şükela:  tümü | bugün
  • ust edit:mart ayinda is yerimi degistirdim. 3 aydir yeni sirketimde calisiyorum ve en ufak bir okuzluk gormedim. is ahlaki ve yuku olarak da cok mutluyum. umarim herhangi bir sikinti cikmaz da uzunca yillar calisirim. benim avustralya'ya uyum saglamam, iyi bir is yeri bulmam tam 4 senemi aldi. umarim yeni gelenler icin kisa olur. sans iste, kimi gocmen kolayca iyi bir is yeri bulabiliyor(ornekleri var), kimi gocmen icin de local experience boku yuzunden kariyerini kurtarmasi yillari bulabiliyor.

    -

    turkiye'de 8 sene calistim. ben turkiye'deki beyaz yakalilara koyun, yalaka, icten pazarlikli derken avustralya'da calistigim 3 sene icinde buradaki beyaz yakalilarinin turkiye'yi arattigini gordum.

    insaat muhendisiyim, 3 senede 3 firma degistirdim. bazen paranoya yapiyorum acaba bende mi bir sorun var diye...

    ilk firmamda iranlilarin sayisi baskindi. kendi alanim degildi. local experience boku icin calismaya basladik. heriflerdeki yalakalik, icten pazarligi hayatim boyunca hicbir yerde gormedim. ayrica defalarca uyarmama ragmen teknik konulari farsca konusuyorlardi.(zelzele, zelzele, zelzele) dolayisiyla benim de hicbir seyden haberim olmuyordu. patrona soyledim, uyardi devam ettiler. en son disaridan is gelisimi icin bir egitim aldik da o firsatla hepsini rezil ettim, sonra bir kez olsun agizlarindan farsca kelime duymadim.

    ikinci firmam dunyaca unlu bir sirket. profil olarak avustralyali ve hollandali agirlikliydi. is ahlaki, yuku olarak calistigim en iyi sirketti. onlar da corona krizi basladiginda; irkcilik yapip, probation periodtaki tum gocmenlerin isine ''ekonomik nedenlerden oturu'' diyerek son verdiler. probation periodtaki avustralyalilar islerine devam ettiler.

    ucuncu firmam da kurumsal bir firma ve 2000 calisani var. ise girince bana mobbing hakkinda onlarca madde okuttular, egitim verdiler. ben de ''vay bee herifler bu konuda gayet disiplinli, helal olsun'' demistim. isin icine girince ya patronlarin mudurlerin davranislarindan haberleri yok ya da yaptiklarina gozlerini kapatiyorlar. mudur her turlu kabaligi, mobbingi yapmakta ozgur. iranli drafter arkadas ''kimse bu mudure ses cikarmadi, tepki gostermedi ve 1 sene icinde 10 insaat muhendisi/teknik ressam bu dallama mudurun yuzunden ya kovuldu ya da istifa etti'' dedi. ben bir baskaldiri yaptim ama curmum yetmiyor, cok yeniyim. firsat kolluyorum birkac kisi birlesebilirsek; en azindan bu dallama mudurun canini saglam sikabiliriz. aksi takdirde ben de 11. olurum gibime geliyor.

    avustralya'da hintliler, cinliler, lubnanlilar kendi aglarini kurmuslar ve birbirlerini de destekliyor. bizim turklerin ise bir bok yaptigi yok.

    karsilastigim en garip olay ise; 2. firmamda calisirken kocaeli universitesi insaat muhendisligi mezunu bir gencin cvsini onume koydular ve sordular. ben de en azindan arkadasim olur, takiliriz, birbirimizi destekleriz diyerek mudure ''neden olmasin, caliskan birisine benziyor hem bana da arkadas olur vs vs'' diyerek onay verdim. adam sirkete basladi, ilk gun klasik, herkesle teker teker tanistiriyorlar. sira bana geldi ve bana adini soyledi.
    ben de ona ''ben de turkum'' dedim.
    bana ''ben turk degilim ermeniyim, turkce konusmayi da bilmiyorum''. dedi.
    6 ay yuzume bakarak yalan bir sekilde calisiti. corona patlayinca onu da isten cikardilar tabii.. ayrica kocaeli universitesi'nde ermenice muhendislik egitimi mi var ve benim mi haberim yok? neyse.. cok uzattim.

    tanim:is sartlarinda hala sanssiz oldugumu dusundugum ulke..
  • avustralya'da insan olmak :

    efendim melbourne'e vardık. bir ev kiraladık, ben oradaki akrabalarıma harıl harıl soruyorum 'yahu, elektrik, telefon, su, gaz idarelerinde tanıdığınız var mı?'
    biri 'ne yapacaksın?' diye sordu. 'öyle bir müessesede mi çalışmak istiyorsun?'
    ben 'hayır' diye cevap verdim 'yeni eve o hizmetleri bağlatmak istiyorum da...'
    adam güldü, 'bana adresini söyle' dedi. adresi verdim, geçti telefonun başına, o idareleri tek tek aradı. akşama doğru bütün hizmetler bağlanmıştı.

    bir gün elektrik idaresinden bir mektup geldi. mektupta 2 ay kadar sonra, bir gün bizim sokakta elektrik kesileceği bildiriliyor ve ilave ediliyordu 'eğer o gün mutlaka elektriğe ihtiyacınız varsa size bir jeneratör tahsis edilecek ve harcadığınız elektrik normal tarife üzerinden hesaplanacaktır. ancak jeneratör sayısı sınırlı olduğu için sadece ihtiyaç sahiplerinin müracaatı...'
    ben istemedim, ama komşumuz, yalnız yaşayan yaşlı kadın jeneratör istedi. o sabah 8'de 2 teknisyen jeneratörü getirip kadının sistemine bağladılar.. sonradan, merak edip sordum bu iş için sadece harcadığı elektriğin bedeli olan 45 sent almışlar.

    ben herkesin insan olduğunu ve herkese aynı muamelenin yapılması icap ettiğini avustralya'da öğrendim. bir tek gün kimse hakkımı yemedi, kuyrukta önüme geçmedi, trafikte açıkgözlük yapmadı, avanta istemedi...

    kızım yeni bir mektebe başlamıştı 'gel çarşıya çıkıp eksiklerini alalım' dedim. 'lüzum yok' dedi, 'her şeyi okuldan verdiler' bir gün aynı mektepten bir mektup geldi 'bazı talebelerin, öğle yemeği olarak pahalı gıda maddeleri getirdiklerini fark ettik. lütfen çocuğunuzun yanına sadece, bütün ailelerin çocuklarına alabilecekleri şeyler verin. bu yaşta çocukların arkadaşlarına imrenmesi kötü bir şeydir'

    annem bizi ziyarete geldi. meydana karşılamaya gittik, bekliyoruz, arada gümrüğün kapısı açılıyor ve annemi oradaki bir memur ile konuşurken görüyorum. ingilizce bilmeyen annemin sohbeti bir türlü bitmiyor. dikkat ettim annemin elinde bir portakal var. nihayet annem çıktı ve iş anlaşıldı. kıtayı mikroplardan korumak için avustralya'ya herhangi bir gıda maddesi sokmak yasak. annem uçaktan bir portakal alıp çantasına koymuş. adam onu görünce, hemen elinden alıp çöpe atacağına, büyük bir sabır ile avustralya'nın neden bu kaideyi uyguladığını anlatıyor ve 'bu size karşı yapılmış bir hareket değildir, hepimizin sağlığı için alınan bir tedbirdir filan diyor'

    melbourne'da ve avustralya'nın hemen hemen tamamında deniz kenarında bina yoktur. memleketi bir yol çevreler. kıyılar herkesindir. 5-10 kilometrede bir, denize girmek, piknik yapmak için tuvalet, duş, elektrikli mangal ve soyunma odaları gibi bedava tesisler vardır. yalnız elektrikli mangalı çalıştırabilmek için para atmak lazımdır.

    bir gün oldukça yüklü bir telefon faturası geldi. idareyi arayıp, bu faturayı ödemekte zorluk çektiğimi söyledim ve şu cevabı aldım 'siz bu faturayı bu ay ödemeyin. biz bunu 12'ye bölerek 1 sene müddet ile her aylık faturanıza ilave edeceğiz. ama bundan sonra her faturayı ödeyin'. sorduğumda faiz ödemeyeceğimi de öğrendim.

    avustralya'da yaşayan her insan bedava sağlık sigortasına sahiptir. şehrin merkezi dışında 2 katlıdan yüksek bina bulunmaz. normal evler 1 dönüm bahçe içinde, müstakil evlerdir. şehrin belki yarısı golf sahaları (bedava), botanik bahçeler, göller ve akarsular ile kaplıdır. okullar bedavadır. musluktan akan su, hakiki içilen sudur (sözde değil özde). kilise, cami, havra, budist tapınakları ve daha nice dini yapı yan yana varlıklarını devam ettirir. sbs adlı devlet televizyonunda avustralya'da yaşayan 100 küsür ayrı millete mensup insanların kendi dilinde yayın yapılır. çoğu avustralyalı, 2 vesile ile kravat takar ; düğün ve cenaze.

    avustralya'da en büyük suç yalan söylemektir. yalan söyleyen, yalan beyanda bulunan insanın hayatı kayar. onun dışında her şeyin bir çaresi bulunur.

    dr. serpil taşdelen 2011
  • üniversitede sevgilimle sürekli hayalini kurduğumuz, gidip yerleşmeyi düşündüğümüz ülkeydi. konya'dayız şimdi, evet.
  • içinde yaşamasak oturduğu bilgisayar basında her şeyi bilen tiplerin yazdığına inanacagimiz ülke. covid sürecini dünya üzerinde en iyi yöneten ülkedir.. anlatalım.

    ilk covid çıktığında bütün eyaletler kendi arasında sınırları kapadılar.. yanı herkes bu sorunu kendi içinde cozsun dediler.. dünyada ilk 1,5 metre sosyal mesafe kuralını bu ülke koydu.

    özel durumlar dışında dışarıya çıkışları yasakladı.. insanların evde toplanması bile yasaklandı.. toplanıp bunu sosyal medyada duyuranlara ceza yağdı..

    ülke dışından haftada 700 kişi alındı ve bunlara otelde 14 gün karantina zorunluluğu getirildi.. otelden kaçmaya çalışanlari tüm şehir seferber olup yakalattı.. para ve hapis cezasına çarptırıldılar..

    en son batı avustralya'da otel karantinasında görevli 1 (bir) kişide virüs görüldü.. ingiltere'den gelen kişi ile hiçbir temasta bulunmadığı halde oteldeki havalandırmadan dolayı virüsü kaptığı belirlendi.. son 1 haftada uğradığı bütün alışveriş mekani, yemek yedigi yerlerde aynı saatte bulunan herkesi sağlık merkezlerine çağırdılar. testini yaptı ve koskoca şehri 1 (bir) kişi yüzünden 5 gün kapattı.. evet tüm şehri 5 gün kapattı.. bundan yaklaşık 6 ay önce statta 35 bin kişi canlı maç izledi.

    gelelim yaptığı maddi yardımlara.. covid çıktığında insanlar is kurumunun önünde sıralar oluşturdu.. başbakan aciklama yaptı boşuna beklemeyin bir kaç güne hersey çok basit bir şekilde online olarak yapılacak diye.. öncelikle işini kaybeden herkese 750 dolar yardım yaptı kişi başı.. daha sonra iki haftada bir verilen işsizlik parasının üstüne 550 dolar ekleyip iki haftalık kişi bası 1200 dolar civarı para verdi.. sorgusuz sualsiz 2 haftada kişi bası 1200 dolar.. mart ayından aralık ayına kadar böyle devam etti daha sonra 550 yi 350 ye sonra da 150 ye düşürdüler.. bu ayın sonunda da tamamen kaldırıyorlar..

    tutup derseniz covid çıktığında insanlar tuvalet kağıdı icin kavgalar çıkardı, marketleri tuvalet kağıdı icin yagmaladi eyvallah.. yalnız bu ulke covidi yönetemedi derseniz ülke içinde olanlar gotleriyle gülerler..

    maske takmadan covidi 1 sene geçirmiş, geçen sene statta 35.000 kişinin maç izlediği ülke burası..
  • yavaş yavaş 4. yılımızı doldurmaya yaklaştığımız, coronavirüs'ü sıfıra indirmeyi başarmış güzel ve devasa ülkem. geçen mesajda ülke hakkında genel kültür bilgileri çok beğenilmişti, bu mesajda da bu bilgilere devam edeceğiz.

    - avustralya şu anki federal yapısına 1901 yılında erişmiştir. 6 eyalet birleşerek, ülkenin başkenti yeni kurulacak canberra şehri olacak şekilde federal hükümet kurulmuştur. canberra kurulana kadar, melbourne geçici olarak başkent kalmıştır. yeni zelanda da davet edilmiş ancak orası avustralya'dan bağımsız bir ülke olmaya karar vermiştir. işin ilginç kısmı ise, avustralya anayasası'nda hala yeni zelanda isterse avustralya' ya katılabilir maddesi bulunmaktadır, özetle hala kapı açıktır.

    - birinci dünya savaşı'nda o zamanki ülke nüfusu 5 milyonun altında olmasına rağmen yaklaşık 420 bin kişi gönüllü olarak savaşa gitmiş ve bunlardan 60bin kadarı hayatını kaybetmiş, 156 bin kadarı ise yaralanmış veya esir düşmüştür. işin en kötü kısmı ise savaş sonrası neredeyse hiçbir ekonomik kazanımı olmamıştır.

    - birinci dünya savaşı avustralya'nın ulus bilincini kazanmasını sağlamıştır ve kendi tarihinin temel taşı olmuştur. buradaki deyimle "ateşle vaftiz" edilmelerinden sonra bağımsızlık düşüncesi yerleşmiştir. anzac'lar hala milli benliğin özünü oluşturur. bir çok yerde gallipoli yani gelibolu anıtlarına ve isimlerine rastlayabilirsiniz.

    - avustralya'da 6 eyalet ve 2 yönetim bölgesi vardır. 6 eyalet sırasıyla: batı avustralya(western australia), güney avustralya(south australia), victoria, yeni güney galler(new south wales), queensland ve tasmania'dır. 2 yönetim bölgesi ise kuzey bölgesi (northern territory), avustralya başkent bölgesi(australian capital territory) 'dir. eyaletler aynı amerikan eyaletleri gibi iç işlerinde bağımsız yapıda, kendi meclisleri ve yasaları olan bir yapıya sahiptirler. bölgeler ise, bir iç yönetim mekanizmasına sahip olsa da ağırlıklı olarak federal hükümete bağlıdırlar. zaten başkent canberra' nın olduğu başkent bölgesi federal hükümet için kurulmuştur.

    - ülkedeki aborjinlerin çok büyük kısmı kuzey bölgesinde yaşarlar. bunun nedeni özelikle victoria'da ve new south wales'de yaşayanlar zamanında zorla bu bölgeye göç ettirilmiştir. bu yüzden sydney ve melbourne'de pek aborjin göremezsiniz.

    - ülkede 10 binin üzerinde sahil vardır ve avustralya'lıların yüzde 85i sahile 50 kmden daha yakında yaşarlar. yani hergün başka bir sahile gitseniz, ülkedeki bütün sahilleri görmeniz yaklaşık 30 yıl sürer.

    - avustralya'da, birkaç istisna dışında ücretli sahil diye bir kavram yoktur. denize sıfır ev de hemen hemen yoktur sahili kapatan, bütün yapılar kumsaldan hemen sonra gelen yeşil alan, yol ve yürüyüş yollarının arkasına yapılır, bu yüzden deniz manzarasını kapatmazlar. aynı zamanda birçok sahilde çok iyi durumda olan ücretsiz tuvaletler ve duş alanları bulunur. edit: gold coast büyük bir istisnadır kumsal dibi evler konusunda. bilgilendirme için seescreen'e teşekkürler.

    - avustralya her ne kadar bir yeraltı kaynakları ülkesi olarak bilinse de aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında çok gelişmiştir. ülkede üretilen her 3 birim gıdadan 2si ihraç edilir. özelikle çiftlik hayvanların miktarı 25 milyonluk ülke nüfusuna göre inanılmaz boyutlarda yüksektir. sadece koyun sayısı bile 75 milyonun üzerindedir.

    - burada yollar uçsuz bucaksız olsa da dinlenme tesisi diye bir kavram yoktur. en fazla bulabileceğiniz, tuvalet de barındıran bazı durma alanları ve az sayıda benzin istasyonlarıdır. özellikle ana yolun dışında bir yolda gidiyorsanız yüzlerce km başka hiçbir binaya veya insana rastlamayabilirsiniz kolaylıkla.

    - bu arada, arabalardan standart yüzde 10 kdv dışında başka bir vergi alınmaz aracın toplam vergisiz fiyatı yaklaşık 70-75 bin doları geçmedikçe. bu yüzden büyük motorlu araçlar her yerdedir. 2.0 ve altı motorlar minik veya ekonomik olarak geçiyor çoğu yerde. çok rahatlıkla v6 veya v8 motorlu araçlar her fiyata bulunabiliyor ülkede bu yüzden . merak edenler buranın en popüler araba alım satım sitesi carsales.com.au'dan fiyatlara bakabilir. fiyatlar avustralya doları cinsinden doğal olarak :)

    şimdilik yazacaklarım bu kadar. ülke hakkında soruları olanlar beni yeşillendirebilir. cheers.

    edit:imla
    edit2: debe'ye girmiş yazı, teşekkürler tekrardan :)
  • havaalanında ülkeye girişte bana şunu yaşatmış ülkedir:

    çok uzun bir uçak yolculuğunun ardından* bangkoka giriş yapmış ve ordan çıkmış bir şekilde avustralya'ya sydney havaalanına inilir. duty-free'den alışveriş yapılmıştır, bavul alınmıştır ve artık gümrük işlemleri için sıraya girilmiştir. suratsız bir polis hanım benim durduğum sıradaki pasaport işlemlerini yapmaktadır. önümde bir tane beyaz amerikalımsı biri, bir tane uzak doğudan* ve birkaç kişi daha var. beyaz amerikalı tabi çat diye geçmiştir. fakat dünyanın diğer ezik yarısından olan insanlara ne zorluklar çıkarılmıştır. bu insanlar zaten düzgün ingilizce de konuşamıyorlar, dertlerini anlatamıyorlar, üstüne üstlük azar yiyici bir üslupta karşılaşıyorlar: why are you here? where will you stay huh? gibi.

    neyse dedik benim en azından ingilizcem var, hem nur yüzlüyüm hem öğrenciyim, geçer giderim. en olması aksanımı beğenir de tamam der geçer. öyle bu zamana kadar hiç bu gibi işlemlerde sıkıntı yaşamamışımdır ve yaşayanlara da salak muamelesi yapmışımdır.

    ben geldim sıraya, pasaportumu ve elimde uçakta doldurduğumuz kağıt parçası var.

    --- flashback ---

    uçakta sydney'e yaklaşırken iki tane evrak verdiler ve doldurmalısınız dediler. hm aynı sözler aynı şarkı diyerek doldurmaya başladım. klasik sorular var, yanınızda kaç para nakit var, kaç gün kalacaksınız, nerde kalacaksınız, detaylı adres verin, yanınızda yemek var mı, içecek var mı, ilaç var mı gibi. dürüst bir şekilde cevapladım. yalnız kalacağım adresi detaylı bilmiyorum. adres yazdım ama detaylı bir adres değil.

    --- flashback ---

    polis hanım aldı pasaportu elimden, şöyle bir baktı. tabi bangkok'a giriş yapılmış damgası var. sonra o doldurduğumuz kağıt parçasını da uzattım. damgayı vurdu pasaporta, tamam şu taraftan lütfen dedi. a ne kadar kolay oldu bak işte yine başıma bir şey gelmedi, insanlar salak ki takılıyorlar anlatacak hikayeleri oluyor diyorum. bu polislerin olduğu bölümü solladım ileriye gidiyorum, yol ikiye ayrılıyor gibi bir ortam, orda da bir polis bekliyor. bu yönden lütfen dedi. ama herkes o kadar sakin ve normal ki ben de bana yardımcı oluyorlar sağolsunlar diye düşünüyorum. belirtilen yönden saf saf giderken bir polis amca geldi yanıma ve dedi ki sizi aramamız gerekiyor. o an benim kafama tak diye bir şey indi. mecazi anlamda yani, dövmediler beni merak etmeyin. ne araması dedim kendi kendime. biliyorum kaçakçı olsam ve öyle bir şey taşısam panik olmalıyım ama korkacak bir şeyim yok. ama insan o anda bu ne şimdi? diyor. peki tamam dedim ve bir köşeye çekildik, ulu orta bir yerdeyiz ama köşede. pasaport kontrolünün ordan çıkan insanların geçiş yolu üzerinde. bir de anlamadım o an pasaportumu kontrol eden polis hanım ne yaptı ne etti de hemen kendinden 7 metre ötedeki polis memuruna benim aranmam gerektiğini haber verdi. alttan düğmeye mi bastı nedir..

    işte bavulumu koyfum masanın üzerine, elimdeki torbayı da, bir de sırt çantamı. bavulumu açtılar, iki kişi kontrol ediyor, biri kadın diğeri erkek, erkek olan işte beni buraya getiren polis amca. ben de yavaş yavaş her şeyi çıkartıyorum, bir de bittim sabunu var, hani türkiye'den bir şeyler götürmek amaçlı. çok dikkat çekti bu ne falan dedi polis amca, dedim o sabun it is natural vs. ok dedi. tüm bavulu öylece boşalttık. içindekiler yetmemiş olacak ki bavulun iç astarının fermuarını falan da kaldırmaya çalıştı, belki araya bir şey sıkıştırmışımdır diye. her şeyi sakince takip ettim. gayet sakindim. sonra dedi ki bunu bir x-ray'den geçirmeliyiz. tamam buyrdun dedim. bir de bavulun içinde türk lokumu vardı, paketlenmiş 3 kat, bir de poşete konmuş, ziyaret edeceğim insanlar türkiye'den ya, lokum götüreyim demiştik. ona da anlam veremedi, bavul ve bunu x-ray'e sokalım dedi. tamam. o sırada polis amcam iki metre ötedeki x-ray'e koydu bunları, ben de orda bekleyen hanım ablaya dedim ki neden bu başıma geliyor, kötü bir şey mi gördünüz falan. o da ilk defa mı gelişiniz avustralya'ya? ondan olabilir falan dedi. tamam anladım ben sizi dedim.

    sonra polis amca geldi, yüzünde bir gülümseme, bu türk lokumu mu ehehe dedi? evet dedim bakın burdaki duty-free'de de gördüm, güzeldir müzeldir dedim. ok turkish delight varsa bu sorun olmaz dedi. bavulda da bir şey yok dedi. sonra sırt çantamı açtı, içinde pek bir şey yok da ön gözünde bir sandviç var. ama ben bile unutmuşum orda olduğunu kaç gündür yollardayım. dedi bu ne? it is a sandwich. sonra bir başka kişi geldi ve sandviçi eldivenli eliyle aldı ve götürdü. beklemeye başladık. 2 dakika sonra geldi ve polis amcama dedi ki yes it is a sandwich. sonra bana döndü ve evrakta yanımda yemek getirmiyorum diye belirtmişsin ama sandviç var yanında, normalde para cezası alırdın ama bu sefer bir ceza uygulamayacağız. sağolun çok sağolsun dedim. ceza lafını duyunca insan böyle oluyor: sağolun teşekkürler, bir daha asla olmaz, binlerce teşekkür..

    sonra polis amcam, ki artık birlikte çok vakit geçirmiş olduk ısındık, dedi ki seni birileri alacak mı havaalanından? evet dedim tanıdığımız geldi. tamam dedi ben de senle çıkacağım göreyim ondan sonra gidersin. eşyalarımı topladım ve hani o herkesin beklediği salon var ya, uçaktan inenlerin aileleri, tanıdıkları tarafından karşılandığı, oraya polis memuru yanımda adım attım. tabi gözler benim üzerimde. adeta bir suçlu gibiyim. sonra bizim tanıdığı bulduk, konuştuk sonra ayrıldık. hoçşakal polis amca dedim.

    bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
    -üçüncü dünya ülkesi muamelesi görüyorsanız her şey şansa bağlıdır.
    -avustralya'ya girerken yanınızda kibrit kutusu büyüklüğünde peynir dahi olsa bunu bildirmelisiniz.
    -türk lokumu ortak bir dildir.
    -hepsi.
  • bugün novak djokovic'in aşı muafiyeti aldığını öğrenmemiz sebebiyle kendileri hakkında iki kelam edilmesi gereken ülke.

    daha 1 hafta önce avustralya açık gençler'e hintli aman dahiya aşı olmadığı gerekçesiyle katılamadı. aşı olamamasının sebebi hindistan'ın 18 yaş altı şahıslara covid aşısını başlatmamış olmasıydı. yani kendi elinden gelen bir şey yoktu ve aşı karşıtı da değildi. avustralya açık heyeti, nedeni ne olursa olsun aşısız insanların ülkeye giremeyeceğini belirtmiş ve bu kararın arkasında olduklarını da irdelemişler.

    görsel

    bu haberi geçen hafta okuyunca aman adına üzüldüm ama bir yandan da novak'ın durumu da net olmadığı için galerime gazete kupürünü sakladım. ortada kendi rızası olmasına rağmen aşı olamamış bir genç var. diğer tarafta da aşı konusunda tepki çekmemek için bir senedir sessizliğini koruyan anti-vaxxer olduğunu bildiğimiz novaxx djokovic var. avustralya açık heyetinin prensipleri içinde aldığı bu emsal kararı sürdürmesi beklenir.

    görsel

    ama ne oldu… djokovic bugün insanların burunlarına sürte sürte aşı muafiyeti aldığını instagram hesabından açıkladı. avustralya açık heyeti omurgasızsın anladık. dünya 1 numaraya, paraya hayır demek zor. bütün oyuncular eşit bazı oyuncular daha eşit onu da anladık.

    ey avustralya devleti: senin görevin kendi vatandaşlarının esenliği değil midir! sağlık bakanlığı'nın kararı yok mudur! bu adam avustralya vatandaşı değil, oturum izni yok. neye dayanarak bu adamın ülkeye girmesine izin veriyorsunuz.

    sağlık bakanlığı sayfası

    victoria eyaleti sen de izin vermişsin. tek başına bir adamın oyuncağı olmuş bütün ülke. sonra insanlar neden sokağa çıkıyorlar aşı olmamak için. çünkü adam kayırıyorsunuz

    görsel
    görsel

    bir sözün de sana novak bey: önce kimsenin kendi tıbbi geçmişini kamuya açık olmaması gerekir diyorsun. şimdi de caka satıyorsun. tenis camiasına kara bir leke olarak da geçsin bugün.

    sonraki gün editi: avustralya gümrük polisi, djokovic'in sınırdan geçmesine izin vermedi. djokovic'in başvurduğu vizenin tıbbi ayrıcalığa izin vermediği söyleniyor. victoria eyaleti de (dünkü tepkilerden sonra) özel karar çıkarmayacaklarını belirtmişler bazı kaynaklara göre. novak son 6 saattir sınırda bekletiliyor. avustralya'da gece yarısı olduğundan süresi uzayabilir.

    novak'ın deli babası: “oğlumu esir aldılar, gerekirse sokaklarda dövüşürüz” demiş. kendisi novak'ın babası olmasına rağmen çok güvenilir bir kaynak olmadığı biliniyor.

    amme hizmeti reddit'ten sıcak memelerimiz de var:

    görsel
    görsel
    görsel
    görsel
    görsel

    son edit: vizesi iptal edilmiş. truly biggest returner of all time *

    haber linki
  • 3 buçuk yılımızı tamamladığımız güzel ve her yere uzak ülkemiz. daha önceki yazılarımda hep gözlemlerimi yazmıştım, şimdi ise genel kültür bilgileri içeren bir yazı yazmak istedim yaşadığım süre zarfında öğrendiğim bilgilerle. madde madde yazalım yine:

    - "australia" ismi latince "terra australis" isminden gelir, "güney toprakları" demektir. işin ilginç kısmı bu isim aslında uzun yüzyıllar olası bir güney kutbu toprakları için kullanılmıştır. ne zaman bu yeni kıta için eski kullanılan "new holland" (yeni hollanda) yerine isim aranırken, güney kutbunun ismi bir nevi çalınarak buraya verilmiştir. işin en komik ismi güney kutbu bu sebeple 50-60 yıl kadar isimsiz kalmış ve sonunda oraya da antarktika ismi verilmiştir.

    - dünya haritasının şeklinden ötürü avustralya olduğundan daha küçük gözükür. aslında avustralya toprak alanı yaklaşık 7.7 milyon km karedir. yani amerika'nın yaklaşık yüzde 80i, türkiye'nin ise yaklaşık 10 katıdır.

    - avustralya topraklarının yaklaşık yüzde 70i çöl olarak adlandırılır. yanlız çöl deyince aklınıza arabistan gibi kum denizi gelmesin. avustralya çölü, ucsuz bucaksız, dümdüz, kurak ve kızıl topraklardır. eğer google'de "australian outback" diye aratıp resimlere bakarsanız dediğimi daha iyi anlarsınız. bir de bu çölleri hep boş olduğunu düşünmeyin sakın. kimisinde, dünyanın en zengin maden yatakları yer alır

    - avustralya'da kanguru nüfusu yaklaşık 50 milyondur. nüfusun 25 milyon olduğu düşünüldüğünde, kişi başına iki kanguru düşmektedir.

    - avustralya gelen ilk koloniler genelde britanya'da suç işlemiş olanları getiren kolonilerdir. bunların içinde azılı suçlular, katiller olduğu gibi, hırsızlık gibi basit suçları işleyenler de vardır. daha sonraları ise tamamen kendi istedikleriyle gelen insanlardan oluşun özgür koloniler de kurulmuştur. örnek olarak yaşadığım yer olan güney avustralya, özgür bir koloni olarak kurulmuştur. bu yüzden başlarda polis teşkilatı bile kurulmaya gerek görmemişler. ne zaman, diğer kolonilerden gelenler suç işlemeye başlayınca, polis teşkilatı o zaman kurulmuş güney avustralya'da.

    - ilk gelen koloniciler ve avustralya'nın yerel halkı aborjinler arasında bir çok çatışma çıkmıştır ama aborjinlerin çok büyük kısmı, çatışmalardan değil çiçek hastalığından hayatını kaybetmiştir. avrupalıların bağışıklığı olması sebebiyle, kendilerini etkilenmeyen bu hastalık, aborjinler ölümlerinin %70-80ini oluşturmaktadır.

    - aborjinler avustralya'nın yerel halkıdır ve on binlerce yıldır bu topraklarda hemen hemen hiç değişmeden yaşamıştır. yani, koloniciler geldiğinde gerçek manada karanlık çağda yaşayan insan gruplarıyla karşılaşmışlardır. top, tüfeğe karşı taş ve sopayla mücadele etmişlerdir.

    - aborjinler, avustralya'nın çok farklı yerlerinde yaşamaktadırlar. bir nevi afrika kabileleri gibi düşünebilirsiniz. avustralya'nın devasa boyutu yüzünden bir çok kabile birbirinden habersiz yaşamaktaydı. bu yüzden bir çoğunu birbirinden farklı dilleri ve kültürleri vardır. kolonileşme öncesi 100-200 civarı farklı aborjin dili olduğu bilinirken, günümüze 20 civarı aborjin dili erişebilmiştir.

    - aborjinlere karşı, bir çok insanlık suçu işlenmiştir zamanında ancak bunu burada hemen hemen kimse inkar etmez. hatta mümkün olan her yerde bu suçlar insanlara anlatılır gelecekte bir benzeri yaşanmaması için. şöyle bir örnek vereyim, eşimin gittiği ingilizce kursunda bile aborjin çocuklarının nasıl kaçırıldığı, onlara neler yapıldığı işlenmişti birkaç ay boyunca. "stolen generations" (çalınmış nesiller) diye aratırsanız, hem bu konuda işlenmiş bir filmi, hem de konuyu daha öğrenebilirsiniz.

    - avustralya her ne kadar bağımsız bir ülke olsa da bir "commonwealth" ülkesidir. yani kraliçe'ye (elizabeth) bağlıdır. zaten bütün avustralya paralarında da kraliçe'nin resmi bulunmaktadır. bu arada bir ek bilgi daha vereyim. avustralya kağıt parası plastikten yapılmıştır, bu yüzden kolay kolay eskimez, yırtılmaz ve kırışmaz.

    -1998 yılında şu anda da kullanımda olan britanya bayrağı (union jack) içeren avustralya bayrağını değiştirmek için bir referandum yapılmıştır ancak bu öneri kabul edilmemiştir.

    - avustralya'nın resmi renkleri altın sarısı ve yeşildir. sarı renk avustralya'ya özgü "golden wattle" adlı çiçekten gelir, yeşil ise avustralya'nın yeşil doğasıdır. her ne kadar bu renkler resmi olarak 1984te kabul edilmiş olsa da, 1899'dan itibaren hemen hemen bütün spor oyunlarında bu renkler kullanılmaktaydı. yani, daha çok bir gelenek olduğunu söylebiliriz, manevi anlam yerine.

    - avustralya'da iki spor çok popülerdir: kriket ve avustralya futbolu. kriket ingilizlerden gelir ancak avustralya futbolu tamamıyla buranın icadıdır. kriket, sıcak havalarda oynanan bir spor olduğundan, futbol kışın sporcular paslanmasın diye oynamaya başladıkları bir oyundur. izlemesi çok daha zevklidir krikete oranla. "afl" ve "australian football" diye aratın ve videoları izleyin, anlayacaksınız ne demek istediğimi.

    - at yarışlarının burada bir nevi kutsal olduğunu söyleyebilirim. her eyaletin yılda bir gün en büyük yarış günü vardır ve o gün, o eyalette resmi tatildir. evet, yanlış duymadınız, at yarışı sebebiyle o gün çalışılmaz. ülkenin en önemli yarışı ise "melbourne cup" tır ve bütün ülkede bu yarış için bahis oynanır. hatta çalıştığım iş yerinde bile sadece bu yarış için bahis düzenlenir her yıl.

    - avustralya dilinin kendine özgü bir çok kısaltması vardır. birçoğu aslında kullanılmaz ama kısaltmalar kültüre yerleşmiştir. eğer bütün kısaltmarı kullanırsanız ana dili ingilizce olan biri bile sizi anlayamabilir. bir araştırmaya göre sarhoşların konuşma şekli nedeniyle böyle bir dil oluşmuştur. aklıma gelen günlük yaşamda kullanılan en popüler kısaltmalar şunlardır :

    australian - > aussie - > oz
    breakfast - > brekky
    mcdonalds - > maccas
    barbecue - > barbie
    good day - > g'day
    cigarette - > ciggy
    dinner - > tea (?)
    postman - > postie
    bottleshop( içki dükkanı) -> bottle-o
    service station (benzin istasyonu) - > servo

    şimdilik aklıma gelenler bunlar, bundan sonraki yazıda görüşmek dileğiyle, cheers.

    edit: imla
    aynı zamanda debeye girmiş bu yazı, teşekkürler :)
  • amerikan hastanesine sağlık raporuna gönderip, kurs ücretini ödettirip vizeyi vermekten son anda vazgeçen orrospu çocuğu konsolosluk çalışanları olan ülkedir.
    anasını siktiğimin çocukları yüzünden arabamı bile satmıştım a.k. götümüzde patladı. vizeyi vermiceksen niye orospu çocukluğu yapıyosun piç. baştan verme, uğraştırma adamı. aklıma geldikçe sinir oluyorum sülalenizi sikiyim amına kodumun hırsız soysuz atalıları.

    bu arada vizeyi vermeme sebepleri dönme ihtimalime inanmamalarıymış. ulan anasını siktiğimin ülkesinde çok nüfus var da adam beğenmiyo bide gavatın enikleri yaa. hırsız atalı pezevenkler.

    son edit; kafaya koydum bu piçlerin ülkesine gidip iltica edicem. kızlarını karılarını sikip dönücem sırf ibneliğine. yeni zelandaya başvuruyorum bu hafta. sözlük ahalisinden kaçak feribot ayın uyun tanıdığı olan veya yol yordam bilen varsa yeşillendirsin lütfen beni. bu arada tecavuzcu falan değilim la bakmayın sinirle edilen küfürlere. arabam gitti a.k. durup duruken.

    sinir sonrası editi: ne küfür etmişim yahu o sinirle. gerçi az bile etmişim, bak yine aklıma geldi. hırsız-soysuz atalı piçler.

    yeni zelanda visa alındı editi: olm çok pis adama bulaştınız. bir türk ile dalga geçmek neymiş göstericem size. yakında geliyorum bekleyin !!!11birdirbir
  • bu aralar hemen hemen haftanın 7 günü yağmurlu, fiziksel olarak her yere uzak ancak duygusal olarak her yere yakın ülkem.

    bu yazımda avustralya'nın pek bilinmeyen hayvanları üzerine bol görselli bir yazı yazmak istedim. yalnız börtü böcek işine hiç girmeyeceğim çünkü sadece örümcekler üzerine bile uzuncana bir yazı yazılabilir.

    koala ve kanguru avustralya'nın en ünlü hayvanları olduğundan, onları pas geçiyorum, sadece iki resim paylaşayım isteyenlere: koala,
    kanguru

    bu iki hayvandan sonra en ünlü hayvan emu denen avustralya'ya özel deve kuşudur. afrika deve kuşlarına oranla biraz daha ufak ve doğrusu biraz daha çirkin bir hayvandır. şehir dışına doğru yollarda sürü halinde görülebilirler bolca. emu'nun özelliği kanguru ile beraber avustralya'yı resmi temsil eden ikinci hayvan olmasıdır. avustralya devlet arması (görsel)
    üzerinde resmi vardır. genelde oldukça ürkek hayvanlardır ve de genelde pek soruna yol açmazlar. görsel

    wombat, avustralya'nın büyük kemirgen hayvanlarındandır. boyları yaklaşık bir metredir ve sıcak havalarda genelde yer altına kazdıkları yuvalarında vakit geçirirler. her ne kadar ağır ve tembel gözükseler de koştuklarında 40 km'e hıza erişebilirler. görsel, görsel 2

    wallaby ise bir nevi ufak bir kanguru türüdür. boyları bir metreyi geçmez. aynı büyük kızıl kangurular gibi yavrularını keselerinde taşırlar, çok şirin bir hayvandır. büyük kangurulara oranla, açık alanlar yerine daha kuytu diyeceğimiz bölgeleri tercih ederler. görsel

    echidna, görünüşte büyük bir kirpi gibi gözükse de, aslında dikenleri zararsızdır. tırnağı oluşturan keratinden olma dikenler echidna'ların koruma kalkanıdır. tehlikeli gibi gözükse de insanlar için tamamen zararsız ve uysal bir hayvandır. birçok vahşi yaşam parkında bu hayvanları görme şansı elde edebilirsiniz. görsel

    cassowary için ise özel bir anlatım gerekiyor. "dünyanın en tehlikeli kuşu" olarak bilinen bu yaratık, bir nevi bir deve kuşu da olsa mavi renkli boyunları, kemikten oluşan ibikleri, t-rex'i andıran kaslı bacakları ve de 12 cm' lik jilet gibi pençeleri ile çok korkutucu bir görünüşe sahiptir. boyları yaklaşık 2 metreye erişebilir, 2 metreden daha fazla zıplayabilirler. ortalama 60-80 kilo arası olup, 50 km hıza erişebilirler. tarih boyunca insan saldırıları ile alakalı yazılar vardır ve modern zamanda da birkaç kişiyi öldürdüğü ile bilinir. queenslandin tropik ormanlarında yaşar, yani özellikle aramadığınız sürece karşılaşmanız pek mümkün değildir. bir şekilde karşılaşmayı becerirseniz ise çaktırmadan, yavaştan uzaklaşmanız tavsiye edilir. kimi hayvanat bahçelerinde, ekstra özel korumalı alanda bu hayvanları korkusuz olarak görmeniz mümkündür. görsel
    pençe

    platypus, dünyanın en garip gözüken hayvanları listesinde genelde liderliğe oynar. bir kunduz ile ördeğin çiftleşmesi sonucu ortaya çıkmış gibi görünmekte olup, avustralya nehirlerinde yaşarlar. sevecen bir hayvandır ama görünüş aldatıcı olabilir. bu hayvanın topuğunda büyük bir iğne bulunur ve bu iğne dünyadaki bir memeli hayvandaki en güçlü zehri bulundurur. aynı zamanda yumurtlayan memeli olarak bilinen ve türkçe'de latince kökenli ornitorenk ismiyle anılan bir hayvandır. görsel zehirli iğne

    australian water dragon, yani avustralya su ejderi doğu ve kuzeydoğu avustralya'nın sulak alanlarında, parklarında bulunan ve boyu 60 cm'i bulabilen sürüngenlerdir. ufak hayvanları ve böcekleri yerler. görsel

    tazmanya şeytanı, adında da olduğu anavatanı avustralya'nın tasmania adası olup, dünyadaki en büyük etobur kemirgendir. ufak bir köpek boyutunda olup, vücuduna oranla dünya üzerindeki en güçlü çene gücüne sahiptir. şeytan ismi görünüşünden değil, sesinden ötürü verilmiştir, şuradan sesi dinleyebilirsiniz:, ses , görsel

    dingo, avustralya'ya özel vahşi köpektir. araştırmalara göre yaklaşık 8 bin yıl önce insanlarla beraber avustralya'ya geldikleri düşünülmektedir. genelde büyük sürüler halinde avustralya'nın iç ve kurak bölgelerinde yaşarlar. görsel

    küçük mavi penguen (little blue penguin), avustralya ve yeni zelandada yaşayan, isminde de olduğu gibi küçük bir penguen türüdür. 30-35 cm boyunda, 1,5 kilo olan bu küçük şirin şeyler avustralya'nın güney kıyılarında bolca bulunurlar.görsel

    ibis, ya da uzun adıyla australian white ibis, buradaki en yüzsüz büyük kuşlardan biridir. 60-70 cm'lik boyları, 16 cm'lik ince uzun gagaları ile dikkat çeken bu kuşlar, genelde sürüler halinde sulak alanları tercih ederler ancak özellikle yaşadığım şehir adelaide'de de olduğu gibi birçok yeşil alanlarda her yerde bulunabilirler. evlerin bahçelerine gelmeye çekinmezler, insanlardan korkmazlar, uzun gagaları sayesindedir çöp kutularını bile karıştırırlar. görsel, çöpçü

    avustralya magpie' ları, siyah beyaz renkte ve karga büyüklüğünde olup, muhtemelen ülkenin en ünlü kuş türüdür. bunun iki nedeni vardır, birincisi bir nevi elektronik bir ses çıkartırlar, diğer nedeni ise özellikle üreme sezonunda, yuvasının yakınından geçenlere saldırırlar. bu yüzden bu dönemde bir çok bisikletli dikenli kask takarak kendilerini korumaya çalışır. birçok yaralanmaya, kazalara, bisikletlileri ve motosikletle gidenleri düşürdükleri için de ölüme sebebiyet de vermişlerdir. yaşadığımız eyalet olan güney avustralya'nın sembolüdür aynı zamanda. (bayrak) . bir de bu kuşların ufak versiyonu diyeceğimiz magpie lark denen kuş bir nevi çığlık atar, her sabah evin içinden duyarsınız. magpie lark çığlığı , magpie lark, magpie elektronik ses, magpie, magpie saldırısı

    superb fairywren, şu ana doğada bizim de gördüğümüz en güzel kuşlardan biridir. bu serçeden ufak olan güzeller güzeli mavi kuş, avustralya'nın birbirinden güzel birçok minik kuş türünden biridir. görsel

    yellow crested cockatoo(sulphur-crested cockatoo), yani sarı ibikli kakadu, avustralya'nın muhtemelen en popüler papağan türüdür. yaklaşık bir tavuk büyüklüğünde olup, bazen sayıları yüzleri bulan büyük sürüler halinde gezerler. çoğu zaman, sağda solda yerde otlarken bu kuşları görebilirsiniz. günlük gördüğüm kuşlar arasındadır bunlar da. bu arada sesleri ise felaket derecede kötüdür.kakadu ses, görsel

    kookaburra ise avustralya'nın birçok ormanlık alanında bulunan, geniş gagalı, ortalama 30-40 cm
    boyunda bir kuştur. bu kuşun en meşhur özelliği kahkaha gibi çıkan sesidir. çok uzun mesafelerden bu ses duyulabilir. evden ara sıra duyduğum kuş sesleri arasındadır. kookaburra ses, görsel

    günlük olarak gördüğüm, aklıma gelen diğer kuşlar/papağanlar da şöyledir :

    - bizim "apaçi" dediğimiz crested pigeon(ibikli güvercin) - görsel
    - dünyadaki tek olan kara kuğu - görsel
    - açık ara en bol papağan olan gökkuşağı renkli rainbow lorikeet - görsel
    - ondan sonra gelen musk lorikeet - görsel
    - aptallığı ile meşhur, sürekli yerde otlanmayı seven galah - görsel
    - genelde çift halde dolaşmayı seven, kınalı gökkuşağı rengine sahip adelaide rosella - görsel
    - ötmeyi çok seven ve sürekli olarak magpie'lara karşı hava üstünlüğü mücadelesi veren noisy miner - görsel
    - sulak alanları ve kavga etmeyi seven mor bataklık tavuğu(purple swamphen) - görsel

    aklıma gelenler şimdilik bu kadar. daha bahsettiğim yüzlerce farklı hayvan mevcut ancak hepsini yazmak günler sürer. umarım hoşunuza giden bir yazı olmuştur benim de hoşuma gittiği gibi.

    bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. cheers.

    edit: imla
    edit 2: minik ekleme
    edit 3: kookaburra eklendi
    edit 4: ek platypus bilgisi eklendi
hesabın var mı? giriş yap