şükela:  tümü | bugün
  • oturduğun masanın çaprazındaki kadının güzelliğini göz ardı edemiyorsun, duruşun dikleşiyor, bıçağı tutan elin serçe parmağı hafif ayrılıyor diğerlerinden. bir anda dünyanın en kaliteli adamı oluyorsun önündeki tas kebabı parça pinçik ederken. çünkü kafan öne eğik tabağındakilerle uğraşıyor ayağına her seferinde bir bakış kaydırıp senin varlığından haberdar olup olmadığını anlamaya çalışıyorsun.

    bir ara masanın hafif altına kayıyor gözün, bu sofistike hanımefendinin altı tamamen çıplak, bacaklarını hafif açıp kapatıyor bazen yavaşça, karışık duygular içindesin. çünkü karşındaki çok güzel bir kadın ve resmen seni tahrik etmek istermişçesine hareket ediyor.

    çok garip bir durumda, garip hislerdesin, ne yapacağını bilemiyorsun. tas kebabı sana bakıyor, sen kadına, bir gram ilerlemiyor üçünüzün arasındaki ilişki.

    böyle düşün işte, karşındaki taş gibi kadının ayakları da taş gibiyse, o tas kebabı oluyor sana taş kebabı, boğazına takılıyor, göğsüne oturuyor. daha çok görebilmek istiyorsun, arzuluyorsun, ama olmuyor..

    bir de tam tersi var,

    koskocaman kıllı, şekilsiz, mantarlı bir vajina ve sarkık şekilsiz göğüsleriyle yemeğini yiyor mesela karşındaki kadın, çırılçıplak, arada memeleriyle oynuyor.

    lahmacunu rulo yaparken, siyaha çalan koskova meme uçlarındaki siyah kıvrık kıllara takılıyor gözün, o rulo yaptığın lahmacunu götüne sokup çırılçıplak koşasın geliyor sokaklarda.

    böyle işte, çirkin bakımsız, tiksinç ayaklar, sana bakıyor karşıdan, sen lahmacuna, iç geçirip limon sıkıyorsun, tam yeşilliğe uzanıyor elin, hafif yeşermiş başparmak tırnağını görüyorsun terlikten taşan, mars'a gidesin geliyor. gidemiyorsun, bugün bi lahmacun ucuz değil sonuçta.

    sonuç olarak bunu kimse anlamıyor, anlamak da istemiyor. belki biz anlatamıyoruz bilemiyorum ama olmuyor.

    efendi gibi bir lahmacun bir tas kebabı yiyemiyor üstüne hoşafımızı içemiyoruz ağız tadıyla.