanılamayacaktı.

    bu dediğim ne kadar mantıklıysa, avukatın davada kazanılabilinecek paradan yüzde ile komisyon kesmesi de aynı derecede mantıklı bir sav. avukat dava karşılığında para kazanmasın demiyorum, ama bunu ortadaki paradan pay kopararak yapması fikri bence de yanlış.

    mesela güzide ülkemizde otomobil satın alırken otomobilin üreticisinden daha çok para kazanabilen bir devlet yapısına sahibiniz. %100'ün üzerinde vergi veriyoruz yeri geldiğinde. neden çünkü legal mafya devletlerin vergi almaya hakları var. o otomobilin ar-gesini, üretimini, tasarımını, testini yapan kurum devletimiz değil. ama basit bir "kural böyle işine gelirse" savı ile emeği geçen insanlardan daha çok pay almayı kendine hak görebiliyor sistem. işte bu sistem ne kadar doğruysa, insanların yıllarını verdikleri emeklerinin karşılığı olan tazminatı alamadıkları durumda, dava açtığında avukatın, senin emeğinin karşılığı olan tazminat üzerinden yüzde ile pay iddia edebilmesi aynı derecede doğru.
  • müşkül durumdaki, işten çıkarılmış işçinin tazminatına göz dikmiş kan emiciciler gelmiş.
    breh breh breh, doktora bağlayanlar, o zaman hukuk okuyuncular hemen gelmiş.
    bak birazdan gelip baro, adlı yardım falan da diyecekler.

    memlekette adalet yok, iki eliyle bi sıkı doğrultamayanlar da avukat olmuş buraya gelip dalga geçer gibi yanıt veriyor.

    olm insan olun azıcık, mantıklı soru soran adama hepiniz aynı telden cevap yazıyorsunuz. insan gibi cevap verin, laf ebeliğinizi siktirin gidin mahkeme de yapın.

    tanıdığım avukatlar on numara insanlar.
    ama bu sözlükte, ne zaman avukatlı bir başlık olsa yeni yeni türemiş, daha mezun olmadan başçavuşun eşeği gibi önden gide gide insanlara laf sokan bir güruh var.

    bak güzel kardeşim adam insan gibi soru sormuş.
    canım kardeşim deki su su sebepler bu yola gidilir, bu olayın sebebi şudur.
    hemen cazgırlaşıyorsunuz avs. (efendi cevap yazan da var onları tenzih ederim.)
  • roma zamanında, vekalet akdi (mandatum) bir dostluk akdiydi. bir başkasının davasını vekil sıfatıyla takip eden kişiye çok büyük sorumluluklar yüklerdi ve karşılığında ücret almak da yasaktı. avukatlığın büyük prestijli bir iş olduğu ve en kutsal sayıldığı dönemler de muhtemelen bu dönemlerdi.

    elbette avukatların büyük çoğunluğu o dönemler toprak ve köle sahibi bireylerdi ve vekil sıfatıyla görev aldıkları davalardan gelecek bir paraya ihtiyaçları yoktu.

    günümüze gelince, öncelikle avukatın kanunen ücret alma yükümlülüğü vardır. ve kendi ücretini kanuni sınırlar çerçevesinde belirleme hakkı da bulunmaktadır. zira maalesef avukatlar henüz fotosentez yaparak karınlarını doyurmayı becerememekte, mantar gibi çoğalan apartman üniversitelerinden mezun yeni meslektaşların aralarına katılmasıyla da ani bir şekilde değişen rekabet şartlarına, reklam yasağına da uymaya çalışarak, ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. kalahari çölünde yaşayan erişkin bir avukat canlısının bir büro açıp vergi levhasını da adına kaydettirmesiyle birlikte meslek dışı bireylerin tahmin etmekte zorlanacağı büyüklükte bir masraf kalemi bulunmaktadır.

    tüm bunlarla birlikte, nisbi olarak belirlenen (dava konusu değerinin veya tazminatın yüzdesi olarak düşünün) avukatlık ücretinin üst sınırı yasa koyucu tarafından %25 olarak belirlenmiştir. bundan daha fazla bir ücret isteyen bir avukat canlısıyla, bu sözleşme yapılabilir; yapıldıktan sonra uyulmayabilir, zira bu tarz canlılar ücret davası açtıklarında haksız bulunacaklar ve çok büyük ihtimalle %25'e, düşük bir ihtimalle de bundan da aşağı bir ücrete hak kazandığı belirlenecektir. müvekkil canlısı da bu sırada zaten boş duracak değildir, dava konusunun üzerine tedbir konmadıysa bir takım muvazaalı işlemlerle veya gerçek bir satış yoluyla bunları elinden avucundan çıkaracak, avukata da nanik çekecektir. doğanın bu eşsiz canlısı, açtığı zaman iki metreyi aşkın düğmesiz cüppe genişliğiyle, akan zamana karşı bir zen huzuruyla bakakalır.

    türkiye cumhuriyeti'nde, hele ki özel hukuk davalarında, kimsenin kendisini avukatla temsil ettirme zorunluluğu yoktur. internet erişimi sayesinde pek çok teknik konuyla ilgili, bir avukatın doğal yaşam ortamına giren müvekkilin; google'dan veya posta gazetesinden öğrendiği bilgileri sıralayarak "ben de avukat sayılırım ehin ehin" şeklinde bölge işaretlemesi yaptığı vakidir. bu bölge işaretlemesi genelde ücretsiz verilen ve "çok kısa bir şey soracağım" sihirli cümlesiyle başlayıp bir saat devam eden bir danışma seansının sonrasında yapılır. müvekkil de ilginç bir canlıdır, bazen simbiyotik, bazen parazitik bir davranış içine girebilir. ama vahşi doğanın dengesi her zaman korunur.

    hekim de her ne kadar vekalet sözleşmesiyle iş gören bir başka canlı tipi olsa da, örneğin avukatın işi üstlenme zorunluluğu bulunmamaktadır. zira hekimliğin daha büyük aciliyet gerektiren hallerle karşılaşma olanağı daha çoktur. ancak örneğin, bir göz muayenesi için devlet hastanesine de gidilebilir veya daha başarılı olduğu düşünülen ve özel muayenehanesi olan bir başka uzmana da. aradaki fiyat farkı epey fazladır. bu hususta tercih, hastaya bırakılmıştır. aynı, avukat söz konusu olduğunda tercihin müvekkile bırakılması gibi. yeterli araştırma yapılırsa aynı davayı %10'a, %15'e üstlenecek veya maktu bir ücret belirleyip "avans olarak 5.000, dava sonunda 5.000" şeklinde sözleşme yapacak avukatlar bulunabilir.

    bu açıklamaları yaptıktan sonra, kişisel kanaatimi söyleyeyim. ben açıkçası yaptığı mesleğin etik değerlerine ve kurallarına azami dikkat eden, her zaman en kötüsünü düşünüp önlem almaya çalışan bir avukat olarak birincisi, mesleğim hakkında dolandırıcılık ithamında bulunan ve benden midesi bulanan birisinin davasını ücreti ne olursa olsun üstlenmem. bu durum tecrübeyle sabittir. ücretsiz olarak, her şeyiyle ilgilendiğim ancak vekalet koymadığım (zira ücret almak zorunluluğum var) ve işini yaptığım kişinin huzurevinde kalan emekli bir asker olduğu bir davanın kazanılmasından sonra, bu kişiyi evini bana vasiyet etme kararından döndürene kadar akla karayı seçtiğimi bilirim. ancak ortada, senelerdir birikmiş olan teknik bilgimle kazanılacağına inandığım bir mal varlığına ilişkin dava söz konusuysa ücretimi kesin olarak belirlerim. şimdiye kadar da %15'in altına inmemişimdir. kabul etmeyip giden kişilere de yine yardımcı olurum, en azından başka bir avukatla çalışacaklarsa da neye dikkat etmeleri gerektiği konusunda. tabi dediğim gibi bu durum, mesleğime saygı gösteren bireyler için geçerlidir.

    bu arada, avukatlar ile ilgili genel kanının gerçekten çok kötü bir durumda olmasının en büyük sebebinin de avukatlar, barolar ve türkiye barolar birliği olduğunu düşünürüm. bu gözler, duruşmada "efendim, efendim" diyerek cüppesinin önünü iliklemeye çalışan avukatlar da gördü.

    sözün özü; avukat ücretini belirlemiş; mide bulantısı, baş dönmesi yaptıysa kabul etmemek en doğal haktır. istanbul barosu sicilleri herhalde 50.000'e dayanmıştır artık, size başka avukat mı yok? vekalet hala özünde bir dostluk ve sözleşmesidir. güvenmediğinizi vekil tayin etmeyiniz.

    ben de isterdim adım ivar değil de ivarus olsaydı, latifundialarımdan olan gelirimle sırf prestij için dosya kabul etseydim. ama igdaş diye de bir gerçek var.

    ytd.
  • işinde iyi olan avukatın istediğidir.

    yeni mezun veya bir-iki senelik avukat bul daha azına yaptırırsın, serbest piyasa ekonomisi. eğer diyorsan ben bu avukatı istiyorum, onun parası da budur. bu konuda en çok ikilemde kalan doktorlardır herhalde, çünkü diğer tarafta insan canı var, ondan başkasının yapamadığı bir ameliyat için ödenemeyecek parayı istediğinde oluşan vicdan azabı ve haksızlık tartışılabilir.