şükela:  tümü | bugün
  • daha küçüksündür, evdekiler bakkala falan yollar, almak için yola çıktığın şeyi ilk bakkalda bulamazsın. ikinci bakkala gidersin, o da biraz uzaktadır, biraz yorulursun falan sonra bakkaldan gerek olan şeyi aldıktan sonra sokakta gözüne bir taş çarpar. böyle güzel de bir taştır hani bildiğin yere düşmüş yıldız tanesi.

    neyse ilk şutu atarsın taşa, sokağın bayağı ilerisine gider, gözden kaybolmasını istemezsin sonra yavaş yavaş kısa pas çalışması yapıyormuş gibi taşı tepikleyerek bütün sokakları geçersin, kafan hep yerdedir çünkü taşın gözden kaybolmasını istemezsin.

    en sonunda ise evin kapısına kadar taşla geldiğinde bir duygusallık başlar, şimdi taşı bıraksam mı burda yoksa eve mi alsam mı diye düşüncelere girersin ve çocukluğun da verdiği duygusallık ile taşı eve getirirsin hani sanki besliyecekmişsin gibi.
    ya da kapıda taşla vedalaşıp uzaklara doğru son şutunu çekersin.
  • tas deyip gecmedigim taslardi. ben o taslarin canli oldugunu dusunurdum. sicak havalarda taslari su birikintisine gonderir, biraz olsun ferahlatirdim kendimce. yön veremedigim durumlarda elimle alip atardim suya. bircok tasla bu sekilde aramda duygusal bir bag olusturdum. bazilarini halen hatirlarim.
  • hep bakkal yolunda gerçekleşir.