şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kalliste)
  • (bkz: mezzaluna)
  • $irin hatun adi
    pek bi sevesim var onlari
  • (bkz: athena), kesinlikle çok fazla var çevremde bunnardan, hep şeker hatunlar oluyolar :)
  • christina,christine isimleri de ayça'ya eş değerdir.
  • peşpeşe söylendiğinde anlamı değişen kelimelere örnek olarak gösterilebilir aynı zamanda..
  • (bkz: ayca sen)
  • bir akgun akova $iiri.

    sevdigim kadin adlari gibi -8-

    *

    -ayça-

    sevgilin "çukulata götürelim," derken
    sen "oyuncak alalım," diye tutturdun,
    "nasıl olsa bi' gün bebeleri olacak di mi?"
    "ya çocuk istemezlerse," dedi seninki kaşlarını kaldırarak
    valla haksız da değil, baksana dünyaya neler ettiğimize
    "aaaa," dedin, "necla üç çocuk istiyor,
    kardeşsiz büyüdü ya, yokluğunu biliyor"
    her zaman böylesindir,
    kanije kalesi gibi savunursun düşüncelerini
    "birinden biri kısır çıkarsa," diyerek bir olta daha attı karşı taraf
    "o zaman evlat edinirler gül yüzlü bi' bebeyi," dedin kızgınlıkla
    ve oyuncakçıya daldın tutup sevgilinin elinden
    içeride kağıttan evler, ışıklı atlıkarıncalar
    tavanlara asılan uçaklar ve adamım şarlo
    burnu sivilceli cadılar ve top oynayan kurbağalar
    aynı rafta yan yana

    lahana bebeklerin önüne gelince aralandı
    çocukluğunun tül perdesi
    23 nisan'larda uçuşan çiçekli eteğin
    denize girmeye çalışan daracık sokaklar
    otlar üzerinde yavru bir tırtıl olarak yuvarlandığın bahçe
    neyse,
    babannenin ölmeden birkaç gün önce
    sen uyurken yanına bıraktığı
    bebeğin ikiz kardeşini görünce
    yağmura durdu gözlerin
    bak aramızda kalsın, ama ağlayınca hindistan'a benziyorsun
    sen benim pakistan olduğumu biliyor musun ayça desem
    şiirin içine coğrafya girecek
    adlarını sevdiğim ama görmediğim şehirler
    buenos aires
    kopenhag
    rio de janeiro
    lizbon ve
    semerkant girecek

    ağlayınca çaldıran savaşı'nda yaralanan bir ata benziyorsun
    sen benim yavuz sultan selim'in seyisi olduğumu
    biliyor musun ayça desem
    şiirin içine kanlı nalların tarihi girecek
    uygarlığa ne katkısı olduğunu bilmediğim savaşlar
    dandanakan
    miryokefalon
    sırpsındığı ve
    otlukbeli girecek

    ağlayınca incisini düşüren bir istiridyeye benziyorsun
    sen benim gökyüzünü düşleyen bir denizyıldızı olduğumu
    biliyor musun ayça desem
    şiirin içine okyanuslar girecek
    düşündükçe ürperdiğim iç denizler
    mercan adaları
    denizatları
    ve ferit edgü'nün
    her okuyuşumda
    içimdeki taşraya
    deniz kokusu taşıyan sözcükleri girecek:

    "demirlediğimiz koyların çoğunda, demiri atar atmaz,
    daha çıma almaya vakit bulamadan, kıçtan takma bir motorla,
    genellikle iki çocuk yaklaşıp halatlarımızı alır
    ve bir ağaca ya da kayaya çımamızı bağlarlar.
    sonra dönüp sorarlar:
    bir istediğiniz var mı? su, sebze, içecek, balık....?
    bir seferinde, bir böcek istedim. çok geçmeden getirdiler.
    bir seferinde bir ahtapot istedim. iki ahtapot getirdiler.
    aynı gün incir ve üzüm istedim.
    günbatımına doğru bir sepetin içinde
    asma ve incir yaprakları üzerine dizilmiş
    renk renk incir ve üzüm getirdiler.
    yolculuğun sonuna yaklaşmıştık.
    bir akşam vakti,
    tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
    isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
    bir denizkızı istedim.
    gittiler ve bir daha görünmediler."

    ağlayınca kumsalı içine çeken bir denizkızına benziyorsun
    sen o iki çocuktan birinin ben olduğumu biliyor musun ayça desem
    şiirin içine gizli aşklar girecek
    ki girmesin de
    biz oyuncakçıya geri dönelim
    çünkü gözyaşlarını silerken sen
    toz oluverdi sevgilin
    zil çalan maymunların arasına baktın yok
    oyuncak ayılarla oynamaya mı gitmiş, baktın yok
    plastik böceklerin kutularına baktın yok
    onu ararken rastladığın
    tahta atın
    yelelerini okşadın ve öptün gözlerinden
    "hoop n'oluyo," dedi arkandan sevgilinin sesi
    "burda bi' aslan varken bi' beygire mi aşık oldun"
    sıkıp dişlerini dönerken ona doğru sen
    gördün sana çevrilmiş tabancayı
    silah uzmanlarının titiz bir oyuncak tasarımı mı desem
    şeytan içine şiir doldurur mu desem
    ama o
    "bunu alalım necla'lara,"dedi, "plastik mermi de atıyo'muş,"
    sırıtarak ekledi, "sonra, her eve gerekli bu zamanda"

    sevgili ayça
    fırlattığın tabanca yerini bulmadı ama
    aşk defterinden sildin o anda hergeleyi
    şimdi tahta atı armağan paketi yaptırırken yeni sevgilin için
    dinliyorsun oyuncakçıya söylediklerimi

    "kendisini kırmayan çocuğa aşık olur oyuncak
    ve değil mi ki aşk
    oyuncak sanıp yatağımızda sakladığımız
    içi bencillik dolu bir silah"

    akgun akova
  • ismi alex olan bir turk-amerikan kızının turkce ismi *