şükela:  tümü | bugün
847 entry daha
  • gidip gormeyi cok istedigim ancak gitcek kimseyi bulamadigim film.
  • 2017 yapımlı türkiye oscar aday adayı dram filmidir.

    evet, ağladım. ama bu filmin kaliteli olduğunu göstermez. klasik türk televizyon filmi olmuş işte. oscarlık mı? yanından bile geçemez.
  • en iyi türk filmleri arasında yerini almış dram/savaş filmi. oscar kazanacağımızı zannetmiyorum ama aday olmak bile bir olay. benim nazarımda babam ve oğlum benzeri bir yapım. birbiriyle yan yana dahi gelmemesi gereken iki kelime savaş ve çocuk keşke sadece filmlerde yan yana gelseydi. bu alanda en iyi film hayat güzeldir, bu film de olmuş. biraz aşağılık kompleksimiz mi vardır nedir, şu filmi elin oğlu olsa öve öve bitiremeyecek insanlar, türkler oynayınca burun kıvırıyorlar.

    bu arada 1950 kore savaşı ve mehmetçiklerimizin oralarda ne aradığı konusunda da insana araştırma yapma isteği uyandırması da güzel bir olay.
  • ayla'yı sevdim. eli yüzü gayet düzgün bir film.

    fakat oscar'lık bir film olsaydı bile böyle bir konjonktürde alacağını, hatta aday olacağını düşünmek düpedüz naifliktir.
    "olsaydı bile" diyorum çünkü değil. ayla hollywood reçetesiyle yazılmış ve çekilmiş bir film. akademi yabancı filmde kendisinden olmayan bir şey görmek ister. aksi ancak tereciye tere satmak olur.
  • oscarlık bulmadığım film ama fena değil tabi. film akmıyor ara ara sıkılıyorsunuz ,ağladığım sahneler oldu ama bence benim aşırı duygusal yapımla alakalı bi durum bu.
  • ayla filmi son zamanlarda yapılan en kaliteli türk filmlerinden. türk filmlerinin sinemada izlenmesi konusunda seçiciyim. ama bu film babam ve oğlum tadında belki daha güzel bi yapım olmuş. tabiki arada uzatılan sahneler bazen sıkıcı diyaloglar oluyor. ama sonuçta imdbsini de hakediyor, güzel yorumları da..
    --- spoiler ---

    bence cast gayet iyi. tek gözüme batan süleymanın gerçek kızı rolündeki kadın. tamam itici yap da bu kadar çirkin, alakasız bi kadını neden süleyman gibi yakışıklı ve nimet gibi güzel bi hanımefendinin kızı yaparsınız??
    ikinci yarı biraz durağan gibi görünse de sonuna kadar ne olacak diye bekleniyor
    vee son sahne. yani gerçek hayattaki buluşma da filmin sonuna eklenmiş. bu da tüm izlediklerinizin ne kadar sahici olduğunu sizin beyninize işliyor adeta. o sahneye kadar gözlerim dolmayan ben bile o sahnede ağladım.
    --- spoiler ---
    mutlaka sinemadayken gidin izleyin. pişman olmayacaksınız!
  • oscar'a aday gösterilmesiyle komedi dalında en iyi film ödülü kazanabileceğini düşündüğüm film.

    şimdi öncelikle tamamen önyargısız bir şekilde gittim. dahası ilk yarısında gayet güzel, klasik film anlatısı standartları içerisinde iyi kurulmuş bir hikaye gördüm karşımda. dahası mizansen ve sinematografi iyiydi, olayın uluslararası boyutu vardı falan. (abd'nin neden tam böyle bir dönemde böyle bir filme para akıttığından çok bahsetmiyorum).

    netekim ikinci yarıya geçtiğimiz zaman güzel başlayan bir hikaye gittikçe sıçma yoluna gitti. sürekli arkaplanda giren yaylılarla ağlatılmaya çalışmamız, bir türlü gelmeyen ayrılık, film boyunca gözümüze sokulan milliyetçilik mastürbasyonu, alakasız bir şekilde araya sokuşturulan 99 depremi kısmı, ürün yerleştirmeden çok thy reklamına dönüşen sahne... ikinci yarının tek güzel yanı finalin ardından gösterilen gerçek görüntüydü. ki bu görüntüyle filmdeki sahneyi kıyaslamanız bile farkı ortaya koyuyordu.

    bir filmin sizi çok ağlatması onu her zaman iyi yapmaz. sinema salonundan çıktığınızda ne kadar harap olmuş olduğunuz, ne kadar kendinizi paraladığınız o filmin güzelliği ile doğru orantılı değildir. ayla türkiye standartlarında iyi bir film olabilir ancak oscar'ın aday adaylığından bir üst seviyeye geçecek bir film kesinlikle olamaz, çünkü sanatsal değer sizin son ses müzik ve ağlayan insan görüntülerinizden ötedir.
  • türk sinemasında önemli bir yere sahip olacağını düşündüğüm bir film
    oyunculuklar sahneler verilmek istenen duygu herşeyden önemlisi bu hikayenin gerçek olması içimde insanlığadır karşı umut tohumları ekti
    savaşta dahi merhamet ve vicdanını esirgemeyen yüce gönüllü insan haberlerde gördüğüme göre hastanede yatıyormuşsun aylanda yanındaymış
    bir an önce iyileşmen dileğiyle
  • güzelim konuyu kendi milletini öven bir senaryoya dönüştüren, yönetmeninden kültür bakanlığı yetkilisine kadar bu filmde emeği olan bütün herkesin sıfatına tüküreyim.

    bir de oscar aday adayı. hiç mi utanma yok?
  • gerçek hayattan alınan bir öykü ayla. yani öylesine geçiştirelecek, vatan millet edebiyatı üzerinden oynanacak bir durumu yok. son derece insani, kader çizgisinin iyi insanları kötü ortamlarda oradan oraya sürükleyen hikayesi var. bu bakımdan insanın içindeki istek, amaca ulaşma arzusunun kutsallığını içerdiği için öncelikle saygı duyulması gereken gerçek kahramanlara ait.

    tabii bu duygular ve cümleler tamamen gerçek yaşam öyküsüne yönelik duygularımı ifade ediyor. film içerisinde bunun ne kadar iyi işlendiği birçok noktada sorgulamaya itilebilir. türkiye'de sinema izleyicileri ülkemizde çekilen bu tarz modern akım filmleri çok fazla baş tacı yapıyor, dikkatimi celbeden asıl şey bu. önemli olan nokta, insanların böylesine yapımlara ne kadar aç olduğu. kaliteli yapımları entel dantel filmler diye kenara atan nice güruh ayla filmine başyapıt diyebiliyor. insanların sinemanın ender köşelerinden haberdar olmayıp, onlarca rezilliğe para harcadıktan sonra ayla filmini yukarıya itme çabaları beni biraz da olsa üzdü. filmin kötü olduğuna dair değil bu yorumum. kötü filmlere para harcadıktan sonra ayla gibi eli yüzü düzgün yapımları sanki ülkemizdeki en iyi işmiş gibi ağzında sakız edenlere sadece.

    her neyse filme dönelim. öncelikle filmde 'ayla' karakterine can veren tatlı mı tatlı kyung-jin lee adlı oyuncuya değinmeden olmaz. filmin atmosferine bu kadar iyi uyum sağlayıp, sahnelerin içerisine bu kadar mı tat getirir bir çocuk. izlerken garip bir mutluluğa kapıldığımı farkettim. enerjisi hayli yüksek, yolu açık olsun demek lazım.

    filmin ilk yarısı fazla çabuk ilerlemiş sanki. fakat ana konunun hakkıyla uzun sürede işlendiğine baktığımız zaman pek de önemli bir ayrıntı gibi gelmiyor. anadolu'nun zamanında taze ekmek kokan, emekçi ve hitap şekliyle muhafazakar tutumunu gayet iyi işlemişler. günümüzde kimsenin dilinden düşmeyen değerli gazilerimizin zamanında ne kadar büyük zorluklarla, aileleri tarafından binbir endişeyle savaşa gönderildiği bir gerçek. ülkeler arasındaki kardeşlik bağı tarihteki hakiki kahramanlar sayesinde oluşuyor. bu oluşum filmin içerisinde doğru adımlarla sergilenir halde elbette. yine de yer yer garip kaçan, gereksiz milliyetçi olma çabasına düşülen yerler var. ancak hikaye tam da olması gerektiği gibi süleyman ve ayla ikilisi üzerine işlendiği için militarist görüntüleri büyük bir vurguyla görmek zor.

    konu ve işleniş olarak iyi bir film. ancak teknik anlamda gerçekten sınıfta kalıyor. ufak çapta savaş sahnelerinin prodüksiyonu bile hala yetersiz. uluslararası anlamda başarı sağlanmak isteniyorsa mutlaka düzeltilmesi gereken şeylerin başında geliyor. oscar böylesi durumda ancak 'ütopya' olarak kalabilir. birçok aksiyon içerisinde o kadar fazla amatörlük göze çarpıyor ki, yıkımın içerisindeki gerçekçilik seyirciye bir türlü geçmiyor. bunları yapmak zor değil. fakat sanırım üzerinde çok çalışılması gereken bölümlerde iş tembelliğimiz var. bu tembellik de buradaki gibi teknik olarak başarısızlığa yansıyor. garip ayrıntılar var. örneğin; marilyn monroe sahnesi. ikonik kişileri nostaljinin içine yedirmek çok zor. çünkü beğeni çıtası fazlasıyla yüksek. böyle bir sahnenin çekilmesine bile gerek yokken son derece komik bir görünümle marilyn monroe işlenmiş.

    sonuna doğru gereksiz bir ağırlık geliyor filmin üzerine. oyunculuğuyla tekrara düşen çetin tekindor'dan mıdır, yoksa ilkokul ingilizcesi ile direkt set arasında metni okuyan abladan mıdır bilinmez.

    işlenişi ve gerçek bir hikayeden alınmasıyla iyi diyebilirim. ancak teknik anlamda sırıtan şeyler uzar gider. öykünün gerçek olmasının verdiği duygusal derinlik puanın düşük olmamasında etkili.

    --- spoiler ---

    süleyman'ın bir sahnesi var herkes hatırlayacaktır. ayla'nın ailesini görmek için uzaklara gidiyor. bu sahne çok ciddi işlenmesi gerekirken resmen komedi filmine dönen bir kaçış sahnesi mevcut. anlamlandıramadım.

    --- spoiler ---
2 entry daha