şükela:  tümü | bugün
  • alkışın yeterli olmayacağının hissedildiği durumda yapılır bu hareket.. aktiviteyi birisi başlatır, daha sonra meksika dalgası misali bünyeden bünyeye yayılır hareket.. abartı sayılabilecek derecede uzun sürer alkış.. alkışlanan sahneyi terkedip terketmemekte kararsızlık yaşar bi süre; bi süre de "ulan amma kitle yabmışız da haberimiz yok" düşüncelerine gark olur..(kendimden biliyorm, daha geçen gark oldum ahıa). bitmeye yakın iki üç çatlak alkış sesi patlar, perde kapanır, evliler evlerine dağılır, televizyon karşısına geçip ossururlar.. (o esnada alkışalıcı kendi evinde burnunu karıştırmaktadır)
  • sanatciya saygi duyuldugunu belirtmek icin de kullanilsa da insanlarin sinemada ayakta alkislamalari, yer yer islik calmalari yeni tureyen bir aliskanlik olsa da bazilarini guldurur, bazilarina normal gelir.
    yakinda perdeye cicek birakilmaya da baslanabilinir.
  • genelde güzel bir sanat gösterisi ya da güzel bir konuşma ardından coşkuun verdiği etkiyle yapılan eylem.
  • tiyatroya gittigime beni bin pisman eden aktivite .banane adam oynadi oyununu alkisladik iste oturdugumuz yerden ayaga kalkipta heyecan yaratmanin bi mantalitesi yok diye dusunuyorum ben .bosa stres yaratiyor salonda .her insan ¨ulan yanimda ki kalksana da bende ondan sonra kalkip alkislasam¨ diye dusunuyordur .hal boyle olunca gaza gelip kalkan bir kac insandan oteye gitmez bu ayakta alkislama olayi bazen .tardunun alti saatlik hamletinde zar zor kalkip alkislamistim onda da adam ne guzel kusuyo rol boyunca diye dusunerekten .(acep bende mi bisey var) .
  • maratoncular da sanatçılar gibi bu ince jestten çok etkilenirler.
  • yapılan sunumun gerçekten çok başarılı olduğunu ve takdir edildiğini gösteren bir aktivite olması bakımından güzel bir harekettir. amma velakin son zamanlarda boku çıkarıldı, bedava dağıtılan birşey haline geldi ve anlamını kaybetti. öyle konserler (benim asıl ilgilendiğim gösterilerin konserler olması bakımından) ayakta alkışlanıyor ki, insanın aklından "ulan bunu da ayakta alkışlayacaksak x konserinde 2 ters takla bir burgu bir salto atmamız lazım herhalde" tarzı düşünceler geçiyor. tamam emeğe saygı ama biraz da seviyeli beğeni, ve işi iyi yapanla kötü yapanı ayırdetme becerisi gerekiyor. belki de sanat beğenisi konusunda izleyicilerin seviyesi gitgide düştüğü için ortaya çıkartılan işlerin seviyesi de gitgide düşmeye başladı, sanatta ve özellikle müzikte yozlaşma aldı yürüdü. bunları düşünmek gerekir kanımca.
  • terbiyeli toplumlarda standing ovation olarak nitelenen eylem olup, bizim tiyatrolarimizda genellikle "oyunu en cok ben begendim, eh, demek ki ortamdaki en kulturlu de benim, o zaman niyet ettim niyet eyledim nasirlarimi patlatircasina alki$lamaya, hatta $oyle bi ayaga kalkayim da herkese gorukeyim" mantigiyla hayata gecirilir. bula$ici bir tavir olup, gotunun rahatligiyla koltugunda alki$ tutan insanlarin da bir süre sonra entellektuel zumreye ait olma gudusuyle huzursuz bir $ekilde ayaklanip ortama katilmasiyla surer gider ...

    (bkz: kendisini ozel hisseden insan modeli)
  • hayatlarını sıkı bir ölü ozanlar derneği finali bekleyerek ve avuçlarını patlatırcasına alkışlayıp bir yandan hüngür foşur gitmeyi hayal ederek geçiren insanlar vardır ki, seyrettikleri oyun böyle bir tiradla bitmezse (bkz: yıldız kenter) buruk ayrılırlar salondan, katarsisin kralını yaşamaya gelmişlerdir ama ne annadım bu oyundan iç sesiyle ayakta alkışlarlar yine. bu tipleme, salondan çabuk çıkmak için ayakta alkışlayıp sonra hemen kaçan insan tipiyle ayrı incelenmelidir.
  • ülkemizdeki tiyatro gösterimlerinde çok bonkörce harcanan, gerçekten iyi olanlarla, vasat ve kötüler arasında fark bırakılmamasına neden olan eylem.
  • bazen bi bok yiyen * insana karşı yapılan kinayeli hareket de olabilen alkış türü. yavaş yavaş alkışlanır, dudaklar kapalı ve gülümser gibi fakat asla gülümsemeyerek kızgın ve şaşkın bi şekilde yanaklara doğru uzanır. bu arada kafa iki yana doğru sallanarak, yavaş yavaş alkışlama eylemi azalan bi ivme ile son bulur.