şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: acımak).
  • şimdiki çocukların ancak gırgıriye filmlerinde görüp şaşırdıkları eylem.
  • sokaktan gelen def sesini duyar duymaz bütün çocukların dışarı fırladığı ve bir süre sonra bütün mahallenin çocuklarının konvoy halinde çingenelerin ve ayının peşine takilip çala oynaya sokaklari dolaştığı bir eski zaman eğlencesiydi; ayılara, hatta cingenelere de hem acınırdı, hem de vicdan azabini hafifletmek için olsa gerek ayının da eğlendiğine inanmaya çalışılırdı, ayı dans eder gibi yaparken, çocuk aklı işte.
  • kisinin yasini belli eden cocukluk hikayeleridir.

    - eskiden ayi oynatirlardi sokaklarda hikmet hatirlar misin ?
    -hani sen 82 liydin tugce?
  • (bkz: avi oynatmak)
  • efendim; küçükken karşı tarafın ne yaptığını gördüğü halde ısrarla "ne yapıyorsun?" diye soran bireye verilen cevabın özü, kaynağı:

    -recep ne yapıyorsun mutfakta?
    +ayı oynatıyorum.
    -kırıcı oluyorsun.
    +yemek yiyorum lan. görmüyor musun?
  • tabii ki o yaşta politically correct bir tip değildim ama bu eylemle karşılaşmak bana basbaya huzursuzluk verirdi. şişman bir çocukla topluca dalga geçildiğinde nasıl huzursuz oluyor ve bu eyleme katılmıyorsam, mahallede ayı oynatıldığında da benzer hisler besler, olaya uzaktan seyirci olur, sonra daralır kendime başka bir meşgale bulurdum. yanlış bir şey olduğu çok belliydi. kaldı ki çocukluğun tüm acımasızlığıyla davranıp eğlenmeye karar verseniz bile eğlenceli değildi ki. ayının birkaç hantal adım atmasının hiçbir eğlenceli tarafı yoktu, hayvanın bunu işkence sayesinde yaptığı açık seçik ortadaydı. içimin daraldığını hatırlıyor ve hissediyorum, mahallemizde ayı oynatılınca. keşke bunu yazmayı ilkokulda akıl edebilseydim ve şu yazdıklarımı bir kompozisyon konseptinde öğretmenime teslim edebilseydim. kesin yüksek not alırdım. hele bir de başlığını "mahallemizde ayı oynatılması" gibi ekşi sözlük başlıklarını muştulayan bir şekle sokaydım tadından yenmez olurdu.eşek kafam.
  • çocukken, ağzınız bir karış açık izlediğiniz aktivedir... yeni yetmeler için tanımı ilk kez fame city e gitmek, joystickle ilk kez adam vurmak gibi bir şey olsa gerek...
    gerçi ayının peşine takılıp o sokak senin bu sokak benim gezmeniz, 2 saattir ortalıkta görünmediğinizi farkeden aileniz için dağılarak sizi arama ve güzel bir sopa atma vesilesi olmuş olabilir ama, yine de kendiniz ayı kadar olsanız da unutamadıklarınız arasındadır...
    sonraları anlarsınız işin hezimetini... gerçi ayılar çoktan doğal ortamlarına salıverilmiştir...
  • yasaklanmadan evvel bir dönem çingenelerin öncülüğünü yaptığı aktivite. malzeme olarak bildiğiniz ayı, def, sopa ve tasma yeterliydi. mahalleye gelen ayının başına üşüşen çocuklarda ayının yaşayış, yetiştiriliş biçiminden mi kaynaklandığı bilinmez ama ayının dış görünüşü hayal kırıklığı yaratırdı. çünkü insanların aklındaki karizmatik güçlü ayı imajının aksine kirlenmiş pandayla chewbacca karışımı bir dış görünüşle çıkardı bu hayvan. oynama aktivitesi ise maksimum bi geri iki ileri arka ayaklarıyla yürümesiydi. bu aktiviteyle aklımdaki en büyük soru işareti ayının temin edilişidir. küçük yaşta bile bu soru aklımı kurcalamıştır "ulan bir insan şehrin ortasında ayıyı nerden bulur ?". diyelim buldun zaten çingene olduğun için toplumun sana karşı bakış açısı farklı. bu vakti, bu enerjiyi daha mantıklı birşeye harca be adam. git meslek edin o sürede. çünkü bu tarz bir ayı kolay yetişmiyor ülkemizde. hayvana yapılan her türlü eziyete karşı olsamda bu olaya 2-3 kez denk geldiğim için kendimi şanslı sayarım.