şükela:  tümü | bugün
  • terasinda icmenin gayet keyifli oldugu, ankarada nefes almak icin gidilebilecek ideal mekan. geleneksel kitap kulubu zirvelerinin merkezi ayni zamanda.
  • yemekleri çok lezizdir buranın, sıcak şarap konusunda ise birazcık daha aşama kaydetmeleri lazım sanki. hoş mekandır, sakinliği sevilesidir.
  • gittiğim zamanlarda, kendimi trees lounge filminin içindeymiş gibi hissetmeme neden olan mekandır.
  • bugün bir saatliğine bulunduğum mekan. kitap klübüne gidecektim. ama kimseyi tanıyamadığımdan bir şey anlamadım. sonra ayrıldım. orada bulunduğum süre boyunca lgbt üyeleri ile yanyana oturdum neşeli insanlar. ama biraz yalnızlık hissettim. yan masadakilerin sevişme temalı tartışmalarına kulak kabarttım. konusu sevişme içinde şiddetin olup olmadığıydı. normalde hemen ortama dalar ve iletişeme geçerdim ama onlar da pek yanaşmadı. belki de benim yorgunluğumdan dolayı ben fark edemedim.

    mekanda en ilginç şey meveli sodanın uçuk fiyatıydı. midem biraz kötüydü ve normal soda ile başladım. servis konusunda biraz kötüler. kime ne söyleyeceğimi fark edemedim. sürekli aynı kişilerin takıldığı bir mekan olduğu için herkes kim çalışan kim müşteri farkında. böyle kalabalık içinde bildiğin yabancı hissettim kendimi. sodadan sonra bira ve patates yiyeyim dedim. tuborg varmış, mutlu oldum ve söyledim. patates kötüydü. çok ince dilimlenmişti ve yağlıydı. elle yemeye gelmiyordu.

    bira, soda ve patatese ödediğim fiyat uygundu. hele de şişe bira olduğunu düşünürsek iyiydi. bir de o patatesler o kadar kötü olmayaydı çok iyi olurdu.
  • sıcakkanlı insanların mekanı. birkaç ay önce birimizin doğumgünü için orada toplanmıştık, doğumgünü çocuğunun liseden, üniversiteden arkadaşları, çocukluk arkadaşları.. kısacası farklı farklı insanlar. bir süre sonra aramızdan biri, yine aramızdan birine '' sen x'i ( doğumgünü çocuğunu) nerden tanıyosun?'' dedi. o da tanımıyorum dedi. meğer o mızıka kulübü sanmış bizi, çünkü aramızdan birinin mızıkası vardı. sonradan mağdur kişi ait olduğu yere gitti ve günün sonlarına doğru diğer mızıkacı dostlarıyla beraber bize sürpriz bir ziyaret yaptılar, güzel bir şarkı çaldılar.
  • mekan güzel, teras müthiş, bira tombul şişe filan ama esas önemlisi, muhtemelen yıllarca oturduğum apartmanı yapan müteahhitin yaptırdığı bir apartmanda bulunuyor olması. bayağı trabzanlarından yerdeki mozaik betonuna, kapı yerlerinden havalandırma pencerelerine kadar her şey aynı. gel de evim gibi deme şimdi.

    ekle: her sakallıya dede dememeliyiz tabii.
  • su'dem'in üst katında, merdivenlerden çıkıp ulaşması zor olsa da buna değer. içerdeki ortam nezih ve sakin. yemekleri de güzel ama çayı için aynı şeyi diyemicem. ancak her şeyden öte bir kedisi var ki pek bi tatlı, orta dünya'nın kedisiyle yarışır.
  • dondurmalı brownie leri çok güzeldir. çalışanı da canayakın, ankarada en severek gittiğim mekanlardan birisi. yalnız şöyle bir sıkıntısı var, menüdeki yiyecek-içeceklerden birini sorduğunuzda "şu an elimizde yok" cevabını almanız mümkün. brownie olmadığına denk geldim, ki bence en iyi yaptıkları şey o . yapmayın lütfen, bulundurun elinizde bir sürü brownie. ben yerim onları.
  • geçen ay beş on kişilik bir arkadaş grubuyla gittiğim mekan. bir iki saat sonra da gelip, önceden rezervasyon yaptırmış olmamıza rağmen, kusura bakmayın birazdan burada toplantı olacak, yerimiz yok diye bizi kovmuşlardı. giderken de müşterilerden birine "çok uyuz ettiler beni, oturdukları yeri beğenmezler, üşürler." gibi şeyler dediğini duyduk çalışan kadının.hayır tek yaptığımız da terasta yer var mı diye sormak ve üşüdüğümüz için ısıtıcıyı açmalarını istemek olmuştu. sakin ve hoş bir yer olabilir ama bir daha asla gitmem.
  • bundan yaklaşık 8-9 ay öncesine kadar 1 seneden uzun bi süreliğine müdavimi olduğumuz, neredeyse haftaiçi 3-4 gün oturduğumuz yerdi. terasta upuzuuun masalarda saatlerce oturur biramızı şarabımızı içer ya da rakı sofrası kurar, bi dünya da para bırakır giderdik. sağolsunlar onlar da masamıza şampanya mı getirmediler bedava, yemekleri bize bol bol mu koymadılar çok seviyoduk hakkaten.

    ama son 3-4 gidişimizde artık resmen tost istiyoruz diye bi gelip küfredilmediği kaldı. sipariş verdik saatlerce gelmedi, çay istedik tamam getiricem diye azarlandık. el değiştirdi ondan mı bilmiyorum ama havalar güzelleştikçe oranın terasında oturmak istiyodum ben ama zorla uzaklaştırdılar bizi.

    geri dön eski aylak yaşam teras, seni seviyoduk biz çok.