şükela:  tümü | bugün
  • adı azeri latin alfabesinde axşam mahnısı şeklinde yazılan, türkiye türkçesiyle "akşam şarkısı" manasındaki eser, şövket elekberova taraından okunmuştur:

    qaş qaralır, kölge tutur,
    yavaş, yavaş geceni..*

    könlüm sesde, gözüm yolda..
    gözleyirem men seni..

    sabrim getdi, harda* qaldın,
    qaş qaraldı, gelmedin.. ?
    benim könlümdeki döyüntünü bilmedin..
    a-ah..
    döyüntünü bilmedin..

    aydın göyler, uca dağlar,
    göy meşeler, lal sular..
    sizi gördüm, üreyimde
    aşdı, daşdı arzular..

    sabrim getdi, harda qaldın,
    qaş qaraldı, gelmedin?
    belki menim könlümdeki
    döyüntünü bilmedin..
  • cihat aşkın icra ederse dünyanın en güzel parçası olur.

    evet olur.

    http://uk.youtube.com/watch?v=jbblblceiwo
  • şövket elekberova'dan muhakkak dinlenmelidir.

    oğuzhan balcı'nın düzenlemesi eşliğinde cengiz özkan'ın yorumu da dinlenesidir.
  • nası türkü la bu dedirten türkü.

    aydın göyler, uca dağlar,
    göy meşeler, lal sular..
    sizi gördüm, üreyimde
    aşdı, daşdı arzular..

    romantizmin dorukları.
  • bir masal anlatır şarkı:

    evvel zaman içinde kalbur saman içinde rengarenk kubbeleri olan bir saray varmış yeşil bir nehrin kıyısında. bir prenses yaşarmış sarayda. o bildiğimiz kabarık etekli, kuş tüyü yastıklara müptela, 40 kat yatağın altındaki bir bezelye tanesinden beli tutulan prenseslerden değil ama. yer yatağında uyurmuş bizimki, hatta şu babaanne evindeki elli kiloluk beton yorganlarla örtünürmüş. kendi yapabileceği işi başkasına yaptırmaz, çölün akrepleriyle ve yılanlarıyla dostluk edermiş. bastığı yeri incitmekten ürker, sevildiğinden çok severmiş. kimsenin bilmediği bir de sırrı varmış prensesin; kuş olurmuş geceleri. kuş olur ve süzülürmüş nil semalarında. uçar uçar, gün doğmadan da gelip girermiş yatağına. yalnız kimse görmemeliymiş onu kuş iken, görülürse eğer gayrı kuş olamazmış.

    bir gece yine süzülürken semada karanlığın içinde bir karakuşa rastlamış. alçalıp gizlenmiş hemen bir taşın ardına. o da gelip konmuş yamacına. seyre durmuş prenses, karakuş başını göğe kaldırmış, uzun uzun yıldızları izlemiş. tebessüm eder gibi de bir hali varmış. prenses bakmış bakmış.. içinde şehirler yıkılıp yapılmış. kainat sanki o an orada ilk kez yaratılmış. sanki ondan evvel hiç var olmamış.. karakuşun lacivert gözlerinden süzülen bir damla yaşı görünce duramamış prenses, çıkmış saklandığı yerden. ve karakuş prensesi görünce kaşlarını çatmış, kocaman açıp kanatlarını karanlığa doğru uçmaya başlamış. prenses ardından öylece bakakalmış.

    o geceden sonra bir daha kuş olamamış prenses, kimseye de derdini diyememiş. her gece kayığa binip kırgın güzelliğini yüzdürmüş sularda ve su perileri kıyıdan hep bu şarkıyı söylemiş. aydın gökler, yüce dağlar, yeşil meşeler, lal sular hep bu şarkıyı dinlemiş...
  • elnaz miabinezhad'ın yorumu dinlenesidir.
  • hüseyin turan da 2007 yılında yayınladığı adı karanfil isimli albümünde yorumlamıştır.
  • tsm tadında bir yorumunu da kamile nebiyeva'nın yaptığı şarkı.

    youtube: kamıle nebiyeva - axşam mahnısı
  • bu aralar azeri türkülerine merak saldım, ruha dokunuyor bazıları. axşam mahnısı da tam öyle derken bir çok versiyonunu dinledim; ramin farhangniya yorumu da çok güzel tavsiye ederim