şükela:  tümü | bugün
  • aslında okyanusya'nın keşfi desek daha doğru olur.ulan kimse de demiyor ki aga bu nedir? kim keşfetti ulan burayı? ne zaman etti? niye kimse bana öğretmedi bunca yıllık eğitim hayatımda.ekşi biliyordur dedim, aradım taradım yok ulan, yok.
    özeleştirimi de yaparım amına koyim, ben niye öğrenmedim ulan bunu şimdiye kadar? niye demedim, aga böyle bi' kıta var, nerden çıkmış bu?.
    tutturmuşuz amerika'nın keşfi diye - o da kimin ne bok yediği belli olmayan bir keşif - şu güzelim kıtayı unuttuk (yazar burada kendi de dahil tüm insanlığa sitem ediyor).
    ya peki bu kıtanın halkı? ulan hiç mi üzülmüyorsun, için acımıyor "millet topraklarımızın keşfini bilmiyor" hatta "millet topraklarımızı bilmiyor" diye? insan bir bilinçlendirme çabası güder, amerika kıtasına bakıp bir özenme duygusu yaşar, "toplanın beyler, kendimizi dünyaya tanıtıyoruz" der. "ulan dünyanın bi ucundayız mnakoyim, nasıl sesirimizi duyuralım" diyen insanların yaşadığı bir yer mi burası?bu ne boşvermişlik arkadaş, bu ne rahatlık...ha, objektif olursak, suç herkesin...

    bazı şeylere o kadar odaklanıyoruz ki bazen, yanı-başımızdaki şeyi gözardı edebiliyoruz hatta onu kaybedebiliyoruz.hoş avustralya nere biz nere...ama yine de şu amerika kıtasına gösterdiğimiz ilgi kadar avustralya'ya ilgi gösterseydik şu an mahmut abi bumerangıyla avlanıyor, hintliler kangruyu 2. kutsal hayvanları olarak görüyor, koalalar türü tükenmek yerine yeni yaşam alanlarına adapte olmuş şekilde yeni türler halinde sınıflandırılıyor hatta sevimliliğinden faydalanmak üzere çiftlikleri kuruluyor olurdu.tabii bir de iletişimde daha fazla bulunulduğu için daha düzgün ("anlaşılabilir" gibin, "konuşulabilir" gibin bir şey yani) bi' aksana sahip olurdu avustralya halkı -bu bir temenni tabi, aslında severim de aksanlarını lan-.
    yemin ediyorum başka gezegenin canlıları avustralya halkına "gelin lan bizim gezegende yaşayın mnıskim" dese, arkadalarına bakmadan gitmezlerse şerefsizim."zaten ne hayrınızı gördük lan" demeleri işten bile değil.ama bence hâlâ geç değil, hâlâ bu kıta insanlarını/canlılarını kazanabiliriz. hatta olaya google'dan aldığım bilgiyi buraya ekleyerek, bu unutulan kıtanın, başka dünyanın topraklarının ve bu toprakların canlılarının artık hakettiği ilgiyi ve sevgiyi daha fazla görmesini sağlamak adına insanları harekete geçirmek istiyorum :

    avustralya'ya giden ilk avrupalılar hollandalılardı.
    hollanda ile endenozya'nın java adası arasında gidip gelen gemiler genelde ümit burnu'nu dolaştıktan sonra batı rüzgarlarıyla hint okyanusu'nu geçiyorlardı.1642 yılında hollanda devleti tarafından kıtanın doğusunu keşfetmekle görevlendirilen kaptan abel tasman, günümüzde tazmanya ve yeni zelanda dediğimiz adaları buldu.daha sonra 1770 yılında ingiliz denizci james cook avustralya'nın doğu sahillerini keşfetti ve buralara yeni güney galleri adını vererek burayı birleşik krallık toprakları ilan etti.1788 yılında ise ingiliz göçmen kafilesi sonraları sidney kentinin kurulacagı noktaya yerleştiler.

    lütfen bu kıta ve kıtanın insanları için artık daha duyarlı olalım.bir kıta kolay oluşmuyor...tabi her şey bir kıtanın keşfini bilmekle de olmuyor ama bir yerden başlamak lazım ve bu konuda içim çok dolu.şimdilik aktaracaklarım bu kadar.

    bu arada bunun antarktika'sına girmiyorum bile...
  • "insanların avustralya'ya ilk seyahati tarihteki en önemli olaylardan biridir ve en az kolomb'un amerika'ya seyahati veya apollo 11'in ay'a gidişi kadar önemlidir. bir insanın afrika-asya ekolojik sistemini ilk defa terk ettiği ve elbette ilk defa büyük bir kara memelisinin afrika-asya bölgesinden avustralya'ya gittiği zamandı bu. daha da önemlisi, izci insanların bu yeni dünyada yaptıklarıydı. ilk avcı toplayıcının avustralya sahillerine ayak bastığı an, homo sapiens'in ilk kez belirli bir kara parçasında besin zincirinin en üstüne tırmandığı ve artık dünyanın en tehlikeli hayvanlarından biri haline geldiği andır."

    hayvanlardan tanrılara: sapiens