şükela:  tümü | bugün
  • bu adam da akp'ye karşı umut oldu ya, bu ülkenin demokrasisine kafam girsin.
  • nihat genç anlatır.
    bunun babası gümüşhane eşrafından kaba saba bir köylüymüş.
    matrak bir insanmış. iyi geyik yapılıp iyi kafa bulunabildiği için tek parti dönemi chp'sinin düzenlediği baloların gediklilerindenmiş. yine bir baloda iyi giyimli makyajlı kadınlara bakmış ve eğilip bir komutanın kulağına: " paşam" demiş, "bakıyorum da biz şimdiye kadar hep eşek ..kmişiz"
  • "her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir."
    emre kongar
    (bkz: nokta)
  • "ticaret yapanlar, üstelik devletle işi olanlar, gazetecilik yapamazlar. çünkü iktidardan yana taraf olmak zorundadırlar" önermesinin doğru olduğunu ispatlayan basın patronudur.
  • zamanında mesut yılmaz'ı pijama ile ağırlıyordu; bugün erdoğan'ın karşısına elinde vazelin ile çıplak çıkar mısın deseler, nerde soyunuyoruz diye sorar; erdoğan adam yerine koyup da muhatap almıyor zaten. ya aydın doğan, nerden nereye?
  • dün durduk yere bolca hayır duamı almış kişi.

    1998 yılında o dönem çalıştığım doğan holding şirketlerinden birinde bütün çalışanlara hürriyet'in 50. yılı nedeniyle altın gibi birşey dağıtılmıştı. daha doğrusu altın olup olmadığını da bilmiyordum, 50 kuruşluk madeni paraya benzeyen, bir yüzünde hürriyet logosu, bir yüzünde 50. yıl yazan metal birşey. altın olduğuna ihtimal vermemiştim, sembolik birşey sanmıştım ve alıp bunu atmıştım bir yere..

    geçenlerde kel alaka bir kutunun içinden çıktı. baktım 14 seneden sonra en küçük bir kararma yok, "altın olabilir mi lan lan bu acaba" diye aldım attım cüzdana, sonra "kuyumcuya gidersen al bir sor bakalım bu altın mı" diye hatuna verdim bunu.

    kadın kısmı rahat duramadığı için gidip sormuş hemen, altınmış hem de 24 ayar, 7.2 gram. durup dururken 700 tl şu parasız zamanlarımda ilaç gibi geldi. hemen 70'lik bir rakı alıp kutladım bu durumu.

    allah razı olsun aydın doğan.
  • az once canli yayina telefonla baglandi. baglandiktan sonra baglandiktan once esen ruzgari tamamen tersine cevirdi, telefonu kapatti. can atakli ya paparayi iyi yedirdi. bunu goren ve ne yapmasi gerektigini cok ama cok iyi anlayan yillarin gazetecileri can, ahmet, mab*, nazli ve digerleri hemen mesaji aldi ve ''aydin bey''in actigi ortaya cikmamak gibi bir sanslarinin olmadigini bilerek, birbirlerinin formalarinindan da cekererek topa yukseldiler ve ''aydin bey''in kilicini sallamaya basladilar ''tarafsiz bolge''de... yarin cok daha fazlasi sallayacaga benziyor...

    lan bi telefon be bi telefon.... hepsinin pusulasi sasti, hangi bayraga selam verdiklerini sasirdilar. biri ''idam ederim, serefsiz'' diyor.... digeri meslek hayatim bitti ahh ahh larinda vahhh vahhlarinda... digerleri; aman efendim tek suc basinmiydi soylemiydi boylemiydi...aman igneyi medya patronlarina batirmis gibi yapalim* cuvaldizi onlar neremize isterse oraya batiralim... birisi dayanamaz telefon eder*.... aydin dogan ben ertugrul u aradim cik serefini kurtar dedim o bana yazili aciklama yapacam dedi diyor. ne yazili aciklamasi adam anlatiyor catir catir cabuk yap ne yapacaksan diyorum!!!!! diyor....

    soylenecek cok sey var sozluk ama hic bir sey yok... bu gun medya da uc bes yilda olacak bir olay canli yayinda oldu ama adamlar hemen sus pus oldu aman demirel neden soyle yapmadi tanklar soyle yurutuldu....

    ne diyelim... aydin dogan guzel egitmis bu adamlari... buyuk patron kendisi... vallah buyuk adam... servetinden, medyadaki gucunden sundan bundan degil onun buyuklugunu... onlar gucunun sebebi degil hep sonucu ''aydin bey''in... bunu bir kez daha su iki dakika icinde cok net acik gosterdi... gazeteci psikolojisini insan psikolojisini cok iyi cozdugunu gosterdi...

    bak hala konusuyorlar cit yok... unuttu gitti hepsi... sanki kimse telefon etmemis gibi... salt ''medya'' kelimesinin icinde gectigi bir kelime bile gecmiyor hala ''tarafsiz bolgede''.....

    abi en son su sekilde bitirmek istiyorum;

    vay iste erbakan kabul etmeseydi, aman milet korkmasaydi, basin 28 subatta demokrat miydi degil miydi... aman asker tutmus, aydin dogan kesmis, suleyman pisirmis, cevik bir yemis, tusiad, sendikalar, mesut yilmaz hani bize hani bize demis.... hepsi bi seyler anlatiyor televizyonda bi kac gundur 28 subat in 15. yilinda... ''tarafsiz bolge'' de hala ayni hikayeyi anlatiyorlar.... abicim su programda bile aydin dogan bi telefon etti adamlarin kimyasi bozuldu hepsinin beti benzi etti... kimse bize basin 28 subat ta dahil tum gecmiste medya patronlarinin kendisinin veya kendi yandaslarinin cikari amaciyla toplumu ve gercekelri manupule etmedigini soylemesin... hele hele aydin dogan in sutten cikmis ak kasik oldugunu soylemesin...

    kucuk bir sey yazi yazip cikacaktim uzadi da uzadi... ama sunu da soylemek istiyorum buradan, soylemezsem haklarini yemis oluruz;

    tesekkurler aydin dogan... tesekkuler...

    korkma,bir can atakli, bir ertugrul, bir mab gider, binlercesi gelir... sen daha iyi bilirsin tabi...

    ve

    tesekkuler ozgur basin, eksik olma tarafsiz gazeteci, cok yasa mazlumun sesi, allah inis takimlarina zeval vermesin gerceklerin savascisi, halk herseyin farkindaci abi ve halk cahilci teyze... hepinize tesekkurler medya figurleri... su son yarim saatte bile cok iyi bir sinav verdiniz....

    yasasin ozgur ve tarafsiz medya... ve yaratici ve yapimcilari.... isikcisindan caycisina tabii ki....
  • sanırım 2001 kışında bir economist sayısında bu zat ile röportaj vardı.
    gazeteci doğan'a soruyor: türkiye'de basın sektöründe tekel misiniz?
    doğan cevap veriyor: hayır, kesinlikle tekel değilim. ulusal basının dağıtımının sadece yüzde 85'i bende.
    aydın doğan tekel niteliğini sektörün tamamıma eksiksiz bir biçimde sahip olunca kazanacağına inanmaktadır. yüzde 85 onun için tekel değildir. dağıtım sektöründe oluşturduğu tekel yüzünden sahibi olmadığı ulusal gazeteleri sık sık tehdit etmektedir. bu yüzden bayiiler star gazetesi satamaz ya da diğer gazeteleri satar olmuştur.
  • parayı bastırıp "kendi adına" yaptırmak istediği iletişim fakültesi zamanında boğaziçi üniversitesi'nde önce tartışmaya açılmış sonra da oylamaya gerek duyulmuştur. oylamada %70 hayır çıkınca aydın bey avcunu yalamış, okulun hocaları ve öğrencileri ise kendilerinin fabrika mantığında çalışan bir vakıf üniversitesi'nde değil de herşeyin komisyonlarda tartışıldığı bu demokratik ilim yuvasında bulunmalarından gurur duymuşlardır. bahsi geçen iletişim fakültesi binası tarihi yapıların oluşturduğu güney meydan siluetini bozmamak üzere daha aşağıdaki psikoloji bölümü binası karşısında okulun kendi imkanlarıyla yükseledurmaktadır.