şükela:  tümü | bugün
  • "kızım demiş, ellerim hamurlu, benim yerime sen aydınlat bu gece"
    :)
    allah sizi kahretmesin!

    (bkz: can kazaz)
    (bkz: eda sena şenceylan)
  • bu şarkı türkiye'de düzgün şarkı yapılmıyor diyen demetçilere gelsin.
  • tam sözleri aşağıdaki gibi olan can kazaz parçasıdır.

    aydan gelen fil
    pudra şekeri gibidir, dökülür üzerime
    aydan gelen fil
    gözlerini de kapatıp uzanır dolunaya

    tam da yolun ortasında
    hayallerinden vazgeçip kalır burda

    aydan gelen fil
    kimseye sarılamayıp, yenilir düzenine
    aydan gelen fil
    sözlerinize inanıp tırmanır dağlara

    tam da yolun ortasında
    hayallerinden vazgeçip kalır burda

    yolda filden bir masal öğrendim. masala göre bütün yıldızlar sırayla evreni aydınlatırmış. gündüzleri bu işi güneş yaparmış ama gece olunca sıra ay'a gelmiş. ay, kabul etmemiş, sıra annemde demiş. annesi, kardeşlerini besleyebilmek için hamur yoğuruyormuş. “kızım” demiş “ellerim hamurlu, benim yerime sen aydınlat bu gece” ama ay yine direnince annesi, sinirli elleriyle sıkıştırmış ayın yüzünü. ay hamura bulanmış. yüzünü ne kadar yıkarsa yıkasın su, ay'ın annesinden korktuğu için lekeleri temizlememiş. ayın yüzündeki lekeler bundanmış. işte o gün ay, suya küsmüş...

    sudan gelen kedi
    fille hiç barışamamış, vatanı aydır diye.
    sudan gelen kedi
    af dilemiş... af dilemiş...

    tam da yolun ortasında
    hayallerinden bir umut doğar ona.
  • ne kadar güzel bir parça,dinledikçe yeniden dinleten..
  • türkçe şarkılara karşı yok olan umudumu tazeleyen şarkı
  • kaynağın doğruluğundan emin olamasam da hikayesi oldukça hoşuma giden, tatlı mı tatlı can kazaz şarkısı:

    "yollar ve su" isimli albümümde yer alan ve sözlerindeki anlamın üzeri örtülü olan bir parçayı anlatmak istiyorum ki o örtüyü de kaldırmış olayım artık. "ay'dan gelen fil", direkt bir anlatıma sahip olmadığı için diğer şarkıların arasına gizlendi zannedersem. ne anlatmak istediğime dair bir muğlaklık olduğunun da farkındayım ve oldukça sembolik bir dil de kullandım. fabl oldu aslında bir bakıma ve bu durumdan özel olarak hoşnutum diyebilirim.

    albümü bir yolculuk gibi tasarladım. bu bahsettiğim yolculuk günlük anlamında olabileceği gibi soyut olarak da düşünülebilir. biz bu yolculuğun bir noktasında aydan gelen fil'le karşılaşıyoruz. bu imgeyi, diyaloglarımızdaki ay ve uzay romantizminin de bir uzantısı olarak diyarbakır'lı bir arkadaşımdan esinlenerek kullandım. öte yandan filler, bende çok zarif ve deneyimli oldukları gibi bir izlenim yaratıyor. şarkıda bir de bir istanbul insanı olduğum için özel olarak sevdiğim "su'dan gelen kedi" diye bir imge var. kendime de benzettiğim bu siyah meraklı kedi, fil'le aralarında yaşadıkları sorunu aşamıyor. şarkının ortasında anlattığım masaldan da anlaşılabileceği gibi bunun tek sebebi, ülkelerinin birbirine düşman edilmiş olması. daha önce de bahsettiğim arkadaşım, saatin tiktak seslerini askerlerin rap rap yürüme seslerine benzettiğini ve saat olan odada uyuyamadığını söylerdi. o imgeyi de kompozisyonun bir öğesi olarak kullanmak istedim.

    artık bu sembollerin ne anlama geldiğini açıklayayım. ay'dan gelen fil, bir kürt kadınını, su'dan gelen kedi ise bir türk erkeğini sembolize ediyor. sırf vatanları farklı olduğu için barışamayışlarını konu alıyor aslında bu şarkı. bu politik konuyu daha sevimli, çocuksu ve pozitif sembollere yüklemeyi tercih ettim. dinleyen herkesin kafasında şarkının anlattığı sahneleri canlandırmasını çok isterim.

    insanlar beni "naif" olarak nitelendirmeyi oldukça seviyor, bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilmiyorum. hatta bu kelimenin anlamını bildiğinden şüphe ediyorum bir çok kişinin. bana yüklenen sıfatların pek bir önemi yok. önemli olan farkındalıklarımız bence. neticede boşuna kırıyoruz birbirimizi diye düşünüyorum. su ve ay barışsın, fil ve kedi barışsın istiyorum. hem tarihimizi hem mitolojik ortaklıklarımızı hem de sosyal yapımızı beraberce güzele doğru değiştirebilecek kadar kuvvetli bizim bağlarımız. ortak hayallerimiz umudu doğuracaktır diyor ve herkesi şarkıyı bir de bu gözle dinlemeye davet ediyorum.

    ay'dan gelen fil
    pudra şekeri gibidir dökülür üzerime
    ay'dan gelen fil
    gözlerini de kapatır uzanır dolunaya
    tam da yolun ortasında
    hayallerinden vazgeçip kalır burada

    ay'dan gelen fil
    kimseye sarılamayıp yenilir düzenine
    ay'dan gelen fil
    sözlerinize inanır tırmanır dağlara
    tam da yolun ortasında
    hayallerinden vazgeçip kalır burada

    ***
    yolda filden bir masal öğrendim
    masala göre bütün yıldızlar sırayla evreni aydınlatırmış
    gündüzleri bu işi güneş yaparmış
    ama gece olunca sıra aya gelmiş
    ay kabul etmemiş, "sıra annemde" demiş
    annesi, kardeşlerini besleyebilmek için hamur yoğuruyormuş
    "kızım" demiş, "ellerim hamurlu benim yerime sen aydınlat bu gece"
    ama ay yine direnince annesi, sinirli elleriyle sıkıştırmış ay'ın yüzünü
    ay hamura bulanmış
    yüzünü ne kadar yıkarsa yıkasın su, ay'ın annesinden korktuğu için lekeleri temizlememiş
    ay'ın yüzündeki lekeler bundanmış
    işte o gün ay su'ya küsmüş

    ***
    su'dan gelen kedi
    fille hiç barışamamış
    su'dan gelen kedi
    af dilemiş, af dilemiş
    tam da yolun ortasında
    hayallerimden bir umut dolar ona"

    kaynak