1. (bkz: bjk çarşı) grubunun onde gelenlerinden siyah şaçlarını aklarla doldurmuş omrunu beşiktaş tribunlerine vermiş bir beşiktaş sevdalısı.
  2. büyük-küçük demeden herkesi dinleyen, saygı gösteren; buna mukabil saygı gören gerçek bir "abi"dir. ilk kez 14 yaşındayken bir ankaragücü deplasmanında maç toplantısında görmüştüm. o kadar insanın içinde sesimi çıkaramamıştım tabi ki; ama toplantıda bir ara ben ve benim yaşımdakilere dönüp dikkatli olmamızı, herhangi bir durumda kendisine gitmemizi söylemiştir. bir olay çıksa kendisine ulaşamayacaktık bile belki. ama yaptığı o konuşmayla rahatlamamızı sağlamıştı. hayatımın en heyecanlı günlerinden birisiydi. hep adlarını, yaptıklarını duyduğum insanlardan birisi yanımda oturmuş bana bakıyordu zira.
    o günden sonra maçların dışında ayhan abinin de bulunduğu birçok organizasyona katıldım; ancak ufak diyaloglar dışında hiç birebir konuşamadım kendisiyle. ama "ankaralı" olmasından mıdır, yoksa ilk gördüğüm tribün insanı olmasından mıdır bilmem tribünde kendime en yakın hissettiğim kişidir kendisi.

    söyledikleriyle de gülümsetir insanları. tıpkı kan bağışı organizasyonunda "kanlarımız kızılay'a, organlarımız fenere. helal olsun." dediği gibi. ya da asi ruh fragmanında "sonunda nouma olmayan pascal üçgeninden hayır gelmez." dediği gibi. bu söz kendisine ait değildir belki, senaryo ekibi bulmuştur. fakat bunu söylemesi için beşiktaş tribününde akla gelen ilk isim ayhan güner'dir.
    bu cümlelerin sonuncusunu da bugün, gülmekte bile zorlandığımız günlerde söylemiştir. bir internet sitesinde çıkan "alen ve harun amigoluğu bırakıyor" haberi üzerine forzada* söylediği cümle aynen şu şekildedir: "kartallar haber yalandır, biz gülüyoruz siz de gülün. alen papa olana kadar tribünün amigosudur."

    not: o zaman ankara'da yaşadığımdan dolayı ankaragücü benim için deplasman değildi tabi ki. toplantı da ankara'daydı. yoksa o yaşta birisini o deplasman otobüsüne almazdı ayhan abi, bugün olduğu gibi.
  3. yazmış olduğu ve okumaktan her defasında ayrı dersler çıkarttığım muhteşem yazısı ayhan abi'nin;

    beşiktaş ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde

    beşiktaş'lı olmak, sadece "taraftar" olmak anlamına gelmez. beşiktaş'lılık, bir zihniyet biçimidir öncelikle... ortaya konulan davranış biçiminden tutun da, sergilenen düşünce tarzına kadar yerleşen bi bakış açısı... beşiktaşlılık, birkez sızdı mı insanın içine, gerisi kendiliğinden gelir. `beşiktaş'lılık, başlıbaşına yaşanan bir biçimdir çünkü`...
    ayhan güner (çarşı)
    ________________________________________

    kuruluşundan bu yana herhangi bir dejenarasyona uğramamış bir ahlaki düzendir... centilmenliğini tribünlerden sahaya, sahadan tribünlere yayılışıdır. haksız rekabete, karşı duruştur... sahalarda, ister futbol, ister basketbol, ister voleybol olsun, sadece, sportmence başarının rol oynaması demektir... başarının sadece, çalışmaktan, koşmaktan, yorulmaktan, düşünmekten, kararlı davranıştan gelirse, gerçek başarı olacağını bilmek, ve buna inanmaktır.
    beşiktaş'lı olmak, gerçek bağlılığı taa içinde hissetmektir... koşullar ve sonuçlar ne olursa olsun, terk etmemek... destek vermek, arka çıkmak... başarısızlıkların rasyonel nedenleri üzerine düşünerek, sorunlara hep beraber çözümler aramak... başarıları ise her beraber, yürekten kutlamak, demektir... kucaklaşmak, omuz omuza vermek, ve ileriye gitmek, daime ileriye... hep beraber ve durmadan çoğalarak...
    beşiktaş'ı sadece sevmezsiniz, beşiktaş'a gönül verirsiniz... bir kez ve sınırsız... kimi zaman, yaptığı bir hatayı, tüm içtenliğinizle affettiğiniz çocuğunuzdur... ya da birlikte ağladığınız, güldüğünüz arkadaşınız... sıcak bir kucaktır beşiktaş... sizi saran, size güven veren...
    bir inançtır beşiktaş... attığı ve atacağı her adıma, inanmak ve güvenmektir... hem bu, öyle bir güvenki temeli 100 yıla dayanan bir inançtan gelen... içerde ve dışarda, hiçbir zaman, sarsılmayacağını bildiğin... hakkında konuşurken, hiç tereddüt etmeyeceğin...
    `beşiktaş ile sadece övünmezsiniz, beşiktaş ile gurur duyarsınız`...
    çünkü tek büyük beşiktaş'tır.
    ayhan güner (çarşı)
  4. bir diğer muhteşem yazısı için;
    ______________________________________________________

    dedikya bir kere, "beşiktaş ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde..."

    bizki en sağır kulaklara fısıldardık: "burası inönü burdan çıkış yok oğlum, yok kızım " diye... burası inönü; golden sonraki sevinçle başlar ölüm-kalım savaşı; beşiktaşımızın üstünde siyah-beyaz çubuklu forma, bizim dilimizde "beşiktaşım sen çok yaşa, canım feda olsun sana"

    ... gökyüzü simsiyah, ruhlar bembeyazdır artık. ve, bir kartal seyretmektedir bunları gökyüzünün en yüksek noktasından süzülürcesine... beşiktaşlı olmak sadece "taraftar" olmak anlamına gelmez. taraftarlığı da bir kutsal forma içerisinde kutsamaktır... işte o zaman ruhlar ve bedenler tek bir varlık gibi dans ederler tribünlerde...

    dedikya; burası inönü! burada yaşanılanlar, anlamayanların akıl sağlığını bozar. mabedimiz inönü kutsaldır bizim için. kucaklaşmanın olduğu güne siyah-beyaz peynir zeytinle başlarsın; sonra kartal olur 40 bin kişi konarsın tribünlere, topla birlikte sen de tribünde atağa geçersin; orta yaparsın; kafa topuna çıkarsın; gol atar gol kaçırırsın; rakibin atağını kesmek için tribünde kendi kalene koşarsın; arasıra sen de tribünde sakatlanırsın ama kimseye çaktırmazsın; totem yaparsın; maçı bırakıp, koridora çıkıp dua edersin; kulaklarına gelen sesin tansiyonuna dayanamaz, tekrar tribüne koşarsın; inanmışlığın verdiği haykırmayla tekrar tribünde atak üstüne atağa geçersin... "haydi kartalım... haydi beşiktaşım..." diye yalvarırcasına bağırırsın...

    çünkü sen 12. adamsın!

    12. adam asla yorulmaz, inancını yitirmez, hep pozitif olmak zorundadır, bu enerjiyi sahaya yansıtmalıdır. giydiği 12 numaralı formanın hakkını verir. akıttığı terden güneşte çay demler. maçı kartallar edasında koparır, kazandırır. inönü'de maç oynanırken orada olamayan 12. adamların gözleri açık gider ölüme.

    12. adamlar zor bulunurlar... öldüklerinde inönü'nün beleştepe'sinde gömülmek için oranın kendilerine mezarlık yeri olarak ayrılmasını isterler ya da küllerini inönü'nün çimlerine savrulmasını vasiyet ederler. ama, ruhları asla ve asla ölmez! 12. adam giydiği kartal baskılı çarşi formasını stad yapılırken inönü'nün çimlerine çoktan ruhuyla birlikte gömmüştür. şimdi o formanın üstünde gelecekteki başarılar ve zaferler özgürce yeşermektedir... ve, artık sahada 12'ler savaşmaktadır.

    forma nerede mi gömülü? eski açık tarafı ceza alanı dışındaki sağ iç köşede... '12.adam çarşı forması'nı yaptığımız ayinle mabedimize gömdük ve üzerine de şu dörlüğü yazdık:

    inönü'ye karanlık çöktüğü zaman

    dışarıda yağmurlar yağdığı zaman

    tibünlerde çarşi coştuğu zaman

    haydi bastır şanlı karakartalım...

    o forma beşiktaşımıza ömür vermiş ve vermekte olan tüm kartallara hitaben oraya gömülmüştür. dünyada başka örneği varsa buyursunlar çıkarsınlar.

    bir ömür de bizden kartalım... bir ömür de bizden beşiktaşım...

    tüm kartallara selam olsun

ayhan güner hakkında bilgi verin