şükela:  tümü | bugün
  • kuranda sureleri olu$turan cumle parcaciklarina verilen isim..
  • alamet, delil, ibret anlamlarinda da kullanilir.
  • kurandaki bir cumle veya iki cumle icin ayet demek kuran ile celisir. arapca bir isim olan ayet kuran'da tekil olarak 84 kez gecer ve hepsinde kanit/mucize anlamlarinda kullanilir. zamirle birlikte kullanilan iki sayimi eklersek 86 olur. turkce'den ayri olarak arapca'da iki sey icin kullanilan tesniye denilen ozel bir cogul formu var. bu ikili formdaki ayeteyn kelimesi ise kuran'da sadece bir kez gecer ve baglami icinde bu da kanit/mucize anlaminda kullanilmistir. ayet kelimesinin cogulu olan ayat ise 310 kez gecer ve tekil ayetin anlamina ek olarak vahiy veya kuran cumleleri icin kullanilir. ayni ismin tekil ve cogulu arasinda yapilan bu kullanim farkliligi ilginc bir detayi vurgular: kuran'in tek bir cumlesi, hatta iki cumlesi mucize degildir; yani kuran'daki ifadelerin ilahi bir karakteri veya kaniti icermesi icin (birbirini izleyen) en az uc cumle olmasi gerekir. nitekim, kuran'da bazi cumleler var ki kuran'in inisinden once ve sonra, gunluk konusmada kuran'dan habersiz insanlarin kullanabildigi ifadelerdir. ornegin, 81:26 numarali "nereye gidiyorsunuz?" sorusunun tek basina tanrisal oldugu ileri surulemez. gunumuzun ifadesiyle, kuran'i yirmisekiz harf ve birkac bin arapca sozcukle ve 6346 ayetlerle (arapca: ayaat) olusturup 114 bolumde sunan tanri, son peygamber muhammed yoluyla bize gonderdigi kitabinda yer alan cumlelerin en az ucunun tanrisal imzayi tasidigini bildiriyor. nitekim, en kisa surenin 3 ayetten (yani cogul ayat) olmasi da bu tezimizle uyum icindedir. kuranin, kendisinin tanrisal bir kitap oldugundan kusku duyanlari minimum bir sure getirmesi icin meydan okumasi da bu tezimizi destekler. akillarini kullanan insanlar kuran'in bu meydan okumasinin subjektif olan edebiyat alaninda olmadigini ve olamiyacagini iyi bilirlerler. edebi mucize hikayesini maalesef papagan gibi tekrarlayanlar bu idda uzerinde biraz dusunsunler lutfen. nitekim, kuran'in mucizesinin onu olusturan her elementin, harfler, sozcukler, cumleler, sureler ve sayilarin 19 kodu uzerine kurulu oldugunu ogrenmis bulunuyoruz. atalarinin dinini maymun gibi taklit eden mezhepcilerin veya geri kalmis insanlarin allerji duydugu, ateizme veya kukskuculuga bir dogma veya din gibi kapilanlarin objektif degerlendiremedigi bu olaganustu matematiksel sistem icin lutfen "uzerinde 19 var" adli kitabima bakiniz. bu kitabi ayrica www.19.org sitesinde bedava olarak okuyabilirsiniz.
  • asla yorumlanmaması gereken şey. sonuçta, ayetler allah'ın gönderdiği cümlelerse, bunu yorumlayan kişi kendini allah'la bir tutuyor anlamına gelmez mi?
  • az duyulan bir erkek ismidir aynı zamanda
  • varlığı herhangi bir delille inkâr edilemeyene, bizzat kendisi varlığına delil olana, ayet denir;

    "aşk kalle* olmaz, aşığa ayet gerek." *
  • çoğunlukla oldukça teknik bir biçimde kullanılan (bkz: terim) ve kanımca bu şekilde heba edilen bir sözcük.

    ayet diyince akla sadece kur'an ve sair kutsal kitaplarda geçen sure kısımlarının akla gelmesi düpedüz üzücü.** ayet sözcüğünün sözlükteki ilk karşılayanları işaret, simge, alamet, sinyaldir oysa. ancak zamanla teknik bir terim olarak daha çok rağbet görmüştür. aslen yaratılmış her şeydir ayet; yani her şey, aslında birer ayettir. (bkz: tezahür) buna böyle iman edip dünyayı böyle okumaya başlayınca bir anda bambaşka bir anlam kazanıyor her şey. boyut değiştiriyor sanki insan. (bkz: tevhit)

    *
  • kur'an-ı kerim'de başta insanın kendisi olmak üzere ,yerler, gökler, bu ikisi arasındakiler, zaman ,olaylar, mucizeler ,vahiy ,düşünce ve daha birçok şey ayet olarak nitelenir.bir örnek verecek olursak;

    gece ve gündüz, güneş ve ay o'nun ayetlerindendir. eğer allah'a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin. onları yaratan allah'a secde edin!(fussilet 37 )
  • ayet, arapça kökenli bir kelimedir. türkçe lisânında „âyet“ şeklinde yazılır ve okunur.

    âyet, „aksi ispat edilemeyecek doğrulukta olan“ mânâsına gelir. kur’ân-ı kerîm’in cümleleri, aksi ispat edilemeyecek doğrulukta olduğu için lafzî ayetlerdir. ve fakat allah’ın âyetleri kur’ân-ı kerîm’in cümleleri, lafzı ile sınırlı değildir. şimdiye kadar hiçbir âyetin aksi ispat edilememiştir.

    örneğin rahmân sûresi’nde geçen iki ayrı suyun birbirine karışmamasını anlatan „mârec el-bahreyn“ tâbiri 1500 senelik bir âyettir. rahmetli kaptan cousteau, denizde birbirine karışmayan iki ayrı su olarak yerini tespit etti ve bu âyetin doğruluğunu ispât etti. fakat bu âyet bundan ibâret değildir.

    her insanın denge âleti kulaktır, daha da doğru bir tâbirle orta kulaktır. kulak, sadece işitme organı değildir. dengemizi de kulak sağlar. orta kulakta, yaklaşık olarak 1 cm³e denk gelen miktarda bir su vardır. bu suyun yarısı başka türlü, diğer yarısı başka türlüdür ve bu iki ayrı su birbirine karışmaz. yarısı potasyum yüklüdür, diğer yarısı da sodyum yüklüdür ve asla birbirine karışmaz. karıştığı zaman vücûdumuzun dengesi bozulur. âyet bahsine geri dönersek bu da kur’ân-ı kerîm’in cümlelerinden gayrı bir âyettir. vesselâm…
  • (bkz: #27422529)